Hera anlatıyor
Hayatlarımız Chuky ile Palyaço’nun, Adana Kebap gömüp Şargam içtiği bir evren gibiyken Korku Evine gitmeye gerek var mıydı? Eh. Bilemiyorum. Ama ekipçe Korku Evinin kapısındaydık.
Hepimiz ikişerli olarak ayrılmıştık.
Ares ile Hermes
Zeus ile ben
Apo ile Dio.
Posedion-bu benim fikrim fazla takılmayın(hayır apo 4. Duvarı kırmıyorum)- korkak olduğu için gelmemişti.
İçeri girerken telefonuma gelen mesaj’a baktım.
İksion
Bir şans veremez misin?
Sinirlice baktım telefona tam bir şey yazacaktım ki hermes telefonumu alıp İksion’a bir kaç şey yazdı ve onu engelleyip telefonu bana verdi. “Bu kadar basit.” Göz kırpıp Ares’in yanına gitti. O sırada evin yöneticileri geldi. Üç kadın’ın ellerinde ipler vardı. “Moria Korku Evine hoş geldiniz. Maalesef sizi diğer seansla birleştireceğiz.” Dedi elinde ki makasla ipe şekil veren kadın.
Zeus bir süre düşündü tam bir şey diyecekti ki Apollon onun ağzını sağ eliyle, arkasından gelip kapattı.
“Tabii, Olur. Neden olmasın? Çok eğlenceli olur.” Dedi Apollon vurgulayarak. Bizden onay bekliyordu. Başımı salladım. “Hıhı. Kesin. Apoya katılıyorum.” Dedim.
İçeri doğru girdik ve onlarla karşılaştık.
Zabit,Leo,Jason , Thalia ve İlay.
İlay sakızını çiğnerken, Thalia endişe ile saçlarını toplamaya çalışıyordu. Leo ve Zabit, birbirleri ile atışırken, Jason, Apollon’u baştan aşağı süzüyordu. “Buradasın,” dedi Jason, Apollon’a. Apollon onaylar şekilde başını salladı. “Evet, sende.” Leo ikisine bakıp gözlerini devirdi. “İlk defa karşılışıyor gibi davranmayın a-“ zabit kolunu leo’nun karnına geçirince leo bağırdı. “Lan yapma mal mısın oğlum?!” İlay öksürdü. “Artık oynamaya ne dersiniz?”
🐎💨
“ARES KAFANI SİKEYİM SENİN HAYALETİN PEŞİNDEN KOŞMA!” Diye bağırırken koşuyordum.
Tam olarak ne olmuştu?
Oyun başlamıştı ve yarım saat geçmişti. Ares, Hayalet’in peşinden koşarken Dionysus, Apollon’u omzuna almış şekilde masaların üstünde koşuyordu. Hermes, Thalia’nın ağlamasını durdurmaya çalışıyordu. Zeus ise benim elimi tutuyordu. Zabit ile Leo en farklı olanlardı.
Leo, Zabit’in sırtına çıkmış bir şekilde ‘Destur! Padişah Leonidas Han Paşa Cumhur-u Reis Hazretleri geliyor!’ Diye bağırıyordu. Aniden Leo çatıda olan bir kapıya girdi ve ortalıktan kayboldu. İlay, önüne gelen böcek ile bağırdı. “Ebeni si**! Leo nerede ve şu böceği alın önümden!” Bir süre sonra durup ipucunu çözdük. Tam o sırada önümüze Minator kostümlü biri girip bağırdı. Zeus’un koluna sarılınca, Zeus güldü. “Korkma.”
Zabit kahkaha attı. “Leo mükemmelsin bebeğim! Bu hâlin bile güzel!”
O cidden Leo muydu lan..?
Minator kostümlü kişi kostümünü çıkardı. Leoydu. Evet. Geri zekalı.
“Korku Evi değil Korktuk Evi anasını satayım…” diye mırıldandı Dionysus çıkışa doğru yürürken.
🐎💨💨💨💨💨
Ares Anlatıyor
Korku Evinden çıktıktan sonra, babamın iş yerine uğrayıp ona yardım etmiştim. Babam Kasaptı. Annem ise ünlü bir restoranda şefti. Bu ikisi ile büyüyen ben ise bi bok değildim.
“Arte! Arte! Oyuncağıma bak!” Kardeşlerimin en küçüğü olan Harmonia neşeyle yanıma yaklaştı. Anteros gözlerini devirdi. “Benimki daha güzel.” Pothos ikisine de tiksinir gibi bakarken Himeros, Pothos’un yanında elmasını yiyordu.
Beş kardeştik. Harmonia, Anteros,Pothos, Himeros ve Ben. Ares.
