İçeriğe geç

ANTRENÖR

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ANTRENÖR

Bölüm 2

2. Bölüm

2

Sabah kalktım, alarmın sesiyle uyandım. Güneş perdelerin arasından sızıyordu. Yüzümü yıkayıp saçlarımı taradım, hafif bir makyaj yaptım ve kahvaltımı hazırladım. Tam buğday ekmeği, avokado, yumurta ve bir fincan kahveyle güne başladım. Dolabımdan rahat ama şık bir elbise seçip giydim ve işe gitmek üzere hazırlandım. Ofiste günler her zaman yoğun geçerdi.

Masama oturup bilgisayarımı açtım, gelen e-postaları yanıtlamaya başladım. Gün boyu dosyalarla ve telefonlarla boğuşurken öğle arasına kadar zaman nasıl geçti anlamadım. Öğle yemeğinde iş arkadaşlarımla kısa bir sohbet edip biraz rahatladım. Öğleden sonra işler tekrar yoğunlaştı ve gün sonunda yorgun ama tatmin olmuş bir şekilde masamdan kalktım. Spor salonuna gitme vakti gelmişti.

Spor salonuna geldiğimde kendimi yorgun ve gergin hissettim. İçeriye adım attım ve hemen koşu bandının olduğu bölgeye yöneldim. İlk başta biraz yürüyüş yapıp sonra hızımı artırdım. Koşu bandında koşarken sağ taraftan Bora’nın geldiğini fark ettim. Elini elimin üzerine koydu ve kısaca, “Kalk, daha fazla terlemen lazım,” dedi. O anda elinin sıcaklığını hissettim ve vücudum bir anda titredi.

Bora’nın bu kadar yakın olmasından rahatsız mıydım, yoksa bu yakınlık mı beni heyecanlandırmıştı, emin olamıyordum. Kafamda dönen düşüncelerle yavaşça koşmaya devam ettim. Bora, yanımda durarak, “Sen bu kadar mı hızlı koşabiliyorsun?” diye sordu, alaycı bir tonla.

“Bilmiyorum, daha denemedim,” diye cevap verdim, biraz da kendimi savunmaya çalışarak.

Koşu bandından indikten sonra, farklı aletlerde de çalışmak istedim. Bora bana yardımcı olmayı kabul etti ama yüzündeki sert ifade hiç değişmedi. Şınav çekme aletinde çalışırken, Bora’nın tavırları iyice dikkatimi çekti. Göğsünün üstüne kurduğu eller, her hareketimde beni izliyordu.

“Şimdi biraz da mekik çek,” dedi

---

Mekik çekerken göğsümün ve karın kaslarımın yandığını hissettim. Her bir mekik, beni daha da zorlamaya başlamıştı. İkinci setin sonlarına yaklaşıyordum ve yüzümdeki terler, gözlerimi yakıyordu. Hızla nefes almaya başladım ve kafamı arkamdaki zemine bıraktım.

Tam bu sırada Bora'nın sesini duyduğumda, yanımda beliriverdi. Sağ taraftan yaklaştığını ve bir anda belimin üstüne desteklemek için hafif bir baskı hissettiğimi fark ettim. Bora’nın elinin sıcaklığı, belimin üstüne koyduğu an beni irkitti. Ne yapacağını bilmiyormuş gibi hissettirdi. Vücudumun bu kadar yakında olması, içimi ısıttı ve hafifçe gerginleştirdi.

“Bir set daha var, devam etmelisin,” dedi Bora, sesi kararlı ve soğuktu ama bu kez biraz daha nazik bir tonlama vardı. Elini belimin üstüne hafifçe koymuş, destek sağlıyordu.

Gözlerimi açtım ve yukarı bakarken, Bora’nın yüzü neredeyse omuzuma değecek kadar yakındı. O an göz göze geldik ve Bora’nın gözlerinde, sert bir ifadeyle birlikte biraz da yumuşama gördüm. Bu yakınlık, içimi biraz karıştırdı ve heyecanlandırdı.

“Yoruldum ama,” dedim, sesim titriyordu. “Biraz dinlenmeye ihtiyacım var.”

Bora, elini hafifçe belimden çekmeden, bir miktar bastırarak, “Dinlenmeye hakkın var ama bu kadar kolay pes etmemen lazım,” dedi. “Bu iş sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da seni zorlamalı. Sınırlarını zorlamadıkça bir yere varamazsın.”

Gözlerini benden ayırmadan, destekleyici bakışlarıyla belimden ellerini çekti. Bu yakınlık, hem rahatsız edici hem de içimi ısıtan bir duygu yaratmıştı. Yüzündeki sert ifadeyi, ama bir miktar yumuşama şansı vermişti. Onun bu şekilde destek sağlaması, içimdeki tedirginliği ve heyecanı artırıyordu.

Seti tamamlayıp yavaşça ayağa kalktığımda, Bora’nın gözleri hala üzerimdeydi. Bu soğukkanlı ama destekleyici bakışları, bana hem cesaret veriyor hem de onu daha yakından tanıma arzusunu uyandırıyordu. Spor salonunda yaşadığımız bu an, Bora’nın soğuk tavırlarıyla birleştiğinde, içimde hem bir rahatlama hem de bir gerginlik hissettiriyordu.

Bölüm sonu

12 yorum