Bir uçurumda hissediyordum kendimi. Birden kendimi bir rüyada buldum. Evet yine o gelmişti rüyama. Eda.
O benim hayatımı karartsada belkide beni çoktan unutsada ben onu unutamamıştım. Ama bu sefer farklıydı.
O benim elimi tutmuştu. Bir banktaydık. Ellerimizde kağıtlar vardı bir anda koşmaya başladım mutlulukla ve yere düştüm ama Eda gelip elimi tutup beni kaldırmıştı.
Sanki yüzünde pişmanlık var gibiydi. Bütün o olanlara pişman olmuş gibiydi. Ama bunlar gerçek değildiki. Bir anda Eda beni itti. Eda diye bağırdım arkasından evet o yine beni terk etmişti. Her seferinde olduğu gibi. Beni ölüme dahi sürükleyebilecek ne yapmıştım ki ben ona. Her şey farklılaşıyordu.
Her şey küçülüyordu. Ben Eda'nın gözünde küçülüyordum. Aslında onu benim terk etmem gerekiyordu. Ama o beni yalnızlığımla baş başa bırakıp terk etmişti.
Artık düşünceler bile bu oyunu çözmeye yetmiyordu.
Kirpiklerimi araladım. Karşımda bembeyaz bir duvar vardı içimde ise bir acı. Evet yine Eda'yı görmüştüm. Her seferinde beni sırtımdan bıçaklayıp beni terk etmişti. O anda birden yanımdaki doktoru fark ettim. İyisiniz sakin olun dedi bana.
Arkadaşlarım nerede? diye sordum bir anda.
Kapının önünde seni bekliyorlar.
Çağırabilir misiniz?
Tamam ama siz kendinizi yormayın.
Doktor çıktı ve kapıyı kapattı. Ardından kapı açıldı ve onları gördüm. Cansu, Merih, ve Arda yine yanımdalardı. Cansu birden koşarak yanıma ilerledi. Birden arkadaki annem ile babamı fark ettim bana gülümsediler bende onlara gülümsedim.
İyi misin? diye sordu Cansu.
İyiyim sen merak etme. Peki o yerdeki kan neydi? diye sordum bir anda.
Bilmiyorum ama sanırım birinin dudağı patlamış. Bir çocuğun dudağına pansuman yapıyorlardı revirde.
Off biz bunun için mi endişelendik?
Evet dedi Cansu sırıtarak. Ama sen biraz yorgun düşmüşsün bide vitamin eksikliğin varmış. Oyüzden bayılmışsın.
Hımm diyerek mırıldandım. O anda Merih ve Arda 'da katıldı bize.
Off kızım sen böylemiydin bak yorgun düşürdü seni o hayalet dedi birden sırıtarak Merih.
Yaa dedim sessiz olmasını işaret ederek ve birden sırtına vurdum.
Bence sen yorgun değilsin bak elin hala sert dedi Merih.
Off be Merih bana dalaşma bak yorgunum.
İyi tamam tamam dedi ve bir adım geriye gitti Merih.
O anda Arda geldi yanıma. Bizim gurubumuz da buydu işte.
Cansu gurubun annesiydi. Merih ise komiği. Arda ise duygusal ve bir okadar koruyucu biriydi.
Arda duygusal bir şekilde konuşmaya başladı.
İyimisin özledik seni dedi birden.
Gülümsedim ona ve iyiyim dedim. Ama ben artık çıkmak istiyorum bu hastaneden.
Çıkacaksın dedi Arda. Bir kaç saate zaten serumun bitecek ve ozaman taburcu olacaksın. Yarınki baloyada hep beraber gideceğiz.
Konuşarak iki saati geride bırakmıştık. Hemşire gelip beni kontrol etmiş ve serumu çıkarmıştı.
Doktor ise bir kaç vitamin ilacı yazmış ve taburcu etmişti. Grub eve gitmişlerdi annem ve babam ise yanıma gelip beni arabaya bindirdiler. Eve geldiğimizde ise kendimi yormadan sıcak bir duş aldım. Daha sonra ise yatağa girip biraz uyumaya çalıştım. Ama uyuyamayınca kendimi masada ders çalışırken buldum.
Bir baktım ki hava aydınlanmış. Hemen dolabımı açtım. Kırmızı bir elbisem vardı onu giydim hızlıca bugün balo vardı. Ders olmayacaktı. Hemen ayağıma kırmızı topuklularımı da geçirdim. Hafif bir gri far sürdüm göz kapağıma. Dudağıma ise hafif çok açık bir pembe ruj sürdüm. Beyaz kol çantamı elime aldım ve hızlı bir şekilde aşağı indim. Annem hızlı bir şekilde konuştu.
Hadi gel kahvaltıya kızım.
Hayır gelmeyeceğim anne okula geç kalmak istemiyorum.
Ama daha yeni taburcu oldun kızım ozaman vitamin ilaçlarını iç.
