Yaşamak ne de garip şey, biraz sonra başımıza neler geleceğini bilmeden yaşayıp gidiyoruz. Çoğumuzun yaşamak için sebebi bile yok.
Evet yaşamak garip şey, çoğumuz bu dünyaya neden geldiğimizi bilmeden, sorgulamadan ölüp gidiyoruz.
Peki ya gerçekten yaşamak için hiçbir sebep yoksa?
O zaman tek çare bu sebepsiz hayatın sonucunu elde etmek.
* * *
Aki garip bir çocuktu. Bunu ona ilk babası söylemişti. "Garipsin Aki, sende bir sorun var. "
Ardından öğretmeni.
Daha sonra da tüm arkadaşları.
Aki'nin hatırladığı en eski anı anaokulundayken
tanıştığı kız arkadaşıydı. Ne adını ne de yüzünü hatırlayabiliyordu ama gene de o kız her zaman Aki'nin cap canlı anılarında gezinip duruyordu. Yüzünü hatırlamadığınız, sesini duymadığınız birini sever miydiniz? Aki'nin tek arkadaşı muhtemelen yeniden karşılaşsalar ikisinin de birbirini tanıyamayacağı, en son gördüğünde beş altı yaşlarında olduğu küçük bir kızdı. Biri bile değil, bir anı. O kızla geçirdiği küçük bir andı yanlızca.
Ama Aki bunu çok da umursamıyordu. Ne de olsa anılarla tutunurduk, kaybetmek istemediklerimize.
Aki'nin kaybetmek istemediği çok şey vardı. Arkadaşları ona sırtını döneli çok olmuştu. O zamandan beri de kimseyle konuşmak için kendinde güç bulamamıştı. Ailesi vardı bir tek, annesi,babası...
Şimdi ise ailesi parçalanmıştı. O gün, eve geç kaldığı o gün Aki, annesinin ölümüne tanık olmuştu.
Daha hızlı olsaydım o zaman anneme son bir kez sarılabilir miydim?
O yabancıyla karşılaşır mıydım?
O yabancı bana da zarar verir miydi?
Peki neden sadece annem, o sırada babam da evdeydi.
Neden annem?
Neden benim ailem?
Neden ben?
Neden?
Neden?
"Akiyama!"
Aki sese doğru kafasını çevirdi. Sersemlemiş bakışları ve ne yaptığını bilmez tavırları ile şokta olduğu her halinden belliydi.
O gün, annesi öldürüldükten hemen sonra, komşular silah seslerinden şüphelenip polisi aramışlardı. Polisler geldiklerinde annesi çoktan oradıkça kim olduğu bilinmez o yabancı tarafından öldürülmüştü. Babası ise ne yaşadığını kavrayamayacak kadar sersemlemişti. Aki'ye gelince, bahçedeki merdivenlere büzülmüş, kollarıyla yüzünü gizleyerek orada öylece kalmıştı.
Keşke, keşke gözlerimi kapattığımda her şey normale dönse, zaman dursa ve ben bir kaç dakikalığına da olsa kendi başıma kalsam.
Ya da hiç gözlerimi açmasam, ne güzel olurdu.
Bu pek mümkün olmamıştı çünkü polisler geldikleri ilk anda Aki'yi evden uzaklaştırmışlardı. Babasıyla bile konuşmasına izin verilmemişti.
Şimdi karakoldaydı. Bir dedektif, polis memuru ve muhtemelen piskolojiye ilgisi olan biri daha getirildiği ilk andan itibaren ona anlamadığı bir çok şey sorup durmuşlardı.
Tabii Aki'nin şoku atlatması bir az uzun sürmüştü. Kendine gelir gelmez ilk önce annesini sonra da babasını sormuştu ama hiç kimse ona yatıştırıcı sözler söyleyip görmezden gelmek dışında bir şey yapmamıştı.
"Akiyama? " diye seslendi tanımadık bir kadın. Sesinde yerinde olmayan bir sakinlik vardı ve şüphesiz aralarında en mantıklı konuşan oydu.
"Bak, biliyorum şimdi olanlar sana çok karmaşık geliyor ama bize yardım etmen gerekiyor, bizimle iş birliği yaparsın değil mi? " dedi sevecen bir sesle. Güzel, cana yakın ve güvenilir biri gibi gözüküyordu. Aki'nin nedensizce gözleri doldu. Ardından teslim olmuşçasına başını salladı. İş birliği yapmaktan başka çaresi yoktu.
Gözler...
Gözler yalan söylemez.
Aki, mahsun gözlerle kadına baktı. Bazen insan bakışlarıyla anlatır her şeyi. Öyle insanlar o kadar masumdur ki, gözlerinin içine baktığınızda kalbinin derinliklerini görebilirsiniz.
Gözler kalbin aynasıdır.
Ama şimdi bu gözler bana hayatım boyunca hatırlamak istemeyeceğim şeyler gösterdi. Dilim bir daha asla bahsetmek istemediğim anıları ortaya attı. Şimdi bu kırılgan ruhum paramparça olan her şeyi toplamak zorunda çünkü hayat kimseyi beklemiyor.
Aki zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişti. Sanki o kadınla konuşmaya başladığı an, dünyadan kısa bir süreliğine silinmişti. Aki sonunda olanları anlatmayı bitirdiğinde güçlükle yutkundu.
"İçinde katbolur muyum? " diye sordu kadına.
Kadın anlamaz bakışlarla Aki'ye baktı.
"... Düşüncelerim arasında kaybolur muyum? "
Kaybedecek neyim kaldı ki? Öylece yok olup gitsem ne güzel olurdu.
Kadın kalkıp Aki'ye sarıldığında bu onun bir az afallamasına sebep oldu ama hemen ardından kendini toparlamayı başardı.
Kadının dokunuşları o kadar rahatlatıcıydı ki Aki ister istemez annesini hatırladı. Şimdiyse annesinin sıcaklığı yanaklarında süzülen gözyaşlarınada saklıydı.
