Gökyüzünde ki mavinin tonları bana özgürlüğü hissetirirken ben karanlığa esir düşmüştüm. Ama karanlığımı seviyordum, benim karanlığım ailemdi. Etrafımı saran karanlık değilmişcesine annemin kolları sarıyordu beni.
Ben karanlığa mahsur edilmiştim sen gelene kadar Buzdan Dev. Gökyüzünün bütün maviliklerini karanlığımın önüne sermiştin.
Karanlığımdan kaçmak için senin krallığına sığınmıştım. Burası artık bizim evrenimizdi ve ben oturup senin gelmeni bekliyordum.
08.06.2022
Gözüme vuran güneş parçacıklarıyla güne başladım. Güzel gökyüzümün tam burada maviliklerinde kaybolmayı yeğlerdim ama şimdi ayrılmamız gerekiyordu. Her bir köşesinde karanlığın gezdiği evimden şimdi uzaklaşmazsam ikizim evimiz için yeni bir karanlık daha oluşturacaktı. Sessizce çantamı hazırlayıp evden çıktım. Şimdilik kurtulmuştum ama çatı da uyumanın hesabını okulda vermek zorundaydım. Babalık taslamayı seviyordu acaba babam karanlığa gömülmeseydi böyle mi davranırdı bilmiyorum ama bana göre yine de o babalık taslıyordu. Ailemi özlüyordum, Ares'in de özlediğini biliyordum. Onunla ne kadar benziyorsak o kadar farklıydık. O hep içinde yaşardı ben tam zıttıydım. Ama onu bu haliyle de seviyordum. Bu karanlıkta geriye kalan sadece biz vardık. Birbirimize sahip çıkmamız lazımdı. Düşüncelerimi susturmak için kulaklığımı takıp bir şarkı açtım. Kalbim huzurla selamlaşıyorken işte o sırada sen karşıma çıktın Evan, Buzdan Dev'im. Artık göğüs kafesimde duygularımı barındıran kalbim yoktu. Rüzgar esti, siyah saçlarımı kumral saçlarına dolaştırmak istermişcesine. Bu kadar yakın olmamız nefesimi keserken o kadar uzak olmamız sanki kalbimi yok ediyordu. Bana baktın. Senin kahverengilerinde kaybolan ela gözlerimi, rüzgarda savrulan saçlarımı gördün. Karanlıkla sarılan kalbimin içinde ki maviliği görmedin. Sen seni bende görmedin. Yanımdan yürüyerek geçtin. Her gün bu yoldan yürüyerek geçerdin benim ise peşinden gelmeye nefesim kalmazdı.
Sessiz sakin gidişini izledim. Gözlerim senin yok oluşunu izlediği sırada servis geldi. Öğrenci kartımı okutup en arkaya geçtim. Çalan şarkının sessizliğinde kapadım gözlerimi. Servis durduğunda geldiğimi anlayıp gözlerimi açtım. Güzel üniversitem koca 3 ayın sonunda seninle kavuşmuştuk. Artık bir üniversite öğrencisiydim. Büyülendiğim bu manzarayı bozan bir görüntü gözümün önünde oluştu. Ares'im hızlı bir şekilde bana doğru ilerliyordu, şu an kaçsam bile kurtulamazdım. Büyük soru gelmişti, saatlerdir bu ânı bekliyordu sanki. "Athena sen nasıl kendini çatıya kilitleyip uyursun, aklım çıktı." Haklıydı ama bunu kabul edemezdim yoksa başım fena ağrırdı. Gökyüzünün beni şu an maviliklerinde sarıp kurtarmasını bekliyordum ama onun yerine beni kurtaran zil sesi olmuştu. Sonra hesaplaşacağız der gibi yüzüme bakıp içeri girdi. Bu duruma alışalı uzun bir zaman olmuştu o yüzden sessizce onun peşinden gittim. Aynı sınıfta olmamız sanırım iyi bir durum ortaya sunmuyordu ama hiç sesimi çıkarmadan onun yanına oturdum. Ders başlamıştı, hocanın pek bizle tanışma gibi bir derdi yoktu. Birden durdu elindeki kağıta bakıp gülümsedi. "Sanırım aramızda birilerinin aileleri mitolojiye önem veriyor