________
Telefonumun tanıdık bildirim sesini duyduğumda refleks olarak bakışlarım ekranı açılan telefonuma dönmüştü. Birkaç saniye ekrana baktıktan sonra bildirimi okudum, Hyun su mesaj atmıştı. Hemen telefonuma uzandım ve mesajı açtım.
'Bugün aniden ortalıktan kaybolduğum için özür dilerim önemli bir işim çıkmıştı.'
Mesajı okuduktan sonra biraz rahatlamış gibiydim çünkü onun kaçma ihtimali beni oldukça korkutmuştu. Eğer kaçsaydı kesin olarak bu işte onun bir parmağının olduğunu düşünecektik.
"Dediğim gibi onunla yakınlaşmaya çalış, birşeylerde parmağı varsa elbet ortaya çıkacaktır"
Bakışlarımı telefonumun ekranından çekip ona döndürdüm.
"Kaçmadığından nasıl bukadar emin olabiliyorsun" telefonun ekranını kapatıp tekrar aldığım yere bıraktım.
Derin bir nefes alıp verdi. "Kim olursa olsun hatta dünyanın en aptal insanı bile olsun asla kendini bukadar çok belli edecek birşey yapmaz"
Başımı öne eğdim. Haklıydı ve akıllıydı.
"Az önce Hyun sudan mesaj geldi, aniden gittiği için özür dilemiş" kafamı kaldırıp ona baktım tekrar ve o an hayatımın sonuna kadar sadece ona bakarak yaşayabileceğimi fark ettim.
Sırıttıp ayağı kalkarak kapıya doğru yöneldi ve "Bak demiştim sana, neyse Min ji bekliyor iyi geceler" diyerek çıkıp gitti.
Saniyeler önce çıkıp gittiği kapıda takılı kalmıştım hala. Onu yolcu etmeme bile fırsat vermeden çıkıp gitmişti. Demeki Min ji onun için bukadar önemliydi. Ona ulaşmak için sabırsızlanıyor koşar adımlarla yanına gidiyordu.
Acaba bir gün biride beni böyle severmi diye düşündüm bir an ama Jungkooktan başkasına böylesine duygular besleyebileceğim ihtimali çok az gibi geliyoru bana. Böyle yoğun duygular beslediğim ilk insandı ve nekadar onun başkasını sevdiğini görsemde vazgeçmem zor gibi görünüyordu.
Bu konuyu düşünmenin beni üzmekten başka birşey yapmayacağını bildiğim için hemen toparlandım ve odama geçtim. Yarın okulum vardı ve bu gün çok yorucu geçmişti, güzelce dinlenmezsem muhtemelen sabah uyanamayacak yarın çok yorgun olacaktım.
_________
Otobüsten iner inmez hızlı adımlarla kampüse doğru ilerlemeye başladım. Derse geç kalmak üzereydim.
Doğrusunu söylemek gerekirse Yunasız bir hayata alışmak benim için oldukça zordu. Artık tamamen yanlızdım ve birşey yaparken yanımda Yunanın olmaması sanki bir kolum yokmuş gibi hissetiriyordu. Üç yıl içerisinde adeta benim bir parçam olmuştu ama onu kaybetmiştim, benden bir parça eksilmişti ve buna alışma sürecim oldukça zorlu geçiyordu.
Daha derse yetişmemin sevincini tam olarak yaşayamadan ders başlamıştı bile. Ders boyu hocayı dinlemiş durmadan not almıştım. Diğer öğrencilerle arayı kapatıp kaçırdığım derslerin notlarınıda bir yerlerden bulmam gerekiyordu.
Dersten çıktıktan sonra kantine inmiş kahve almıştım. Şuan baş ağrımı kahveden başka hiçbirşey geçiremezdi.
Kahvemi yudumlarken gelip geçen insanlara bakıyor, etrafı inceliyordum. Derken gözlerim tanıdık iki bedende takılı kaldı, Jungkook ve Min ji.
El ele tutuşmuş yürüyorlardı. Büyük ihtimalle Jungkook kaydını buraya almıştı ama bana bundan hiç bahsetmemişti. Ah gerizekalı Vien sen onun neyisinki sana bundan bahsetsin, eminim bu olay olmasa benimle konuşmaz yüzüme bile bakmazdı.
