15.12.2010
''Ne zaman gelirsin anneciğim ?'' kızının bu sorularından yorulmuştu annesi ama kızına kızamıyordu. '' En geç on bir gibi evde olurum kızım'' Çağla annesinin montunu giymesini badem şeklindeki yeşil gözleriyle izliyordu.
''Dolapta yemek var ısıtır yersin, kapıyı yabancılara sakın açma kızım.'' Annesi Ela Hanım, Çağla'yı her zaman olduğu gibi uyarıyordu.
''Peki...'' dedi Çağla, annesi Ela, kızının yüzüne dikkatli bir şekilde bakmaya başladı.
''O gelirse ne yapayım?'' Çağla ürkek yeşil bakışlarını annesine çevirdi, sesi titremişti. Ela Hanım, kızıyla göz göze gelebilmek için karşısında, bir dizini kaldırıma koyarak çömeldi. ''Gelemez'' dedi, sesi kısık çıkmıştı.
Çağla kafasını salladı ve annesine sıkıca sarıldı. Ardından vedalaştı. Annesi gözden kayboluncaya kadar kapıdan baktı.
Aslında her zaman annesinin işe gidişini izlerdi badem şeklindeki yeşil gözleriyle ama bugün buruk bir biçimde bakıyordu annesinin arkasından.
Annesi gözden kayboluncaya kadar baktı ardından, annesi gidince içeri girdi ve kapıyı kapattı. Bugün nedensizce huzursuz hissediyordu kendini. Derin bir nefes verdi.
Ağır adımlarla mutfağa yürüdü ve kendine çikolatalı süt yapmak için buzdolabından sütü aldı, tezgahtaki nesquiki cezveye koydu. Üstüne sütü döktü ve karıştırıp ocağın üstüne bıraktı.
Masanın üstündeki çakmağı aldı ve dikkatli ama bir o kadarda beceriksizce ocağı yaktı, cezveyi ocağa koydu.
Sütünün ısınmasını beklerken mutfak dolabındaki bisküviyi almak için mutfak masasının sandalyesini, tezgahın önüne çekti. Bir bacağını kaldırdı ve sandalyeye tutunarak çıktı.
Mutfak dolabını açtı ve bisküvi paketini aldı, dikkatli bir şekilde sandalyeden indi. Sütü taşmadan ocaktan aldı ve bardağa dikkatlice doldurdu.
Elindeki süt bardağıyla ve bisküvi paketiyle mutfaktan çıkıp ağır adımlarla salona geçti. Toz pembe renkli halının üstünde duran orta sehpaya bıraktı elindekileri, televizyon kumandasına uzandı ve koltuğa oturdu.
Saat neredeyse iki olmak üzereydi. Televizyonda en sevdiği çizgi film oynuyordu.
Beş saat sonra...
Saat yediyi bir kaç dakika geçiyordu. Çağla gözlerini açtığında salon koltuğunda uyuyakaldığını fark etti. Yavaşça koltukta doğruldu, mayışmıştı. İki eliylede gözlerini ovuşturdu.
Oda da sadece televizyonun sesi vardı. Çağla gözlerini televizyona dikti. Televizyonda izlediği çizgi film bitmiş yerine başka bir çizgi film başlamıştı.
~~~~♧~~~~
Hava çoktan kararmıştı ve karnı acıkmıştı. Masada duran yarımı bitmiş bisküvi paketini ve boş bardağını alıp mutfağa gitti.
Buzdolabını açtı ve annesinin yapmış olduğu yemeği dolaptan çıkardı. Tencerenin kapağını açtı, içindeki yemeğin kapuska olduğunu görünce yüzünü ekşitti. Tencerenin kapağını kapattı ve dolaba geri koydu.
Mutfak sandalyesine oturup elini çenesine yerleştirdi.
Yaklaşık 10 dakikadır masada oturmuş ve ne yiyeceğini düşünürken kapı zilinin çaldığını duydu. Kapıyı açmak için mutfaktan çıktı ve holde yürüdü.
Kapıyı açınca karşısındakini görmesiyle kapıyı kapatmak için geri çekildi. Kapıyı tam kapatacakken karşısındaki kişi ayağıyla buna engel oldu ve zorla kapıyı aralamayı başardı. Adam açık kalan kapıdan içeriye girdi.
Çağla geri geri giderken adam yüzündeki pis sırıtışla ona yaklaşıyordu. "Kapıyı komşunun yüzüne kapatmaya çalışmak çok büyük bir saygısızlık," dedi yüzündeki iğrenç sırıtışla.
Adam, Çağla'ya yaklaşmaya devam ediyordu. Sararmış dişleri, iğrenç sigara kokusu ve üstündeki kirli kıyafetleri mide bulandırmaya yetiyordu. Adam otuzlu yaşlarda olmasına rağmen fizik açısından ellili gösteriyordu.
"Yaklaşma..." Çağla korkmaya başlamıştı, kapıya yönelip kaçmak istedi ama adam onu yakalardı. Annesini aramak aklına gelince bir anda salona koşmaya başladı ancak üç adım attığında daha dördüncü adımı atamadan pis adam onu yakalamış ve kucağına almıştı.
"İndir beni!" dedi Çağla, ağlamaya çoktan başlamıştı bile. Ufacık bedeni pis adamın kolları arasında titriyordu."Şşş korkma küçüğüm, ağlamanı gerektirecek hiçbir durum yok.'' adamın sesi Çağla'yı daha fazla ürkütüyordu. Pis nefesi Çağla'nın ensesine çarpıyordu.
"Miniğim bana odanı göstersene çok merak ettim." dedi pis adam. Çağla odasına giden yola korkuyla baktığında adamın sırıtışı daha da genişledi.
