İçeriğe geç

Araf Meleği

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Araf Meleği

Bölüm 1

Karanlığın Yansıması

Gece ayın yükselmesiyle Brookfield kasabasının girişindeki dinlenme tesisinden bir ihbar geldi. Tesise giden dedektifler etrafı incelemek için hazırlanıyordu. Dedektif Daniel kapıyı sertçe kapatarak arabadan indi.

"İhbarın neyle ilgili olduğunu söylemiştin Tracy?"

"40'lı yaşlarda bir kadın tesisin arka kısmındaki çay bahçesinin orda ölü bulunmuş. İhbar eden yönetici çalışanlara sorduğunda çalışanlar gelen giden kimseyi görmediğini söylemiş. Aslında bu açıdan sadece kalp krizi veya başka bir sebep gibi duruyor ama işi ilginç yapan şey kadının eşyalarının arasında ölüm saatinin yazılı olduğu bir kağıt bulunmuş."

Başlarda bu ölümün doğal sebeplerle olduğunu düşünen Daniel duyduktan sonra ilgisini çeken detaylar yakalamış gibi duruyordu.

" Parmak izi yada kamerada görüntüsü yok mu?"

"İlginç yapan durumlardan biri de bu, normalde kameralar gayet düzgün çalışıyor ama tesadüfe bak ki orda ki kameralar o sırada çalışmamaya başlıyor."

"Kamera bilerek kapatılmadıysa evet garip."

Onlar aralarında bunu tartışırken tesisin yöneticisi yanlarına geldi. Hızlı adımlarla geldiği için yorulmuş ayrıca kilosundan ötürü olmalı ki iki adım sonra bayılacak gibi duruyordu. Nefes nefese sordu:

"Hoşgeldiniz, size nasıl yardım edebilirim?"

Daniel olay hakkındaki dosyayı eline alıp şöyle bir baktı.

" Bay Frank ilk önce kameralara bakmak daha sonra şüphelilerle konuşmak ve olay yerini incelemek istiyorum."

Bay Frank başını salladı ve dedektiflere yol göstererek kamera odasına kadar eşlik etti.

"Evet işte burası kamera odası, bütün kayıtlara şurdan bakabilirsiniz."

Tracy bilgisayara oturdu ve dosyaları incelemeye başladı. Daniel Bay Frank´ten bilgi alıyordu.

" Bu odaya kimlerin erişimi var? Çok giren çıkan oluyor mu?"

" Güvenliğimiz Richard burayla ilgilenir. Genelde çok giren çıkan olmaz ama gördüğünüz gibi ek olarak bir güvenlik kilidi yada benzeri bir şey yok."

" Peki Richard olayın olduğu an hakkında size ilk ne söyledi?"

" Aslında oldukça panik bir durumdaydı. Kamerayı izlerken aniden görüntünün kesildiğini ve bir çeşit uğultu duyduğunu söyledi. Sonra aşağı inmeye karar vermiş ve inerken benimle karşılaştı. Beraber çay bahçesine gittik ve o an kötü bir şey beklesem de beklediğimden uzak bir halde uyuyor gibi başı masaya düşmüş şekilde Bayan Grace´nin cesedini bulduk. Korktuğum gibi bir şey görmemek beni rahatlatsa da başına ne geldiyse ani ve belki acısız öldüğü için bu kadar sakin durduğunu düşündüm. Hatta oldukça ani olduğu bana kalırsa kesindi ki rujunun yarısı sürülmüş ve ruj yere düşmüş. "

Daniel biraz şaşırmış ve olaydaki zıtlıklar arasında gidip gelerek mantıklı bir yere varmaya çalışıyordu.

Tracy kameraları kontrol etmeyi bitirmişti.

"Hey Danny, bu görüntülerde gerçekten bir şey yok. Bulunan notu da açıklamıyor, kendisi de yapmış olamaz çünkü ilaç gibi bir madde de yok ayrıca bu kadar aniyse kendi öldüğü saati nokta atışı bilemez herhalde."

"Peki sorgulamaya geçsek? Kaç şüpheli şuan burda Bay Frank?"

" Şüphelendikleri 5 kişi de burda ve siz gelmeden önce konuşmak isteyebileceğiniz konusunda haber verdim."

"Tamam o zaman bir an önce onları bulalım."

Tracy ve Daniel odadan çıktıktan sonra aralarında durumu değerlendirmeya başladılar.

"Bu dava çıkmaz sokağın duvarını yıkarak çıkmaya çalışmak gibi."

" Tam olarak öyle Tracy ama bizim işimiz bu sonuçta."

