İçeriğe geç

Arya

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Arya

Bölüm 1

Komutan Arya ÇAĞDAŞ

Askeriyede soğuk ve puslu bir hava vardı. Arya askerlerin yanına geçmişti ve Eser Albay'ı bekliyorlardı. Bazıları gelip Arya'yla tanışmıştı ama Arya soğuk biriydi.

Eser Albay Arya'yı kızı gibi sevip kollardı. Arya henüz lisedeyken Eser Albay'la şırnakta tanışmışlardı. Arya'nın lisesi merkezden uzaktı ve dağlara yakındı. Bir gün birden silahlar patladı ve etrafı dumanlar sardı. Silah sesleri kulak tırmalıyordu. Az sonra sınıfın kapısı sertçe açıldı ve içeri bir kaç terörist girdi. Arya hızlıca emekleyip patlamış camların yere dökülen parçalarından birini aldı. Etraftaki çocuklar -ki on sekizi geçmişlerdi- bağırıp ağlıyordu. Teröristler masanın altındaki öğretmeni bir kaç kurşunla kana buladılar. Sonra başka silah sesleri daha duyuldu. Pis sakallı adamlardan biri Arya'ya doğru yaklaşıyordu. Arya ayağa kalktı. Adam iyice dibine girip kürtçe bir şeyler söyledi. Arya anlamıştı. "Tu dê bimirî lawo mêrxas". Arya'nın öleceğinden bahsediyordu. Adam Arya'nın elindeki cama dikkatlice bakıyordu. Arya bir anda camı iyice sıktı ve adamın yüzüne geçirdi. Adam küçük mırıltılar çıkardı ama eli silahına gitti. Silahı aldı ve Arya'ya doğru tuttu. Tetiğe bastı. Arya'nın karnından kan çıkıyordu. Arya geriye doğru sendeledi ve gözleri kapandı. Yere devrildi. Sonrasında karnında bir sızıyla uyandı. Biri yarasına bastırıyordu. Eser Albay. O günden sonra Eser Alba'yla iletişimi kesilmemişti. O olaydan iki yıl sonra Eser Albay Siirt'e gelmişti ama telefonla konuşuyorlardı.

Sonunda askeriyenin siyah kapısı açıldı ve iki askerler Eser Albay girdi. Askerler arkada komutanlar önda sırayla dizilmişlerdi. Eser Albay hızlı adımlarla öne geçti. "Yeni gelen askerler, ben Albay Eser Doğlu." Sonrasında asker selamı gibi sıradan şeyler oldu. Bir asker yeni gelen askerlerin hangi time katıldıklarını söyledi. Arya ve gelen bazı askerlere yeni bir tim açmışlardı. Arya'yla gelen Umut Komutan'a da başka bir tim kurmuşlardı.

Arya timindeki askerleri tanıyordu. Güvenilir askerlerdi.

Gölge Timi

Komutan Arya Çağdaş

Üsteğmen Emre Yılmaz

Üsteğmen Gökhan Kılıç

Üsteğmen Selen Saraç

Teğmen Emin Ay

Timde bir kız daha vardı. Selen. Gerçekten çok güzel ve güçlü bir kızdı. Kısa bir boyu vardı ama gerçekten çok iyi bir askerdi. Daha önce bir kere kalbine ateş edilmişti ama sadece bir kaç santimle kurtulup iki hafta sonra göreve gelmişti. Emin'den sonra timin en küçüğüydü. Selen'le daha önce konuşmuştuk. Bana benziyordu. Ciddi ve soğuk. Yeşil gözleri ve uzun sarı saçları vardı. Timde sevdiğim biri daha vardı. Emin. Emin kardeşime benziyordu. Sanki kardeşim biraz daha büyüyebilse Emin olabilirmiş. Emin sıfır ciddiyet biri. Soytarı ve cıvık. Böyle insanları genelde sevmem ama Emin'i seviyorum.

Arya anlatıyor...

Timler ayrıldıktan sonra yatakhaneler belirlendi. Erkekler timlerindeki erkeklerle bir yatakhanede kalıyordu ama kızlar az olduğu için bir kaç timdeki kızlar beraber kalıyordu. Ama ben yatakhaneyi kullanmak istemiyordum. Askeri formamı çıkarıp üstüme bol bir sweatshirt geçirdim. Altımada buz mavisi bol sayılacak pantolon. Telefonumu cebime atıp dışarı çıktım. Nakit taşımazdım kartımı ve kimliğimi kılıfın içinde taşırdım. Böylelikle göreve hazırlanma sürem kısalıyordu. Cebimede sigaramı ve çakmağı attım.Aynanın karşısına geçip çenemden boynuma kadar uzanan dikiş izine baktım. Sonra dirseğimden bileğime kadar olana. Bunların görüntüsünü seviyordum. Ne kadar acı olsa bile.

