"Elif, Mustafa, Araf Efe, Mehmet Ali bu arka dörtlü bir daha derste muhabbet ettiğinizi görürsem tutanak tutarım. Tutanak tuttuktan sonra bir daha konuştuğunuzu görürsem dersi böldüğünüzden dolayı disipline veririm. Anlaşılmayan bişey var mı?
Seyit hocaya hak veriyorum. Kaç oldu bilmiyorum ama sürekli arka dörtlü olarak konuşuyorduk. Tamam konuşuyoruz ama sadece biz değil sınıfta bir sürü kişi konuşuyor hoca niye sadece bize söyleniyor ki?
" Efe etrafına bakıp durma oğlum. Hatta sen sadece derste bana bak ben her soruyu okuduğumda seninle göz göze gelicem. Başka türlü etrafına bakmanı engelleyemicez belli oldu. "
Efe, Seyit hocayı başıyla onayladı ve ona bakmaya başladı o sırada bende hocaya soru götüren Emre'yle bakışıyorduk gülmemek için kendimizi zorluyorduk.
Mehmet Ali, hoca soru çözüyor ve bizi görmediği için kısık sesle bana seslendi ve "Seyit hoca ve Araf" diye fısıldayıp işaret parmaklarını birbirine sürttü.
Göz kırptım ve Efe'ye baktım.Hala hocaya bakıyordu. Geçen gün istediği sarı dil çubuğunu -kitap ayracı niyetine kullanıyoruz- ona uzattım.
Efe ayracı aldı. Çantasına koyucakken yere düşürdü ama hocaya bakması gerektiği için hocaya bakarak Mehmet Ali'ye "Kanka yerde sarı bişey var onu bana versene. "
Ali ayracı aldı ve bana baktı. Ben Ali'ye kır yarısını ver dedim -çünkü birazda olsa Ali'den etkileniyorum-
Ali ne dediğimi anlamamış olacak ki ayracı Efe'ye verdi ve önüne döndü.
----------------------------
Efe'den
Dersimiz matematik idi. Seyit hoca giriyordu derse. Matematiği seviyordum belki de matematiği sevmemi sağlayan Seyit hocaydı.
Seyit hoca sadece matematiği sevmemi değil yönelimimi de farketmemi sağlamıştı. İmkansızdı. Hepte öyle kalacaktı. Seyit Ahmet hocayla hiçbir zaman öğretmen öğrenci ilişkisinden ileriye gidemezdik bunu ne kadar istesemde.
"Efe kalksana hoca geldi." Elif'in sesiyle düşüncelerimden arındım ve ayağa kalktım. Seyit hoca "Tünaydın gençler, oturabilirsiniz." deyip kendi sandalyesine oturdu. Çolakoğlu hocanın yanına geldi ve ödevlerini yapmayanları söyledi. Neyseki ben yapmıştım. Bir on beş dakika falan ödevini yapmayanlar yüzünden ders kaynadı. İşime geliyordu çünkü derste Seyit hocayı dinlerken gözgöze gelmemiz bile kalbimin ritmini değiştirmeye yetiyordu.
Gözlerimi saate çevirdim ders başlayalı 15 dakika olmuştu. Dersi dinlemek istemiyordum. Bir bahaneyle sınıftan çıkmam lazımdı.
Aklıma gelen fikirle sıramın altındaki defterimin en arka sayfasındaki kağıdın ucunu yırttım ve üstüne dersi dinlemek istemiyorum hocadan bir bahaneyle tuvalete gitmek için izin isteyeceğim sende benden 5 dakika sonra falan hocadan izin alıp yanıma gel yazdım ve kağıdı iki kere katlayıp Elif'e verdim.
Elif dikkatini derse verdiği için irkilip bana baktı ve noldu dercesine gözünü kırptı. Bende kaş göz yapıp ona verdiğim kağıdı işaret ettim. Kağıdı okuyup bana onaylarcasına kafasını salladı.
Ali, Elif ile olan hararetli konuşmamızı farketmişçesine hafifçe başını bana çevirip olay ne diye fısıldadı. Bende önemli değil dedim. Öyle olsun dedi ama takmadım. Elimi kaldırdım ve Seyit'in söz vermesini beklemeye başladım. "Efendim Araf" "Hocam çok kötü midem bulanıyordu sabahtan beri dayanamıyorum lavaboya gidebilir miyim? " "Git peki"
Elif'e kaş göz yapıp kapıya gittim sınıftan çıktım ve kızlar tuvaletine girdim.
Beş dakika sonra
Kızlar tuvaletinin kapısının açılmasıyla gözlerimi kapıya çıkardım.
