İçeriğe geç

Arafta Taht

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Arafta Taht

Bölüm 2

Bölüm 1: Şafak Söktüğünde

:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆

Zora henüz geceki rüyasının etkisindeydi.Her seferinde aynı görüntüler aynı sesler ve aynı hisler. Umursamamaya çalışıyor bir yandan da işe gitmek için hazırlanıyordu. Bir süre sonra teyzesini uyandırmamak için parmak uçlarında evden çıktı.

Amy Forest, ölümle yaşayan bir kadındı. Hayır bir psikopat veya katil değildi. Onun hayatına şu zamana kadar önemli kararlar hep birinin ölümüyle alınmıştı.Annesi ölmüş, kız kardeşiyle Fransa'nın kalbi Paris'e taşınmışlardı. Paris'te tanıştığı eşi iş kazasında ölmüş, kendini dünyaya kapatmıştı. Kız kardeşi , kardeşinin eşi ve kızının bulunduğu ev yanmış ;yetim kalan küçük kız ona tekrar can olmuştu.Bazen alışveriş yapıyor bazen bahçedeki çiçekleri suluyor bazense çiçekleri ezen çocuklara nutuk çekiyordu.

Zora anne babasının ölümünü uzunca bir süre atlatamadı. O günden ona hatıra bir çok fiziksel özellik kalmıştı. Vücudundaki yaralar ve yanıklar gibi. Bir daha hiçbir anlamlı kelime fısıldamayan pembe dudaklar gibi.Doktorlar durumun tamamen psikolojik olduğunu söylüyordu.Küçük Zora terapilere gitmeye başladığında her hangi göze çarpan bir ilerleme görülmüyordu.Bir süre sonra bilinmeyen bir nedenden ötürü Zora terapilerden nefret eder oldu ve çok geçmeden gitmeyi tamamen bıraktı.

Şimdi hoş bir kafede garson olarak çalışıyordu ve derslerinde başarılı bir ilk sınıf öğrencisiydi. Üniversite zamanı gerçekten daha fazla para gerekiyordu. Ve teyzesini yormak isteyeceği son şeylerdendi.

Bugün cumartesiydi yani kalabalık olacaktı. Zora bunun farkındalığıyla sanki yol boyu tutmuş gibi derin bir nefes verdi ve içeri girdi. Yoğun bir tempo onu bekliyordu. Üzerine Bugün cumartesiydi yani kalabalık olacaktı. Zora bunun farkındalığıyla sanki yol boyu tutmuş gibi derin bir nefes verdi ve içeri girdi. Yoğun bir tempo onu bekliyordu. Üzerine siyah önlüğünü giydi ve bir kaç mesai arkadaşıyla selamlaştı.

"Selam kızıl kız. "

Emma çapkın bir bakış yollarken ona taktığı lakaplar dan biriyle sesleniyordu. Zora buradaki yakın arkadaşlarından biriydi. Eğlenceli ve enerjik bir üniversite öğrencisiydi.

Zora " sen ıslah olmazsın" dercesine başını iki yana sallarken ona gülümsedi.

"Günaydın küçük. " Sky arkasından geçerken elini kızıl saçlarına attı ve karıştırdı. Burada en küçük olan kendisi olduğu için çoğu kişi ona küçük kardeşi veya kızıymış gibi davranıyordu.

Zora kıkırdayarak saçlarını düzeltti.Sonraki saatlerde gelen müşterilerin siparişlerini aldı ve dağıttı.

Elindeki tepsiyi bırakırken arkasından gelen sese doğru döndü.

"Pişt dilsiz depodaki sandalyeleri getir! "

Tabii ki herkes ona aynı şekilde yaklaşmıyordu. Her ne kadar bu onun sinirlerini gerse de söyleneni yapması gerektiği için depoya gitti. Geniş ve karanlık deponun ışıklarını yaktı ve merdivenlerden inip ilerlemeye başladı. Köşede gördüğü sandalyelere kötü bir bakış atıp tek seferde hepsini götürüp götüremeyeceğini düşünmeye başladı.