değil mi Athena ve Ares. " hayır bu olamazdı neden ilk konuşmamız ailemizle ilgili olmak zorundaydı. Sessizliği bozan Ares oldu. "Anlatılanlara göre annem mitolojiye çok meraklı biriymiş ama bunu kendi ağzımızla sormaya hakkımız olmadı." Hocanın yüzünde ki gülümseme silindi kendi içinde sessizliğe büründü. Kısa bir süre içinde sessizliği bozan hemen önümüzde oturan kız oldu. "Zeus'un kızıyla, savaş tanrısı güzel ikili olmuş." Güldüm, gülümsedi. Ares'e baktım elimi tuttu sessizce mırıldanmaya başladı. "Bir de bu güzel ikiliyi bana sor." Duymuş olmalıydı dönüp bakmıştı Ares'ime ama hiç bir şey demeden önüne dönmüştü. O sıra da Buzdan Dev'imi gördüm orda oturuyordu. Kulaklığın tekini takmış diğer tekini ise sıranın üzerine koymuştu. Adı gibiydi uzaktan Buzdan bir Dev'e benziyordu ama kalbi kimsenin görmediği ateşle yanıyordu ben görmüştüm. Ben onu duyuyordum ama o ne benim sesimi duyuyordu ne de kalbimden düşen satırları okuyordu. Onu anlattığım kelimeleri uç uca bağlasak Dünya'yı 3 defa sarardı. Ben onu böyle sevmiştim o bilmeden sessizce. Ben onun sessizliğini sevmiştim belki de bu yüzdendi suskunluğum.
Ders bitmişti ne yapacağımı bilmiyordum. Ares arkadaşlar edinmişti bile. Onu izlerken bir el uzandı bana doğru kafamı kaldırdım, konuştu. "Merhaba Zeus'un kızı benimle kütüphaneye gelmek ister misin?" Gülümsedim, elini sıkıp onaylarcasına kafamı salladım. Konuşmakta iyi değildim. Dilimdeki kelimeleri genellikle yazardım. Ve sen Evan benim hep sustuğum ama çok yazdığım kelimelirimdensin. Kütüphaneye varmıştık kimseyi rahatsız etmeden bir yere oturduk. Bana baktı, hiç tanımasamda huzuru hissettiriyordu. Çantasından bir kitap çıkarıp, uzattı. "Seveceğini düşündüm." dedi. Gülümsedim, güldü. Yarım saat boyunca sessizliğimizi paylaştık aslında çok şey paylaşmıştık ama bunu kimse görmedi. Zil sesiyle ayrıldık belki tekrardan sessizliğimizi paylaşırdık ama o zamana kadar konuşmayı tercih ettik. Bir kağıda numarasını yazıp bana uzattı. Şu an gireceğimiz derse girmeyeceğini başka bir derse gireceğini söylemişti. Garipti ama sevmiştim. Derse girdim Ares'e baktığımda etrafta beni arıyordu deliye dönmüştü. Anlamıyordum onu, bir dakika bile beni görmeyince nasıl kafayı yiyordu? Sorumu cevaplayamadım ama o daha fazla endişelenmeden yanına gittim. Gözleri beni görünce rahatlamıştı hemen yanıma hızlı bir şekilde geldi. "Nerelerdeydin Athena, bir şey oldu sandım?" Yeni sorular eklemeden cevapladım. "Senin gibi yeni arkadaşlar edindim Ares, endişelenecek bir durum yoktu." Rahatlamıştı ama soruları bitmemişti. Önümüzde yeni oturan kızla arkadaş olduğumuzu anlattım adını bilmiyordum doğru ya sessizliğimizi paylaşırken sormayı unutmuştum. Bu duruma gülmüştü. Benim gibi kafayı yiyen birini bulduğuma sevinmişti aslında kafayı yiyen kişi oydu ama bunun farkında değildi. Güldüm, anlamadı. Dersler bitmişti, sonunda bir şeyler yiyecek ve eve gidecektik. Acaba onu da yemeğe davet etmelimiydim? Sorularım aklımı karıştırırken sessizliği bozan Ares'in gülüşü oldu. "İstersen daha adını bile bilmediğin ama seni bu kadar etkileyen kızı yemeğe davet edebilirsin, benim için sorun olmaz." dedi. Aklımı