İçeriğe geç

Aramızda

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Aramızda

Bölüm 11

Tehlikeli sular

Baran ve abimin dükkanda kalmaya başlamasının üzerinden tam dört gün geçmişti. Evdeki sessizlik, yalnızlığımın değil, fırtına öncesi o tekinsiz sessizliğin ta kendisiydi. Baran’ın gidişinden sonra attığı o son mesaj —"Gittiğimde hiçbir şey kaldığı yerden devam etmeyecek"— zihnimde bir saatli bomba gibi tıkır tıkır işlemeyi sürdürüyordu.

​Günlerdir telefonuma tek bir mesaj bile atmamıştı. Kaçıyor, mesafe koyuyor ve kendi içindeki o vicdan azabıyla boğuşuyordu. Ama ben onu tanıyordum; kaçtığı her gün, içindeki o canavarı beslemekten başka bir işe yaramıyordu.

​Beşinci günün akşamı, Mersin’i aniden bastıran o nemli ve karanlık yaz yağmuru kapladı. Gökyüzü gürlüyor, şimşekler pencereleri aydınlatıyordu. Saat gece ikiye yaklaşırken salondaki koltukta dizlerimi göğsüme çekmiş, televizyondaki cızırtılı görüntüyü izliyordum.

​Tam o sırada, bahçe kapısının gıcırtısını ve ardından dış kapının kilit sesini duydum.

​Ayağa kalktığımda kalbimin ateşi boğazımı yaktı. Dış kapı yavaşça açıldı. İçeri giren beden, sırılsıklam olmuştu. Koyu renk ceketinden sular damlıyor, dağınık saçları alnına yapışıyordu.

​Baran.

​Yalnızdı. Abim yanında yoktu.

​Kapıyı arkasından yavaşça kilitledi. Ceketini çıkarıp yere fırlattığında, gözleri karanlık antrede beni buldu. Şimşek aniden çaktı; o iki saniyelik ışıkta Baran’ın gözlerindeki o aç, hırçın ve tamamen kontrolden çıkmış bakışı gördüm. Çene hatları kasılmıştı, gözlerinin altı morarmıştı. Günlerdir uykusuz olduğu her halinden belliydi.

​"Abim nerede?" diye fısıldadım. Sesim yağmurun sesine karışıp gitti.

​Baran konuşmadı. Ağır, tehlikeli adımlarla üzerime doğru yürümeye başladı. Her adımında etrafa sırılsıklam giysilerinin kokusu ve o tanıdık, baş döndüren odunsu parfümü yayılıyordu. Aramızdaki mesafe tamamen kapandığında, tam karşımda bir dağ gibi dikildi.

​"Abin dükkanda sızdı," dedi. Sesi, günlerdir tek bir kelime etmemiş gibi pürüzlü, boğuk ve hırıltılıydı. "Ama ben uyuyamadım. Dört gündür gözümü kırpmadım."

​"Neden geldin Baran?" dedim, başımı kaldırıp doğrudan gözlerinin içine bakarak. İçimdeki o büyük yangın yeniden alev almıştı. "Hani kaçıyordun? Hani bitmişti?"

​Baran ansızın iki eliyle birden yüzümü kavradı. İri, ıslak ve sıcak elleri yanaklarımı sıkarken başımı geriye doğru eğdi. Bakışlarındaki o çaresiz öfke içimi titretti.

​"Seni kafamdan söküp atamıyorum çünkü!" diye fısıldadı dişlerinin arasından. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, yağmurun ıslattığı dudaklarının sıcaklığı benimkilere değiyordu. "Nereye baksam seni görüyorum. Hangi işe odaklansam teninin kokusu burnuma geliyor. Beni delirtiyorsun küçük kız. Beni tamamen mahvettin."

​"Ben bir şey yapmadım," dedim nefes nefese, ellerim istemsizce onun ıslak göğsüne yerleşirken. Şeffaflaşan siyah tişörtünün altındaki o sert, dilim dilim kasları ellerimin altında hissetmek zihnimi felç etti. "Sen kendi hissettiklerinden kaçıyorsun."

​"Evet!" diye gürledi adeta fısıltıyla. "Kaçıyorum! Çünkü sana dokunduğum her an abimin yüzüne bir tokat atıyorum. Ama buradayım işte... Ayaklarım beni yine sana getirdi."

​Baran daha fazla dayanamadı. Beni belimden kavradığı gibi tek bir hamlede kaldırıp antredeki konsolun üzerine oturttu. Elbisemin etekleri sıyrılırken, ıslak ve sıcak bedenini bacaklarımın arasına kenetledi. Dudakları dudaklarımı esir aldığında, bu öpücük dünkülerin hepsinden daha sert, daha vahşiydi.

​Yağmurun tadı, onun ıslak teni ve içindeki o patlamaya hazır öfke dudaklarımda eriyordu. İki eliyle kalçalarımı sıkıca kavrayıp beni kendine doğru çekerken, aramızdaki o devasa fiziksel baskıyı son noktasına kadar hissettim. Tırnaklarımı onun ıslak saçlarının arasına geçirdim, onu kendime daha da bastırdım.

​"Bu gece," dedi Baran, dudaklarını boynuma gömüp ıslak öpücüklerle tenimi kavururken, "ne vicdan dinleyeceğim ne kural. Beni bu cehenneme sen attın, benimle birlikte yanacaksın."

​Beni konsolun üzerinden kucağına aldığı gibi kendi odasına değil, doğrudan benim odama taşıdı. Kapıyı tekmeyle kapatıp beni yatağa savurduğunda, aramızdaki o tehlikeli çizgi artık tamamen yok olmuştu. Bu fırtınalı gecede, ikimiz de felaketimize doğru koşar adım ilerliyorduk.

Bölüm sonu

3 yorum