İçeriğe geç

Araf ‘ın Kıyısında

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Araf ‘ın Kıyısında

Bölüm 2

Bölüm 1

Tuna'nın uykusu yine o huzursuzluk hissiyle bölündü. Haftalardır uyuyamıyordu. Yataktan kalktı ve banyoya gitti. Elini yüzünü yıkadı. Morarmış göz altlarına aynada baktı; berbat görünüyordu. Zaten öyle hissediyordu. onun gidişiyle çok sarsılmıştı. Bir zamanlar çok sevdiği kadın, artık geriye sadece vicdan azabı kalmıştı. Genç bir kadının hayatını mahvetmişti, bu düşünceler içindeyken aniden ensesinde bir ürperme hissetti. Banyo birden buz gibi olmuştu. Omzuna bir el dokundu, korkuyla arkasına döndü. Kimse yoktu tabii ki, zaten evde yalnız yaşıyordu. Aynada buharlanma fark etti. Sonra bir yazı belirdi aynanın üstünde: "SEN DE ÖLECEKSİN." Dehşetle gözleri açıldı. "Allah'ım," "deliriyor muyum? Halüsinasyon mu görüyorum?" Banyodan çıkıp mutfağa geçti. Fayda etmeyeceğini bildiği halde uyku hapından bir tane daha aldı. Yatak odasına geçti. Saat gecenin 3'ü olmuştu. Gözlerini tavana dikti. Yarım saat daha yatakta döndükten sonra ilaç etkisini gösterdi ve uykuya daldı. Rüyasında ıssız karanlık bir yolda yürüyordu. Bir süre yürüdükten sonra o köprüde buldu kendini. İclal'in hayatına son verdiği köprüde... Köprünün en yüksek noktasında beyaz elbiseli, arkası dönük bir kadın duruyordu. Elbisesi rüzgarda uçuşuyordu. Upuzun, beline kadar inen saçları vardı kadının. Tıpkı onun saçlarına benziyor diye düşünürken kadına doğru yürüdü Tuna. Aralarında 10-15 adımlık mesafe kala kadın aniden yüzünü Tuna'ya döndü. Korkuyla irkildi, gözlerine inanamadı; karşısında duran İclal'den başkası değildi.

_ özür dilerim ben de böyle olsun istemedim diyerek başını öne eğdi Tuna.

İclal'in yüzündeki ağlamaklı ifade yerini büyük bir nefrete bıraktı.

_ senin yüzünden, senin yüzünden bak çürüdüm dedi. Görüntüsü değişirken sesi de değişti. korkutucu, kalın bir sesle "toprağın altında bedenim çürüyor sen sebep oldun" diye bağırdı. O güzel yüzü yerini korkunç bir varlığa bıraktı. Yüzünden etleri döküldü kanlar içinde kaldı. Dehşetle sarsılan Tuna arkasını dönerek koşmaya çalıştı ama koşmaya çabaladıkça daha çok yaklaşıyordu o yaratık. Arkasındaki varlığın saçları Tuna nın boynuna dolandı kurtulmaya çalıştıkça daha çok sıkıyor nefes alamıyordu. Soluğu kesildi artık çabalayacak hali kalmadı, kan ter içinde kalmıştı ama kurtulamıyordu. Korkuyla yataktan sıçradı, önce nerede olduğunu anlayamadı. Sonra çok şükür kabusmuş diye mırıldandı kendi kendine. Tedirginlik içinde banyoya gitti. Bu arada sabah olmuştu. Duşunu aldı hazırlandı. Avukatlık yaptığı bürosuna varmak için evden ayrıldı. Nasıl bir gece yaşadığına hala inanamıyordu. Arabasını çalıştırdı. Yolda giderken aniden önüne bir şey çıktı, frene basmasına rağmen çarptı. Hemen arabadan inip etrafa bakındı ama çarptığı şey her ne ise hayvan ya da insan hiç bir ize rastlayamadı. Haftalardır yaşadığı uyku sorununa bağladı ya kafayı yiyordu ya da halüsinasyon görüyordu. Bir sigara yaktı tekrar arabaya bindi. Aklına gece gördüğü kabus geldi. İclal'i hatırladı, ilk tanıştıkları zamanları hatırladı. İş yerine vardığında saat 10 a geliyordu sekreter kız arayanları ve dava dosyalarını getirdi. Saat ikide önemli bir davası vardı kafasını toplayıp hazırlanması gerekiyordu. Dahili telefondan sert bir kahve söyleyerek bilgisayara daldı.

Tuna, sert kahvesini yudumlarken, bilgisayar ekranındaki dosyalar arasında kaybolmuştu. Ancak zihnini meşgul eden tek şey İclal değildi; gece gördüğü kabus, onu derinden etkilemişti. Saatler ilerledikçe, Tuna'nın içindeki huzursuzluk arttı. Öğle yemeği için dışarı çıktığında, gökyüzünde toplanan kara bulutları fark etti. Hava, aniden soğumuştu.

Önemli davası için mahkemeye doğru yürürken, Tuna'nın aklına İclal'in son sözleri geldi. "Neden bana bunu yaptın?" Bu soru, onun vicdanında yankılanıyordu. Mahkeme salonuna adım attığında, her şey normaldi, ama Tuna'nın içinde bir şeyler kaynıyordu.

Davanın ortasında, bir tanık ifade verirken, Tuna'nın gözleri karardı. Gözlerini açtığında, kendini yine o köprüde buldu. Ancak bu sefer, İclal'in hayaleti yoktu. Onun yerine, köprünün ortasında, eski, yıpranmış bir defter duruyordu. Tuna, defteri açtığında, İclal'in el yazısıyla yazılmış sayfalar buldu. Her sayfada, Tuna'ya olan sevgisini ve onunla geçirdiği mutlu anları anlatan satırlar vardı. Ancak defterin son sayfası boştu.

Tuna, defteri kapattığında, mahkeme salonuna geri dönmüştü. Tanık hâlâ ifade veriyordu ve kimse Tuna'nın yokluğunu fark etmemişti. Tuna, cebindeki defteri hissetti ve anladı ki bu, sadece bir hayal değildi.

Hikayemin başlangıcını nasıl buldunuz? Devam bölümleri gelsin mi yorum ve beğenilerinizi bekliyorum

Sizce Tuna İclal e ne kötülük yapmış olabilir?

İclal i intihara sürükleyen sebepler sizce neler?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.