İçeriğe geç

Arayış

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Arayış

Bölüm 1

Labirent Kulesi ve Keman Çalan Kız

Gece yarısını çoktan geçmişti. Uçsuz bucaksız bir denizin ortasında, sislerle kaplı Labirent Kulesi yükseliyordu. Efsanelere göre, bu kule yalnızca kendi ruhunu keşfetmeye cesaret edenlere kapılarını açardı. İçine giren herkes, kendi kaderiyle yüzleşmek zorundaydı.

Şövalye, ay ışığının kılavuzluğunda kuleye doğru ilerledi. Buraya gelmesinin bir nedeni vardı: Perinin armağanını almak. Söylentiye göre, labirentin sonuna ulaşan kişi büyük bir yetenekle ödüllendirilecekti. Ama bedelini bilmeden gelenler, kulenin içinde kaybolmaya mahkûmdu.

Kuleye girdiğinde, taş duvarlar aniden değişti ve etrafında dönen sonsuz koridorlar belirdi. Her yol bir diğerine açılıyor, zaman kavramı kayboluyordu. Şövalye dikkatlice ilerledi. Mürekkep büyüsüyle yazılmış eski metinleri gördüğünde, buranın sıradan bir labirent olmadığını fark etti.

"Çizdiğin her şey, ruhunun aynasıdır."

Duvarın üzerindeki yazıyı okuduğunda, elinde eski bir mürekkep şişesi belirdi. O anda, labirentin içinde bir keman sesi yankılandı. Şövalye sese doğru yöneldi. Kalbinin derinliklerinden gelen bir melodi gibiydi bu.

Labirentin merkezine vardığında göz kamaştırıcı bir ışık gördü. Önünde, bir kız keman çalıyordu. Ancak kız ona bakmıyordu, sanki onu görmüyordu. Buna rağmen, kızın kalp atışlarını kendi kalp atışlarıyla aynı ritimde hissediyordu. İçini garip bir his kapladı: Bu kızı yıllardır tanıyormuş gibi.

Şövalye şaşkındı. "Bu labirentin sırrı ne?" diye sordu kendine. O sırada perinin sesi duyuldu:

"Kaderini çizmek için buradasın, ancak yanlış bir çizgi bile seni geri dönülmez bir sona sürükleyebilir."

Şövalye titreyen elleriyle mürekkebi aldı ve bir balon çizdi. Fakat balon gerçeğe dönüşmedi. Bunun yerine eline bir kum saati düştü. Kumlar boşalmaya başladığında, vücudunda bir değişiklik hissetti.

Bir anda kurbağaya dönüşmüştü.

Tam o anda, keman çalan kız aniden başını kaldırdı ve ilk kez ona baktı. Gülümsedi. Ve şövalye hayatında ilk defa, gözlerinin içinde kendini gördü.

"Belki de kaderini kabul etmek yerine, onu çizmeyi öğrenmelisin."

Şövalye şaşkın ve çaresizdi. Kurbağa olarak kulede mahsur kalamazdı. Perinin sözleri kulaklarında yankılanırken, mürekkep şişesine tekrar baktı. Eğer doğru bir çizim yaparsa, bu laneti bozabilir miydi?

Derin bir nefes aldı ve titreyen elleriyle bir kapı çizmeye koyuldu. Çizgi tamamlandığında, kapı birden parladı ve açıldı. Ancak kapının ardında bambaşka bir dünya vardı: Sonsuz yıldızlarla dolu, zamandan bağımsız bir alem.

Tam o anda, keman çalan kızın sesi duyuldu: "Seçimini yap, şövalye. Kendi kaderinin ressamı mısın, yoksa yazılmış olanı mı takip edeceksin?"

Şövalye kapıya doğru bir adım attı, ancak aniden durdu. Kapıya uzanmış parmaklarını geri çekti ve mürekkep şişesini kapının üzerine dökerek kapıyı karaladı. Kapı titreyerek ortadan kayboldu ve zemin aniden çöktü.

Bir anda kendini uçsuz bucaksız bir okyanusa düşerken buldu. Suların içine gömüldüğünde, çevresinde tuhaf ışık huzmeleri belirdi. Okyanusun derinliklerinde, gizemli yaratıklar dans ediyor, batık şehir kalıntıları arasında yankılanan melodiler duyuluyordu.

Şövalye sudan nefes alabiliyordu, bu da buranın sıradan bir yer olmadığını gösteriyordu. Kaybolmuş hazinelerin, su altı mağaralarının ve dev deniz yaratıklarının bulunduğu bu dünyada ilerlemeye başladı. Kaderi onu nereye sürüklüyordu?

Bir kayanın ardında beliren tanıdık bir melodi duydu. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Döndü ve onu gördü: Deniz kızına dönüşmüş olan keman çalan kız!

Şövalye, gözlerinin içine baktığında onun hâlâ aynı kişi olduğunu anladı. Ancak şimdi karşısında okyanusun ruhunu taşıyan bir varlık vardı.

Deniz kızı, kemanını kaldırıp derinlerden gelen sonsuz melodiyi çalmaya başladı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.