İçeriğe geç

Araf

Bölüm 1 · 10 dk okuma

Araf

Bölüm 1

Her Son Bir Başlangıç

Hava ayrı güzeldi bugün,bana inat gibi gülümsüyordu güneş.Aldırış etmedim bu haline.Sonuçta sevmezdim gündüzleri,gecelerdi benim sığnağım.Hoş siyah saçlara yüzümü gömeli,görmedim de onu.Kızgındır bana,küsdür de belki.Bunları düşünürken,ayağıma çarpan dalgalardan anladım,kalbimin beni nereye getirdiğini.Etrafta ki gazetelere sarılmış içki şişelerine aldırış etmeden izledim hayran hayran kalbimin getirdiği yeri.Beni kağıttan gemilerle dileklerimi salıverdiğim denize getirmişti,gece de çökmüştü saatler sonra.Lakin yıldızlar her zamanki yerlerinde yoktu.Neden olsunlar ki,ben onlara bir kez dönmüştüm arkamı.Onlar neden gitmesin ki.Deniz her zaman ki yerindeydi belki ama dalgalarından anlayabiliyordum bana olan kırgınlığını.Daha naifti bugün,dokunsam ağlayacak.Dayanamadım,bir damla düştü sol yanımdan ,yanaklarıma süzüldü,dudaklarıma değdi.Sildim hemen, sonra bahanelerimi sıraladım onlara'Biliyorum,kırgınsınız ,belki biraz da kızgın ama ben de kırgınım bu hayata ,kızgınım lanet olası kadere.Gelmedim buraya biliyorum ama ben sandım ki dileğim kabul oldu,olmuştu da.Tanrı yine bir oyun oynadı bana!Büyüdüğümü kabul edemiyor mu yoksa bana hayatın hayal olmadığını mı anlatmaya çalışıyor?Bilmiyorum!O gün son dileğim sanmıştım,meğer bugün sonmuş.Bir daha dönüp bakamam dediğim deniz,bir daha parlaklığına kanmam dediğim yıldızlar,bugün ayda yok gökyüzünde.İçimin yası gökyüzüne bulaşmış bugün.Bugün benimle beraber yas tutuyorsunuz çünkü hala seviyorsunuz beni.Size anlattığım masallarımı özlüyorsunuz,yorgunum ama yarın anlatırım.Zaten yine baş başa kaldık gibi.Keşke tanıştırsaydım sizi.'Bu son cümleden sonra denizin durgunluğu bana da bulaştı,dizlerimin bağı çözüldü.Elbisemin tülleriyle beraber dalgalar değdi bacaklarıma,ellerimde kumları sıktım,ağlamak istedim,olmadı.O günden beri sadece iki damla akmıştı gözümden.Biri bugün,diğeri ise...Tırnaklarım avucuma geçtiğinde,gitmek için ayağa kalkmaya çalıştım ama geri düştüm.Bir daha ki sefere biraz yalpalasam da kalkmayı başarmıştım.Biraz daha sahilde yürüdükten sonra yola çıktım bir kaç taksi geçti önümden hepsi de doluydu,yürüdüm biraz daha sonra bir taksiye bine bildim.Eve geldiğimde çantamda kilidi bulamadım,çantayı kapıya doğru fırlattım.Çıldırmak üzereydim ve sakinleşmek için kapının önüne oturdum,her şeyim dağılmıştı,far paletim kırılmış her yer batmıştı.Lakin umrumda olmadan karşı dairenin kapısına bakmaya başlamıştım.Karşı dairem artık boştu,komşumu kaybetmiştim.Bunları düşününce bile ağlayamıyordum,onu özlüyordum deliler gibi.Her şeyimi ona bağlamıştım ve her şeyimi bir sabah kaybettim.Bunları düşünürken göz kapaklarım ağırlaştı'Onu istiyorum yeniden.'Ve son dileğimle beraber kendimi her gece ki onlu rüyalara bırakmıştım.