Onlar kendi aralarında konuşurken telefonuma baktım. Mesaj gelmemişti. Bazen…o kadar yalnız hissediyorum ki. Herkesin bir yakını vardı grupta. Ben yalnızdım. Kimsem yoktu. Ayrıca beni umursamadıklarını düşünüyordum. Annemin “Ekmek alma sırası sende, Ares!” Diye bağırmasıyla düşüncelerden çıktım. Biraz para alıp market’e yürüdüm. Parayı verdikten sonra tam kapıdan çıkacakken birine çarptım.
12-T sınıfından Afrodit Kiteria. Yarı Fransız yarı kıbrıslıydı. 17 yıldır ise burada yaşıyordu. Artık rengi azaldığı için sarı bukleleri ile pembe bukleleri birleşmişti. Açık mavi gözleri ile bana bakınca….Kendimi ilk defa heyecanlı hissettim. “Önüne bakmaya ne dersin, Ares?” Dedi alayla. “Bu kadar kör olduğundan haberim yoktu.” Sinirle baktım. “Uğraşmak istemiyorum seninle.” Diyerek uzaklaştım. Arkamdan “Ben sana bayılıyorum sanki!” Diye bağırmasını umursamadım.
Onun büyüsüne kapılmaktan korkuyordum.
🐎💨
Jason anlatıyor
Apollo, benden nefret ediyordu.
Odamda volta atarken bunu düşünüyordum. Neden benden bu kadar nefret ediyordu? Neden babamızın suçunu bana kesiyordu? Annesi aldatıldığında daha yeni doğmuş bir bebektim. Kapımın çalmasıyla durdum ve “gel,” dedim.
Annem.
“Kuzucuğum, bir sorun mu var? Çok beyazsın. Bana anlatabilirsin.” Gözlerimi kaçırdım. Annem anlayışla bakarak yatağıma oturdu ve yanına davet etti. Yanına gelip kafamı kucağına koydum. “Anne…Apollo vardı ya.”
Başka biri olsaydı, donardı. Ama annem çok sakindi. “Evet, bir şey mi olmuş? Leto ile geçen konuşmuştum çok mutlu olduğunu söylemişti.”
Demek mutluydu, ha?
Keşke o mutluluğu bana da gösterebilseydin, Abi.
“Hiç..” dedim. “İyi anlaşıyoruz da, onu diyecektim.” Yüzüme bile bakmıyor, anne. Kardeşi olmamdan nefret ediyor gibi. Annem güldü. “İyi anlaşmanız gerekiyor. Siz kardeşsiniz. Anneleriniz farklı olsa ne olur? Birbirinize kanat gelmelisiniz. Artemis ablan, Ziraat mühendisliği okuyormuş….Dayının bacanağının ablasının oğlu vardı ya…” diyerek yeni bir dedikodu anlatmaya başladı.
Annemi seviyordum.
Abimin beni sevmesini isterdim
🐎💨💨
Hera anlatıyor
Yine onlarla kavga ediyordum.
“Jag vill inte gå på ett nytt evenemang! Jag är trött! Låt någon annan gå i mitt ställe!”(Başka bir etkinliğe gitmek istemiyorum! Yorgunum! Yerime başkası gitsin!) diye bağırdım sinirle. Fazla yorgundum. Eve adım attığımdan beri daha odama gidecek fırsatım olmamıştı. Her etkinlikten sonra eve gelip merdivenlere çıkarken başka bir etkiliğin haberi geliyordu. Babam sinirle bana baktı. “Olmaz, Hera! Hemmen gidiyorrsun. Sözünü unutma.”
Söz.
Arkadaşlarımla takılmama sadece böyle kabul ettirmiştim. Gözlerimi kaçırdım. “Tamam,” buruşan elbisemi düzelttim. “Ama bilmelisin ki, bir daha seni asla affetmeyeceğim, baba.”
Hızla evden çıkarken haplarımı içtim.
🐎💨
Zeus anlatıyor
Apollon ile birlikte bir bank’a oturmuştum. Bu aralar fazla sessizdi. Artık eskisi gibi saçmalamıyor, her hareketine dikkat ediyordu. Bu şüphelenmem için gayet uygun bir sebepti. “Ya birader…Sende bir iş var. Anlatacaksın dimi bana?” Dedim en sonunda. Apollon hafifçe kızarmaya başladı. “Eh. Zeus ben dio’yu öptüm.” Dedi hızlıca.
AMA BUNLAR BİZDEN SONRA BAŞLAYIP NASIL BU KADAR HIZLI İLERLEMŞTİ?! BUNU BİR BEN Mİ YAPAMIYORDUM AMINA KOYAYIM YA?
Apo, şaşkınlığımı fark edip vücudunu bana çevirdi. “Öncelikle derin bir nefes al. Ha bir de…Hayriye Nine Mesaj atmış. Yorganları halletmemiz gerekiyormuş,”
AMA CİDDEN HAKSIZLIKTI!
BABANNE REZİK OLMAK İSTEMİYORUM!
