Bitti dediğimiz, sonunda son buldu dediğimiz herşeyin aslında bir başlangıç olduğunu her zaman unutuyoruz...
Geleceğimizi bilmeden seçimler yapar bu hayatı o seçimlerin sonucunu göze olarak hayatımıza devam ederiz herkes kendi hayatının baş rolüdür kimse bir başkası için yaşamaz kimse bir başkasının yaşamına yada ölümüne karar veremez
Ölüm sadece bedenen değil ruhende bi ölüm yaşarız bazı anlar vardır ki ölümden beter deriz sizce gerçektende öylemidir bunu yaşayacağıma ölseydim daha iyidir mi diyorsunuz
Bir gün ölüm kapınızı çaldığında bu söylediklerinizi hatırlicaksınız çünkü ben Azrailimin kapımı çalıp kafama bi silah dayandığı andan beri bu söylediklerimi hepsini hatırladım tüm hayatım gözlerimin önünden bi film şeridi gibi geçerken ben sadece göz yaşları döküyordum yapacak başka bişeyim yoktu yoksa vardıda ben mi bilmiyordum
Önünde diz çökmüş gözüm yaşlı bir şekilde ona bakarken hayatımın bu şekildemi son bulucaktı herşey bittimi diye kendi kendime soruyordum ne düşünebilirim ki bi ailem yok arkamdan göz yaşı dökecek kimse yokken ben buğulu gözlerimle hala yaşam mücadelesi verip hayatıma devam etmek için karşımdaki herife yalvarıyordum neden yalvarıyordum hiç bi fikrim yoktu herkes birgün ölmicekmi bazıların ölümü geç bazılarınki ise daha erkenken herkesin hayatı böyle sonlanıyordu, ölümle
Ölümden ne kadar kaçarsak kaçalım ne yaparsak yapalım azrailimizin kapımıza dayanıp canımızı alması eninde sonunda bizi bulması okadarda güç değildi emniyet kildini açtığında gözlerimden durmadan akan yaşlarla başımı eğdim
"Yalvarırım" diye tekrar ağlamaklı bi sesle buruk bi şekilde "yapma lütfen yalvarıyorum sana lütfen lütfen öldürme beni" hıckıra hıçkıra ağlarken başımı kaldırıp azrailimle göz göze geldim kahvenin en güzel tonuna sahip olan adam yüzünde mimik dahi oynatmadan ifadesiz bi şekilde göz temasımızı devam ettiriyordu ne yapmalıydım onu durdurmak için ne söylemeliydim onu durduracak kelimler neydiki en önemlisi durucakmıydı sonunda sessizliğini bozup konuşmaya başladı
"Doktor" diyerek derin bi nefes alıp konuşmaya başladı "gerçekten yaşamayı istiyomusun" bu nasıl bir soruydu şuan bile yaşamak için beni öldürmesin diye ona yalvarıyordum başımı aşağı yukarı sallayarak
"Ev-evet " dedim kekeleyerek sanki bu cevabımı bekliyormus gibi
"Evlen benimle " duyduğum cümleyle kaşlarım aniden çatıldı ne demeye çalışıyordu dalgamı geçiyordu benle
"Ne diyorsun, ne ne demeye çalışıyorsun, sanırım seni yanlıs anladım beni-" aniden sesini yükselterek gür sesiyle tekrar konuştu "doğru duydun Lalin, eğer burda su siktiğimin silahından kurşunun kafanı düşmesini istemiyosan sikik hayatına kaldığın yerden devam ediceksin yalnız tek bı farkla artık hayatında bende olucam. Bu senin hayatın senin son kararın Lalin sana kalmış karar ver " dolu gözlerimle yere bakarken ne düşüneceğimi bilmiyordum az önce yaşamak için yalvarırken herşeyi yapmya hazırken şimdi neden arafta kalıyordum ölüm ve yaşam birbiri aralarında ince bi çizgi varken birbirinden okadarda farklılardı
Ben bile ne söyliceğim bilmeden düşünmeden dudaklarımdan dökülen istemsiz kelime herşeyin cevabı olmuştu "ta- tamam "
Öncelikle meraba evet biliyorum bölüm çok kısa ilk bölüm olduğu için böyle yaptım diğer bölümlerde öyle bişey olmicak merak etmeyin ve bu benim bu platformdaki ilk kitabım yanlışlarım varsa kusura bakmayın ve noktalama işaretleri yazım yanlışları gibi şeyleri pek tamıyorum dizinden anlayışla karşılamanızı rica ediyorum bana göre karşı taraf anladıysa sıkıntı yok