Uyandığımda başım çatlıyordu,gözlerimi açamadım,üşüyordum da o yüzden yorgana daha sıkı sarılmıştım.Bir dakika ne!'Yorgan mı?'Zorda olsa gözlerimi aralamıştım.Her taraf karanlıktı,tek ışık kaynağım pencereden içeri giren dolunaydı.Üzerimde siyah bir yorgan vardı.Ayağa kalkmaya çalıştım,başım döndüğü için yatağın üzerine düştüm.Bir süre sonra yatak başlığından destek alarak ayağa kalktım.Duvardan destek olarak aralık olan kapıya doğru gittim.Koridor çok karanlıktı,sadece ileride bir odadan ışık geliyordu.O tarafa doğru ilerlemeye başladım ama bir anda bir el kolumu tutup beni duvara yapıştırdı.Sırtım duvara çarpınca canım acımıştı,bu yüzden dudaklarımdan bir inilti çıkmıştı.Ellini benden çekip duvara yasladı.Şimdi ise görüş açımda kaslı bir vücut vardı ve şey bu yara...Sakince başımı kaldırdım,başım hala dödüğünden mi bilmiyorum,görmemem gereken birini görüyordum.Hala rüyada mıydım?Şey hayır öyle olsa canım acımazdı,değil mi?Kafayı yiyordum,sanırım.'Konuş!'Ne demeliydim,seni özledim veya sen gerçek misin?Ya da bende seni seviyorum,diyemediğim bu son cümleyi mi demeliydim ona?Sustum,her zaman olduğu gibi yine susmayı tercih ettim.'Konuş dedim sana!Bu kolyenin sende ne işi var ?Bu sorudan başla,cevaplamaya!'Cebinden çıkardığı kolyeye kaydı gözlerim istemsizce.Anında elim boynuma gitti.Yokluğunu hissetmemiştim.Elim kolyeme gitti,hemen cebine geri koydu.'Bu kolyenin sende ne işi var,nerden buldun bunu?'Sen verdin,onu bana sen verdin,o gün bana sen verdin onu sevgilim.Bana bakışları aynı değildi,uzaktı,soğuktu,bir yabancı gibi.Göz kapaklarım ağırlaştı,Her şey karardı,kolları bir an belimi kavradı.Sonra her şey bulanıktı ama ışık vardı.Gözleri parladı bir anlığına ,gözlerime yol gösterir gibi.Sol yanağım ıslandı bir anda ,sonra sağ yanağım.Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki,teni tenime değiyordu,her şey gerçekti.O vardı,o yanımdaydı.Tek aramızdaki mesafeler yalandı,santimler vardı aramızda ama mesafe kilometreler gibiydi,sarılmak için çırpınan kalbim göğüs kafesime baskı yapıyordu lakin kollarımda hiç bir hareketlilik olmadı.Beni'Unutmuşsun!'sadece bunu fısıldaya bilmiştim,bir anlığına sadece bir an kaşları çatıldı hatırlamış gibi.Benimle ilgili bir anı hatırlamış gibi.Beni kucaklayıp daha yeni çıktığım odaya geri götürdü,yatağa bıraktı.'Hala hastasın,ateşinde var.Üstünü örtme,bir daha da benden habersiz yataktan bile kalkmayacaksın!Dinlen,sonra seninle işimiz var.'Tamam der gibi kafamı sallarken,arkasına bile bakmadan odadan çıktı.Kapıyı ardından kapatmıştı.Bende bir süre sonra uykuya teslim etmiştim kendimi,belki o kapı eşiğinde uyanabilirim diye.

