İçeriğe geç

Araf

Bölüm 8 · 1 dk okuma

Araf

Bölüm 8

Deniz

Benim, bir şey varsa bu yaşadıklarımı o karanlık ormana borçluyum kendimi bu dizelerdeki sözcüklere bırakıyorum ve bu sayfaları da o sözcüklerin tercümanı ilan ediyorum.

şunu öğrendim;

Sevgi ve hisler bambaşka ama şöyle bir huyumuz var ki bunları fark etmemiz kaybettiğimiz zaman ortaya çıkıyor.

Bazı şeylerin farkına varıyorsun,geç de olsa. Ama bu farkındalık en büyük hüsrana dönüşüyor. içini kemiren bu pişmanlık seni boğuyor,

Unutmak istiyorsun,düşünmemek böyle zamanla onu yeneceğini düşünüyorsun. Her ne kadar kendin için de olsa yaptığın bu hareket, sana daha da fazla acı veriyor, en dibe batıyorsun.

Anlat diyorlar, konuş içine atma ama bunu söyleyenler sana karadan bakıyor. Körlükleri senin denizde olduğunu ve ağzını her açışında boğulacağını görmüyor.

Seni anlamayanlar senden biriymiş gibi davrananlar seni boğmak için en büyük kötülüğü yapıyor. Denizin içinde konuşamayız, denizin içinde bağıramayız ve deniz bizi biz olduğumuz için kabul ediyor.

Konuşma fırsatı tanımıyor ama bunu gören olmuyor.

_"Deniz,

kıyafete ihtiyaç duymaz, denizin bizi anlaması için hissetmemiz yeterli, aynı acıyla boğulmamız yeterli.

Düğünümüz var denizin içinde, yatağımız deniz, evimiz Deniz,

Bizim annemiz oluyor Deniz, biz de onun karnında taşıdığı çocuklar oluyoruz yükseliyoruz."

Bölüm sonu

2 yorum