Eldivenlerimi giydim, yanına en sevdiğim bıçağımı aldım. Bana uğur getirecekti, bundan emindim. Maskemi taktım, bu şekilde sadece gözlerim gözüküyordu. Nasılsa dünyalar tatlısı İzel'in katil olduğunu kimse öğrenmek istemezdi, öyle değil mi? Evet.
Lüks evimden çıktım, motorsikletime binerek son sürat ilerlemeye başladım. Evet, zevk için önüme çıkan insanları öldürüyordum. Bu benim hobimdi, üzgünüm ama mesleğimi hiçbir şeye değişmem.
Kimse benim kimliğimi bilmiyordu. Ben gündüzleri normal bir hayat yaşayan sıradan, nazik bir kızdım. Fakat geceleri...İnsanlıktan çıkıyordum. Gece benim her şeyimdi...
Eski bir kasabaya gelmiştim ve son sürat sürmeye devam ediyordum. Tam o anda birisine çarptığımı fark ettim. Karşıma çıkan genç kız yere yığıldı. Kasaba kızına benziyordu çünkü üstünde eski püskü bir elbise vardı. Simsiyah saçları yere savrulmuştu. Dolgun dudaklara sahipti ve gözleri sanırım elaydı. İşte kurbanımı bulmuştum...
Motorsikletimden indim, yere çömeldim. Çok güzeldi fakat bu benim için bir anlam ifade etmiyordu. Kurbanımı kucağımda taşımayı denedim, çok ağırdı. Bir daha denedim, yine olmadı. Anlaşılan beni biraz uğraştıracaktı. Onun ayak bileğini kavradım, süründüre süründüre kuydu bir köşeye çektim. Ağır olması işimi biraz zorlaştırmıştı, halbuki hiç kilolu durmuyordu, fiziği harikaydı. Nasıl bu kadar ağır olduğunu merak ettim.
Hafif hafif ayılmaya başlamıştı. Yerde baygın yatan bedeni artık hareket ediyordu, ben ise yanına oturdum. O uyanmadan onu bağlasam iyi olacaktı. El bileklerini yanımda getirdiğim kalın bir halatla bağladım. Ayıldığında ise şok içinde ellerine baktı.Beni gördüğünde biraz tırstı, elime bıçağımı geçirince daha da tırstı. Bu moronla biraz işimiz olacaktı. Ona yaklaştım ve "Merhaba yavru kedi:)" diyerek sırıttım. “Adın ne?” Kızın korkudan yüzünün sarardığını görebiliyordum. “H-Hilal…” Kekelemesi sinirimi bozmuştu, avucuna bıçağı geçirdim. Acı içinde bağırmaya ve göz yaşları savrulmaya başlamıştı.
Elimdeki bıçağı karşımdaki genç kızın eline bir kez daha sapladım. Ve bir daha...Bir kere daha...7-8 kere saplamıştım sanırım. Karşımdaki genç kız acı içinde bağırıyor ve eline sapladığım bıçağa dehşet içinde bakıyordu. Resmen kemiğini delmiştim, kanlar akmasına rağmen bitmiyordu. Bıçağı sinsi bir sırıtışla çıkardığımda daha çok bağırdı, artık kanlar daha da hızlı akıyordu.
Boğazının parçalandığını düşünüyorum çünkü hayatım boyunca kimse bu kadar yüksek bağırmamıştı, daha sonra sesi kısılmaya başladı zaten. Elinden akan kan çok şiddetli bir şekilde fışkırıyor, yüzüme sıçrıyordu. Hâlâ maskemin altında o psikopat gülüşüm duruyordu, bu gerçekten o kadar eğlenceliydi ki.
"Eee, eğlenceli miydi?" Eline bir kez daha baktım ve delice gülmeye başladım. "Elin eğlenmişe benziyor tatlım." Daha da gülmeye başladım. Elindeki bıçağı sıkıca kavradım. Evet, sonunda beklediğim an gelmişti...Tam onun boynuna saplayacaktım ki "DUR LÜTFEN!!!" diye bağırdı. Peki ben durdum mu? Hayır.
Bıçağın az bir kısmını boynuna geçirdim. Şanslıydı ki sadece bir çizik atmıştım ve daha nefes borusuna bile ulaşamadan nasıl bu kadar canının yandığını merak ettim. "Noldu tatlım, canını mı yaktım? Pardon, elim çarptı."