'Hala uyanmadı.'Kapı eşiğinden sesler geliyordu.Evet,uyanmıştım ama kapı eşiğinde değil,o yatakta.Gözlerimi açacağım sırada kapı açıldı.Gözlerimi açmadım,bilmiyorum neden ama uyuyormuş gibi durdum yerimde.'O zaman uyandıralım!'Bana doğru gelen ayak sesleri duyuyordum ama bir anda durdu.'Kız hala hasta bırakta dınlensin.Kız zaten burada benim gözetimimde,sana iyileşince kendim getiricem.'Bir an her taraf sessizliğe büründü,sonra ayak sesleri uzaklaşmaya başladı.Kapı kapanınca gözlerimi araladım.Yataktan kalktım.Uzun süre öylece oturup etrafı inceledim.Karşımda bir pencere vardı ve etraf hala karanlıktı.1 gündür uyuyor muydum?Gerçekten o kadar şey arasında sorduğum soru beni sinirlendirmişti.Ben nerdeydim,burası neresi,o nasıl hayatta ya da artık delirdim mi?Kolyemi neden aldı,o gelen kimdi,iyileşince ne olacak?O kadar soru vardı ki aklımda!Hepsini bir kenara ittirip etrafı incelemeye devam ettim.Beyaz biblolar vardı kitaplıkta,çoğu kitap deriyle kaplıydı,mumlar vardı etrafta bir sürü,duvarlar simsiyahtı.Oda çok kasvetliydi,karanlıktı,yalnızlık hissini iliklerime kadar hissettiriyordu bana.Ayağa kalkıp kitapları incelemek istedim.Elime ilk gelen kitabı açıp okumak istedim ama başka bir dildeydi,hiç tanımadığım bir dil daha önce.O yüzden başka bir kitaba baktım,sonra başka bir kitaba,hepsi aynı dildeydi.Sonra elime kilitli bir kitap geldi,kalın ve ağırdı,kilidi üstündeydi.Açıp ona bakmak isterken'Her şeye böyle izinsiz dokunur musun?'kitabı bir anda elimden düşürüverdim.Ayağıma düşürdüğüm için sendeleyip arkaya ,doğru düşüyordum ki yine beni tuttu.Ani bir reflekse hemen kurtuldum beni tutan ellerinden.O da eğilip kitabı aldı sırtı dönüktü bana ,geriye doğru bir kaç adım attım.Sehpaya vurunca bacağımı durdum.'Bir daha sakın eşyalarıma elleme,özellikle buna.'konuşma ihtiyacı duydum ama ne diye bilirdim ki.Haklıydı,hep rahatsız olurdu böyle şeylerden.'Özür dilerim.'Kurabildiğim tek cümle bu olmuştu.Onu görünce aklımda ki soruların hepsi gitti.'Mutfakta yemen için bir şeyler hazırladım,git ye.'Midemin açlıktan bulandığını hissettim,kim bilir kaç gündür açtım ama yanında kalabilmek için gitmek istemedim.'Ben aç değilim.'Hiç bir şey demedi ve odadan çıktı.Ona o kadar sarılmak istiyordum ki ama bana böyle uzak dururkende nefret ediyordum ondan.Gerçekten unutmuş muydu beni?Benim en güzel anılarım onunlaydı.Ama o beni hatırlamıyordu bile.Benim bütün ilklerim onunlaydı,o gidince onunla yaptığım hiç bir şeyi yapmak istememiştim.Ben bunları düşünürken kapı açıldı,elinde tepsiyle o geldi.'Sana yemek ye dediysem ye,Beni yormanın ne anlamı var!'Şaşırmıştım ve eminim bu yüzümede yansıyordu ve o da dediğimi doğruladı.'Şapşal şapşal bakmada şunları ye.'Tam tepsiyi bırakıp gidecekken elinden yakaladım.Sonra bir anda geri çektim.'