Koşar adım askeriye binasından çıktım. Bahçedeki eğitim alanlarına bakarak bahçeyi yürüdüm. Bahçe kapısını açtım nöbetçi askere baş selamı verip çıktım. Sonra tam önümde bir araba durdu. Asker yeşiliydi. Rengini sevmiştim. İçinden bir adam indi. Asker olduğu çok belliydi. Nöbetçi asker onu görünce selam verdi. Sonra adamın gözlerini üzerimde hissettim. Aldırmadan motoruna doğru yürümeye başladım. Beyaz bir motorum vardı. Arka ayaklarını düşürüp bir ayağını üzerine attım. Motoru çalıştırdım ve gaza bastım.

Bilerek uzun yol dışında kask takmıyordum. Rüzgârı çok seviyordum. Aslında hep -yaz kış demeden hep- üşüyen bir insandım ama saçlarımın havada uçuşuna bayılıyordum. Bir pansiyonun önünde durdurdum. İş görür gibiydi. Motoru kitledim ve direğe zincirledim. O kadar para baydığım motoru çalmasınlardı. Hızlıca içeri girdim. Camlı bir kapı ardında oturan biri vardı benden küçüktü. "Pardon" Bana baktı ve gelmemi istedi. Kapıyı açtım önünde kitaplar ve bilgisayar vardı. Ders çalışıyor gibiydi. "Boş bir oda var mı?" "Var,kimliğinizi verirseniz yardım edebilirim. Günlüğü ***** lira". Kimliğimi uzattım. Bir şeyler yaptı ve bana baktı. Kartımı uzattım post cihazına tuttu ve ikisininde bana uzattı. "Teşekkürler" dedim. Kalkıp yanda duran çekmeceyi açtı ve bir anahtar aldı. "Beni takip edin" dedi. Çocuğu sevmiştim. Gerekmedikçe konuşmuyordu. İki kat çıktık ve bir odayı açıp anahtarı bana uzattı. Aldım ve içeri daldım. Çocukta hemen gitmişti. Odanın bir olayı yoktu. Bir yatak bir dolap muhtemelen banyo olan bir kapı ve küçük bir masa vardı. Ayrıca balkonu vardı. Bu iyiydi. Cebimden paketi çıkarıp bir dal aldım. Balkona çıktım. Yakıp uzun uzun içtim. Sonra odada biraz takıldım. Ve telefonum çaldı arayan Selen'di. Dudaklarım kıvrıldı demek görev vardı. Saat gecenin üçü olduğundan sessizce "Alo" dedim. Tahmin ettiğim gibiydi. Hızlıca askeriyeye gittim, zaten çıkarken eşyalarımı bu günlük idare ederim diye almamıştım. Motoru askeriyenin yakınındaki sokak lambasına bağladım. Hızlı adımlarla kapıyı açtım. Sonra acele etmem gerektiğini farkedip koştum. Soyunma odasına geldiğimde nefes nefese kalmıştım. Hızlıca kamuflajlarımı giydim. Silahımı yanıma aldım , bir çantayaysa yedek kıyafet alfım genelde ben teröristlerin içine sızıyordum o yüzden lazım oluyordu. Sonra soyunma odasından çıktım. Koridoru yarıladığımda arkamda çok fazla yürüme sesi ve nefes sesi vardı. Bir elim silahıma gitti ve arkamı döndüm. Tüm timi arkamda görmek beni şaşırtmıştı. Sonra önüme döndüm hızlıca ilerledim koridorun bitişinde başka bir tim tam karşımızda dikiliyordu. Biri kapıda gördüğüm adamdı. Adam kahverengi gözlerini bana dikti. Başımı yukarı kaldırdım ve bende ona baktım. Adam ifadesizce ve boş bakıyordu. Ama benim gözlerimdeki hırsı görüyor gibiydi. "Eser Albay gönderdi. Ben komutan Kaan Çağlayan. İki tim çalışacağız". Kafamı salladım ve hızlıca kapıya yöneldim. Emin ile Gökhan bir şeyler konuşuyorlardı ve gülüyorlardı. Oysaki ikiside benim bu konudaki ciddiyetimi biliyorlardı. Emin kendine güveniyordu çünkü onu sevdiğimi biliyordu. Ama Gökhan neyine güveniyordu? Yüzümü onlara dönmeden "Kesin artık" dedim. İkiside birden sustu. Kaan Komutan binanın kapısını iterek açtı. Bana yol verdi. Tam kapının karşısında bir araba bekliyordu. Bende çekilip arkamdaki timime yol verdim. Timin hızlıca geçti ve bende en sondaki Emre'nin arkasına takılıp çıktım. Timim arabaya bindi. Araba büyüktü ama iki timi alamayacaktı. Zorlasak belki ama zorlamanın alemi yoktu. "Emin in arabadan" dedim. Emin şaşkınlığını gizlemeden indi. " Yürü biz kasaya geçeceğiz." Araba altı koltuklu bir pikaptı. Kasası kasa kasa silah doluydu. Kasaları itip bir köşeye sindim. Emin biraz cüsseliydi ama o da yanıma geçti. "Komutanım niye biz?". "Sus Emin" peki dercesine kafasını salladı. Ama öbür timin hâlâ binmediğini gördüm. Arkamı döndüm. Hâlâ direk gibi dikiliyorlardı. Komutan Kaan "Sen in bizim çocuk binsin" dedi. "Hayır mümkünse acele edin" dedim. Bu hızla biz gidene kadar onlar bize gelirdi. Onlar bindi. Şoför koltuğunda başka bir asker vardı. Araba geri dönecekti. Emin bana görevin detaylarını anlatırken sigaramı yaktım. Şekil değiştirmem gerekecekti. Bitirdiğinde kafamı salladım. "Siz yine modunuzdasınız komutanım." "Emin sus. Resul gibi olmak istemiyorsan." Hemen yüzü düştü ve önüne döndü. Geçen yıl Şırnak'taki askeriyede Resul diye bir asker vardı. Görevde canımı çok sıktı. Bende onu karda koşturup şınav falan çektirdim. En son askeriyeye ağlayarak dönmüştü. Sonra bir hafta sonra Siirt'e gitmişti. Bu şehirde Resul ile karşılaşacağıma çok eminim. Sigaram bitti. Parmağımla söndürdüm. Canım yanıyordu ama bunu hep yapıyordum. O yüzden parmağım hep yanmış gezerdim ama olsun. Sonra yolu izlemeye devam ettim.

