İçeriğe geç

Aramızda Biri Var

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Aramızda Biri Var

Bölüm 6

Gelen hışırtı sesleriyle korkuyla arkaya döndüm ama kimse yoktu.

“Arkamdan bir hışırtı sesi gelmişti…”

Çağların arkamdaki nefesiyle irkildim. O an başım sızlamaya başladı. Bir sahne daha geldi gözümün önüne.

Sessizce yürümeye devam ettim o sırada ensemde bir nefes hissettim.

“Sonra ensemde bir nefes hissettim”

Gözümün önüne çırpınışlarım gelince nefes almaya çalıştım ama zordu. Hızla elimi boğazıma attım. Çağlar hızla elime yapıltı ve çekmeye çalıştı ama çok sert tutuyordum

“Sakin ol geçti derin nefes al ben yanındayım sadece biz varız artık burada değil”

Zorla nefes almaya çalıştım elimi yavaşça çektim ve derin bir nefes aldım

“İyiyim”

“Sonra da anlatabilirsin”

“Hayır şimdi anlatacağım”

Tam bağıracaktım ki adam elindeki peçeteyi ağzıma dayadı peçeteye döktüğü şeyin kokusuyla birlikte yavaşça heryer kararmaya başlamıştı.

“Sonra adam ağzıma doğru yüksek ihtimalle eteri dayayıp beni bayılttı. Bu kadar”

Beni kendisine çekip sıkıca sarıldı bana

Ağzından hırıltı gibi birşey çıktı

“Yemin ederim… yemin ederim sana bunu yapanı ve yaptıranı bulunca acı çektire çektire geberticeğim”

“Sen değil…”

Diye kısık bir sesle mırıldandım. benden hiç beklenmeyecek birşey söylüyordum çünkü bu cinayet sadece hayatımı değil tüm benliğimi etkilemişti

“Ben öldüreceğim onu”

Burnundan güldü

“Beraber öldürmekte anlaşalım ortak”

“Anlaştık”

“Süper”

Hala sarıldığımızı fark ettiğimde hızlıca ayrıldım bedeninden

“Hadi gidelim artık”

Başını salladı ve kalkmama yardımcı oldu ve her zamanki gibi belimi tutarak ilerlemeye devam etti.

“Çok uzakta değilmiş buradaymış araba”

“Evet” diye mırıldandım

“Anahtarı alayım”

Çantadan anahtarı çıkarıp ona verdim arabanın kapısını açıp beni oturturduktan sonra kendisi de sürücü koştuğuna geçip arabayı çalıştırdı ve yola çıktı. Bir süre sonra eczanedeydik

“Sen bekle ben alıp geliyorum kapıyı kilitlemeyi unutma”

“Tamam”

Artık böyleydi her ihtimali düşünmek zorundaydık. Derin bir nefes alıp kilit tuşuna bastım. Yaklaşık beş dakika sonra çağlar’ın elinde poşetle geldiğini görünce kilidi açtım.

Arabaya binip tekrardan sürmeye başladı

“Eve gidince şu haptan iç bir iki saate bişeyin kalmazmış”

“Saol”

“Ne demek”

“Sana evi tarif edeyim çok uzak değil”

“Peki”

“Sonraki sağa dön”

“Dümdüz ilerle”

“Sola dön”

“Bir daha sol”

“Dümdüz devam”

“Sağa dön”

“Sol”

“Dümdüz”

“Bir daha sola dön”

“Şu sağdaki gri apartman”

Arabadan inip benim kapımj açtı ve yine elinç uzattı

“Çocukmuşum gibi davranmayı keser misin”

“Hastasın”

“O kadar da kötü değilim”

Elini tutmadan kalkarken anlık başımın zonklamasıyla inledim. Tam düşücekken kolumdan tuttu

“Görüyorsun seni tutmasam neler olacak ortaki

Hızla beni doğrulttuğunda kapıyı kapattı ve her zamanki yerine belime kolunu doladı ve aparmanda ilerledik

