I
Taksim Meydanı, o gece hiç olmadığı kadar kalabalıktı. Dev ekranlarda #DişiKurt hashtag'i yanıp sönüyor, binlerce kişi ellerindeki telefonlarla bu anı ölümsüzleştirmeye çalışıyordu. Ama asıl olay, meydanın ortasında, elinde holografik selfie çubuğuyla bağıran bir genç adamdı: Cesur.
"İzleyenler!" diye haykırıyordu, nefes nefese, doğrudan canlı yayına konuşarak. "USB'deki verileri Dark Web'de paylaştım! Kara Klan'ın organ kaçakçılığı, biyolojik silah laboratuvarları— Hepsi burada! Ama ASENA—"
Sözleri boğazında düğümlendi. Tam o anda, meydandaki tüm ekranlar aynı anda karardı. Kalabalıktan bir uğultu yükseldi, sonra derin bir sessizlik çöktü. Ve o sessizliğin içinden, dev bir glitch efektiyle Albino'nun yüzü belirdi. Buz mavisi gözleri, tüm meydanı tarıyor gibiydi.
"CESUR..." dedi Albino, sesi ne insana ne de makineye aitti; binlerce hoparlörden aynı anda yükselen, ürpertici bir tınıydı bu. "ASENA siber limbo'da sıkıştı. Onu kurtarmak için Tor ağındaki üç tapınağı bulmalısın. İlki: Kapalıçarşı'da bir NFT dükkânı."
Tam o sırada, uzaktan polis sirenleri duyulmaya başladı. Kael, Cesur'u kolundan çekip sürüklemeye başladı.
"Abi, emoji bombalarım bitti!" diye bağırdı, gözleri dehşetle büyümüştü. "🚓💥 Kaçalım!"
II
Kapalıçarşı, gecenin bu saatinde bile canlıydı; ama gündüzki turist kalabalığının yerini, burayı gerçek anlamda mesken edinmiş başka bir tür insanlar almıştı. Dar sokaklarda, antika dükkânlarının önünde toplanmış hackerlar, ellerindeki laptopların ekran ışığında yüzleri yeşile bürünmüş, fısıltıyla konuşuyorlardı. Kafelerde, sanal gerçeklik gözlükleri takmış gençler, ellerindeki kahvelerinden başlarını kaldırmadan parmaklarını klavyelerinde gezdiri yorlardı.
Cesur, AR gözlüğüyle duvarlardaki gizli runik QR kodlarını tarıyor, Kael ise peşlerindeki polis drone'larına ne bulursa fırlatıyordu. Bir ara, eline geçen bakır tepsiyi havaya savurduğunda, yaşlı bir antikacı arkalarından bağırdı:
"Oğlum yüz elli yıllık çıngırağı drone sanıp vurma—"
Ama onlar çoktan gözden kaybolmuştu. Cesur, tam bir ara sokakta nefes nefese durduklarında, karşısında küçük bir dükkân gördü. Kapısında, el yazısıyla yazılmış bir not asılıydı:
"GİRİŞ İÇİN: 3 LİKE, 2 RETWEET"
İçeri girdiklerinde, sakallı bir hacker —Taner— onları bekliyordu. Ekranında, Asena'nın dijital avatarları dönüyor, her biri farklı bir cyberpunk tanrıçasını andırıyordu.
"ASENA deep web'te bir efsane oldu!" dedi Taner, gözlerini ekrandan ayırmadan. "4chan'deki çocuklar ona 'Digital Artemis' diyor!"
Ekranda, Asena'yı gördüler. Glitch'li bir kurt formunda, sonsuz bir sanal labirentte koşuyordu. Altında, yanıp sönen bir yazı vardı:
"KARA KLAN ANA SERVER → ACCESS CODE: CESUR'UN KALEMİ"
Cesur'un elindeki defter, bir an için sıcaklık yaydı; sanki içindeki mürekkep canlanmış, kıpırdanmaya başlamıştı.
III
Siber limbo... Ne tam olarak bir dünyaydı burası ne de bir hiçlik. Zamanın anlamını yitirdiği, mekânın sürekli değiştiği, gerçeklikle hayal arasındaki sınırların tamamen ortadan kalktığı bir yerdi. Asena, şimdi buradaydı. Etrafı, dijital bir Norse mitolojisi tapınağıydı; duvarlarda runik yazılar, tavanda yanıp sönen yıldızlar, zeminde ise akıp giden veri nehirleri vardı. Ama elleri, data zincirlerle bağlıydı.
