İçeriğe geç

Arsız Gönül

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Arsız Gönül

Bölüm 1

Bölüm 1: Beyaz

Bu kitabı bana aile gibi hissettiren tüm arkadaşlarıma yazıyorum aslında. O yüzden bendeki yeri çok ayrı olacak gibi. Hepinize teşekkür ederim, ailenin sadece anne ve babadan ibaret olmayacağını bana öğrettiğiniz için. Okuyan herkese iyi okumalar dilerim...🪐

Bölüm Şarkısı: Adamlar - Doldum.

_______________________________________________

Ev bazen insanlardır.

Tek bir cümle. Yıllardır bu cümleye tutunuyordum. Yaşadığım bu dört duvarı olan cehennemde içime su serpen tek bir cümleye tutunarak yaşıyordum. Odamın duvarına yazmıştım iyi hissetmek için. Acılarımı bile sığdırıyordum şu odaya da bir kendimi sığdıramıyordum.

İnsan bir odaya bile sığamaz mı? Bazen sığamaz.

Sığamadığım odamdan çıktım mutfağa doğru ilerleyerek. Beni bekleme gereksinimi duymadan başlamışlardı yemeğe zaten. Ben gelmesem asla çağırmayacaklarını bile bilirdim. Bunun yaşandığı da çok olmuştu zaten.

Dolaptan bir yemek tabağı alarak tenceredeki pilavdan biraz koydum tabağıma. Sonra boş sandalyelerden birine oturarak yemeğimi yemeye başladım.

Kimse kimseyle konuşmuyordu.

Huzurlu bir aile tablosu...

İşte bu yüzden ev dört duvarı olan bir yer değil de bir insandı, ya da insanlardı.

"Ne o hiç konuşmuyorsun?" diyen Kerem'e çevirdim gözlerimi.

Sanki kendisinin sohbetine doyum olmuyormuş gibi bir de bana laf atmasına göz devirdim.

"Senin de sohbetine doyum olmuyor." dedim imayla.

Gülümsedi iğrenç bir şekilde.

"Sataşmayı bırakın ikinizde." diye uyaran anneme baktım bu sefer.

Tabağımdaki pilavı bitirmeden kalktım sofradan. İştahım yine her zamanki gibi kaçmıştı sayelerinde.

"Pilavın bitmedi Güneş." dedi annem bu sefer.

"İştah mı bıraktı bu piç!" dedim Kerem'e bakarak.

"Abin hakkında düzgün konuş!" dedi babam öfkeli bakışları beni bulurken.

Güldüm sinirle.

Yine ve yine günah keçisi ilan ediliyordum.

"Bırak baba, bırak. Ne anlar o ailesiyle düzgün konuşmaktan." dediğinde iğrenerek baktım ona.

Kendini ailem olarak mı görüyordu? Aile denilebilecek kadar ne yapmıştı bana? Abilik yapmış mıydı? Yaptıkları aklıma gelince dolan gözlerimi tuttum akmaması için.

"Sen benim ailem falan değilsin!" dedim bağırarak.

Patlama yaşıyordum. Normalde kolay kolay onlarla diyaloğa giren birisi değildim. Her gece ettikleri lafları sineye çeker susardım. Ama Kerem'e tahammül edemiyordum.

"Biz senin aileniz Güneş!" diye bağırmasıyla acı bir kahkaha attım kendimi daha fazla tutamayarak.

"Ne ailesi be! Ne ailesi! Benim ailem siz değilsiniz! Benim ailem, arkadaşlarım!"

"Yazıklar olsun! Sana verdiğim emeklere yazıklar olsun! Hiçbir şeyi hak etmiyorsun sen! Git şimdi kan bağın olmayan ailem dediklerinin yanına!" dedi babam bu sefer.

Gülümsedim burukça.

"Keşke sizle de kan bağım olmasaydı ama biraz olsun aile gibi hissettirebilseydiniz."

Son sözü söyledikten sonra arkamdan edilen küfürleri duymazdan gelerek askılıktan siyah kapşonlu hırkamı alıp çıktım evden.

Tuttuğum gözyaşlarım artık gözlerimi yakıyordu. Adımlarım beni ait hissettiğim tek yere götürüyordu. Kapının önünde durdum derin bir nefes alarak. Kolumun tersiyle sildim gözlerimi.

"İyisin Güneş." dedim kendimi inandırmak isteyerek.

Kapıyı çaldım gülmeye çalışarak.

Kapı açıldıktan sonra Rüya belirdi karşımda. Beni görünce gülümsedi.

