İçeriğe geç

Aşiret

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Aşiret

Bölüm 2

2. Bölüm

Ertesi Gün

Tekrar bir ses duyunca yastığa kafamı bastırdım.

"Eva bu son deyişim. Yoksa ben gidiyorum." Diye son defa ses duyunca mecburen gözümü açıp etrafa baktım. "Kız evi naz evidir." Diyerek yatağa oturdum.

Batuhan yatağa oturup bana bakarken biraz bana yaklaştı. "O evlenmeden önce denmiyor muydu?" Deyip bana yaklaşıp yanağıma elini koydu. Yanağımı okşarken konuşmasına devam etti.

"Ee sen de benim karımsın." Deyince geri çekildim. Batuhan gülerken yataktan kalktım. "Bana dokunma." Derken Batuhan kolumdan tutup beni kendine çekti. Batuhan'ın dizine oturunca belimde tuttu.

"Sana dokunma demiştim."

"Bir kere daha 'dokunma' dersen öperim."

Batuhan son cümlesini derken ben ağzıma görünmez fermuar çektim. Bana bakıp gülerken ona bakmaya devam ediyordum. "Eva, 'Dokunma deme' dedim 'sus' demedim."

Bir şey demeden dizinden kalktım. Odadan çıkıp yan odadaki giyinme odasına girdim. Dolaptan kıyafet seçmeye başladım. Elime gelen en düzgün şeyleri giymeye başladım.

Tam üstündekini çıkarırken kapı açılınca oraya baktım. Batuhan içeri girerken tişörtümle göğüsümü kapattım.

Batuhan sırıtarak duvara yaslanınca kollarını birleştirdi. "Tişörtünü çeksene ya." Deyince tişörtü onun kafasına attım. "Çık dışarı!" Diye bağırdım. Elime başka tişört alıp hızla onu giyerken "Karının da utangaç olanına denk geldik." Diyen Batuhan'ı umursamadım.

"Çıkabiliriz." Dedim ama benim dediğimi dinlemeyip namı değer kocam üstüme doğru gelip belimden tuttu. Beni kendisine çekti. "Bu kıyafet ile seni yanımda gezdirmem."

"Adam akıllı kıyafetim yok demiştim." Dedim, Batuhan'a dik dik bakarken gözlerini göğüslerime indirdi "Belki evden çıkmak yerine mükemmel soyumu devam ettirecek eğlenceli şeyler yapabiliriz."

Geri çekilip yanından geçtim. "Gelmek istersen gelirsin." Deyip odadan çıktım. Evin dış kapısına doğru ilerledim. Kapıda ayakkabımı giyinip dışarı çıktım. Arkamdan Batuhan çıkınca ona baktım.

"Arabaya." Diyerek Batuhan önümde duran arabayı gösterdi. Arabaya binince Batuhan bana bakıp "Ne yapıyorsun?" Deyince etrafa baktım. Anlamadım. Ne yapmış olabilirim? Arabaya dedi arabaya geçtim. Acaba arabaya derken bakmamı mı istiyordu?

"Ön tarafa geç."

Hiç ısrar etmeden arabadan çıkıp bu sefer ön koltuğa geçtim. Ne fark ediyorsa? Her türlü arabada değil miyim? "Emniyet kemerini tak." Dedi, sağıma solma baktım.

Nasıl takacağım ki bunu? "Hadi." Diyen Batuhan'a baktım. Bana ciddi ciddi bakarken çekinerek "Nasıl yapacağımı bilmiyorum." diye söyledim.

Batuhan bana yaklaşıp emniyet kemerini takarken "Hiç mi arabaya binmedin sen?" Dedi gülen suratıyla, sanki alay ederek bana bakıyordu. Kafamı eğip "Binmedim." Dedim.

"Fakirhaneden mi çıktın?"

Batuhan geri çekilip kendi emniyet kemerini takarken alayla gülmeye devam etti. "Doğru ya, fakirhaneden aldık seni." Dedi, kendi dediği şeye kahkaha atarken kendi elime oynamaya başladım.

Çenemdeki elle kafam yukarı kalkınca Batuhan'a baktım. "Bak ben böyle her şeyle taşak geçerim ama seni kırmak istemedim. Özür dilerim." Dedi Batuhan, gülümseyip "Kırılmadım." Dedim.

Batuhan elini çekip arabayı sürmeye başladı. Yaklaşık 10-15 dakika sonra araba durunca ona baktım.

Batuhan arabadan inince ben de indim. Batuhan'ın yanına gittim. "Nereye?" Diye sordum ama bana cevap vermek yerine dükkanlardan birine girdi.

İçeriye girince ben de onun arkasından girdim içeri. İçerisi teknoloji dünyası gibiydi. Bir sürü telefon vardı. Duvarlarda o telefonlar için reklam resimleri vardı.

Ne bu telefon sevdası?

Batuhan'ın bana baktığını fark edince yanına ilerledim. "Ne bakıyon?" Dedim mırıldanarak, Batuhan telefonları göstererek "Seç birini." Dedi, gösterdiği telefonlara baktım.

Telefon telefondur işte ne uzatıyo?