Karşısında, dev bir 8-bit canavar yükseliyordu. Morvian'ın avatarı. Piksel piksel parçalanmış, bozulmuş, ama hâlâ tehditkârdı.
"Seni NFT yapıp satacağım!" diye kükredi Morvian, sesi eski bir bilgisayar oyununun bozuk hoparlörlerinden çıkar gibiydi. "OpenSea'de on ETH'ye!"
Asena, gözlerini kapadı. Bir an için, babasının sesini duyar gibi oldu: "Kızım, unutma, her kodun bir açığı vardır." Gözlerini açtığında, parmakları zincirlerin üzerinde dans etmeye başladı. Dudaklarından, anlamsız gibi görünen sözcükler döküldü:
"sudo rm -rf /karanlık/*"
Zincirler, bir anda çözüldü. Tam o sırada, bir ışık hüzmesiyle Albino belirdi yanında. Elinde, küçük bir USB kolye vardı.
"Bu," dedi Albino, "Türk devlet arşivlerinin şifresi. Kara Klan'ın gerçek kimliklerini ifşa et!"
Asena, kolyeyi boynuna geçirdi. Gözleri, bir an için mavi ekran hatası gibi parladı.
IV
Taksim Meydanı'nda işler hiç de sakin gitmiyordu. Cesur, hacklediği billboard'larda Asena'nın görüntüsünü yayınlıyor, her ekranda farklı bir görüntüsü beliriyordu genç kızın. Kalabalık, ellerindeki telefonlarla bu görüntülere odaklanmış, adeta bir ritüel gerçekleştirir gibi hep birlikte ekranlara bakıyorlardı.
Ve sonra, o ses geldi. Anonim, ama binlerce kişi tarafından aynı anda duyulan bir ses. Ne bir hoparlörden, ne bir telefondan; doğrudan zihinlere fısıldayan bir ses.
*"Her beğeni ASENA'ya +1 HP verir!"*
Kalabalık, bir anda telefonlarına sarıldı. Milyonlarca beğeni, saniyeler içinde #DişiKurt etiketinde buluştu.
Kael, polisleri oyalamak için elinden geleni yapıyordu. Bir ara, havaya kocaman bir kurt emojisi fırlattı; arkasından alevler, kahkaha atan yüzler, uçan domuzlar... Polisler, bu sanal saldırı karşısında ne yapacaklarını şaşırmış, bir an için duraksadılar.
"🐺🔥 Dişi Kurt sizi sevmiyor!" diye bağırdı Kael, kahkahalarla.
Ve o anda, meydanın tam ortasında, bir ışık hüzmesi belirdi. Önce saydamdı, sonra giderek yoğunlaştı, renklendi, şekillendi. Ve sonunda, Asena oradaydı. Gözleri, tıpkı bir mavi ekran hatası gibi parlıyor, teni ise hâlâ saydamlığını koruyordu. Fiziksel formuna tam olarak kavuşamamıştı ama artık buradaydı.
Cesur'a doğru bir adım attı. Eli, onun yanağına dokundu. O an, Cesur'un tüyleri diken diken oldu; dokunuşu hem sıcaktı hem de bir elektrik akımı gibi çarpıcı.
"Kalemin..." dedi Asena, gözlerini onunkilerden ayırmadan. "Benim IP adresimdi."
POST-CREDIT SAHNESİ
Gece yarısını çoktan geçmişti. Kız Kulesi, Boğaz'ın ortasında, binlerce yıllık sırlarına sessizce bekliyordu. Ve birden, kulesinin üzerinde bir hologram belirdi. Dev harflerle, yanıp sönerek, tüm şehre haykırıyordu:
"ORİJİNALLER DÖNÜYOR – SEZON 2'DE"
📱 SOSYAL MEDYA AKIŞI:
"@DigitalWarrior: #DigitalArtemis şu an trend bir numara! Bu kız kim lan?"
"@WikileaksTr: Kara Klan ifşaları sitemizde! İndirme rekoru kırıldı!"
"@NftCollector: CESUR'un defteri NFT olarak satılıyor! 0.5 ETH başlangıç fiyatı!"
Dördüncü bölümde: Asena'nın gerçek kimliği ortaya çıkıyor! Kız Kulesi'ndeki tarihsel sır! Cesur bir seçimle karşı karşıya: Gerçeği yazmak mı, Asena'yı kurtarmak mı?