Elif gelmişti zaten onu bekliyordum ya. "Dayanamıyorum artık amına koyayım. " gerçekten dayanamıyordum. Elif elini belime doladı ve konuştu "Bende."
Elif elini belimden çekti ve arkama geçip bana sarıldı. Bedenimi lavabo aynasına çevirdi ve saçlarıma bir öpücük kondurup geri çekildi. Seyit hocadan hoşlandığımı biliyordu. Hiçbir şey aramıza giremezdi ne kadar tartışsakta.
Elif elimi tuttu ve yere oturup beni yanına çekti. Elini omzuma attı ve konuşmaya başladı. "Seyit hocayla aranızı yapmak iyi olmaz mıydı kanka?" "Kanka ben öyle şeylerle uğraşamam üstelik öğretmenimle sevgili olmam çok normal mi sence ? " "Abi şimdi orası öyle de sana bu kadar acı çektiriyorsa ya etrafına bakıcaksın ya da açılıcaksın başka bir seçeneğin yok. " "Etrafına bakmak derken?" "Olm illaki seni seven biri vardır ona bir şans veremez misin Seyit hocayla ilişkiniz öğretmen öğrenci ilişkisinden ileri gitmez. "
Bunları söylerken kızarmıştı nedenini az çok tahmin edebiliyordum ama kardeş gibiydik asla olmazdı.
"Etrafımdaki insanların duygularıyla oynamak istemem Seyit'ten başkasını gözüm görmüyor" "Sen bilirsin, peki. " bileğindeki saate baktı ve "5 dakika sonra zil çalıcak sınıfa gidelim mi? " Başımı sallayıp onayladım onu. Ayağa kalktı elini uzattı ve beni kaldırdı. Elini omzuma attı ve kapıyı açtı. Sınıfın önüne gelince ilk o girdi. Bir süre sonra bende sınıfa girdim ve yerime oturdum. Sınıftan girer girmez Seyit hocayla göz göze geldik ama gözlerimi hemen kaçırdım. Seyit hoca ödev de verdiği testin son sorusunu çözüyordu onu dinliyormuş gibi yaptım. Onu düşünüyordum. Bu kadar imkansız olması canımı yakıyordu.
Zil çaldı. Elif, Çolakoğlu'nun yanına gitti. Sınıfta 5,6 kişi dışında kimse kalmamıştı. Sıramdan kalkacak iken vazgeçtim ve geri sırama oturup Elif'in verdiği sarı ayracı çantamdan çıkardım ve onu incelemeye başladım. Şöyle demem daha doğru olur Elif'in verdiği ayracı inceliyormuş gibiydim. Aklım hâlâ Seyit hocadaydı.
Samir yanıma geldi ve beni kucağına çekti. "Ayraca dünyanın en acayip varlığı misali bakma" "Dalmışım amına koyayım" "Var senin bir sıkıntın ve aylardır söylemiyorsun" "Samir'im nasıl bir sıkıntım olabilir de sana söylemicem? " "Efe dolandırma gülüm söylemiceksen söylemicem de" "Söylemicem" "Peki" deyip beni kucağından indirdi ve kendi sırasına gitti.
Samir'imi üzdüğüm için onun gönlünü almak istedim ve yanına giderken Elif'e çok azcık(!) tokat attım. Elif tabi karşılık vermeden duramadığı için o da bana vurdu.
Ufak çaplı bir kahkaha attıktan sonra Samir'imin yanına geldim ve yanağını öptüm. "Olm darılma hemen amına koyayım" "Neden darılayım aq" "Bu darılmamış halin mi bebeğim" "Evet" "Öyle olsun" dudağına sınıftakilere çaktırmadan hızlı bir öpücük kondurdum ve geri çekildim. Bana napıyon amk gibisinden baksa da ona göz kırpıp sırama geçtim.
Zil bir süre sonra çaldı. Elif sırasına oturdu ve kitabının arasına koyduğu kalemin yardımıyla Seyit'in ödev verdiği testin sayfasını açtı. Bana döndü ve olay var diyerek fısıldadı bende ne gibisinden gözümü kırptım ve duruyla alakalı deyip gözünü devirdi.
Deniz-sınıf başkanımız- konuştuğumuzu görmüş olacak ki yanımıza geldi ve susun Efe hoca kapıda deyip tahtanın önüne geçti tekrar. Seyit kapıyı açıp içeri girdi ve akıllı tahtanın önüne geçip sonraki sesini duyurmak istercesine biraz sesini yükselterek "Arkadaşlar bir ay sonra Eskişehir'e bir gezi var gelmek isteyenler şimdi dağıtacağım formu ve ücreti birlikte getirip sınıf öğretmeninize teslim ediceksiniz var mı anlaşılmayan? " dedi. Bende hoca gitmezse gitmeyecektim bu yüzden "Siz görevli olucak mısınız hocam? " dedim ve Seyit olumlu anlamda başını salladı.
