İçeriğe geç

ARAMIZDAKİ FİLE

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ARAMIZDAKİ FİLE

Bölüm 2

DÜŞMANLAR

DENİZ ARSLAN-

-16 NİSAN 2026-

“Hazır mısın, Deniz?”

“Hazırım koç.”

Cevap verdikten sonra sert bir servis ile topu filenin karşı tarafına gönderdim. Hepimiz canla, başla takımımızı liderliğe ulaştırmaya çalışıyorduk. Kendimden bahsetmem gerekirse, ben Deniz Arslan. 18 yaşında, hem voleybol hem de okul arasında koşuşturan bir kızım. Tabi ki bu hikaye böyle kalır mı sandınız? Asla. Alp Demir. Kendisiyle çocukluk arkadaşıydık ama ortaokulda aramıza rekabet girince ikimiz de birbirimizin başına düşman kesildik.

Maç esnasında gözlerim Alp’i buldu. Gözlerini kırpmadan beni izliyordu. Bana dil çıkarınca -dikkatim dağılmış olacak ki- maçın kaderini değiştirecek bir topu kaçırmıştım. Liberomuz Ahu, son dakikada topu manşetle kurtarınca, pasörümüz Duru, parmak pasıyla yüksek bir şekilde topu bana doğru kaldırınca, ilk boş gördüğüm yere sert bir smaç vurdum. Karşı takım topu kurtaramayınca sayı bizim oldu.

25-24

Kazanmıştık.

Yine.

Takım arkadaşlarımla tezahürat yaptıktan sonra hep beraber soyunma odasına ilerlerken arşımdaki geniş omuzları görünce istemsizce durdum.

“Ne istiyorsun?”

Alp her zamanki sırıtan ifadesini yüzüne takınarak, yine beni sinir etmek istercesine dudaklarını aralayıp o sinir bozucu ses tonuyla konuştu.

“Yine topu kaçırıyordun.”

Şu hayatta en sinir olduğum şey nasıl voleybol oynadığımın eleştirisiydi. Sırf sinir olmam ve onunla uğraşmam için böyle yapıyordu. Gözlerimi devirip alay eder gibi konuştum.

“Çok biliyorsan gel sen oyna benim yerime”

“Hemen atarlanma prenses. Sadece fikrimi belirttim.”

“Fikrine sıçayım Alp.”

Alp’i ittirip yüzüne bile bakmadan soyunma odasına doğru ilerledim. Soyunma odasına girince kızlar meraklı gözlerle bana baktılar. Sinirli yüzümü gördüklerinde hepsinin yüzleri teker teker ciddileşti. Belli ki benim Alp ile konuştuğumu görmüşlerdi. Begüm, ortaya atıldı,

“Bir sıkıntı mı var?”

Derin bir nefes verip rahatlamaya çalıştım. Yüzüme içten, küçük bir gülümseme takınıp konuştum.

“Klasik Alp işte, bir sıkıntı yok.”

Kızlar, bu konu hakkında konuşmayı sevmediğimi bildikleri için konu hızlıca kapandı. Ben de hızlıca gri eşofmanımı ve bol tişörtümü giyip, soyunma odasından çıktım. Okulun çıkışına doğru ilerlerken biri kolumdan tutup beni çekti. Eski sevgilim, Berkay. Onunla ayrılalı iki hafta olmuştu ve peşimi bir türlü bırakmıyordu. Benle aynı anda başka bir kızla sevgili olduğunu öğrendiğimde yüzüne bile bakmadan onu terk etmiştim.

“Deniz! Beni dinle, lütfen.”

“Dinleyeceğim bir şey yok Berkay.”

“Sandığın gibi değil!”

Sinirden gerilen yüz hatlarım ile istemsizce güldüm.

“Sandığım gibi değil mi? ‘kuzenim’ dediğin kızla öpüşürken hiç öyle durmuyordu ama!”

Berkay’ın kızaran suratını görünce zafer kazanmış gibi sırıttım. Kolumu ondan kurtarıp, ondan tam uzaklaşıcaktım ki, beni tutup bu sefer bana sarıldı.

“Deniz lütfen, bana bir şans daha ver!”

Onu ittirmeye çalışırken bir şey, daha doğrusu birisi, Berkay’ın düşmesini sağlamıştı. O kişiye baktığımda şaşkınlıktan donup kaldım.

Alp’ti.

Alp, Berkay’ın yakasından tutmuş sinirden onu dövebilecekmiş gibi bakıyordu. Büyük bir kavga yaratmak istemiyormuş gibi konuştu.

“Bir daha Deniz’e dokunmayacaksın. Anladın mı?”

Berkay korku dolu gözlerle Alp’e bakarken hızlıca başını salladı. Alp Berkay’ı bırakıp ona baktı.

“Güzel… Bir daha gözüme gözükme.”

Berkay hızlı ayağa kalkıp kaçtıktan sonra Alp’e döndüm.

“Gerek yoktu. Kendim halledebilirdim.”

“Bu tür insanlardan hoşlanmadığımı biliyorsun. Konu senle alakalı değil. Başkası olsa aynı şeyi ona da yapardım.”

Alp’in soğuk sesiyle kanım dondu. Normalde böyle değildi. Garip bir şekilde ona bakıp, teşekkür etme sorumluluğu hissettim ama gururuma böyle bir şey yapamazdım. Sonuçta biz düşmandık.

“İyi.”

Bakışlarımı ondan kaçırıp seri adımlarla okuldan çıktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.