"Bu olsun bunun tuşu var hem sevimli." Dedim, telefonu elime alıp Batuhan'a gösterdim. Bana boş boş bakan gözlere karşı gülümsedim

"Bu internete bile girmez ki." Dedi, ilk defa telefonum olacağını şuan desem ne kadar küçük düşerim? Ama ailemin fakir olması utanılacak veya küçük düşecek bir şey değil dimi?

Tam ağzımı açacakken Batuhan tekrar konuştu. "Ben sana öğretecem." Dedi, istemsizce gülümsedim. Ne kadar da beyefendi biri! Sanırsın yarım saat önce benle sevişmeye çalışan çocuk değil.

"Oktay, buradaki en güzel telefonlardan birini ayarla. İçine WhatsApp gibi uygulamaları da yükle ve kur. İşimiz bitince dönüşte alacaz."

Batuhan cümle kurmayı bitirince benim elimden tutup dükkandan çıkarttı beni. Dükkandan çıkmamızla elimi bıraktı.

"Aç mısın? Her neyse ben açım."

"Sorduğun için teşekkür ederim canım kocam." Dedim alayla, Batuhan yanağımdan makas aldı. "Hadi güzelim hadi."

Batuhan ile kahvaltı yapmak için birer kafeye gitmiştik. Siparişleri verip boş oturuyorduk.

"Gelecek telefonunda benim kredi kartım olacak. Alışveriş için kullandığım bazı uygulamarı zaten Okay telefonla indiriyor. Oradan ne istersen alabilirsin." Dedi Batuhan, ne istersem derken yani parasını harcamama izin mi veriyor?

"Ne kadar harcayabilirim?" Dediğimde Batuhan sırıttı. Ne sırıtıyo bu pekmez? "Aslında sınırın yok ama her ay beş yüz bini geçme yeter. Hatta geçsen de sorun degil."

Beş yüz bin mi dedi? Beş yüz bin. Ben pazardan alışveriş yapıyorum aylık harcamam en fazla yüz TL.

"Peki, nasıl istersen." Dedim, yemek siparişleri gelince önümdeki hamburgeri yemeye başladım. Kimse sabah kahvaltısında hamburger mi yenilir demesin. Hepsi aynı yere gidiyo hem midem ne bilecek sabah olduğunu?

Yemekler bitince Batuhan ile üniversite hakkında konuştuk. Bana özel bir üniversite bulduğunu demişti ama eve biraz uzaktı. Eve uzak diye üversitenin yanındaki binayı tamamen satın almıştı ve şuan bu konu yüzünden tartışıyoruz.

"Saçmalama üniversiteye evim uzak diye bina almak nedir?" Dedim, Batuhan masaya yaklaşıp ciddi bir vaziyette bana bakıyordu. "Eva biz sürekli bina alıp bunları zaten kiraya veriyoruz." Deyince arkama yaslandım. Derin bir nefes alıp verdim.

"Bir an paranı aptal bir şeye harcadın diye düşündüm." Dedim rahatlıkla. Kendime gelip tekrar masaya yaklaştım. "Eva paramız çok. Aptal bir şeye harcasam bile bitmez. Rahat ol." Diye beni rahatlatmaya çalıştı Batuhan ama bu 'sakinleş biz zenginiz' tesellisinin aynısıdı fakat bu konuda yanlış teselli.

"Ne kadar paran olsa da bunu istediğin gibi harcayamazsın."

"Paramı harcayamacaksam neden param var?"

Batuhan'a baktım. Ciddi ciddi bana bakarken bir yandan sinirleniyordu ama beni de anlaması lazım beni hep gereksiz para harcamamam için uyarmışlardı. Bu nedenle ben de onu uyarıyordum. Bu çok normal.

"Her zengin olan kişi hayatına zengin olarak devam etmiyor." Deyip elimi masaya koydum. Bu ciddi bir işti. "Ya birden fakirleşirsen? Acil durum paran var mı?" Dedim alayla. Evet evet alayla dedim çünkü bana masum masum bakıyordu. Yani cevabı yoktu veya çok iyi oyuncu.

"Acil durum param yok ama binalarım var. Bir sey olursa binaların içindeki bir evi bile satsam yetiyor."

'Acil durum param yok ama binalarım var.' derken benim alaylı halimin aksine halen daha ciddi konuşmuştu. Sanırsın iş toplantısı yapıyorduk.

Bir sey demeden arkama yaslandım. Az daha laf atışmasına girip kendimi iyicene rezil edecek halim yok ya?

Batuhan'a telefon gelince açıp konuşmaya başladı. Anladığım kadarıyla evle ilgili sorun olmuş. Batuhan sinirle etrafa bakarken bana eliyle 'kalk' anlamında işaret etti.

Ben kalkınca Batuhan da ayağa kalktı. Beraber kasaya gittik. Batuhan parayı ödeyince çıktık ve arabaya geçtik.

En sonunda telefonu kapatıp bana baktı "Seni eve götürmeye vaktim yok bu yüzden benimle gelmen lazım." Dedi, gülümseyip kafamı salladım.