“Bunu sevdim” diye mırıldandım gülümseyerek

“Senin sırtından tutmamı mı” dedi merakla

“Hayır” diye bıkkın bir ses çıkardım

“Ortak lafını. En azından asistancıktan daha iyi”

“Bunu öğrendiğim iyi oldu asistancığım”

“Çağlar!” Dedim dişimi sıkarak

Güldü salak, bu halime

Asansöre bindik bende kat 7 ye bastım. Asonsör açıldığında daireme doğru ilerledik

Anahtarımı çıkarıp kapıyı açtığımda minik daha 2 aylık beyaz renk aynı benim gibi mavi gözleri olan kedim bizi karşıladı. Ağlayarak bacağıma tırmanmıştı. Son zamanlarda onu çok ihmal etmiştim. Tek yaptığım mamasını be suyunu vermekti. Oysaki ben onu çöpte daha bir aylıkken annesi tarafından terk edilmiş bir şekilde bulmuşken ona vaatler verip duruyordum. Onu hiç yalnız bırakmayacaktım. Derin bir nefes alıp onu kucağıma aldım ve başına derin bir öpücük kondurdum. Sanki bu anı bekliyormuş gibi heyecanlanmıştı. “hoşbulduk”

Gülerek kediyi çağların kafasına doğru uzattım ama o hızla geri çekilmişti

“Bak bu benim kedim”

“Onu anladım… umarım o arkadaş da bizimle gelmiyordur”

“Tabiki geliyor onu yalnız bırakamam çok ihmal ettim zaten”

“Olmaz benim evimde”

“Lütfen abisi ama şuna bak”

Dedim yapmacık bir tatlılıkla. daha çok yaklaştırdığımda daha çok çekildi

“Yapma şunu !” Diye bağırdı

“Hem o bunca gün aç mı kalsın” dedim ağlamaklı bir tavırla

“Tamam ama odandan hiç çıkarmayacaksın”

“Söz”

İçeri girdik. Ben hemen kedimi çantasına koydum. Mamasını kaplarını alıp kapıya koydum. Sonrasında odama ilerleyip çekmecemden çokça elbise, çokça şort, çokça pantolon, çokça etek, çokça crop ve çokça tişört alıp bavulumun içine koydum. Daha sonra birkaç pijama takımı ve iç çamaşırı aldım ve olmazsa olmazım makyaj malzemelerimi de aldım. Son olarak bu hayattaki yaşama sebebim tüm paramı yatırdığım dyson setimi aldım. O tam bir kurtarıcıydı. Bavulumu zorla kapatıp dikleştirmeye çalıştım ama eşşek ölüsüydü mübarek. Asla dikelmiyordu

“Çağlar!”

Diye bağırdım en sonunda

“Ne oldu ?”

Diye geldi garibim

“Şunu dikleştirsene”

O bile bir an zorlanır gibi olmuştu

“Bune kızım! Tüm evi sırtlansaydın”

“E ama kaç gün kalacağım bilmiyorum ki”

“Sabır ya sabır!”

Bavulu kapıya doğru sürükledi

“Başka bişey var mı alacağın”

“Yok gidebiliriz”

Bavulu aldı ve kapıdan çıkardı. Bende kedinin olduğu çantayı takıp malzemelerinin olduğu poşeti aldım. Çıkıp kapıyı kilitledim. Kedi çantası belimden tutmasına engel değildi. Çantayı biraz kaldırıp kolunu araya soktu. İlerleyip asansöre bindik.

“İyi misin?” Diye sordu takıntılı bey. Hızla elini alnıma dayadı

“Ateşin çıkmış biraz. Yoruldun değil mi?”

Dedi ilgili bir sesle. Gülümsedim bu tavrına.

“Yoruldum biraz eve gidince ilacımı içip dinlenirim bir şeyim kalmaz”

O da gülümsedi fakat kısa bir gülümsemeydi bu. Asansör kapısı açılınca belimden hafifçe ittirerek beni ilerletti. Arabanın bagajına bavulu koydu. Bende kedinin çantasını arka koltuğa koydum ve oturdum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.