Kaan anlatıyor...

Arabanın içi sıcacıktı. Bir sürü cüsseli adam ve bir tane ufak tefek bir kadınla gidiyordu. İki tane doğrusu. Arya Komutan inatçı biriydi. Arkada ne yaptığını kasaya açılan siyah filmli camdan görüyordum. Sigara içiyordu. Sigarayı yavaş yavaş bitirdi. En sonunda iki parmağını sigaranın ucuna bastırarak söndürdü. Yüzünde en ufak mimik bile oynamamıştı.

Arya Komutan hırslı ve zeki bir kadındı. Boğazından boylu boyunca gözüken büyük bir dikiş vardı ve kolundada. Sanırım ayak bileğindede vardı. Bunlar büyük ihtimalle teröristlerin kaçırdığını gösteriyordu. Bu gece teröristlerin içine sızacaktı ve onların içinde bir kavga başlatacaktı. Plan buydu. Sporla uğraştığı belliydi çünkü kollarında kas vardı. Ama dikkat çekmiyordu. Yumuşak yüz hatları ve kumral, uzun saçları vardı. Yüzünde hiç makyaj yoktu. Gözleri açık kahverengiydi. Burnunun kırmızılığına bakılırsa üşüyordu.

Gölge Tim'i ve bizim hâlâ adı olmayan tim aynı arabadaydı. Arabada bir uğultu vardı. İki tim kaynaşmış gibiydi. Erhan Emre'ye bir şeyler anlatıyordu Selen Soyder'le Şırnak'tan bahsediyordu. -Soyder sanki onu donlemiyordubsadece yüzüne hayran hayran bakıyordu- Gölge'nin son üyesi Gökhan bir köşede oturuyordu. Bizim Çağatay ile Melih yine kendi arasında konuşuyorlardı. Araba sonunda durdu. Önümüzde dağkar vardı ve bu dağların hemen ardında terör örgütünün önemli üyelerinden Rojin'in yeri vardı. Rojin kızıl saçlı ve biraz kilolu bir kadındı. Daha önce onu vurmuştum ama kaçmayı başarmıştı.

Bölüm sonu

1 yorum