Yarım saat sonra
Ders bitimine 10 dakika kala toplanabilirsiniz demesiyle sıranın altındaki ve masanın sağ tarafında olan kitap ve defterlerimi toplamaya başladım. Biraz hızlı davrandım ilk önce sıramın altındaki defter ve kitaplarımı elime aldım ve hepsini düz şekilde hizalarcasına masaya vurdum ve çantamı açıp içine koydum. Sıramın yanımdaki üç beş kitabı da aldım ve çantama koydum,son olarak kalemliğimi çantama koydum ve çantamı tek koluma takıp Elif'in yanına geldim. O da montunu giyip çantasını tek koluna taktı ve okuldan çıkıp servisimize bindik-ayrı servislerdeyiz-
Cam kenarına oturdum ve yanımdaki koltuğa çantamı bırakıp dışarıyı izlemeye başladım. En son durduğunda ben servisten indim ve evime girdim.
Üstümü değiştirip bişeyler yemeye başladım.
Ödevlerimi yapmaya masa başına oturdum.
--------------------
Sabah alarmın çalmasıyla uyanmıştım. Başımı ovup ayaklarımı yataktan sarkıttım ve yataktan kalktım. Banyoya girdim yüzümü yıkadım ve duşa girdim. Çok oyalanmayıp çıktım. Odama girdim formalarımı giydim. Çantamı hazırladım evden çıktım ve servisi beklemeye başladım. Çantam fazla ağır olduğu için apartmanın giriş kapısının önündeki merdivene bıraktım çantamı. Çok geçmeden servisin geldiğini görmemle merdivende ki çantamı tek koluma taktım ve servise bindim. Samir en önde oturmuştu ve çantası sırtındaydı. Çantamı yanındaki tekli koltuğa bıraktım ve Samir'in yanına oturdum. Benim geldiğimi umursamıyor, hâlâ camdan dışarıyı izlemeye devam ediyordu.
Beni fark etmesini istiyordum. Muhtemelen beni fark etmişti fakat umursamıyordu. Beni umursamasını istediğim için serviste etrafıma bakındım. Şuan hiç dikkat çekmiyorduk. Bunu fırsat bilerek Samir'in dudaklarından hızlıca bir öpücük çaldım. "N'apıyorsun ya?" "Arkadaşımı öpemez miyim? " göz devirip tekrardan cama döndü ama okula çoktan gelmiştik. Okula geldiğimizi farketti, kapı açılır açılmaz koşarak servisten indi. Ona yetişmek istiyordum o yüzden bende çantamı tekli koltuktan aldım ve koluma taktığım gibi koşarak servisten indim. Samir biraz uzağımdaydı. Sıra olduğumuz yere çantasını bıraktı ve hızla okulun içine girdi. Çantamı onun çantasının yanına bırakıp okulun içine girdim.
Erkekler tuvaletine doğru gidiyordu. Koşmaya başladım ve uzun sürmeden erkekler tuvaletine vardım. Samir ben tuvalete girdiğimde girdiği kabinin kapısını kapatmıştı. Kilitlememesi işime geliyordu. Kabinin önüne geldim ve kapıyı açıp içeri girdim. Kapıyı kilitledim ve Samir arkasını dönük olduğu için kollarımı beline sardım. Samir'i bir kere ensesinden öptükten sonra ellerini belindeki ellerime attı ve çekmeye çalıştı fakat beceremedi. Belindeki ellerimi sıkmaya başladı. "Ne zaman canımı yakmayı bırakıcaksınız?" dedi Samir. "Bilerek yapmadığım bişey yüzünden neden azarlanıyorum?" dedim. "Bilmeden de olsa neden hiç bana olan davranışlarına dikkat etmiyorsun?" Samir'le birbirimizin ihtiyaçlarını karşılıyorduk. Yer fark etmezdi. Okulda herhangi bir yer ya da evimizde.