okuyordu sanki bazen çözemiyordum onu. Telefonum alıp kaydettiğim numarayı aradım ne diyecektim onu bile bilmiyordum. Açtı. "Alo? Şey eğer müsaitsen birlikte yemek yiyebiliriz diyecektim." Her gün sayfalarca yazı yazan ben burada kelime dağarcığım tükenmişti. Bir mırıltı tarzında ses duydum. "Kapının önündeyim görüyorum sizi. Olur." Kapattık telefonları. Bu kadar garip bir konuşmayı asla yapmamıştım ama Ares bundan zevk alıyordu. Gülümsemesi kahkaha dönmüştü ve susmuyordu. Sinir bozuculukta onun üstüne tanımazdım. Yanına vardığımızda hiç bir şey konuşmadan bizimle yürümeye devam etti. Sessizliği bozan yine Ares olmuştu. "Acaba adını öğrenmemize izin verir misin?" Bu neydi şimdi o kadar kitap okuyordu ama böyle mi sormuştu. Garipti. "Ben bir tanrı ve tanrıça değilim. Sadece peri kızıyım. Adım Ella." Ella, peri kızı. Gerçekten peri kızı gibiydi, gülümsedim.Ares'de gülümsemişti. Gülmek yakışıyordu ona sen hep gül Ares'im. Sonunda yemek yiyeceğimiz yere varıp cam kenarına oturduk. Etrafı izlemeyi seviyordum. O sırada sipariş ettiğimiz yemekler geldi. Yemek boyunca gülüşlerimiz hiç eksik olmadı. Güzel, komik ve zeki bir kızdı. Cümlede kullandığı her bir kelimede zeki olduğu anlaşılıyordu. Kızıl saçlarına eşlik eden çilleri, kahverengi gözleri vardı. Üzgünüm Ella gördüğüm en güzel kahverengi gözler Evan' a aitti. Ayrılma vaktimiz gelmişti. Ella kendi yoluna devam etti, biz ise karanlığa gömülen evimizin yolunu tuttuk. Babam bir şirket sahibiydi karanlığa gömülünce bütün miras bize kaldı. Aylık gelirimiz vardı. İnsanlar her şeyin çok kolay bir hayatımız olduğunu sanıyorlardı ama ben daha aileme "öldü" kelimesini kullanamıyordum. Odama doğru yönelirken Ares belimden tutup beni kendisine çekti. "Akşam ders çalışırsın, şimdi doğru mutfağa. Mısır patlat bize ben de film seçicem." Emri vaki konuşmayı severdi, bu halleri hoşuma gittiği için sesimi çıkarmazdım. Üstümü değiştirip dediği gibi yaptım. Bir süreliğine karanlıkta olan bu ev bizim kahkalarımızla aydınlanmıştı. Odalarımıza ayrıldıktan sonra ben hemen işlediğimiz konuların üzerine durdum. O ise muhtemelen müzik dinleyip uyumuştu. Konularım bittikten sonra Ella'nın bana verdiği kitabı okumaya başladım. Doğru tahmin etmişti sevmiştim kitabı, bitirmek istediğim bir kitaptı ama bugünlük bu kadar yeterdi. Artık nefes almam gerekiyordu. Mutfaktan su alıp ilaçlarımı içtikten sonra çatıma çıktım. İşte artık nefes alabiliyordum. Gökyüzüm beni yaşamaya teşvik ediyordu. Etrafımı izlerken aşağıdan dikkatli olmamı isteyen bir ses duydum. Gülümsedim, dedim ya babalık taslamayı seviyordu. Defteri elime aldım tam yazmaya başlayacakken onu gördüm. Aşağı bankta oturmuş şarkı dinliyordu. Yazmak için elime aldığım defterimi çizmek için açtım. Bugün kalbimi satırlara aktarmak yerine seni çizmek için açmıştım o defteri. Buzdan Dev'im saçların rüzgarla dans ediyordu sanki belki de rüzgar bana senden bir şeyler getirmek istiyordu. Uzun uzun izledim onu, saatlerce defterime karaladım. Bu ânı bölen Defterime damlayan yağmur damlaları olmuştu. O sessizce uzaklaşırken ben ise onun sessizliğine kendi sessizliğimi ekleyip içeri girdim.