"Balım! Nerdesin kaç gündür ya? Çok özledim seni!" diyerek boynuma atladı.

Bende kollarımı boynuna dolayarak kıkırdadım bu haline. İşte şimdi evimde bir aile sıcaklığında hissediyordum. Ev Rüya'ydı.

"Kızım götüm dondu! İçeriye al artık beni!" dedim sitemle sarılmayı bırakarak.

"Ay gel, gel!" dedi içeriye çekerek beni.

Salona geçtiğimde koltukta yatan üç hayvana baktım. Hayvan dediğime bakmayın, hepsi canımdan bir parça olan üç adamdan bahsediyorum.

Aybars ve Selim her zamanki gibi play station oynuyorlardı. Aybars anlaşılan kaybediyor olmalı ki yüzünde mutsuz bir ifade vardı. Selim ise gayet keyif alıyor gibiydi.

Koltukta sessizce onları takmadan kitap okuyan Poyraz'a kaydı bakışlarım. O da yine her zamanki gibiydi. Dünyayı sessize almıştı.

İçeriye girince üçünün de bakışları bana çevrildi. Aybars elindekini bırakıp yanına geldi.

"Güneş'im gelmiş." dediğinde sarıldım ona sıkıca.

"Abi." dedim bu kelimeyi söylemeye ihtiyacım varmış gibi.

Ev Aybars'tı.

"Kaç lan bizde sarılalım! Kaç gündür görmüyoruz kızı!" diyen Selim, Aybars'ı kolundan çekip bana sıkıca sarıldı.

"Nerdesin ufaklık sen kaç gündür?" diye sordu saçlarımı karıştırarak.

Ev Selim'di.

"Sınav haftam bu haftaydı. Okuldan dershaneye, derhaneden eve." dedim bıkkın bir şekilde.

"Çalış çalış büyük adam olcan sen!" dedi dalga geçerek.

"Kimin kardeşi!" diyen Aybars övünerek Selim'e baktı.

"Benim!" dedi Selim diklenerek.

"Hoşt ulan! Ben çocukluktan beri tanıyorum!"

"Banane kardeşim. Bende liseden beri tanıyorum ne alakası var yılla bunun?"

"Bende sana kardeşimi verecek göz yok!" diyen Aybars gözünü kocaman açmış Selim'e bakıyordu.

"Kesin didişmeyi! Kız yeni geldi bir durun!" dedi Rüya aralarına girerek.

"Yavrum çok haklısın." diyej Aybars iki dakikada kedi kesilmişti.

Rüya ile iki seneye yakın sevgiliydiler. Ondan önce de lise başından beri olan bir arkadaşlıkları vardı. İkisini de çok seviyordum.

Aybars'ı çocukluğumdan beri tanıyordum. Aynı mahallede büyümüştük. O benden iki yaş kadar büyüktü ama küçükken de mahallede bana abilik taslardı.

Yorgun bir şekilde koltuğa oturdum onlar da otururken.

"Nasılsın balım?" dedi Rüya hemen yanıma oturduğu sırada.

"İyiyim, sen nasılsın?"

"Nasıl olayım, üç hayvana bakıcılık yapıyorum işte." dedi sitemli bir şekilde.

"Ayıp oluyor yalnız." diye Selim çocuk gibi dudaklarını büzdü.

Kıkırdadım bu haline.

Poyraz'a baktığımda bize hiç aldırış etmeden hala kitabını okuduğunu gördüm. Hep böyleydi, biz birbirimizi yerken bile bir köşeye geçer ya kitabını okurdu ya da şarkı açar hayatı sessize alırdı.

"Poyraz, sen nasılsın?" dedim onu inceleyerek.

Koyu kahve gözleri kitaptan ayrılıp benim yeşil gözlerime çevrildi.

"Her zamanki gibi." dedikten sonra tekrar bakışlarını kitaba çevirdi.

Soğuk revani! Soğuk baklava!

Bu çocuğu bir tatlıya benzetecek olsam kesinlikle bu ikisine benzetirdim.

Göz devirerek diğerlerine döndüm.

"Helin'i de mi arasak? O da gelsin." dedim Rüya'ya bakarak.

"Ya o bugün babaannesine mi ne gidecekmiş."

Başımı salladım anladım der gibi.

"Hasiktir ya!" diyerek birden ayağa kalktı Selim.

Sanırım oyunu kaybetmişti. Oysa az önce o önde gibi duruyordu.

"Noldu lan hamsi tava?" dedi Aybars kahkaha atarak.

"Nasıl bir anda öne geçip kazandın lan sen!"

"Biz buna özel yetenek diyoruz hayatım." dedi öpücük atarak Selim'e.