"Özür dilerim." özür dilersem bana ne diyeceğini artık ezberlemiştim. Ama yinede yapıcak başka birşey yoktu. Tahmin ettiğimde değişmemişti yine. "Özür dilemek bişey değiştirmiyor." deyip belindeki ellerimi belinden çekti ve kabinin kapısını açmaya çalıştı. Neyse ki kilitlediğim için açamadı. Göğsümü sırtına dayadım ve ellerimi kasıklarına indirdim. Kulağının altına öpücük kondurdum. Elleri kalçalarıma gitti ve başı geriye omzuma düştü. Adem elmasına bir öpücük kondurdum ve bir elimle sarı saçlarını okşadım. Ben her ne kadar onun zaaflarını kullanmayı biliyorsam o da benim zaaflarımı kullanmayı çok iyi biliyordu. "Bana karşı koyamıyorsun hiçbir zaman. Farkındasın değil mi?" "Farkındayım"
KafaSını öne eğdi bu sefer. Burnumu ensesindeki saçlarına götürdüm. Burnumu ensesine hafifçe sürterken 'eşsiz kokusunu içime çekiyordum. Kalçalarımı (ş)sıkmasıyla inledim. Samir bana baktı ve kafasını tekrar önüne eğdi. Ellerimi kasıklarımdan, ellerini kalçamdan çekti ve klozete oturup bacağına patpatladı. Kucağına oturdum ve dudaklarına kapandım. Ellerini formamın içine soktu ve çıplak belime parmaklarını sürtmeye başladı. Onu delirtmek istercesine ona sürtünmeye başladım. Formamın eteklerinden tutup çıkardı ve dudaklarımızı ayırdı. Baygın mavi gözleriyle bana bakarken hızla pantolonunun düğmesini açtım, fermuarını çözdüm ve dizlerine kadar indirip penisini okşamaya başladım. Kafasını geriye atıp inleyince baksırını da dizlerine indirdim ve sertleşmiş penisini elime alıp sıktım."Benim iznim olmadan bana dokunamazsın güzelim." demesiyle ellerimi penisinden çektim. Ellerini eşofmanımın içine soktu ve kalçamı sıktı ve kendine daha çok bastırdı beni. Kısık gözleriyle gözlerime baktı ve sonra da şişmiş, kızarmış dudaklarıma indirdi bakışlarını. İstemsizce dudağımı yaladım. Şakaklarımdan öptü ve bir parmağını deliğime soktu. Biraz yüksek sesle inleyince bir eliyle dudaklarımı kapattı ve "İnlemelerini benden başkasının duymasını istemediğimi biliyorsun değil mi bebeğim?" gözlerimi kırpıştırdım. "Aferin bebeğim."
Başımı omzuna yasladım, ellerimi beline sardım. İkinci parmağını soktuğunda başımı omzundan kaldırdım ve formasını çıkardım. Meme ucunu emmeye başladım bu defa. Parmaklarıyla yavaşça gelgit yapmaya başladı. "Neden birşey sorduğumda cevap veremeyeceksen merak ettiriyorsun Efe? Neden Seyit hocaya aşıkken neden etrafındakileri görmüyorsun? Bana mantıklı tek bir neden söyle." "Ben aptal bir aşığım Samir. Bunun sebebi o." Parmaklarını içimden çıkardı ve penisini deliğime soktu. Canımı yaktığını bildiği için dudaklarımızı birleştirdi ve alt dudağımı emmeye başladı. Canım hala acımasına rağmen penisini tamamen çıkarıp sokuyordu. Dudaklarımızı ayırmamıştı. Canımı acıttığı için dudağını ısırdım. Dudağını ısırdığım için sinirlenmiş olacak ki dudaklarımızı ayırdı. Hızlı hızlı sokup çıkardığı için canım hala yanıyordu. Penisini içime bu sefer soktuğunda bekledi ve penisimi eline alıp çekiştirmeye başladı. İçimdeki penisiyle gelgit yapıyordu bir yandan. Zevkten inlememek için dudaklarımı ısırdığımdan kanamaya başlamıştı. Samir dudaklarımın kanadığını görünce dudaklarını dudaklarıma bastırdı ve çekti.
Bir süre sonra kasılmaya başlamamla boşalacağımı anladı ve üstündeki kravatı çıkarıp penisime bağlayıp boşalmamı engelledi. İçimden çıktı ve klozetten kalkıp beni yere bıraktı. "Domal bebeğim" dediğini yapıp domaldığımda dilini deliğimde hissetmemle boğukça inledim. Dilini deliğime tamamen soktuğunda titremeye başladım ve o da bu fark etmiş olacak ki beni kucağına aldı ve kabinin kilidini açıp kabinden çıktı. Şansımıza tuvalette kimse yoktu. Beni yere yüz üstü yatırdı. Tuvaletin kapısına ilerledi. Ders başlamıştı. Tuvaletin kapısını kilitledikten sonra yanıma geldi ve dilini tekrar deliğime ittirdi. Yanımdaki ellerimi kenetledi ve kafamın üstünde tutmaya başladı. Dilini deliğimden çıkardı ve penisime bağladığı kravatı çıkardı. Kravatı çıkardığı gibi boşalamıştım. Onu duvara ittim ve kucağına çıkıp penisini deliğime soktum ve zıplamaya başladım. Kasılmaya başlayınca içinden çıktım ve penisini çekmeye başladım.