Kulaklığımı takıp bir şarkı açtım sanki onunla dinliyormuş gibi gülümsedim. Kalbim ısındı sanki, bugün bu eve güneş parçacıkları hücum etmişti. İçeri girip girmediğini kontrol etmek için Ares odama girdi. Hiç bir şey demeden geri içeri geçti. Fark ettiğim kadarıyla yemekle uğraşıyordu yardım için onun yanına gittim. Pek yemekle ilgim olduğu söylenemezdi, ben sadece yemek yemeği seviyordum o ise yemek yapmaktan hoşlanırdı. Hiç bir şey yakmamı istemediğinden salata yapmamı istedi dediği gibi yaptım. Benim görevim buraya kadar sürüyordu sanırım mutfaktan çıkmamı söyleyip kendi işlerine geri dönmüştü. Salona geçip telefonumdan herhangi bir oyun açıp oynamaya başladım. Yarım saat filan geçmişti ama ben çok acımıştım ve o sırada saatlerce beklediğim sesi duydum. "Athena yemek yiyeceğiz, hadi gel." Sen istersinde ben gelmez miyim hiç? Hızlıca içeri geçtim. Çok güzel şeyler yapmıştı galiba evlenmemesi lazımdı yoksa ben aç kalacaktım. Yemek yerken bir şey konuşmazdık ama bu sefer sessizliği bozdu. "Athena sınıfımızda bir çocuk var adı Evan..." kalbim durdu artık hiç bir şey duymuyordum. Bunu fark etmişti susmuştu kendime gelmemi bekledi ama olmadı. Nereden çıkmıştı Evan, nereden çıkmıştın Buzdan Dev. "İyi misin?" Kendime geldim. "Üzgünüm başım döndü odaklanamadım, dediklerini duymadım." dedim yalandı belki de değildi. Bu neyse o bunu anlamıştı. Yemek yememiz için konuyu kapattı ama bu konu başka bir zaman tekrardan açılacaktı ve ben ne sorduğunu gerçekten duymamıştım. Yemeğimizi yedik sonra masadan kalkıp ayrıldık. Kalbim deli gibi atıyordu, oysa ki sadece adı geçmişti. Ama bu benim ölmeme yetiyordu. Uyuyamıyordum, ilaçlarımı alıp yatmaya çalıştım. Kalp atışlarım sakinleşmeye başladı ama onu aklımdan çıkaramıyordum. Karanlığımın içinde mavilikler çoğalıyordu ve bu benim nefesimi kesiyordu. Yavaşça kapanan gözlerimle düşüncelerimi karanlığa saldım. O ise sessizce beni kucaklamıştı. Kabul bazen karanlık iyi geliyordu ama beni kabul ettiği zamanlar onun dışında beni yok ediyormuşcasına boğuyordu. Ve ben Evan sadece seninleyken nefessiz kalmak istiyordum. Senin sessizliğinde boğulmak, senin gözlerinde kaybolmak istiyordum. Seni bekliyorum Buzdan Dev'im, Aquarius da senin geleceğin zamanı bekliyorum. Burası bizim evrenimiz, bizim krallığımız. Ama sen gelmemekte ısrarcısın, ben ise seni beklemekte ısrarcıyım..
Gökyüzünün derinliklerinde eğer beni duyuyorsan Buzdan Dev’im. Bu havalar beni üşütüyor artık ellerinle ellerimi ısıtmam gerekiyor. Kalbim ve ruhum gülüşünle ısınıyor fakat ya bedenim onun senin kollarına ihtiyacı var.