İçeriğe geç

Antikacı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Antikacı

Bölüm 1

Tesadüf

Bütün gün öyle çok çalışmıştı ki akşamüstü için arkadaşlarından gelen buluşma çağrısına "evet" demek gelmiyordu içinden. Oldukça içine kapanık bir çocuktu Arda, yaşıtlarına nazaran gayet sessizdi. İşini yapar; fazlasına karışmazdı. Sohbetlerin içinde zaman zaman "evet"lerin, "haklısınız"ların, çoğu zaman da "valla, bilmem ki"lerin adamıydı. Etrafında pek arkadaşı olduğu söylenemezdi. Arkadaşlarınınsa alay konusuydu bu çekingen hali. Üniversitedeki sınıf arkadaşları kendisine acımayıp onu buluşmalara davet etmese, dışarıda vakit geçireceği de pek yoktu. Onların eğlence kaynağıydı bir anlamda bu zayıf, uzun boylu çocuk. Bir yandan Tarih bölümünün zor derslerine kafa patlatıyor; diğer yandan da okul harçlığını çıkarabilmek için çalışıyordu. Bir senedir fakülteye yakın bir antikacının yanındaydı. Çalıştığı dükkânda antika eserlerin tozunu alıyor, rafları düzeltiyor; patron yokken müşterilerle ilgileniyordu. Patronu, onun bu sessiz sakin halini çok severdi. Zaten aradığı da böyle sessiz, her işe burnunu sokmayan mülayim bir çıraktı. Arda, alelade bir çırak da değildi üstelik, üniversitede okuyordu ve tarihe ilgi duyuyordu; bununla beraber disiplinle çalışan genç adam, patronu için biçilmiş kaftandı.

Oğul'dan gelen "Kanka; biz, Alsancak'ta 'Takıl'dayız; hemen otobüse atlıyorsun, geliyorsun... İtiraz istemem! mesajına cevap vermemeyi tercih etti Arda. Bütün gün çok yorulmuştu; ayrıca Oğul, Hakan ve Serhat'ın bazen kırıcı olabilen şakalarına maruz kalmaktan sıkılmıştı. Yarın erken kalkacak ve her zamanki gibi okulun yolunu tutacaktı. Sabahki dersi kaçırmaya niyeti yoktu. Bütün bunları düşünüp kendince haklı mazeretler üretirken telefonu çaldı. Arayan Hakan'dı. Telefonu açıp açmamak arasında tereddüt yaşadı. Telefonsa öyle ısrarla çalıyordu ki içinden bir ses "Açmalısın!" diyordu.

-Arda, birader neredesin?

-Eve, dönüyorum Hakan, yoldayım...

Aslında yürümüyordu; durakta otobüsünün gelmesini bekliyordu. Ev arkadaşı Gökberk ile yaşadığı, Gökberk'in tez ödevini bahane ettiği şu günlerde bulaşıkları yıkadığı, odasındaki elektrik tesisatı yandığından bu yana -haftalar geçmesine rağmen tamirciye verecek parası yoktu- mum ışığında ders çalıştığı, boş zamanlarında Gökberk'in düşük çenesini çekmek zorunda kaldığı, fırsat bulduğu zamanlarda bilgisayarın başında sörf yaparken sızdığı, o sıkıcı öğrenci evine gidecek tek otobüs bu duraktan geçiyordu.

Hakan, mesajdaki isteğini yineledi:

- Oğlum, hemen bi otobüse binip Takıl'a geliyorsun, yemin ederim darılırım bak, bir daha konuşmam seninle. Burada işletmeden arkadaşlarla kafa dağıtıyoruz biraz, sen de olmalısın aramızda.

Hakan gizli bir görevi bildiriyormuşçasına: "Kanka, çok güzel hatunlar var ayrıca, sen bi gel yaaa!" diye fısıldadı.

Anlaşılan sınıf arkadaşlarının eğlencesi tamam olmamıştı. Her fırsatta takıldıkları Arda'nın da yanlarında olmasını istiyorlardı. Arda'nın mülayim halini severlerdi aslında. Çoğu zaman kendisine takılırlar, biraz sosyalleşmesini salık veren cümleler kurarlardı. Bu sözlerle kimi zaman Arda'nın kalbini kırdıkları da oluyordu.

Adeta su sızdırmayan kumral saçlarını birazcık şekle soksa yakışıklı bile sayılabilirdi Arda. Keskin yüz hatlarını saran kirli sakalı, bal rengi gözleriyle uyum içindeydi. On üç yaşından beri taktığı demode gözlüğü bir kaza sonucu kırıldığı hafta fakültedeki birçok kızın kendisine anlam veremediği şekilde bakması onu şaşırtmış, bir hafta boyunca utancını gizlemek adına okulun kantinine uğramamıştı.

Arda, Hakan'ın telefondaki sözlerine inanmak istemiyordu ancak bir yanı, kendisini boğan o evi biraz daha geç görmek fena fikir değil diyordu. Arkadaşlarının buluşma tekliflerini genelde reddeden delikanlı bu kez kararsız kalmıştı. Bir taraftan onların eğlencesine meze olmayı istemiyor bir yandan da evde bekleyen yalnızlığını düşünüyordu.

Odasına kapanıp yatağına uzandığı gecelerde tek işi dükkâna arada sırada uğrayan ve İletişimden olduğunu tahmin ettiği sarışın kızı düşlemekti. Patronun olmadığı bir anda onunla ilgilenmek durumunda kalmıştı. Adını dahi bilmediği bu sarışının eski yüzüklere olan ilgisi dikkatini çekmişti. Telefonun ucunda kem küm ederken Hakan’ın bet sesiyle irkildi:

-Ee, ne diyorsun birader, orada mısın?

-Bilmem, n’apsam ki, çok oturacak mısınız orada? Sesi titreyerek sorduğu bu soruya kararlılıkla cevap verdi Hakan:

-Ya atla gel işte, kalktığımızda ben seni arabayla bırakıcam, söz! Hadi,çabuk bekliyoruz!

Bölümdaşı Gökberk'in tarih programlarını aratmayan, dünyayı kurtardığı ya da saçma sapan cümleler kurup geceyi daha da sıkıcı hale getiren sohbetindense arkadaşlarıyla farklı bir dünya içinde olmak, biraz kafa dağıtmak fena fikir değildi aslında. Aynı ses tonuyla "Peki" diyerek kapadı telefonu. Yolun karşısına geçerek Alsancak yönüne giden bir otobüsü son anda yakaladı. Genç adam, bu buluşmanın hayatını alt üst edeceğini asla bilemeyecekti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.