Yangın. İçimde yangınlar vardı. Alev alev yanıp beni kül edebilecek kadar hemde. Her bir mutluluk kırıntısı hayata tutunmaya değecek kadar değerliymiş meğersem. Okuduğumuz romanlar bile toz pembe değildi ki. Bazıları mutsuz sonla bitiyordu ve okurlar yapmacık bir biçimde üzülüyorlardı. Peki bu masalın sonu belli miydi? Bir yaratığı yok etmeye çalışıyorduk ama durmadan bir şeyler yaratılıp görünüp bize bakıyor ve susmamızı ve korkmamızı sağlıyordu.
İçimde kırıp kalpler balosu var gibiydi.
Kırılmış insanlar gelip balo yapıyordu içimde bazıları ise kahkahalarını savurup gülücük saçıyordu. Hayat toz pembe değildi. Herkes üzülürdü. Bende üzülürdüm. Çünkü her insanın üzüldüğü gibi benim de üzülmeye ihtiyacım vardı. Çünkü bende bir insandım. Ama insanlar benim de bir canlı olduğumu unutmuş gibilerdi . Ama bende bir canlıydım gözle görülür gibi dursamda kimse beni görmüyordu .
Umursamıyorlardı bile . Ben artık mutlu olmayı bırakmalıyım dedim içimden .Üzgünsem insanlar üzgün olduğumu bilmeli .
Mutluysamda gerçek mutluluğumu görmeliydiler . Ben artık çok yorulmuştum .Bataklıkta gibiydim .
Artık yarama merhem sürmeliydiniz size anlatamadım ama benim de çok yaralarım vardı .Hatta gözle görülemeyecek kadar . Siz insanlar artık insanları yıkıp parçalamayı bırakın .
Önünüzdeki şeytana kulak asıp dinlemeyin . Ne olursa olsun tehlikeli varlık şeytan . Sizin içinize işleyerek size de kötülük tohumu verir ve içinizdeki kötülüğün yeşermesine izin verir . Ama siz masumluğunuzu korumaya çalışın saf ve temiz o sıcacık teniniz üşümesin.
Şuan ben buz kessemde siz sıcak cildinizi koruyun . Hep gülün mutlu olduğunuzda gülümsemenizi bozmalarına izin vermeyin .
Çünkü siz gülünce güzelsiniz . Küçükken hep saçmalardım . Üzülmeyi isterdim ilginç bir şekilde ama şimdi anlıyorum üzülmek iyi bir şey değildi üzülmek çok korkunç bir şeydi . Bunu yapanlar benim gençlik ruhumu öldürmüşlerdi . Hemde bir hiç için . Beni öldürmek yerine parçalamayı seçmişlerdi . Ben unutulur bir saçmalıktım çünkü . Kimse beni mutlu edemeyeceğini sansalarda bende mutlu olabiliyor yada üzülebiliyordum .
Rekabet benim hislerimde ve ben büyüzden asılıyordum tavandan . Rekabetimi insanlar sevmiyor ve beni üzmeyi seçiyorlardı . Beni bir tek o anlamıştı o gün onu görmüştüm o yanıma gelip ağlamamı susturmuş ve gözyaşlarımı silmişti .
O çok değerli bir kız arkadaştı . O gün bağıra çağıra ağlamak istemiştim . Sonra Arda gelmişti yanıma onla da yeni yeni arkadaşlık kurmaya başlamıştık . O gün en yakınlarım bile sormamıştı üzgünlüğümü ama o beni anlamıştı . Oda yaşamıştı belkide oda üzgünlüğü tatmıştı . Ama üzgünlüğü kim tatmamıştı ki . Herkes üzgün olmuştu elbet herkes ağlamıştı . Ama kim bize derman olmak istemiştiki .
Biz havada uçarken yeryüzüne inmek istemiştik ama insanlar bizi kurtarmak yerine kahkahalarını savurmuşlardı .
Anılar canlanıyordu istemsizce gözümde eski günleri özlüyordum . Eski zamanlarım çok güzeldi ama ben ozamanları doyasıya yaşamayı bilememiştim . Keşke geçmişe dönebilseydik değil mi ? Özlemin ,hasretin ,mutsuzluğun olmadığı sıcacık bir evren .
Peki yaratamazmıydık böyle bir evren ,dünyanın akışını değiştiremezmiydik ? Değiştirirdik elbet değil mi ?
Davranışlarımızla ,iyiliğimizle bile değiştirebilirdik dünyayı . Sevgi besleyerek empati kurarak değiştirirdik dünyayı . Ama maalesef tek bir kişiliğin iyiliğiyle değişmiyormuş dünya .
