“BUNLAR NEDEMEK AHMET!”
“Esila hanım şöylek...” Demeden sözünü elimle kestim.
“KES AHMET KES. BEN BİLMİYORMUYUM SANKİ. Bunu hangi şerefsiz yaptıysa bulacağız.!”
“Sakin olun Elisa hanım mideniz gene ağrımaya başlıyacak.”
“Sen beni boşver daha ne kadar gider dosyaları varsa getir ne zaman dan beri bu para kayıpları oluyormuş görelim.”
“Tamam efendim.”
“Ha bide Marry’ye söyle mide ilacımı getirsin.”
“Efendim çok ağrınız varsa bir hastahaneye gidelim.”
“Yok bileyim. Sen dediklerimi yap yeter.” Dedim. Başını sallayarak odadan çıktı. Ellerimle şakaklarımı koyup ovaladım. Ne yapacağımı düşünürken kapı çaldı.
“come (gel)” Kapı cevabımla açıldığında Marry içeri girdi ve konuştu:
“Sir, I brought your medicine.” (Efendim ben ilacınızı getirmiştim.)
“Okay, you can leave, Marry.” (tamam bırakıp çıkabilirsin Marry.)
“Well sir... we heard you shouting..." (Şey efendim.. bağırdığınızı duyduk...”
“ Don't ask me any questions, Marry, unless it's something that interests you!" (Sizene Marry sizi ilgilendiren bir durum yoksa soru sormayın!)
“You can leave now." (Şimdi çıkabilirsin.) Dedim ve elimle kapıyı gösterdim. Oda benden özür dileyerek odamdan çıktı. Bende hapımı içtim. Sinirle suyu aldığım için yere biraz dökülmüştü. Buna dahada sinirlendim.
Aslında çalışanlarımın merak etmesi normaldi. Çünkü ben şen şakrak bir insanım. Çok az sinirlenirdim. Beni böyle sinirli görmeye alışık değillerdi. Ben beklerken elinde dosyalarla Ahmet içeri girdi.
“Efendim bunlar 5 ay önceki dosyalar. Ondan önce sebepsiz yere para kaybı yok.”
“Şerefsiz 5 ay öncesinden başlamış.”
“Hadi ben fark edemedim Ege ve Emir demi fark edemez.”
“DUR BİDAKKA. Bu işin içinde onlarda varsa Ahmet. Çünkü fark etmemeleri imkansız. Özellikle Emir. Çünkü onun baktığı şirket. Ya sadece Emirin parmağı var ya da ne Ahmet?”
“İkisi birlikte efendim.”
“Aynen öyle.”
“Peki kuzenlerinizde bu işin içindeyse.”
“Olabilir. Bana bütün şirketlerimizdeki gider dosyalarını getir. Onlara evde bakacağız. Burada olmaz köstebek olabilir.”
“Tabi efendim.”
“Ben hazırlanıp eve şoförle dönüyordum. Sen hepsini kimseye bir şey çaktırmadan dosyaları getir bir adamımızla.”
“Tamam efendim.” Dedi ve odadan çıktı bende kabanımı giyip. Odamdan çıktım. Asansöre doğru yürürken herkesin gözü bendeydi. Sakince ve yüzümde gülümsemeyle herkesi selamlayıp asansöre bindim. Şirketten çıkıp arabaya bindim.