Tam bıçağı daha fazla bastıracaktım ki kekeleyerek konuşmaya başladı. "S-Sana güzel b-bir teklifim var.." Boynuna ikinci bir çizik daha attım. "Aptal moron, eğer güzel bir teklif değilse ve bunu zaman kazanmak için yapıyorsan seni şuracıkta öldürürüm!" Kız korkudan konuşamıyordu, titriyordu. "Konuş." dedim sakin ama bıkkın bir tonla. Öldüremediğim için sıkılmıştım. Ben bu kızı beklemek zorunda mıydım?
Kız hâlâ şokta olduğu için konuşamıyordu, titremesi ise hiç durmamıştı. Bir elinden akan kan damlalarına, (pardon kan şelalesine) bir de boynuna attığım çiziklerden fışkırarak sıçrayan kanı izledim. Sonra renginin solduğunu fark ettim, ölümü yakındı.
"Sana konuş dedim!!". Ben bağırınca daha da titremeye başladı. "N-Nolur beni öldürme.." Allah'ım ben iki saattir bunu duymak için mi paniğe kapılıyordum? Şaka gibi ya. Bıçağı boynuna daha da bastırdım, artık bu kız haddini aşmıştı.
"Daha t-teklifi söylemedim!" Ya bu kız harbi aptaldı. Sinirle dişlerimi sıkarak konuştum. "YA SÖYLESENE ARTIK!! BENİ DELİ ETTİN YAA." Kız titrek bir nefes verdi. "B-Beni öldürmezsen eğer sana bir teklifim var..." Sabırsızlanmaya başlamıştım. Sinirle nefes verdiğimde sıkıldığımı anlamış olacak ki konuşmasına devam etti, kan kaybından dolayı konuşmakta güçlük çekiyordu.
"B-Beni ortağın yapar mısın..?" İlk başta ona anlamaz gözlerle baktım, ardından da gülme krizine girdim. Benimle ortak olmak ha? Delilik bu! "Kızım, benimle ortağa ihtiyacım yok, hele senin gibi birine asla! Bu halinle bir zavallıdan başka bir şeye benzemiyorsun. Zaten hiç bir halta yaramazsın, moron." Tamam, bunların hepsini zamanımı çalmak için yapmıştı. Onu her türlü öldürecektim, fakat zamanımı çaldığı için daha da can yakıcı bir şekilde öldürecektim.
Tam boynuna bıçağı geçireceğim sırada "SENİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM!!" diye bağırdı. O an kaskatı kesildim, milim oynamıyordum. O daha demin ne dedi öyle..? "Ne dedin sen?" Uzun bir sessizlik oluştu. "Kim olduğunu biliyorum dedim." ...Bu bir şaka olmalıydı değil mi? Tam o sırada ayağa kalktı ve ben daha ayağa kalkamadan kafama kurşun yedim. Hayır, bana kurşun sıkan Hilal olamazdı, zaten elleri bağlıydı. Kulaklarım çınlamaya başladı, görüş alanım bulanıklaşıyordu.
Cenin pozisyonuna geçtim, kendimi dinç tutmaya çalışıyordum ama nafile. Kafamdan o kadar çok kan akıyordu ki…Yere yığıldım. Zaten her taraf kararıyordu. Tek hatırladığım şey ise ben bayılırken o kızın maskemi çıkartmasıydı...
. . .
Yavaş yavaş gözlerimi açtım… Bulanık görmem hâlâ sürüyordu. Başım zonkluyor ve kulaklarım çınlıyordu. O an bir hastane yatağında olduğumu fark ettim. Burası hastane miydi, orası tartışılır. Üzerimde beyaz bir tulum vardı. İspanyol paçaydı ve uzun kolluydu. Ama asıl önemli olan şey ise, ben yatağa bağlıydım! Ellerim ve ayak bileklerim kelepçelerle yatağın demir kenarlarına sabitlenmişti. Ben deniz yıldızı pozisyonunda burada mahsur kalmıştım!
Karakterler:
(İzel)

(Hilal)

Kurgu nasıl gidiyor? Bu giriş olduğu için biraz kısaydı. Umarım beğenmişsinizdir:) m>