Tamam dedim ve kapıdan dışarıya çıktım. Aslında daha ders başlamasına biraz vardı ama yemek yemek istemiyordum. Telefonumu çıkarıp bir şarkı açtım ve kulaklığımı kulağıma geçirdim. Şarkının anlatımını ve dilini çok seviyordum.
Şarkı başladı birden.
Nasıl başlarsa
Öyle bitermiş aşklar da
Yaşım, başım olmadan
Bildiğim bir tek şey var
Unutma
Seni benden daha çok
Seven asla bulamazsın
Bulamazsın, her yerde arasan da
İnsan sahipsiz kalır ya
Anlar o zaman
Hep sendin, hep özeldin
Nefes almak zor
Üstüm, başım altüst olmuşum
Bana verilen candan hesap sormuşum
Bir varmışım, bir yokmuşum
Acı çekerek ölmek için doğmuşum
Ömrümün en güzel yıllarında
Bir deli kara sevdaya tutulmuşum
Haberin yok mu zalim?
Ben, sen diye kalbimi mahvedip durmuşum.
Şarkı devam ediyordu. Şarkı beni tam ifade etmesede ritmini seviyordum. Başka bir şarkıyı açtım.
I like digging holes and hiding things inside them
When I grow old, I hope I won't forget to find them
'Cause I've got memories and travel like gypsies in the night
I build a home and wait for someone to tear it down
Then pack it up in boxes, head for the next town running
'Cause I've got memories and travel like gypsies in the night
And a thousand times I've seen this road
A thousand times
I've got no roots, but my home was never on the ground
I've got no roots, but my home was never on the ground
I've got no roo-oo-oo-oo-oo-oots
I've got no roo-oo-oo-oo-oo-oots
I've got no roots, but my home was never on the ground
I've got no roots, but my home was never on the ground
I've got no roo-oo-oo-oo-oo-oots
I've got no roo-oo-oo-oo-oo-oots
I like standing still, boy, that's just a wishful plan
Ask me where I come from, I'll say a different land
But I've got memories and travel like gypsies in the night
I count gates and numbers, then play the guessing game
It's just the place that changes, the rest is still the same
But I've got memories and travel like gypsies in the night
Diye devam etti şarkı. Belkide bu şarkı beni anlatıyordu. Kelimelerle anlatamadıklarımızı şarkılar dile getiriyordu. Okula vardığımı fark etti. Karma koleji. İsmini yine gördüm. Hemen telefonumu kapattım ve kulağımdaki kulaklığımı çıkardım. Bahçeden şarkı sesleri geliyordu. Hemen bahçeye girdim ve okuldaki müzik alanına doğru ilerledim. Geldiğimde Merih ve Ardayı gördüm. Hemen aralarındaki Cansu'yu da fark etmiştim. Hemen yanlarına gidip merhabalar dedim. Nasılsınız?
İyiyiz dedi senden naber?
Bende normal devam ediyorum işte dedim.
Çok güzel olmuşsun dedi Cansu bana büyülenmiş gibi bakarken.
Teşekkürler sen daha güzel olmuşsun dedim Cansu' yu incelerken.
Üzerinde siyah tüllü bir elbise vardı. Kollarında da bu tüller devam ediyordu. Ayağında siyah bir topuklu elinde ise beyaz mini bir çanta vardı. Göz kapağına hafif gri bir far sürmüştü benim gibi. Dudağında ise yoğun kırmızı bir ruj. Ben bu tarz rujları tercih etmiyordum genelde yaşımı büyük gösterdiğini düşünüyordum. Genelde pek makyaj yapmazdım. Yaparsamda hafif bir şeyler kullanırdım. Saçını ise topuz yapmıştı. Ama ben hiç uğraşmamış ve açık bırakmıştım. O güzel olmuştu.
Arda ve Merih'i incelemeye başladım şimdide. Onlar ise yaşlarına uygun spor bir tişört ve pantolon giymişlerdi.
Hadi içeriye gidelim dedim hızlı bir şekilde. İçeriye girdik. Müzik çalıyordu çok yoğun bir şekilde. Sonra kürsüdeki müdürü fark ettim. Konuşmaya başladı ve şarkı durdu birden.
Hepiniz hoşgeldiniz değerli öğrenciler. Bugün burada sizleri eğlendirmek için bir balo düzenledik umarım herşey yolundadır. Bugün okulumuza 11.sınıf bir öğrenci geldi hazır buradayken size kendini tanıtsın.
Kürsüdeki o tanıdık simayı gördüm o an.
Merhaba arkadaşlar ben Eda Sarı. Bu okulumuza yeni geldim umarım beni tanır ve seversiniz. 11.sınıf öğrencisiyim. Şu ana kadar hiç Takdir almadığım olmadı her seferinde takdir aldım. Umarım beni seversiniz ben sizinle tanıştığıma çok mutlu oldum.
O anda gözlerimiz kesişti. İkimizinde kaşları çatıldı. Hayatımı öldüren o kız şimde bana bakıyordu. Eda artık buradaydı.