Sinirle arabayı sürerken öndeki arabaları geçmeye çalışıyor ve geçiyordu. Arabayı hızlı sürerken yandaki tutunma yerine tutundum. Ona baktığımda sinirden ne yaptığını bilmiyordu.

Hızla giden araba en sonunda durunca ikimiz de arabadan indik. Koskocaman binaların önünde Kuday Apartmanları yazıyordu. Kuday şu anki soyadım olduğuna göre bu bina Batuhan onlarındı.

Bir sürü binalar vardı. Binaların aralarında çocuklar için parkalar vardı. Binalara giriş yapabilmek için kart kullanıyorlardı yerin altında otopark vardı. Hem lüks hem de gül duruyordu.

Batuhan binalardan birine girerken ben de onun arkasından ilerledim. Batuhan binaya girerken kart kullanmak yerine güvenlik görevlisi kendisi açmıştı kapıyı, kabul edeyim çok havalıydı.

Asansöre binip 23. kata çıkmaya başladık. Aynada kendime baktım. Ulan be bi insan bu kadar mı mükemmel olur?

Asansörden inince açık olan kapıya ilerledi. İçeri girince arkasından girdim. İçeride birer gözlüklü diğerlerinden yaşça büyük erkek vardı. Diğer tarafta ise üç erkek öğrenci vardı.

"Ne oluyor burada?" Dedi Batuhan, gözlüklü adam önünü ilikleyip "Sizi buraya kadar yorduk özür dilerim Batuhan Bey." Dedi, adamın aksine Batuhan halen daha sinirliydi. Derin bir nefes alıp verdi.

"Burada öğrenciler oturmak istiyor." Dedi gözlüklü adam alayla. Batuhan üç öğrenciye baktı. "Sizin için fazla büyük değil mi? 6+2 ev." Dedi, öğrencilerden biri yutkunarak konuşmaya başladı. "Başka küçük ev bulamadık."

"Bir de kiralar çok." Diye ekledi sarışın olan öğrenci. "Bu binadaki her kat tek bir ev içindir bu nedenle büyük ama isterseniz karşı bina 3+1 oraya bakabiliriz." Dedi Batuhan, öğrenciler birbirine bakarken gözlüklü adam konuştu. "Öğrenciye ev mi vereceğiz?"

"Onlar insan değil mi? Hem geleceğimiz için onlara ihtiyacımız var." Dedi Batuhan, resmen adam gibi biriyle evlenmişim he. Kaptım bu salağı.

"Kira konusuna gelirsek: Öğrencilere ilk sene %50 indirim yapıyoruz sonrasında bu indirim %40 %30 diyerek her sene azalıyor ama her sene apartmana taşınacak bir kişi bulursanız %50 indirimi devam ediyor. Geç ödemeniz de sorun değil ay içerisinde ödeyin yeterli."

Batuhan ile oturup konuştuktan sonra öğrenciler evi tutmuştu. Biz ise binadan çıktık. Arabaya geçince Batuhan arkasına yaslandı. Halen daha siniri geçmemişti.

"Niye bu kadar sinirlendin?" Dedim, Batuhan bana baktı. Bir sey demeden arabayı çalıştırdı. Öğrencilere yapılan davranıştan dolayı mı böyle sinirlendi? Yoksa ev satılmayacak diye mi?

"Bana öyle bakma." Diye söylendi, önüne dönüp yola baktım. Nasıl bakıyordum ki? Merak ettim sadece açıklamak bu kadar zor olmamalı. "Öğrencilerin okuma hevesleri kalmıyor siktiğimin parası yüzünden." Diye söylendi. Ülke sorunları için mi sinirlenmişti? "Bizim binalarda nasıl 'öğrenciye ev mi vereceğiz?' deniliyor?"

Batuhan sinirle az önce çalıştığığı arabayı durdurdu. Gözünü kapatıp arkaya yaslandı. "Öğrencilere değer verdiğinin farkındayım ama sen onlar için elinden geleni yapıyorsun. Bu kadarı düşünüp kafaya takma." Diye teselli vermeye çalıştım. Batuhan gözünü açıp bana baktı.

"Seni eve bırakayım."

Batuhan'ın son cümlesinden sonra arabada derin bir sessizlik oldu. Eve gitmeden önce telefonu aldık ve Batuhan bana alışveriş yapmamı söyledi. Ben ise şuan evde oturmuş telefondan ne alsam diye bakıyordum.

Alışveriş yapmak için beğendiğim sweatshirtı sepetime eklerken telefonumdan ses geldi. Ses gelince telefonu attım.

Kim izliyor beni? Dizimi kendime çekip telefona baktım. Halen daha ses geliyordu. Kimin sesi bu? Acaba ne boku yedim?

İstemsizce gözlerim dolarken telefondaki kadın sesi de beni korkutmuyor değildi.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Kızın istemediği belli hala gel sevişelim der gibi imalar yapıyor kız da ona arkadaşıymışgibi davranıyorbune böyle

  • Batuhan iyi birimi kötü birimi anlamadım ben ya Eva'yı babasından satın alıyor sonrada hiçbir şey olmamış gibi davranıyor değişik.