YENİ DÜNYA
Her şeyi anlatmaya en başından başlayacağım. Geldiğim yer, yani dünyam cennet gibi bir yerdir. Tabii ki cennet gibi bir dünyaya uyanmak kolay değil. Bu aşamaya gelene kadar çok emek verdik, çok kayıp verdik. çok zaman verdik. Aklınıza gelecek her şeyden çokça verdik. Gelişmişliğin son evresinde olan dünyamızın büyüsüne kapılmamak elde değil. Yeşilliği, denizi, ormanı, toprağı, kuşları, ağaçları huzuru bir arada bulabilirsiniz. Gökyüzünde kuşlar gibi süzülebilirsiniz. Tek ülke, tek bir birliktelik, tek bir toplum. Size hangisi uygunsa onu diyebilirsiniz. Birçok milleti içerisinde barındıran bir ülke düşünün, size cennet derken abartmıyorum. İnsanları nazik ve anlayışlı. Zaman burada hızlı akmaz, zamanın peşine kimse koşmaz. Güneş ufukta kaybolurken turuncu rengi denizleri boyar ve hayallerin ötesine geçersiniz.
Haz almanın değeri zor olsa da anlaşıldı. Peki bunca güzel şey nasıl oldu. Kan kusmadan, ölmeden, öldürmeden, bu refah ve huzur seviyesine gelemezsiniz. İnsanlar bu kadar huzurlu ve mutlu olamaz ya da rahatça nefes alamaz. Zamanın peşine koşarsın, teknolojin gelişmez. Hatta devletler arası çekişmeler seni geri iter. Tek bir devlet olamazsın. Bedenin ötesine bakmak için bir sebebin olmaz. Az olan şeyler değerli olur. Peki az kalan ne oldu da biz böyle olduk.
Eski dünyada, iki binlerin başlarında, ülkeler ayrı milletler ayrıydı. Her ülke kendi iç ve dış sorunları ile uğraşırdı. Küçük olan devletler ezilir. Büyük olanlar daha da büyürdü. Aç olanlar ölür, tok olanlar daha da yerdi. Sayılı da olsa o zamanlardan kalan kitaplar, filimler, yazılar var. Ayrıca büyüklerimizin büyüklerine onların da bize anlattıkları az olan o eşsiz bilgiler var. Yazılı veya yazısız kaynak bulmak zor ancak bize anlatılanlara göre bütün dünyayı çöplük yapan bir insanlık düşünün. Ne kadar kötü, ne kadar çaresiz ve üzücü. Süper güç ülkeler peşine giden bir dünya düşünün. Süper güçler daha fazla istediği için küçük ülkeler birbirleri ile savaşa girdi. Savaş kontrol altında tutulamadı ve büyük ülkelere sıçradı. Belki istenilen bu değildi ama tansiyonlar bin anda yükseldi. Kimse böyle olacağını tahmin bile edemezdi. İlk nükleer bombalar atıldığında korku, hissedilen tek şey oldu. Kimsede pes etmek, geri çekilmek istemiyordu. Bloklar oluştu. Bombalar ardı ardına dünyanın her noktasına yağmaya devam etti. İnsanlık çaresizdi ve son nefesini veriyordu. Durdurulmak istenildiğinde her şey artık çok geride kalmıştı. Yapılacak tek bir şey vardı, yeryüzünden uzak kalmak. Nefes alacak bir yer yoktu. Atılan sadece atom bombası değildi birçok farklı kimyasal bomba dünyanın yüzeyini ele geçirmişti. Çok fazla ölüm oldu, çok fazla kayıp verildi. Savaş hiçbir zaman özenilecek bir şey olmamalı çünkü arkada her zaman insanlık, vahşet, kan ve gözyaşı kalıyor.