Nerden bilirim güneşi, sen oldukça…
Nerden bilirim yıldızları, gözlerin oldukça…
Nerden bilirim aşkı, sen olmadıkça…
Nerden bilirim yağmurun kokusunu, saçların oldukça…
Bir gönül meselesi bu; belki bir kuş gibi uçarım, belki bir rüzgâr olur yanına gelirim. Açıklayamasam da aşıktım o gözlerine, içindeki beni kendine çeken o derin gözlerine… Bir güneş gibiydi kalbin; ısıttı beni ve hep benim için parladı. Benim evim olmuştun; bir çatısı olmadan, bir kapısı olmadan, bir yatağı olmadan… Yine de beni kendine bağlamıştın. Ben de çok bağlıydım o eve.
Sabah duyulan o güzel kuş mırıldanması gibiydi sesin. Rüzgârın melodisiydi gözlerin. Kar tanesinin şekli kadar narin ve güzeldi saçların… Ben sana aşkı anlatamam; çünkü aşkın en güzel hâli, sen oldun kalbimde. Ve ben, ne zaman kendimi kaybetsem, hep senin gözlerinde buldum içimde kalan o huzuru…