İsmin ne?'o kadar sorunun içinde bu soruyu sormuştum.'Ben sana soru sormam gerekirken ve sorduğum soruya cevap vermemişken sen mi bana soru soruyorsun!'Dalga geçer gibi bir gülümseme belirdi suratında.Arkasını dönüp giderken yine engel olamadım kendime.'Lütfen bana ismini söyle!'Yalvarırcasına söylemiştim bunu.Değişmeyen bir şeye ihtiyacım vardı.Yandan bir bakış attı bana yine gözleri bir anlığına parlamıştı.Bana doğru döndü'Peki,sen soruma cevap ver bende senin soruna.'Kaşlarımı çatmış olmalıydım soru sorarcasına.'Kolye 'Hala kolyem ondaydım.Elim boynuma gitti tekrardan.'Sevgilim vermişti.'Bir adım yaklaştı bana doğru.'Sevgilin nerde?'Bu soru beni afallatmıştı.Tam karşımdasın sevgilim,bu Tanrı'nın bir lütfumu bana yoksa bir oyunu mu, bilmiyorum.'Burada değil.'Öldüğünü söyleyemedim ona.O anladı da ben 'Sensin!'diyemedim.Bir adım daha yaklaştı bana bu iki adım aramızda ki tüm mesafeyi kapatmıştı.'Bu mümkün değil.'Kulağıma doğru fısıldamıştı.Sesi tüylerimi ürpertmişti,bir anda üşüdüm.Doğru yaşıyorsun ama...Kollarımı birbirine doladım.'Gerçeği söyleyene kadar buradasın,kurtulmak istiyorsan gerçeği söyle yoksa...'Senden kurtulmak,burdan kurtulmanın bir çaresi olsa da söylemem.Yapmam.Bir an için burada bulunduğum ilk gece rüya olmasını istediğim an geldi aklıma,bu düşünceden, o andan nefret ettim.Bunları sadece içimde taşıyor olmak yüzüne söyleyememek beni parçalıyor,öldürüyordu.Yüzüme kapanmış kapıyla ardından baktım sadece.

Ne kadar oldu bilmiyordum,bana saatler gibi gelmişti ama gün hala aymamıştı.Yemeği yemiştim,tadı garipti daha önce yemediğim bir yemekti ama güzeldi.O mu yapmıştı acaba?Daha önce yemek yaparken onu görmemiştim.Bence beceremezdi de.Onu mutfakta hayal ettim de ,dudaklarımda bir gülümseme oluşmuştu.Evde başkasını görmeyince bu görüntünün gerçek olması beni daha güldürmüştü.Ben kıkırdarken kapı açıldı.'Ne o delirmeye mi karar verdin?'O odaya gelince hemen toparlanıp yatağın köşesine oturdum.'Belki de zaten deliyimdir.'Onunla uğraşmak istiyordum.Gülümserse elim gamzelerine gitmeden nasıl duracaktı bilmeden.'Seni ilk gördüğümde anlamıştım bir kaç tahtanın eksik olduğunu.'Yanağında sadece saniyeler süren hafif bir göçük oluşmuştu.Lakin hemen geri kaşları çatıldı.'Sana bir kaç kıyafet ayarladım,koridorun başındaki ilk kapıdan içeri gir,yatağın üzerindeler.Aralarından üzerine olanı giyersin.'Bir cevap beklemeden,giderken'Duş almak istersen beklerim lakin hızlı ol,seninle işimiz var.'Kapıyı kapatıp giderken sadece'Sağol!'diye seslenebilmiştim.Kafamda ki soruların sayısı artarken,onları bir kenara atıp duşa girdim.Suyun altında dakikalarca durmuştum,kimin olduğunu bilmediğim ama bana denizimi hatırlatan şampuanı kullanmıştım,denizin bir kokusu olur muydu?Bence vardı,bambaşka bir koku,yani şey gibi nane gibi ferah ama boğazını tatlandıran,sonradan boğazını tırmalayan,siğara gibi bağımlılık yapan bir koku.Saçlarımı da yıkadıktan sonra,benim için bıraktığı temiz havluya sarılıp odaya gittim.