Hayır kesinlikle götüremezdi. Bir kaçını tam üst üste dizmişti ki üst kattan yükselen çığlıkları duydu. Sandalyeleri bıraktı ve koşarak yukarı çıktı. Gördüğü manzarayla bedeni buz kesti adeta. Kafe yanıyordu. Her yanından dumanlar ve alevler yükseliyordu.

Zora'nın kalbi sıkışmaya başladı içinde sanki göğsüne uzanan bir el vardı ve şimdi kalbini parmaklarını arasında sıkıştırıyordu.

Elleri ve ayakları uyuştu.Gözleri yanan eşyalara takıldı yükselen alevler çıtırtılar

zihni başka bir yangının ortasında kaldı.Annesi... O buradaydı . Ama nasıl olabilirdi ki?

"Kaç! " Yıllar öncesinde duyduğu aynı ses kafasının içinde yankılandı. Zora burada durmaması gerektiğinin farkındaydı. Kendini zorladı ve alevler arasında ilerlemeye çalıştı o esnada başka bir ses kulaklarından zihnine doldu.

"Zora! Yardım et! "

Sesi başta tanıyamasa da sonrasında onu gördü; Emma . Yerde demir rafların yanındaydı ve bir tanesi devrilmişti. Yanına gitmek istedi, anne babası gibi o da değer verdiği birini kurtarmak istedi. Aslında ne düşündüğünün pek farkında değildi.Sadece alevlerin arasından geçmeye çalıştı, bedeni yanıyordu. Kıyafetini saran kıvılcımlardan kurtulmaya çalıştı. Vücudundaki derin sızıyla kıvranırken Emma'nın yanına geldi.

"Bacağım."

Demir rafların altında kalan bacağını fark etmesi uzun sürmedi. Ağır rafı kaldırmaya çalıştılar ama neredeyse hiç kıpırdamıyordu. Zora sakinleşmeye çalıştı derin bir nefes verip tüm gücünü tek bir yere odaklanmaya çalıştı . O esnada siren seslerine Emma'nın derin çığlığı eşlik etti.

Kendini yerde bulduğunda üzerinde kemiklerine kadar inen bir acı vardı .Zihninde alarmlar çalıyor ona kalkıp gitmesini söylüyordu.Denedi ama mümkün değildi bütün vücudu yanıyordu. Yanıyor muydu? Hayır.

Arkasındaki başka bir raf üzerine devrilmişti. Düşünemiyordu, yardım isteyemiyordu, hareket edemiyor ve bağıramıyordu. Emma'nın yardım çığlıkları ve kendisine seslenişlerini az çok duyabiliyordu.Belki de duyamıyordu ,emin değildi her şey buğuluydu sanki bitmek üzere olan bir rüyada gibiydi ,yavaş yavaş çekiliyordu.O gün o saat o dakika ve o saniye Zora derin bir uykuya daldı. Tatil için ailesiyle yola çıktığında kaza yapan Vanessa gibi, kardeşini kurtarmak için yola atlayan Anna gibi, kendini falezden atan Lenora'nın kardeşi Diana gibi, uçak kazası geçiren Millie gibi, kan davası nedeniyle vurulan Bronte gibi, üzerine ağaç devrilen Madeline gibi ve daha bir çok genç kadın gibi artık ölümle yaşam arasındaydı.

Onlar Araftaydı.

。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆。・:*:・゚★,。・:*:・゚☆-: ✧ :-゜・.

𝙎𝙚𝙡𝙖𝙢 𝙨𝙖𝙣ı𝙧ı𝙢 𝙗𝙪𝙣𝙪 3. 𝙠𝙚𝙯 𝙛𝙖𝙡𝙖𝙣 𝙮𝙖𝙮ı𝙣𝙡ı𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢.

𝙆ı𝙨𝙖 𝙗𝙞𝙧 𝙗𝙞𝙡𝙜𝙞𝙡𝙚𝙣𝙙𝙞𝙧𝙢𝙚 𝙮𝙖𝙥𝙢𝙖𝙠 𝙜𝙚𝙧𝙚𝙠𝙞𝙧𝙨𝙚 ; Harry Potter 'ı seviyorsanız, güçlü kadın karakter görmek istiyorsanız ve elinizde ortaçağdan fırlama bir kılıçla savaşa girmeyi düşünürseniz buyrun devam edin .

Eleştiri ve yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim, keyifli okumalar 🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.