Ve sonunda o duyguyu tadar. Ölüm . Elbette herkes ölümü tadacaktır. Peki ya onlar? Ölümsüzler.Herkes ölümsüzlük diye birşey yoktur zanneder. Peki ya varsa? Peki ya biz bilmiyorsak? Bazı Diriler için hayat çok hoştur. Ama onlar için tek sorun ölüm korkusudur. Bazı Diriler depresyona girer. Onlar için depresyondan çıkmak zordur. Aslında Dirilere yaşayan insanlarda diyebiliriz. İnsanlar bazen rüyada olduklarını sanarlar ve içlerinden sessiz çığlıklar atarlar ama bunu kimse duyamaz.
Aslında bu his korkudur. Aynı ölüm korkusu gibi.
İnsanların hep unuttuğu şey ise Ölülerin yanına her gün bir adım daha yaklaşmalarıdır. Ölüler hiç bir zaman yalnız kalmazlar. Çünkü Ölülerin de elbet arkadaşları vardır.
Ölümsüzler Ölüleri çok severler. Çünkü Ölümsüzler aynı kaderi yaşamaktan kurtulmuşlardır ve Ölümsüzler Ölülerin hiç bir suçları olmadığını bilirler. Ölüler evet hayatta değillerdir ama ruhları hala yaşıyordur.Ama Ölülerde, Dirilerde, Ölümsüzlerde ayrı yaşarlar.Bu akıllarına gelince çok üzülürler. Çünkü birbirlerini tanıyorlardır.
Aslında eskiden ayrı değillerdi. Hepsi Nuipolia Krallığı'nda yaşıyordu.Ta ki bir suikastçı onları kandırıp yollarını farklı yönlere çevirene kadar. Ama o suikastçıda Nuipolia Krallığı'nın bir üyesiydi. Fakat o kadar kişiden suikastçıyı bulmak çok zordu. Aynı zamanda onların tekrar Nuipolia Krallığı'nın yolunu bulmalarıda çok zor olur. Tek bir şansları vardır, ya suikastçıyı bulucaklar ya da suikastçının herkesi öldürmesine izin vericekler. Zaten birbirlerinede çok uzak değillerdir. Sadece geriye krallığı bulmak kalır. Ama bilmedikleri bir şey vardır. Suikastçı aralarından biridir. Bunu bilmedikleri için Nuipolia Krallığı'na gitmeyi umut ederler.