--------------------
Dersimiz yine matematik idi. Bu derste Seyit'in izin vereceğini düşünmüyordum bu ikinci olurdu çünkü. Ben bunları düşünürken Elif bi kağıt uzattı ve hızlı oku, dedi fısıltıyla. Kağıdı aldım ve katlarını açıp okudum. "Bu dersi dinleyecek miyiz?" yazıyordu. Elif'i dürttüm ve kağıdı uzattım ona onaylarcasına kafamı sallarken. Kağıdı aldı ve önüne döndü. Önümdeki matematik defterinin bir sayfasını karalamaya başladım. Elif'in beni dürtmesiyle ayağa kalktım. Seyit gelmişti.Oturmamızı söyledi ve deri ceketini sandalyesine koyup akıllı tahtaya yöneldi. Başım ağrıyordu. Şakaklarımı ovmaya başladım. Uykum gelmişti. Tuvalete gitmek için bir bahane olabilir aslında ama tuvalete gitmekle başımın ağrıması alakasızdı. Anlaşıldı. Zar zor dersi dinlemeye çalışacağım.
-------------
Ders bitmiş. Eve gelmiştim. Bir imkansızı sevmek gibi kötü birşey olduğunu sanmıyorum. Evet imkansız. Onun beni sevmediğini, onun gözünde normal bir öğrenci olduğumu biliyorum. Bile bile vazgeçemediğim için canımın yanmasına devam ediyordum. Ne zaman diye düşünemiyorum. Hiçbir zaman. Ona açılamam biliyorum. Çaresizce devam ediyorum sevmeye. O benim hayatımı tek kelimeyle değiştirebilecek tek insan. Çok mal davranıyorum farkındayım kimseye benim hayatımı değiştirebilecek kadar değer vermemeliyim. Bir gün olmayacağını ve benim kahr olacağımı bildiğim halde sevmek... Anlamsız. Denedim birçok kez vazgeçmeyi. Yapamıyorum. O benim bu kadar yakınımdayken çoğu zaman iletişim halindeyken nasıl vazgeçebilirim ki?
- Efendim aşkım?
-Neredesin?
-Evdeyim güzelim. Nerede olabilirim?
-Bana gelebilir misin ya da ben geleyim mi?
-Ben gelirim güzelim de n'oldu?
-Onu gelince konuşalım.
-Tamam bebeğim kapıyorum yarım saate oradayım.
Telefonumu kapatıp çalışma masamın kenarına koydum. Gardolabımı açıp montumu çıkardım ve üstüme giydim. Yazel boşuna aramazdı. Tabi ne zaman bir şey olsa o zaman sevgili olduğumuz aklına geliyordu. Çantamın ön gözündeki anahtarımı aldım ve kapıyı açtım. Ayakkabılarımı kapının önüne koydum. Ayakkabılarımı giydim ve kapıyı kapatıp anahtarımla kilitledim. Binadan çıktıktan sonra yolda Yazel'e gidene kadar yürümeye başladım.
-N'oldu bebeğim?
-Efe, çok kötü bir şey öğrendim.
-Ne hakkında?
-Dilmaç hakkında. Bana gelebilir misin ben mi geleyim?
-Aşkım şuan Ali'ye gidiyorum. Gelince gelsem uygun mu?
-Uygun. Neyse ben kapıyorum. Görüşürüz.
-Görüşürüz.
Samir, Elif hakkında kötü ne öğrenmiş olabilir ki? Ya da ne kadar kötü. Bugün ikinci defa oldu bu bir Samir arar Dilmaç hakkında kötü bir şey öğrendim, der bir Yazel arar nefes nefese bir şey oldu konuşalım bana gel, der. Cidden neye şaşırsam bilemiyorum. Yazel ile zaten onu sevdiğimden sevgili olmamıştım. Tamamen ilgiye ihtiyacım olduğu içindi. Ayrılmakta aklıma gelmemişti. Ayrılsam da ayrılmasam da değişen bir şey olmuyordu. Arada sevgili olduğumuzu hatırlıyor sadece.