İç çamaşırlarımı giydikten sonra yatağın üzerindeki taytı üzerime geçirirken 'Aaa,şey pardon yaa!'Odaya kumral,yeşil gözlü ,saçları beline uzanan,uzun boylu bir kız girdi.'Ben bir şey alıcaktım da ,duştasın hala sanmıştım.'Donup kaldığım için hemen taytı üzerime geçirip kendime çekidüzen verirken'Sorun değil,sen kusura bakma!Ondan başka kimse yaşamıyor sanıyordum burada,senin odan olmalı burası?'Kız kafasını kaldırıp bana bakıyordu.'Yok burası Yaren'in odası.'Gülümseyerek yanıt vermişti.'Ben çıkayım,şarj aletini almaya gelmiştim zaten.'Şarj aletini alıp odadan çıkmıştı.Bende üzerime siyah uzun kollu bir crop geçirip üzerime de deri mont giymiştim.Saçlarımı da havluyla kurutup yana atıp salınık bırakmıştım.Odadan çıktığımda dışarıya açılan kapı açıktı.Veranda da arkası dönük dışarıyı izliyordu.Dalmış gibiydi,düşünüyordu ama ben ona doğru yaklaşınca 'Botları giy!'Ona o kadar dalmıştım ki verandada ki karları görmemiştim.'Ama bu imkansız!'Bu söylediğimi dışımdan söylemiş olmalıyım ki 'İmkansız olan ne?'Kafası yana doğru çevrilmiş ,bende görüş açısına girmiştim.'Kar yağması,yani en son ilkbahardı.Yani ben komada filan kalmadıysam,şu an ilkbahar yaşıyor olmalıyız.' Bu sefer bakışları direk beni bulmuştu.Gözleri gözlerimdeydi.'Doğruymuş.'Hiç bir şey demedi dakikalarca sadece baktı.'Doğru olan nedir?'Bu sorumla dikkati dağıldı,bakışlarını kaçırdı benden.'Ayakkabılarını giy!'Direnmedim.Ayakabılarımı giyer giymez beni kolumdan tuttuğu gibi bir arabanın yanına götürdü.Araba markalarını bilmesem de ucuz bir şey olmadığını da anlamıştım.Beni arabaya bindirmeye çalışınca'Ne,ben o arabaya binmiycem!'İçimde ki sorular artık cevaplarını bulmak istiyordu.'Tamam, bu zamana kadar tek bir soru sormadım sana ama yeter!Neler oluyor bilmiyorum,kapımın önünde uyuya kalıyorum ve gözlerimi bir gün sonra hiç bilmediğim bir yerde açıyorum.Hem de...'Kaşları kalkmış cümlemin devamını bekliyordu.Neden bağırıp çağırmıyordum ki?Suskunluğumda benim mi çığlığımdı?Neden diyemiyordum ,madem yaşıyordun beni neden terk ettin hem de öldün gerçeğiyle ,neden?Sesim burda kısılıyordu,bu cümleyi kurdurtturmuyordu.İçimde bir şeyler benim sesimi bastırıyordu.Sanki sorarsam dünya başıma yıkılır,o yok olur her şey eskisi gibi olur.Bütün bu masal yok olur gibi.'Bak,bana bir açıklama yapman gerekmiyor mu?Benimle ilgilenmişsin hastayken teşekkür ederim ama ben bir cevap hak ediyorum.'Göz devirmişti bana.'Sen ,bana göz mü devirdin!'Galiba bağırmıştım ama yaptığı şey...Ben burada aklımdaki sorularla deli olurken!'Madem cevap istiyorsun bin şu arabaya!Seni cevaplarına götüreceğim.Lakin bak burası önemli'sus ama sadece sus''Bir anlık öfkeyle çemkirmek istesem de hala kendimi yorgun hissediyordum.O yüzden direnmeyip arabaya bindim.O da bindiğinde anında gazlamıştı.Onun bu hızlarına alışıktım.Sesimi bile çıkartmadan dışarıyı izledim.Dışarısı çok güzeldi,Kar kristalleri düşüyordu pencereme ama sanki hiç çiçek açmamış gibiydi ağaçlar,yorgun gibiydi ay.Sanki ışığını yettirmeye çalışıyordu,bu sayısız günlere.Buraya geldiğimden beri güneşi görmemiştim,hep bir karanlıktı buralar.Bunları düşünürken araba bir anda durdu.'Ne oluyor,neden durduk?'Bana bakmadı bile 'Sen burada