Herkesin iyi olması gerekiyormuş . Çok zor olmayan şeyi biz insanlar başaramıyormuşuz . İyiliği sağlayamıyormuşuz . Mutlu bir evren yaratamıyormuşuz . Ama keşke tek bir kişiyle değişebilseymiş dünya . Bazen ağlayasım geliyordu eskileri hatırlıyordum . Mutluluğu hatırlıyordum .
Mutluluk nasıl olunurdu onu öğrenip hatırlıyordum . Yutkundum o an boğazım düğümlendi sanki . Kötülüğün acısı benden çıkarılır gibiydi .
O notla birlikte elim titredi ve kendimi yerde buldum . Ya biri bana oyun oynuyordu yada birinin şakasıydı bu değil mi ? Benim sonum Pelin gibi olmayacaktı değil mi ?
Ben büyüyecektim mesleğimi alacaktım daha hatta belkide evlenecektim . Ama niye gençliğimi mahvediyorlardı .
Gözümden bir damla yaş süzüldü . Ne zaman yaş akıtmamıştım ki sanki . Ne zaman üzülmemiştim . Ne zaman mutluluğu tadabilmiştim ben .
O anda kapı sert bir şekilde açıldı ve karşımda Cansu'yu gördüm . Cansu yanıma titrek gözlerle bana bakarak geldi . Beni sardı o an sarmaladı beni ,bana sıkıca sarıldı . Arkadaşlığı şimdi iyi anlıyordum . Noldu diye sordu bana . Elimdeki notu ona uzattım . Kağıt zaten ıslaklığı için parçalanmak üzereydi . Kağıdı okuduğu gibi kaşlarını çattı .
Bu senin bize anlattığın o ormandaki kız mı ?
Evet yani sanırım diye cevap verdim o kızın ismi Pelin'di sonuçta . Ama gerçekten sonum onun gibi mi olacaktı . Gözümden bir damla yaş daha aktı. Cansu bana daha da sıkı sarıldı.
Belkide biri sana oyun oynuyordur. Çünkü olmayacak her şeyi yaşadık biz Buse. Aklının dahi alamayacağı şeyleri biz gördük ve yaşadık belkide bunlar bir oyundur.
Nasıl yani diye sordum?
Belkide biri bizi kıskandı yada özendi bilemem ama belkide bizi bıktırmak için bir oyun tasarladılar ama öyle gerçekçi bir oyunki bu kimse hiçbir şeyin farkında değil ama belkide gerçektir onu bilemem.
Kaşlarım istemsizce yukarıya kalktı. Ne yani biri bizimle oyun mu oynuyordu? Yoksa biz gerçekliğimizdemiydik?
Neyse diye atladı Cansu. Bak yarın bir balo varmış. Ona gidelim dedi.
Gitmesek olmaz mı? diye ısrar ettim.
Olmaz sende geleceksin sen gelmezsen bende gitmem.
Off tamam bende geleceğim.
Cansu kıkırdadı. Bak yine ben kazandım dedi elini havaya kaldırıp. Bende ona gülümsedim. Yarın güzel ol tamam mı bu çok önemli öğretmenler de gelecek güzel ve tertipli olmalıyız.
Sence ben öğretmenlerin karşısında bir hata yapar mıyım? dedim.
Cansu yine kıkırdadı. Hayır yapmazsın.
Cansu elini uzatıp beni yerden kaldırdı. O çok iyi biriydi o hayatımın iyiliğiydi o sıcacık bir yuvaydı.
İyiki o çıkmıştı hayatıma. Peşimide bir yaratık vardı ve bizi dost sanıyordu ama biz hala bu oyundan nasıl çıkacağımızı akıl edememiştik. Umarım diye geçirdim içimden gelecekte bu günler komik deyip geçtiğimiz anılar olurdu. Cansu dış kapıyı açıp kapının önüne çıkardı beni.
O an ikimizde şokla irkildk. Ben bir çığlık attım ve kekeledim. Bu bu dedim evet bu yerdeki sıvı kandı.
Kan dedim birden. Bu kimin kanıydı kim yaralanmıştı? Yada ölmüştü? Birden başıma bir ağrı girdi ve birden yere çakıldım Cansu ise beni tutmaya çalışıyordu. Ben ise yerdeki kanların üzerine düşüp bayılmıştım. Belkide o ceset benimdir dedim sessiz bir fısıltıyla ama sonrası bulanık ve siyahlıktı .
Artık rüyalar bilinçaltımı esir almıştı.