"Çok şükür gelebildin." "Alt tarafı 15 dakika sürdü güzelim." salona geçtiğimizde bir tekli koltuğa oturdum ve "Ne diyecektin?" diye sordum. Bu seferki önemli konumuz neydi acaba çok merak ediyorum. "Dün gece Samir geldi. Aranızdaki asıl ilişkiyi açıkladı. Güya arkadaştınız. Benim bu tarz olaylardan neden yeni haberim oluyor? Neden bir bok bilmiyorum Efe?" soruları saçmaydı. Zaten sevgili gibi değildik ayda yılda bir konuşurduk ne o sorar ne de ben. "Yazel zaten kırk yılda bir bişey olduğunda söylersin. Sevgili gibi değiliz. Sana aşık falanda değilim. Lütfen uzak dur benden." deyip oturduğum koltuktan kalktım. Kapıya yöneldim ve evden çıktım. Yazel de bunu bekliyormuş gibi ağzından hıı gibisinden bir nida çıktı eee dermişçesine. Onunla konuşmak ya da hayatımda boşuna yer kaplamasını istemiyordum. Ne bok yerse yesindi.
Oflaya oflaya evime geldiğimde montumu portmantoya astım ve odama geçip kendimi yatağıma attım. Derken aklıma Samir'in beni çağırdığı geldi. Ellerimle yüzümü kapatıp sabır çeke çeke yatağımdan kalktım. Saat daha sekiz idi. Samir zaten üst katta oturuyordu.
-Samir ben geldim eve de çok yorgunum sen gelsen bana olur mu?
-Olur ben geliyorum şimdi. Hoşçakal.
Telefonu kapatıp Samir'i beklemeye başladım.
Ders bitmiş. Eve gelmiştim. Bir imkansızı sevmek gibi kötü birşey olduğunu sanmıyorum. Evet imkansız. Onun beni sevmediğini, onun gözünde normal bir öğrenci olduğumu biliyorum. Bile bile vazgeçemediğim için canımın yanmasına devam ediyordum. Ne zaman diye düşünemiyorum. Hiçbir zaman. Ona açılamam biliyorum. Çaresizce devam ediyorum sevmeye. O benim hayatımı tek kelimeyle değiştirebilecek tek insan. Çok mal davranıyorum farkındayım kimseye benim hayatımı değiştirebilecek kadar değer vermemeliyim. Bir gün olmayacağını ve benim kahr olacağımı bildiğim halde sevmek... Anlamsız. Denedim birçok kez vazgeçmeyi. Yapamıyorum. O benim bu kadar yakınımdayken çoğu zaman iletişim halindeyken nasıl vazgeçebilirim ki?
- Efendim aşkım?
-Neredesin?
-Evdeyim güzelim. Nerede olabilirim?
-Bana gelebilir misin ya da ben geleyim mi?
-Ben gelirim güzelim de n'oldu?
-Onu gelince konuşalım.
-Tamam bebeğim kapıyorum yarım saate oradayım.
Telefonumu kapatıp çalışma masamın kenarına koydum. Gardolabımı açıp montumu çıkardım ve üstüme giydim. Yazel boşuna aramazdı. Tabi ne zaman bir şey olsa o zaman sevgili olduğumuz aklına geliyordu. Çantamın ön gözündeki anahtarımı aldım ve kapıyı açtım. Ayakkabılarımı kapının önüne koydum. Ayakkabılarımı giydim ve kapıyı kapatıp anahtarımla kilitledim. Binadan çıktıktan sonra yolda Yazel'e gidene kadar yürümeye başladım.
-N'oldu bebeğim?
-Efe, çok kötü bir şey öğrendim.
-Ne hakkında?
-Dilmaç hakkında. Bana gelebilir misin ben mi geleyim?
-Aşkım şuan Ali'ye gidiyorum. Gelince gelsem uygun mu?
-Uygun. Neyse ben kapıyorum. Görüşürüz.
-Görüşürüz.
Samir, Elif hakkında kötü ne öğrenmiş olabilir ki? Ya da ne kadar kötü. Bugün ikinci defa oldu bu bir Samir arar Dilmaç hakkında kötü bir şey öğrendim, der bir Yazel arar nefes nefese bir şey oldu konuşalım bana gel, der. Cidden neye şaşırsam bilemiyorum. Yazel ile zaten onu sevdiğimden sevgili olmamıştım. Tamamen ilgiye ihtiyacım olduğu içindi. Ayrılmakta aklıma gelmemişti. Ayrılsam da ayrılmasam da değişen bir şey olmuyordu. Arada sevgili olduğumuzu hatırlıyor sadece.
"Çok şükür gelebildin." "Alt tarafı 15 dakika sürdü güzelim." salona geçtiğimizde bir tekli koltuğa oturdum ve "Ne diyecektin?" diye sordum. Bu seferki önemli konumuz neydi acaba çok merak ediyorum. "Dün gece Samir geldi. Aranızdaki asıl ilişkiyi açıkladı. Güya arkadaştınız. Benim bu tarz olaylardan neden yeni haberim oluyor? Neden bir bok bilmiyorum Efe?" soruları saçmaydı. Zaten sevgili gibi değildik ayda yılda bir konuşurduk ne o sorar ne de ben. "Yazel zaten kırk yılda bir bişey olduğunda söylersin. Sevgili gibi değiliz. Sana aşık falanda değilim. Lütfen uzak dur benden." deyip oturduğum koltuktan kalktım. Kapıya yöneldim ve evden çıktım. Yazel de bunu bekliyormuş gibi ağzından hıı gibisinden bir nida çıktı eee dermişçesine. Onunla konuşmak ya da hayatımda boşuna yer kaplamasını istemiyordum. Ne bok yerse yesindi.