kal.Sakın dışarı çıkma!'Son söylediğini gözlerimin içine bakarak söylemişti.Kafamı aşağı yukarı oynatmıştım.Dilim tutulmuştu,korkuyu iliklerime kadar hissediyordum.Ama hissetmem gereken asıl duyguya ihanet gibiydi bu duygu.Neden bir anda içimi kaplamıştı ki!Arabadan indi.Sonra etrafı yılan tıslamaları sardı.Bir sürü insan sardı etrafı ya da insan formunda yaratıklar.Gözleri yılan gözü gibiydi.Ona doğru döndüğümde pençeleri vardı.Ben gördüklerimle şok olmaya devam ederken,yaratıkların arasından biri çıktı.Derisi yılan derisi gibiydi.'Aras'Aras çok sakindi.'Büke'Büke dediği kadın biraz daha yaklaştı ona 'Hiç pes etmiyeceksin de mi Aras?Benim olandan uzak durmayı hiç becerememiştin zaten.'O bunları söylerken Aras'a biraz daha yaklaştı.İçimde ki korku yavaşça asıl duyguma bırakıyordu yerini.'Büke,o sana ait değil.O bana ait!'Ona ait olan şey neydi?'Aras,Araaass!'Kahkalar atarak söylemişti.Artık Aras'ın etrafında dolanıyordu.'Onu senden alıcak ama!'Bunu söylerken devamını kulağına eğilip fısıldamıştı.O onları fısıldarken artık öfkem tahtını almıştı.Tam dışarı çıkacakken Büke'nin bakışları beni bulmuştu.Aras'ın da bakışları beni buldu.O sırada duygu kaçırmayan bakışlarında bir duyguyu yakalamıştım.Korku,öfke,özlemle karışık bir duyguydu bu.Karmakarışıktı bütün her şey.Sonra Büke'ye dönerek bir şey söyledi'Yılanın başını küçükken ezmeli der Atalarımız!'Bu da Büke'nin duyduğu son cümleydi.Kafası yere düşmüş,siyah renkte olan kanıda arabanın camlarına sıçramıştı.Öfkemi şah mat eden korku elimi de kapı kolunda çekmişti.Bir anda etrafı bir sürü adam ve kadın sarmıştı ve yaratıklarla savaşıyordu.Art ardına kopan kafalar görüyordum.Etraf siyaha ve kırmızıya bulanmıştı.Ayaklarım hareketlendi,elim kapının koluna gitti,dışarı çıktım,kopan kafalar arasında yere yığılan bedenler arasında yürüdüm.Ve o an boğazımdan öyle bir çığlık çıktı ki,canım yanıyormuş gibi.Kalbim sıkıştı elim kalbime gitti,ölen her can için canımdan bir parçayı koparıyor gibilerdi.Gözlerim karardı,karların arasına düştüm.Ellerimden destek aldım,elim hala kalbime gitmek istiyordu.Onu sökmek bu acıyı durdurmak istiyordu.Öyle acıydı ki,nefesim kesilmişti.Gözlerimden yaşlar aktı,etraf bunalıklaştı.Hiç akmayan gözyaşlarım durmadı,durduramadım.Savaşta durmuştu sanki.Ya da ben duymuyordum artık.Tam bunu düşünürken arkamdan yaklaşan ayak seslerini duydum.Onun olduğunu anladığım için dönmedim arkama,sadece durdum.Elleri bedenimi sardı,tekrar nefes almaya başladım ama çok güvensizdi sanki her an nefesim kesilebilir gibi.'Beni hiç unutmadın!'Sırtıma değen göğsünün kalp atışlarını hissediyordum,duygularını saklayamıyordu artık.O da benim duygularımı hissediyordu ,biliyorum.Merakımı,korkumu ve bizi yaraladığı için ondan nefret ettiğimi ama bir o kadar da özlediğimi biliyordu.'Canım yanıyor.Neden?'Zar zor söylediğim son kelimeyle karanlıkta kalmıştım ve en kötüsüde bu karanlık artık en huzurlu yalnızlığım olacak gibiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.