Her zamanki gibi yine yalnız bir şekilde sokaklarda dolaşıyordum ama bugün biraz daha özeldi çünkü yılbaşı gecesiydi bugün herkesin yanında biri kolkola hepsi geziyorlardı ben ise yalnızdım ama çok da umrumda değildi bu durum alışıktım çünkü kulağımda müzik ve koca caddeler geziyordum öylesine. Her zaman yalnızdım ama bu gece daha başka hissettiriyordu o yüzden her yıl bu gece dolaşırdım yine o günlerden birindeydim işte etrafta amaçsızca dolaşırken farketmeden yılbaşı ağacının yanına gelmişim o kadar büyüktü ki bir süre gözlerimi ondan alamadım ama bu dalgınlığımı kesen bir ses duydum bir ağlama sesi evet küçük bir çocuğun ağlama sesiydi bu.
Ses daha da artmaya başladı bütün hislerim onu bulmam gerektiğini söylüyordu etrafa bakınıyordum ordan oraya koşuyor yinede bulamıyordum ses daha da artıyor kulak zarlarım patlayacak gibi dehşet biri acı hissediyordum ne oluyordu bana fazlamı içmiştim acaba yoksa sonunda deliriyormuydum daha fazla dayanamıyordum bir anda bir şey farkettim. O gözlerimi alamadığım devasa ağacın altında bir çocuk oturuyordu ona doğru yaklaşmaya başladım ses giderek azalmaya başladı sonunda yanına vardığımda ise o korkunç ses kesildi ama hala çocuk ağlıyordu daha çok küçük gözüküyordu belki 5 yaşında falan üstündeki kıyafetler biraz eskiydi soğuğa nasıl dayanıyordu gece kadar siyah saçları yüzünü göremiyordum başını kollarının arasına almış ağlamaya devam ediyordu o an ona o kadar çok sarılmak istedimki önüne eğildim bir an bana baktı o kadar güzeldi ki siyah gözleri ile ama hemen yüzünü geri kapattı ve konuşmadı öylece kaldı. Ne yapmalıydım onu böyle görmek benimde canımı yakıyordu bütün hislerim onu rahatlatmamı söylüyordu sonunda bende yanına oturdum ve sorular sormaya başladım.
- "Adın ne küçük?
- "..."
- " Hmm neden ağlıyorsun."
- "..."
Hiçbir şekilde cevap vermiyordu elim kolum bağlandı ne yapmalıydım onu böyle bırakıp gitmemeliyim zaten gidemezdimde hislerim buna engel oluyor çünkü. O bana cevap vermeyi reddettikçe daha da afallıyordum bu çocuk için ne yapabilirim derken bir soru daha sordum.
- " Ailen nerede? istersen seni yanlarına götüreyim."
Ve birden daha çok ağlamaya başladı ve hıçkırarak bir şeyler söylemeye çalıştı.
- "gelecekler az kaldı, söz verdiler gelecekler, biraz daha beklemeliyim sadece."
Bunları sayıklamaya devam etti. O an anladım sanırım bu küçük melek terkedilmişti yapacak bir şey yoktu bende onunla yanında beklemeye başladım bekledim ve bekledim sonunda oda pes etmiş sanırım ağlama sesi kesilmeye başladı ve yavaşça uykuya daldı o kadar masum uyuyordu ki ona dikkatlice bakınca gözlerinin kıpkırmızı olduğunu farkettim sadece gözleri değil elleride yüzde kızarmıştı soğuktan paltomu üzerimden çıkararak ona sardım ve dikkatlice onu kucağıma aldım çok zayıftı bir tüğ kadardı resmen nedense daha çok üzüldüm ve ona iyice sarıldım onu polise teslim etmeliyim belki yardımcı olurlar mantığım bunu söylüyordu ama içimden bir ses onu bırakmamam gerektiğini söylüyordu genellikle mantığını kullanan ben ilk defa hislerime güvenip onu evime götürmeye karar verdim ve yola koyuldum ilk defa yalnız değildim bir yılbaşı gecesinde onun sıcaklığını hissedebiliyordum bencilce olabilir ama bu beni içten içe mutlu ediyordu.