Arkalarından bakmayı kesip ayağı kalktım, girmem gereken birkaç dersim daha vardı.
Tam birkaç adım atmıştımki birinin bana seslenmesi ile olduğum yerde durup arkamı döndüm, Hyun su ve Shin bana doğru geliyorlardı.
Içimde yavaştan yayılan huzursuzluğu görmezden gelmeye çalışıyordum, gergin olduğumu belli etmemem gerekiyordu. Hem belkide onunla alakalı hiçbirşey yoktur ve düğme olayı tamamen bir tesadüfftür.
"Naber, Vien"
Bende aynen onun gibi samimi bir şekilde gülümseyerek cevap verdim.
"Iyi, senden"
Eliyle ensesini kaşıyıp dudaklarını birbirine bastırdı ve mahçup bir şekilde.
"Bendende, ben o gün için tekrar özür dilerim işim okadar önemli olmasa öyle ortadan koybolmazdım emin ol" dedi.
Kendimi bir insanın bukadar önemli ne gibi bir işi olabilirki diye düşünmekten alıkoyamıyordum.
"Sorun değil"
Gözlerim anlık Shine kaydı. Herzamanki sevimsiz surat ifadesini takınmış bizi dinliyordu.
"Bunu nasıl telafi edebilirim"
Tam gerek yok diyecekken aklıma birşey gelmesiyle durdum. Hyun su çevresi geniş biriydi eminimki benim bölümümdende tanıdıkları vardır, belkide bana notlarım konusunda yardımcı olabilir.
Bir gözümü kısarak düşünüyormuş gibi yaptım ve "şey aslında bu aralar birçok dersimi kaçırdım eğer benim bölümümden tanıdığın varsa.." dememe kalmadan lafımı kesmiş gülümseyerek "tabikide tanıdığım var senin için notları alabilirim" demişti.
"Çok teşekkür ederim."
Gözlerim anlık olarak etrafa bakındığında köşede durmuş bizi seyreden jungkooku görmüştüm. Dikkatle bizi seyrediyordu, yanındaki Min ji ise bu haline anlam veremiyor gibiydi.
"Rica ederim, notları bugün içerisinde veya akşam sana getiririm ortadan kaybolma"
Hyu su'nun konuşması ile tekrar tüm dikkatimi ona verebilmiştim.
"Tekrardan teşekkür ederim sonra görüşürüz"
"Görüşürüz"
Hyun su'nun yanından ayrılıp sınıfıma doğru gitmeye başladım. Bu not işi çok iyi olmuştu, eğer Hyun su olmasa muhtemelen insanlardan not dilenecek yadapara ile satın alacaktım.
Yürürken bana doğru gelen birinin olduğunu hissetiğimde kafamı kaldırıp baktım. Bu Jungkooktu, sakin bir şekilde bana doğru yürüyordu. Olduğum yerde durdum ve ona doğru döndüm.
"Hyun su ile ne konuşuyordunuz?"
Duraksadım. Nasıl olduğumu sormadan direkt olarak soru sorması nekadar umrunda olmadığımı gösteriyordu ve büyük kabalıktı. Kalbim ciddi anlamda kırılmıştı.
"O gün için özür falan diledi"
Gözlerini kıstı. "Şüpheli bi durum söz konusu oldumu"
"Hayır olmadı" sesim oldukça düz ve konuşmaya isteksiz gibi çıkmıştı, gerçi onunda pek farkı yok gibiydi. Bir an önce sevgilisine gitmek istediği oldukça belliydi o yüzden kısa kesecektim ekstra soru sorup sohpet etmeye çalışmayacaktım.
"Iyi Tamam. Gözünü dört aç, sonra görüşürüz"
Ben hafif tebessüm edip "Görüşürüz" derken oda arkasını dönmüş hızlı adımlarla ilerlemeye başlamıştı.
Derse girdiğimde ders boyu acaba ondan hoşlandığımı biliyor diyemi böyle davranıyor diye düşünüp bir türlü derse odaklanamamıştım.
