İçeriğe geç

Asılılar

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Asılılar

Bölüm 1

nedir bu?

Michael, sıradan bir Cumartesi öğleden sonra, her zamanki gibi kafe masasında arkadaşlarıyla oturuyordu. Bardaklarının içindeki kahve buzluydu ve Julia konuşurken yanlışlıkla hafifçe döküldü. Arkadaşları gülüşerek dalga geçti, Arkadaşlıkları bir birleriyle alay edebilecek kadar samimiydi. Bu sırada Michael'ın zihninde başka şeyler vardı.

- Arkadaşlar, bir şeyden bahsetmek istiyorum.

dedi Michael, gözleri tuhaf bir ciddiyetle parlıyordu.

Kafede beraber oturan diğer üç arkadaş ona bakarak merakla dinlediler. "Sonunda biri konuştu, arkadaşlar bu gün neden bu kadar sessizsiniz?" diye Merakla sordu Julia.

- Belki, gerçeklik dediği.. şey, hayır.. neyse, boş verin.

- Söyle lütfen, zaten sabahtan beri tek kelime eden olmadı.

Michael ortamdaki soğuk havayı dağıtmak ve birazda olsa tartışma konusu yaratmak için heyecanlı bir şekilde dedi,

- Simülasyon teorisi hakkında bir şeyler okudum ve bu beni düşündürdü. Ya şu an yaşadığımız dünya bir tür simülasyonsa?, ya da bambaşka bir şey, ya onca keşif, onca gelişme sadece bir halüsinasyondan ibaretse, Çok garip olurdu değil mi?

Michael, kendini o kadar fazla kapdırdı ki, gerginlikten gelen kalp atışlarını duyabiliyordu.

Tommy, sıkıntıdan yüzüne geçirdiği beresini çıkardı ve boynunu kaldırıp gülümsedi

- Tuhaf ya, bu teori değil de birazcık "Komplo Teorisi" gibi görünüyor, ne dersin?

diyerek menüden bir şeyler sipariş etti.

- White Chocolate macchiato lütfen, tall boy, başka isteyen var mı?

Michael, ciddiyetini koruyarak devam etti. - Hayır ama dinle, bu teoriye göre gerçek dünyamızın bir tür bilgisayar oyununun içinde olduğunu iddia ediyorlar, tam olarak böyle değil ama bir şekilde simüle ediliyoruz işte, ya da sadece birimiz simülasyoun içinde, Truman Show'u hatırla. Belki de şu an bizi izliyorlar ve hayatlarımıza direkt müdahale ediyorlar.

Alex, gözlerini genişleterek tartışmayı sürdürdü,

- Peki, bu nasıl olabilir?, Diyelim öyleyiz, nasıl kurtulacağız?, "onlar" bizimle karşılaştırıldığında tanrı seviyesinde oluyor.

Michael omuz silkti ve dedi

- Mantıklı olup olmadığını bilmiyorum, ama düşünmeye değer. Bu konuyu daha fazla araştırmak istiyorum.

Arkadaşlar aralarında bakıştılar, ama sonra sinemaya gidip film izlediler.

çıkışta Tommy dedi,

- Biletler için teşekkürler Michael, film efsaneydi, Her ne kadar içedönük biri olsanda hepimizi eğlendirmeyi başarıyorsun, yazdığın kitaplar, onları çok iyiye satabilirsin ama sen onları kendinle saklıyorsun, bunu pek anlamasamda her zaman ilginç bir konuşma konusu sunuyorsun, seni seviyorum Mike.

Michael'ın fikri biraz garip gelse de, bu arkadaş grubunun daha önce yaşadığı birçok ilginç sohbetten biriydi. Kendilerini zihin kütüphanesinde kaybederken, filmden kalan patlamış mısırları yiye yiye gittiler.

O günün sonunda, hepsi evlerine döndüler ve Michael'ın ilginç teorisini sadece bir günlük sohbet konusu olarak geçiştirdiler. Ancak bu düşünce, takıntılı Michael'ın zihninde yer etmişti. Eskiden bunun gibi sayısız konu hakkında konuşup unutan Michael, haftalar geçmesine rağmen hâla simülasyon teorisi hakkında daha fazla okuma yapmaya ve araştırmalara devam etti, konu hakkında okumadığı makale, izlemediği video kalmayana dek araştırmaya devam etti.

Bir akşam, arkadaşlarıyla tekrar bir araya geldiğinde, konuyu daha da derinlemesine ele almak istedi.

- Biliyorum, tuhaf bir teori gibi görünüyor ve çok fazla bu konu hakkında konuştuğum için endişeleniyorsunuz ama bu konu beni içten içe yemeye ve hayat motivasyonumu yitirmeme devam ediyor, işte o yüzden bu kadar derin etkiler yaratan bir konuyu bu kadar çabuk unutup hayatıma devam edemiyorum, aslında aylardır araştırdığım bir konu bu, bu teori hakkında çok geniş bir araştırma dosyam var, isterseniz bir kaç günlük verebilirim.