Tracy iç çekerek başını salladı ve bir öneride bulundu.

"Bence onlarla konuşup not alma işini ben halledebilirim. Sende o sırada çay bahçesini incelersin. Sence nasıl fikir?"

Daniel biraz mırıldandı ve düşündü.

"Aslında güzel fikir, zamandan kazanabiliriz. Tamam, o zaman ben çay bahçesine gidiyorum. Yarım saat sonra tesisin önünde buluşalım."

İkisi ayrıldı ve Daniel olay yerine gitti. Polis bantlarıyla sarılı yerin altından eğilerek geçti ve bahsedilen masanın yanına gitti.

"Burası neden buz gibi böyle?"

Masanın etrafını inceledi ve olası senaryolar için bir sandalye çekerek kendini kadının yerine koymaya çalıştı, elindeki dosyadan kadının hayatı hakkında olası cinayet ihtimali ile alakalı yerler aradı.

" Falcıymış he? Bunun başına geleceğini görmemesi kötü olmuş olsa gerek. Hiç çocuğu yok ve bekar, yüklü miktarlarda da bağış yapıyor."

O an hava bir anda kötüleşti ve rüzgar estikçe masalar sallanmaya başladı, masanın üzerine elini koyunca masanın yaz sıcaklıklarına rağmen çok soğuk ve uyuşturucu etki yaptığını hissetti. Ayrıca bu tesis denize veya su kenarına uzak sayılırdı fakat ara sıra gelen deniz ve ıslak toprak kokusu hissetti. Bir anda nefesi kesildi ve yukarı baktı, ufak taşların büyüklüğünde dolu yağmaya başladı. Bir tanesi alnına isabet etti ve sıcak kanının yüzünde süzülerek ilerlediğini hissetti. O sırada uyuşukluk geçti ve oturduğu yerden fırlayarak kalktı. Dolu kesildi ve yanına koşar adımlarla Tracy ve Bay Frank geldi.

"Danny sen delirdin mi? Bu havada neden hala buradasın?"

"Oh, iyi misiniz? Gerçekten sert bir şekilde denk gelseydi yaralanabilirdiniz."

Daniel sanki bir rüyadan uyanmış gibiydi, zihni bulanıktı ve ilk yaptığı yaranın olduğu yere dokunmaktı. Ama acıda hissetmedi yüzüne bulaşan kanı da. Normal davranmaya çalışıyordu ama korkmuş ve bu tuhaf durumu nasıl açıklayacağından da emin değildi. O sırada Bay Frank'ın telefonu çaldı ve açtığında gözlerinden yaşadığı dehşet ve hüzün okunabiliyordu.

"Sorun nedir Bay Frank?"

Adam bir süre tam anlayamamış gibiydi ve kaşlarını çattı.

"Yan kasabada fırtınada hortum oluşmuş ve önüne gelen ne varsa parçalayıp fırlatmış. 15'e yakın kişi hala bulunamamış. Şimdi izninizle yakın akrabalarımı kontrol etmeliyim."

Hızlı adımlarla tesise girip bir köşeye geçti ve sırayla aramaya başladı.

Tracy ve Daniel adam gidene kadar şaşkınlık ve ne yapacağını bilemez şekilde arkasından baktılar.

"Bu sıralar ne kadar sık yaşanıyor."

"Evet, adı üstünde doğal afet olmasa cezalandırıldığımızı düşünürdüm."

"Kayıp vakaları da çok hızlı artıyor."

"Biliyorum Tracy, hiç iz olmuyor bir anda sebep bile bulunamaz şekilde yok oluyorlar. Geri dönen olmuyor veya olayı gören olmuyor."

"Sanki yer yarılıp içine giriyorlar."

İç çekerek Daniel'e döndü.

"Peki daha demin sana olan neydi?"

Birkaç dakika önce sanki hiçbir şey olmamış, çoktan unutmuş veya başkasının vücudundan izlemiş gibi hissediyordu. Soğuk hissi hissettiğinde içi titredi ve üzerine konuşmak istemeyerek geçiştirmeye çalıştı.

"Bir şey değil sadece bir anda fırtına çıkınca şaşırdım."

Tracy cevaptan tatmin olmuş sayılmazdı ama daha fazla üzerinde durmadı.

"Öyle olsun, işte dosya şüphelileri sorguladım ama pek bir şey çıkmadı. Buda diğer kayıp vakaları gibi. Tek fark kadının elindeki not. Buda mantıklı bir sebeple açıklanamıyor."

"Bence dinlenmemiz gerek Tracy sonra devam ederiz."

İkisi de aynı fikirde olunca dinlenmek için ayrıldılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.