İmdat.
🐎💨🐎💨🪦
Apollon
“Tavukları pişirmişem….Hacıyı da çarşıya göndermişem….” Pembe leğenin içinde ki yorganı çiğnerken aklıma gelen ilk şarkıyı söylüyordum. Ares,Zeus, Hermes ve Posedion olarak yorgunları çiğniyorduk. Dionysus ise yünleri ayırıyordu. Hera’yı o kadar aramamıza rağmen telefonları açmamıştı. Onu merak ediyordum. Bu hayatta en çok değer verdiğim kadınlardan biriydi. O Artemis gibiydi benim için.
Hera benim öz kız kardeşim sayılırdı.
“Apo, dansöz gibi kıvırsana la.” Dedi Ares. Dionun bana baktığını görünce gözlerimi kaçırdım ve leğenden su alıp ares’e fırlattım. “Siktie git lan! Ben ne zaman kıvırmışım?” Dedim hidretle. Hermes güldü. “Geçen afyon macunu emcukleyip dansöz gibi dans eden kimdi lan? Tişörtünü çıkartıp Zeus’un-“ Dio’nun öksürmesiyle durdu. “Biraz…sessiz olun. Fazla konuşuyorsunuz.” Dedi Dio gözünğ yünlerden ayırmayarak. “Olay’ı anlatmazsınız hepinizi yunuslarla bale yaptırırım.”
“Ya şimdi şöyle oldu…” diye başladı zeus.
Flash Back
11. sınıfı, 12. Sınıfa bağlayan yazdı. Apollon,Hermes, Ares ve Zeus güzel bir partiye gitmişlerdi.
Apollon, o gün ablası Artemis’in arkadaşı Phobetor‘dan Afyon Macunu bulmuştu. Partiden önce kafasının rahatlamasına ihtiyacı vardı. Sesleri duymaması gerekiyordu.
Bir süre sonra kafası güzelleşti. Sürekli gülüyordu. Ares’i dans’a bile kaldırmıştı.
Sıcaklayınca tişörtünü çıkartıp ince beline bağladı. DJ Corybas‘ın yanına gitti. Telefonunda ki şarkıyı gösterdi. “Bu şarkıyı aç.” Dedi. Şarkı çalmaya başlayınca, Apollon arkadaşlarının yanına gitti. Şarkı çalmaya başladı.
Led bir' vele diştiri
Vela di seau diftiri
Led bir' vele diştiri
Vela di seau diftiri
Kalçalarını salladı.
Dil esvuayyini murra (murra)
İl esvuayyeni (murra)
Apollon kendini ritme bıraktı. Göbeğini içeriye çekip bırakıyordu. Gövdesini salladı. Daha sonra partidekiler, cebine para tıkmaya başladı, Apo kahkaha attı. Hermes videoya çekiyordu. “Gerizekalı! Rezil olacağız!” Demeyi de eksik etmiyordu. Ares ıslık çaldı. “HEY GİDİ APOM BE! BİRAZ DAHA SALLA! TWERK AT BİN LİRA ATAYIM YABRUMMM!” Diye bağırdı. Apollon, Zeus’a yaklaşmaya başladı. “Piişt, yakışıklı. İster misin bu güneş topunu?” Zeus telefonuna bakıyordu. Hera’nın, İksion ile olan fotoğrafı. “Siktir git, Apo. Senle uğraşamam şuan.” Dedi sinirle. Tam o sırada Apollon, Zeus’un telefonunu alıp ares’e fırlattı. Sonrasında Zeus’un kucağına oturup dans etmeye başladı. “Kucak dansı ediyor en yakın arkadaşına la…” dedi ares. Zeus tavana bakıyordu. Apollon ellerini onun saçlarına geçirdi. “HELAL BE APO! KİM TUTAR SENİ! ZEUS PARA VERSENE OĞLANA!” Dedi Ares. Apo, Bir süre sonra Zeus’un ona karşılık vermediğini fark edip dudağını büzüp kucağından kalktı. Zeus’un önünde dans etmeye başladı. Zeus ise bakmamaya çalışarak alkışladı.
🐎☄️💨
“Ebenin nikahı, Apo cidden bunu yaptın mı?” Dedi Dio. Gözlerimi kaçırdım. “Macunu çok kaçırmışım ya..” dedim fısıltıya çalan ses tonumla. Ares kahkaha atmaya devam etti. “Hermes’in telefonunda hâlâ var o fotoğraf.” Hermes başını salladı. “Evet, hatta dur göstereyim-“
“HERMES SİKTİR GİT EBENİ SİKERİM!”
Leğenler havada uçuşurken, Hayriye teyze evinin penceresinden onları izlerken gülümsedi.
Zeus’un mutlu edecek her şeyi seviyordu.
O sırada kimse Heranın, bir sokak köşesinde baygın yattığından haberdar değildi.
