
1. BÖLÜM | 0. SEVİYE
-
Tüm karanlığın ve kasvetin içinde Benedict'in parlak gözleri ışık saçarcasına açıldı. Bir an için nefesi kesildiğinden derin derin nefesler almaya çalıştı. Gözlerini kırpıştırdı. Hava oldukça karanlıktı ve güzel mavi gözleri ilk başta nerede olduğunu kavramakta zorlanmıştı. Doğrulmak için sol eliyle yattığı yerden destek almaya çalıştığında, elinin altındaki çomaklar, nemli soğuk toprak ve kurumuş yapraklar ona hâlâ ormanda olduğuna dair küçük bir fikir sunmuştu.
Yerden kalkarken başına giren acı verici batma hissiyle başını tuttu ve inledi. "Oh, tanrım!" Gözleri içinde bulunduğu karanlığa yavaş yavaş alışmaya başlayınca, ayağa kalkmak için sol yanındaki kuru ağaçtan destek aldı. Yürüyüşe çıktıktan sonra düşüp bayılmış olmalıydı. Herkes meraktan çıldırmıştır, diye düşündü. Ellerini ceplerine atıp telefonunu cebinden çıkardı ve açmaya çalıştı. Ancak şarjı bitmiş olmalıydı ki, telefonu açılmadı. "Siktir!" Telefonunu cebine geri koyup, etrafa daha dikkatli baktığında ne taraftan geldiğini hatırlamaya çalıştı ve o tarafa doğru hızlı adımlarla yürümeye çalıştı.
Film setinin olması gerektiği yere geldiğinde ise şoka girdi. Tüm set eşyaları ve araçları çürümüş haldeydi. Set arkadaşlarının kendisine bir eşek şakası düzenlediğini düşünerek, ilerleyip demirlerden birisini tuttuğunda demir kırılarak elinde kaldı. Bu kadar gerçekçi şeyler için epey çalışmış olmalılardı. Gülümsedi belli belirsiz.
Garipsediği şey ormanın tamamen sessizlikle kaplı olmasıydı. Ne bir kuş, ne de bir böcek sesi duyuluyordu. İç ürpertici bir rüzgar ensesinden esip geçtiğinde, titreyerek içgüdüsel olarak arkasını dönmüştü. Dört-beş metre uzağında kirli beyaz elbiseli bir kadın gördü. Halka filmindeki uzun saçları yüzünü örten Samara karakterine benzeyen bir kadındı. Güldü ve ona seslendi. "Diğerleri nerede?"
Yalnızca rüzgarın ufak hışırtısı kulaklarına ulaştı. "Bak, cidden beni korkutmak için bu kadar çalışmanız göz yaşartıcı, ancak ben Halka filminden korkmam bile! Sophie size bunu söylemeliydi." Kıkırdadı ve ileriye doğru bir kaç adım attı. "Bu sadece komik.."
Benedict ona doğru yürürken, elindeki demiri bırakmamış olması onun için iyi bir detaydı ancak o bunun farkına, beyaz elbiseli kadının bir anda koşmaya başlayıp, daha adam ne olduğunu anlayamadan bir anda çita gibi üstüne atlamasından biraz sonra varacaktı. Üstüne atlayan kadınla birlikte yere devrilirken acıyla bağırmıştı. Bu sırada can havliyle elindeki demiri yere düşürdü. "Ah! La-lanet olsun!"
"Siktir! Ne sikim yaptığını sanıyorsun?" diyerek küfür etti. Rutubet ve çürümüş ceset kokan bu kadın, boğazından yükselen iğrenç hırıltılarla çirkin rengi soluk elleriyle adamın boğazını yakalayıp sıkmaya başlamıştı. Benedict ciddi anlamda nefes alamamaya başlayınca tüm bunların gerçekten boktan bir şaka olduğunun farkındaydı. Her şey sonlandığında bu işin içindeki herkesi dava edecekti. Sophie de dahil! Çünkü bu gerçekten iğrenç ve korkunç bir şakaydı. Zorlukla nefes almaya çalıştı fakat bu imkansız gibiydi. Güzel yüzü nefessizlikten kıpkırmızı olmuş ve alnında damarlar çıkmıştı.
İnleyerek, "Bır-ak be-ni!" dedi. Güçlükle kadının ellerini tuttu ve onu üzerinden itip düşürmeye çalıştı. Benedict nefesinin son kısımlarındayken, en sonunda sol eliyle kadının çalıya benzeyen kara saçlarını çekti. Benedict onun parçalanmış yüzünü görünce dehşete düştü ve artık en sonunda onun bir insan olmadığını sonunda anladı. Yaratık çığlık attığında sonuna kadar açılan koskoca ağzında pirana balığının dişleri gibi olan siyah kanlı dişleri Benedict'in hayatı boyunca gördüğü en korkunç şeydi. Çığlık atmak istedi ama boğazı sıkıldığı için nefessizdi. Yalnızca korkuyla inlemişti.
En sonunda bir eliyle onun saçlarını çekerken, diğer yandan el yordamıyla bulduğu taşı kadının kafasına tüm gücüyle vurdu ve ellerinden kurtulmayı başardı. Benedict ciğerlerine aniden dolan hava yüzünden öksürük krizine girerken, yaratık sanki kafasına taşla vurulan o değilmiş gibi daha agresif bir şekilde tekrar Benedict'in üzerine atladı. Bu defa Benedict tüm gücüyle bağırarak, elindeki taşı daha güçlü bir şekilde onun başına yerleştirdi. Yaratığın kapkara kanı yüzüne gözüne şiddetle sıçrarken konumlarını değiştirdi ve kadının göğsüne oturup iki eliyle sertçe tuttuğu kana bulanmış taşı, bağırarak defalarca onun kafasına vurdu.
Yaratık kadının artık hareketsiz kalan bedenine, üzerindeki bütün siniri atana kadar bağırarak vurmuştu. Yaşadığı adrenalin patlaması yavaş yavaş soğurken, en sonunda ne yaptığının farkına vardığında elindeki kanlı taşı fırlattı ve zıplayarak kendisini kenara attı. Bir yandan titreyen ve gücü kesilen ayaklarını yere direyerek geri geri gitmeye çalışıyordu. "Tanrım! Tanrım! Tanrım!" Şu an hissettiği korkuyu hayatı boyunca hissetmemişti. Kan bulaşmış ellerine, tişörtüne baktı ve yüzüne dokundu. Ardından bağırarak ağlamaya başladı. "Ah Tanrım, ne oluyor!"
Ayağa kalkmaya çalıştı ancak bacaklarının bütün dermanı kesilmiş, ilk denemede yüz üstü yere yığılmıştı. "Tanrım, yardım et!"
O sırada cebindeki telefonu titreyerek, bildirim sesi tüm sessizliğin içinde çınladı. Duraksayarak yerde sürünmeye bir son verip, zangır zangır titreyen güçsüz elleriyle cebindeki telefonu çıkardı ve yerde doğrulup dizlerinin üzerine oturarak parlayan ekrana baktı karanlığa alışmış kısık gözleriyle.
Ekranda yazan yazıyı idrak etmekte zorlanarak defalarca okudu.
[Bay Cumberbatch, 0. Seviyeyi geçip oyuna katılma şansı kazandınız, sizin için hazırlanan ödül çantasını ve savaş aracını alıp bir sonraki seviye için bekleyiniz. İyi şanslar!]
Puan: +10
Yetenek: 1
Güç: 1.
Dayanıklılık: 1
Zeka: 4
Hız: 2
Savaş Yetenekleri: 1
Deneyim: 1
-
BÖLÜM SONU.
-