Yüzde seksen ihtimalle benim onu sevdiğimden haberi vardı çünkü o gün sergilediği tavırlar Yuna ile olan mesajlarımızı okuduğundan şüphelenmeme hatta neredeyse emin olmama sebep olmuştu.
Yada Min ji böyle istiyor diye bana soğuk davranıyordu.
_______
Yorucu bir günün ardından eve gelmiş duşumu almış şimdide salonumun koltuğunda uzanarak dinleniyordum. Birkaç hafta Sonra okula geri dönmek beni oldukça yormuştu.
Gün boyu ise Jungkook aklımdan çıkmamıştı. Eskiden onu düşündüğümde hep mutlu olur modum yükselirdi ama şimdilerde onu düşünmem hem modumun düşmesine hemde kafamı bir türlü derslere veremememe neden oluyordu ve bunun tek bir açıklaması vardı. Sevdiğim adamı başkasını çok güzel severken görmem.
Telefonumun bildirim sesi düşüncelerimden ayrılmama neden olmuştu.
Telefonu aldım ve ekranda beliren bildirime baktım. Hyun su gelip notları almam için mesaj atmıştı. Hemen kalkıp terliklerimi giydim ve anahtarımıda alıp evden çıktım.
Hyun suyu görünce hatta kendisi aklıma geldikçe tedirgin oluyor içime bir sıkıntı çöküyordu, ona karşı olan bu hislerimle büyük bir savaş veriyordum çünkü içimde böyle bir his varken nefes almakta bile güçlük çekiyordum.
Merdiven basamaklarını tek tek çıkarak bir üst katıma geldiğimde Shin ile karşılaşmıştım, daha yeni eve geliyor gibiydi.
"Nasılsın Vien"
Yüzümdeki düz ifadeyle "iyi" diye cevap verip Hyun sunun kapısını çaldım. Shinden pek hoşlandığım söylenilemezdi, kendini bilmiş tavırları hiç hoşuma gitmiyordu.
Sonunda Hyun su kapıyı açtığında beni içeri davet etmişti, başta biraz tereddüt etsemde yinede davetini kabul etmiştim.
Içeriye girer girmez etrafı süzmeye başladım, evin planı benimkiyle aynıydı düzen biçimi eşyalar filanda oldukça sade ve normaldi hiç gözüme çarpan kalabalık yapan birşey yoktu.
Hyun su'nun eşliğinde içeriye geçmiş oturmuştum. O ise hemen "Ne içersin" diye sormuştu. Ben "Teşekkür ederim gerek yok hemen kalkacağım zaten" deyincede itiraz etmiş kahve yapmaya gitmişti.
O gider gitmez bakışlarım yine etrafa kaydı.
Heryeri herşeyi en ince ayrıntısına kadar süzdüm, anormal hiçbirşey yoktu.
Çok geçmeden Adım sesleri duymam ile bakışlarımı o tarafa yönelttim, Hyun su elinde iki fincan kahve ile bana doğru geliyordu.
Geldi ve kahveleri sehpaya bırakıp televizyon ünitesine yönelerek içerisinden bazı kağıtlar çıkarttı. Büyük ihtimalle bana vereceği notlardı.
Elindekileri bana uzatıp yan tarafımdaki koltuğa oturdu ben ise o sırada notları inceliyordum. Notlara bir göz gezdirdikten sonra gülümsedim ve "Tekrardan teşekkür ederim hepsini başka kağıda geçirip yarın hemen geri getireceğim" dedim.
Kendiside gülümseyip "Rica ederim" diyerek kahvesinden bir yudum aldı.
Bende onun gibi hemen kahvemi yudumlamaya başladım. Kahvemi bitirip hızlı bir şekilde buradan gitmek istiyordum zaten çok geçmedem kahvemi bitirip eve geri dönmüştüm. Dikkatimi çekebilecek birşey olmamıştı sadece okul hakkında birkaç birşey konuşmuştuk okadar.
Eve gelir gelmez notlara zarar gelmemesine dikkat ederek kağıtlara geçirdim, işim bittikten sonra ise çok yorgun olduğum için hemen uyumuştum.
__________
♡♡