"Buradan mı?" dedikten sonra kucağında debelenen Çağlayla o koridorda yürümeye başladı.
Kısa bir süre sonra ise Çağla'nın çığlıkları açık kalan kapıdan tüm mahallede yankılanmaya başlamıştı.
"Bırak beni!"
"İmdat!"
"Korkuyorum nolur bırak beni!"
"Anne!"
Adama karşı gelmek istedi. Fakat o kişinin kocaman güçlü bedeniyle başa çıkamayacağını anlayınca adamın kolunu ısırdı.
Adam acıyla inleyince Çağla adamın kollarından kurtuldu ve hemen telefonunu almak için odadan kaçtı. Titreyerek salona koşup telefonunu alıp annesinin numarasını tuşladı.
Elleri titriyordu, ufacık bedeni tirtir titrerken adam peşinden geldi ve telefonu elinden almaya çalıştı.
Çağla kaçmaya çalıştıkça adam daha çok üstüne gidiyordu en sonunda Çağla'nın sırtı soğuk duvara değince kaçacak yerinin olmadığını fark etti.
Çağla'nın hıçkırıkları artmıştı. Göz yaşları dinmiyordu. "Nol.. ur...nolur... bırak gid... gideyim" dedi ağlamasının izin verdiği kadarıyla.
Adamın eli Çağla'nın saçlarına gidince Çağla çevik bir hareketle adamın kolunun altından geçti.
Boyunun kısa olması işini kolaylaştırmıştı. Hızlıca salondan hole çıktı. Holden, kapıya doğru koşacakken adam Çağla'yı kolundan tutup mutfağa doğru çekiştirdi.
Çağla mutfak kapısına tutundu. Çok çabaladı ama adam o kadar güclüydü ki ona karşı gelmekte zorlanıyordu. En sonunda adam Çağla'yı çekince, Çağla öne doğru itildi ve kafasını mutfak fayansına çarptı.
Minicik bedeni, elleri, dizleri titriyordu. Canı yanmıştı. Bu yaşta daha ne kadar acı çekebilirdi ki...
Başından yanağına doğru uzanan ıslaklığı hissetti. Elini başına bastırdı, canı yandığı için daha çok ağladı. Ağladığı için hıçkırıkları arttı. Hıçkırıkları artınca daha da ağladı...
Elinde bir ıslaklık hissetti ne olduğunu anlamak için eline baktı. Gözleri korkuyla açıldı, ağlaması daha da şiddetlendi. Vücudu daha fazla titremeye başladı. Hıçkırıkları çoğaldı. Gözyaşları daha fazla aktı. Vücudu sarsılıyordu ağlarken.
Adam Çağla'ya yaklaşmaya devam ediyordu. Çağla, masanın üstünde duran bıçağı görünce mutfak fayansından sürünerek masaya doğru gitti. Adam hala Çağla'ya yaklaşmaya devam ediyordu.
Çağla masadan destek alarak ayağa kalkmaya çalıştı. Ayağa kalkarken adama çaktırmadan bıçağı eline aldı.
Daha on yaşındaydı, yaşıtlarına oranla daha minik bir vücudu vardı. Zayıf parmaklarının arasında tuttuğu bıçağı adama yöneltti. Elleri titriyordu, parmakları arasında duran bıçağı sıkıca kavramaya devam etti. Aslında gücü yoktu ama yenilmek istemedi. Annesinin kızıydı o, asla yenilemezdi. Yenilmemeliydi. Ona bu öğretilmişti.
"Gelme" sesi titriyordu. Adam bıçağı görünce bir adım geriye çekildi. "Hadi ama ufaklık azıcık eğleneceğiz" Yüzündeki pis sırıtışla Çağla'nın karşısında durmaya devam ediyordu. Çağla hıçkırıklarının izin verdiği kadarıyla konuşmaya çalıştı. "Ge... ge... gelme"
Çağla'nın saçları dağılmıştı, gözleri kızarmıştı, vücudu titriyordu, korkuyordu.
"Hmm demek nazlıyız" pislik herif Çağla'nın üstüne gitmeye devam edince Çağla elindeki bıçağı, pislik herife doğru salladı.
O an birşey oldu.
O an zaman durdu.
O an adam durdu.
O an Çağla durdu.
O an herşey dondu...
Adamın acıyla inleyişi önce mutfağa yayıldı. O acılı inleyiş sonra bomboş evi doldurdu. Çağla'nın ağlamalarına karıştı hıçkırıkları.
Göz yaşlarıyla, yanakları sel yolu oldu. Adam yere sırt üstü düşünce korkuyla bir çığlık daha attı Çağla, gözleri adamın karnındaki bıçakta takılı kalmıştı.
Ellerindeki ıslaklığı fark edince korkuyla yeşil gözlerini ellerine çevirdi. Çağla tiz bir çığlık daha attı. Elleri kan olmuştu.
Daha on yaşında ilk kez kana bulanmıştı elleri.
Daha on yaşındayken işlemişti ilk cinayetini.
Çağla durmadan ağlıyordu, gözlerinin yeşili gitmiş yerine kıpkırmızı bir renk oturmuştu.
Tiz bir çığlık daha çıktı dudaklarından, bir çığlık daha serbest kaldı dudaklarının arasından, bir tane daha çığlık koptu dudaklarından ve sonra bir çığlık daha...
Daha on yaşında hayatının ilk kabusunu yaşamıştı.
Bölüm sonu....
Umarım bölümü sevmişsinizdir. Emeğimin karşılığını verirseniz sevinirim:))
İnstagram: phlsghy
watpadd: eylktk