"Gay gay hareketler yapma amına koyayım!" dedi Selim iğreniyormuş gibi ona bakarak.

Aybars hemen kendini topladı Selim öyle dedikten sonra. Yüz ifadesi gülmeme sebep olmuştu.

"Rüya senden daha taşşaklı!" dedi Selim. Bu sefer kendimi tutamayıp bende kahkaha attım.

"Sevgilimi zorbalamayı kes!" dedi Rüya yanımdan kalkıp Aybars'ın yanına giderek.

"Vıcık vıcık ilişki de hiç sevmem." dedi Selim onlara göz devirerek.

Rüya, Aybars'ın saçlarını sanki bir kedinin başını okşuyormuş gibi okşamaya başladığında bende kaşlarımı çatarak ona baktım.

"Oyunu kazandım diye kuduruyor bu it!" dedi Aybars.

"Biliyorum canım." dedi Rüya onu sevmeye devam ederek.

"Yavrum oyunu kazandım hani benim ödülüm?" dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum.

"Öpeyim mi seni?" dedi Rüya muzip bir şekilde.

"Öp beni!" dedi Aybars heyecanla.

Bu sahneyi görmek istemeyerek gözlerimi kapattım.

"Gözümün önünde sevişecekler diye korkuyorum!" dedi Selim de yüzüne yastık tutarak.

"Çekil lan kardeşimin dibinden!" diyen Poyraz çok şükür ki elindeki kitabı bırakabilmişti.

Bu çocuk sessizliğini bir tek Aybars, Rüya'ya sırnaşınca bozuyor gibiydi.

"Sanane lan sevgilim ya hani o benim." dedi Aybars ama hafifçe çekmişti kendini.

"Kardeşim ya hani o benim!" dedi Poyraz sinirli bir şekilde.

Aybars'a cidden bu durumlarda sinir olduğu belli oluyordu.

Rüya ve Poyraz öz kardeş olmasa da, özden tek bir farkları yoktu.

"Ya yeter ama! Gecenin içine sıçmayın artık!" dedi Rüya tekrar gelip benim yanıma oturarak.

"Of bir sigara içicem!" dedim koltuktan kalkıp balkona geçerek.

Hava biraz serin gibiydi ama hırkam olduğu için üzerimden üşümemiştim. Yıldızların süslediği gökyüzüne çevirdim gözlerimi. Gökyüzünü izlemek her zaman huzurlu hissettiriyordu.

Ay bu gece dolunaydı. Gülümsedim. Okuduğum bir efsane gelmişti aklıma. Ay'ın dolunay olması güzel bir şeydi.

Balkon kapısının açılmasıyla arkama baktım. Poyraz'dı gelen. Yanıma gelerek o da benim gibi demirliklere yaslandı.

"Sigara?" dedi sorar gibi.

Sigara yakmayı unutmuştum gökyüzünü izlerken. Ki zaten sigara paketim de yanımda değildi.

"Kerem'le kavga ettik." dedim aniden.

Sanki saatlerdir içimde bunu tutmuş da şimdi birden patlamış gibi gözüküyor olabilirdim ama hayır, öyle değildi. Poyraz'dan başkasına kolay kolay anlatamıyordum. Poyraz'dan başkasına kolay kolay ağlayamıyordum.

Çünkü ev Poyraz'dı.

"Ne dedi?" diye sordu bir dal sigarayı dudaklarına yerleştirirken.

"Ailem onlarmış." dedim gülerek.

Acı bir gülümseme.

"Sen ne dedin?"

Sakinliği bazen sinir bozucu olsa bile bazen insanı dinlendiriyor gibi hissediyordum. Sanki... sanki huzurlu gibi.

"Ailemin siz olduğunu söyledim."

Bir süre gözleri yüzümde dolandı, sonra gülümsedi. O gülümseyince istemsizce bende gülümsedim. Gülmek sanırım en çok ona yakışıyordu ve bunu bildiğinden az gülüyor olmalıydı.

"Aferin sana." dedi küçük bir çocuğu tebrik ediyormuş gibi.

Sonra sessizce sigarasını içerek hiç konuşmadan içeriye girdi.

Başımı tekrar gökyüzüne çevirdim. Şükür ettim içimden. Yüzlerce, binlerce kez şükür ettim. Bir ailede gibi hissetmek şükür sebebiydi. Bir evde olmak şükür sebebiydi. Hayır, evde olmak değil, evde hissetmek. Çünkü bilirdiniz, ev dört duvardan ibaret değildi, ev onlardı.

Bölüm sonu

21 yorum