Oflaya oflaya evime geldiğimde portmantoya astım ve odama geçip kendimi yatağıma attım. Derken aklıma Samir'in beni çağırdığı geldi. Ellerimle yüzümü kapatıp sabır çeke çeke yatağımdan kalktım. Saat daha sekiz idi. Samir zaten üst katta oturuyordu.
-Samir ben geldim eve de çok yorgunum sen gelsen bana olur mu?
-Olur ben geliyorum şimdi. Hoşçakal.
Telefonu kapatıp Samir'imi beklemeye başladım. Gelen bildirim sesiyle telefonu elime aldım. seyitahmetasa bir gönderi paylaştı.

Fazla güzel. Çok tatlı. ♥︎♡
Yorumlar kapalı
Sevgilisiyle ilk defa gönderi paylaşmıştı ve sanırım sevişiyorlardı. Bir saniye sevgilisi birine benziyordu. Kim ola ki? ( oldlar bilir bilmeyenler yoruma) Kapının çalmasıyla telefonu kapattım. Kapıyı açmaya gittim. "Ağladın mı sen? Gözlerin kızarmış."
Samir'in bana bi' anda sarılması ile arkaya doğru bir adım sendeledim. Omzumu ıslatan gözyaşlarıyla birlikte elimi beline sardım. Saçlarını okşarken bir yandan küçük öpücükler konduruyordum. "Efe ben çok kötüyüm." Evi Samir'in hıçkırık sesleri dolduruyordu. Onu kucağıma aldım ve odama ilerlerken bir yandan devam ediyordum saçlarını okşarken öpücük kondurmaya. "Sakin ol güzelim." yatağıma oturdum ve onu tam kasıklarıma oturttum. "Anlat bebeğim dinliyorum." Bir elim belinde diğer elim saçlarını okşarken, o sweatinin koluyla gözyaşlarını sildi ve konuşmaya başladı.
"Efe." "Söyle bebeğim." "Dilmaç senden hoşlanıyormuş. Hemde 2 yıldır." "Ne? Sen ciddi misin?" Kardeşim gibi dediğim insan benden hoşlanıyordu. Daha 1 ay önce Samir'den hoşlanıyorum dememiş miydi? "Hiç olmadığım kadar. Bugün Duru ile whatsapp ss'lerini yanlışlıkla bana attı. O 10 dakika sonra farketmiş olup silse de benim galerime yükleniyordu. İşte sonra okuyup öğrendim. Anlamak istemiyorum bu kız ne yapmaya çalışıyor?" Ellerini omzuma yerleştirip kafasını boynuma gömdü. Ellerimi kalçasına indirdim. "Neler çevirdiğini öğreneceğiz güzelim. Sen bu gece hiçbir şey olmamış gibi bara gidiyorsun. Ben seni eve geçince ararım. Anlatırım planı."
Ellerini belime sarıp başını salladı. Kafasını kaldırdım ve dudaklarına bir öpücük kondurdum. Yavaşça onunla beraber yataktan kalktım. Onu kucağımdan indirdim. Kalçasına bir şaplak attım ve saçlarına bir öpücük kondurup kokusunu içime çektim. "Kendini böyle şeylere üzme bir çaresini bulacağız. Tamam mı?" kulağına fısıldayıp yanağını öptüm ve onun için kapıyı açtım. Giderken arkasından kapıyı kapattım ve şakaklarımı ovdum. Başıma ağrı girmişti. Odama gittim ve telefonumu açıp Samir'i aradım.
—Bende ne zaman arayacaksın diyordum. Eee plan ne?
—Aşkım plan şu ki, sen şu Dilmaç'ı bara çağırıcaksın fazla sarhoş olmamalısınız. Sen bana mesaj yazıcaksın. Bende gelicem Elif'i alıcam sonrasını yarın anlatırım. Ya da sen anladın mı?
—Anladım. Nerede yapacaksınız? Evinde mi? Oradaki odalardan birinde mi?
—Eve gitmeye gerek yok. Elif hatırlasın yeter. Bakalım beni durdurmaya çalışacak mı?
—Ne giyeyim?
—Dar deri pantolon üstüne siyah gömlek.