Alex dedi:

- Gerçekten mi Michael?, hâla mı? Gerçekten haftalardır görüşmedik ve konuşmak istediğin tek konu bu mu? biliyorsun 2 yıl sonra vatanıma dönüyorum, geriye kalan vaktimizi dolu dolu geçirmeliyiz, kıçıkırık bir teoriyi çok fazla önemsememelisin.

Tommy, gözlerini döndürdü ve alex'e katılarak dedi,

- işte bu yüzden çok fazla bilim kurgu filmi izlememeliyiz, ülkelerde gerilim çok fazla arttı, her an savaş çıkabilir ve sizin derdinize bakın, diyelim ki gerçekten simülasyon içerisindeyiz, sonra?, sonra ne olmalı?, hayat herşeye rağmen devam ediyor ve edecek.

Michael, ne dediğini bilmiyormuşcasına yanıtladı,

- Belki de, belki de.. bu tür nihilist düşünceleri kendime saklamalıyım, sanırım haklısınız, kusura bakmayın lütfen, bu konuyu yanınızda çok fazla konuşmayacağıma söz veriyorum.

Julia gülümsedi ve dedi,

- Boşversenize ya!, sizin neyiniz var böyle?, Ortamı hemen kasvete boğmakta üstünüze yok. bir daha bu konuyu açmayız olur biter, ne konuymuş arkadaş.

Arkadaşlar bu konuyu bilinçsiz bir şekilde bir süre daha tartıştılar, ancak sonunda teorinin gerçeklik payının ne kadar olduğunu çözemediler. Sonuç itibariyle, bu sohbet onları birbirlerine daha yakın hale getirdi ve yeni bir konu arayışının kapısını araladı.

o günün sonunda, Her biri günlük hayatın yoğunluğuna geri döndü, ancak Michael sessiz bir huzursuzluk içindeydi. Gece yattığında, gözlerini tavana dikti ve içindeki varoluş sancısını her nefesinde hissetti.

Birkaç gün geçti, yeniden buluştuklarında bu sefer Michael sessizce bir kenarda oturdu. Diğer üç arkadaş, onun psikolojik olarak sıkıntılı olduğunu anlayarak sessizce beklediler. Sonunda Tommy, sessizliği bozdu ve alaycı bir dille dedi,

- Ne kadar çok konuşuyorsunuz ya, kulağım sağır oldu.

Michael, derin bir nefes aldı ve bir kahve söyledi.

Alex, Michael'ın yalnız hissettiğini düşünerek dedi,

- Seni anlayabiliyorum. İnsan her gün aynı rutinleri yaşarken, varoluşumuzun anlamını sorgulamadan edemiyoruz ama belki de ergenliktendir kim bilir?, biliyor musun Michael?, dediklerini çok fazla düşündüm ve tuhaf bir endişe duydum.

Julia, empatiyle yaklaşarak ekledi,

- Belki de bu, herkesin yaşadığı bir şeydir. Anlamı bulmak için bir yolculuğa çıkmak içsel bir arayıştır. Belki de cevaplar bizde değil, dışarıda, bu dünyada.

Michael, arkadaşlarının bu anlayışlı yaklaşımlarına minnettar bir şekilde gülümsedi.

- Teşekkür ederim, gerçekten. Sadece, bazen kendimi bu dünyada yabancı gibi hissediyorum, ya da belki de sadece bir figüran olduğumu düşünüyorum, sadece bu teori yüzünden değil, bu daha geniş bir sancı, Ne zaman mutlu olsam ve kendimi hayatın akışına bıraksam aniden bir boşluk hissi çıka geliyor.

Tommy alakasız bir şekilde sordu,

- bayram için planlar ne?

Michael şaşkın bir şekilde dedi,

- Herkes gibi kutlayacağız, ne yapalım?

Julia dedi,

- Michael, ne sonuca vardın?

Michael cevapladı,

- Bilmiyorum ama Belki de gerçek anlam hayatta, burada yaşadığımız anlarda gizlidir. Belki de anlamı yaşamla, yaşamı arayışla pekiştirmeliyiz, yemin ederim bilmiyorum.

Arkadaşlar birbirlerine anlayışla baktılar ve bu yeni düşünceyi paylaşmanın onları daha da iyi hissettirdiğini düşündüler, Michael, içsel yolculuğuna başlarken, arkadaşları da onun yanında olacaklarını söyleyerek ona destek verdiler. Birlikte bu yeni perspektifi ve yaşamın anlamını aramaya olumlu bakmaya başladılar.

Tommy, bayram geldiği için öğrenci yurdundan ailesinin yanına gitti,

ama diğerleri onun kadar şanslı değildi, Michael annesini kanserden kaybetmişdir ve babası huzur evindedir, Julia'nın ailesi Kıbrıstadır ve Julia'yı eğitimi için buraya göndermişlerdir, Alex ise çocukluğundan bu yana yetiştirme yurdunda büyümüştür.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.