—Lan ben mi Elif'i baştan çıkaracağım sen mi?
—Sen yap.
—Sen ciddi misin?
—Tabii ki.
—Huh görüşürüz.
—Görüşürüz.
Telefonu kapatıp yatağımın yanındaki komidine koydum. Oflaya oflaya dolaptan bir eşofman ve sweatshirt çıkardım ve giyinmeye başladım. Seyit hocanın evine gidecektim. Öğretmenim olması yetmezmiş gibi birde istediğin zaman gelebilirsin kapım her zaman açık falan filan demişti. Canım hocamla (!) dertleşsem n'olur ayol?
---------------------
Samir'den
Efe'nin dediği kombini yapmıştım. Bara gelmiştim ama Elif daha ortalıkta yoktu. "Elif'im naber? Özlemişim." daha kaç saat önce görüştük Efe mi o aq ne ara özledin mal. "Samir'cim daha kaç saat önce görüştük ne ara özledin." gerizekalı insan bende özledim falan der. "Yaa lafın gelişi işte takma fazla." "Anlıyorum. Eee ben bizim ilişkimizin bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim. Ne oldu da çağırdın? Hele bara." amk her zamanki gibi Elif işte. Ne demek aramızdaki ilişkinin bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim? "Lafın gelişi canım. Lafın gelişi. Ee var mı hayatında biri ya da sevdiğin?" bunu dememle gözlerini kaçırması bir oldu. Ulan madem bir işler çeviriyorsun o halde rolünü iyi oynasana. Saf falan mı zannediyor beni acaba da oradan pek saf bir tipim olduğunu sanmıyorum. "Var. Sevdiğim biri var. En yakın arkadaşımın seks partneri hemde." "Siktir." bu kız şaka mı Allah aşkına? "Efendim? Bir şey mi dedin?" "Yok canım sen öyle duymuşsundur." "Peki."
3 saat sonra
Samir'den devam
!Smut!
Dizimi Elif'in kızlığına bastıyor bir yandan dilimle ağzını talan ediyordum. Saçlarımı çekiştirirken onu kucağıma almamla ellerini omzuma indirdi ve bacaklarını belime doladı. Yatağa ilerledim ve Elif'i yavaşça yatağa bırakıp üstüne çıktım. Gözleri kısık, arzuyla bana bakıyordu. O şuan sadece benim bedenimi isterken ben ona dokunmaya kıyamıyordum. Hayat bu kadar acımasız olmak zorunda mıydı? 4 yılım boşa mıydı? Her ne kadar bunlar bir plan olsa da benim için bir taraftan bambaşkaydı. Ben ona yaklaşmıyordum bile. Her seferinde isterken kendime hakim oluyordum. Elif'in bu konuda zıttım olması da ayrıca canımı yakıyordu. Hatırlayabilirdi bu geceyi. Ama sonrasında neler olacağının bir garantisi yoktu sonuçta. Elif'in boynuna indirdim dudaklarımı. Yavaşça öpmeye, emmeye başladım. Köprücük kemiklerine gelince görüş açımın bulanıklaştığını fark ettim. Ardından da zaten taptığımın köprücük kemiklerindeki üç benin ıslanmasıyla köprücük kemiğini emip dudaklarımı beyaz tenden çektim.
Elif'imi belinden kavrayıp kucağıma çekip ellerimi kalçalarına indirdim ve dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Sadece bir süre öyle bekledim. Bir elini boynuma sardı. Başını göğsüme gömdü. Üstümdeki gömleğin ıslanmasıyla dudaklarımı dudaklarından çektim. Yüzüne baktım. Gözlerinden öptüm ve ıslanan yanaklarını sildim. Onun neden ağladığına anlam veremesemde sarhoş olduğuna verdim ve üstündeki elbiseyi çıkardım hızla. Kalçasına sert bir şaplak attıktan sonra elimi iç çamaşırına sokup kalçasını yavaşça okşamaya başladım. Elleri pantolonumun düğmesine, ardından fermuarına gitti. Bu sefer ellerini yanaklarıma çıkardı ve dudaklarımı emmeye başladı. Ellerimi kalçasından çektim. Elif'i duvara yasladım. Ellerimi dudaklarına götürdüğüm gibi parmaklarımı ıslatmaya başladı. O parmaklarımı emerken, ben başımı onun ensesine doğru eğmiş, gözlerim kapalı dayanmaya çalışıyordum.
Parmaklarımı ağzından çıkardığında deliğine soktum parmaklarımı.
-------------------
Mükemmel bi yerde bitirdim bence LYXXLGXGXLXTDTDPRCJVLKVJŞHYPGOEKEUJİ herneys bay