Komiser araya girerek:
‘Bunun Almanya’da da bir ailesi varmış, yoksa onlar için olmasın. Hani siz oldukça varlıklısınız ya’
‘Anlat, başından beri neler çeviriyorsun’
‘Anlatmamı istiyorsun öyle mi, babamın çok sevdiği oğlu’
‘Öyle deme abi, babam hiçbir zaman evlat ayırımı yapmadı’
‘Evlat ayırımı yapmamışmış’ dedi Polat, başını tuhaf bir şekilde sağa sola çevirerek ‘Mademki ayırım yapmadı diyorsun öyleyse beni neden sürekli dövüyordu da seni seviyordu. Neden sen istediğin biriyle evlendiğin halde ben evlenemedim’
‘Sen hep kendini tehlikeye soktuğun için dövüyordu’ dedi Üzeyir Bey ‘Evlenmene gelince istediğin kız, zaten başkasını seviyordu. Sen onunla zorla evlenmek istiyordun. Babam bu durumu başta bilmiyordu, tabii bende. O kız babamın yanına gelip durumu anlatana kadar. Evet, sen parana güvenip onunla zorla evlenmek istedin. Fakat babam paradan çok insanın içine ehemmiyet verdiği için seni Fatma Hanım’la evlendirdi’
‘Bana onun adını söyleme, ondan ve kızından oldukça iğreniyorum’
‘Lokman ile bağlantını anlat’ dedi Komiser.
‘O mu’ dedi Polat
‘Evet, onunla bağlantın neydi?’ bu sefer Üzeyir Bey soruyu sormuştu.
‘O aptal olduğu kadar paraya oldukça düşkündü. Bu yüzden onu kandırmam kolay oldu’
‘O neden beni öldürmeye çalıştı. Hâlbuki onunla her hangi bir husumetimiz olmadı’ dedi Üzeyir Bey.
‘Onun seni öldürmesini ben istedim. Böylece senden kurtulacak ve babamın bütün mal varlığına ortak olacaktım. Gel gör ki sen dokuz canlı çıktın’
‘O zaman severek evlendiğim eşimi sen öldürttün ve oğlumu kaçırması için Lokman’a sen söyledin’
‘Evet, bendim’ dedi Polat, yüzünü ekşiterek ‘Lokman’a oğlunu öldürmesi için emir vermiştim. Fakat o ne yaptı besleyip büyüttü’
‘Fatma Hanımı kan davası var diyerek kandıran da sendin değil mi?’
‘Evet, Lokman bu işte sadece aracı oldu’
‘Peki, Serkan’a kan davasını aşılayan ve Fatma Hanım’ın üzerine gönderen sen miydin?’
‘Hayır, kan davasını aşılayan ben değilim sadece ölüm emrini veren bendim. Böylece hem ondan kurtulacak hem de senden intikamımı almış olacaktım. Fakat burada da Lokman devreye girdi ve o tetiği oğlun değil de kendisi çekti’
‘Kâfirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah Teâlâ’da plan yapıyordu. Allah Teâlâ, plan yapanların en hayırlısıdır (Enfal Süresi 30. Ayeti Kerime)’ dedi Üzeyir Bey. Daha sonra da ‘Peki, onun yerini bildiğin halde neden şimdiye kadar öldürtmedin de o günü bekledin?’ diye sordu.
‘Sen Fatma’nın yerini bulmuştun bu da benim işime gelmiyordu, bu yüzden öldürttüm’
Burada Komiser devreye girerek:
‘Serpil’le olan bağlantın nasıl başladı’ diye sordu.
‘Bunu size anlatmıştım’ dedi Polat ‘O günden sonra ona acıdım ve yanıma aldım. Beni tanımaması içinde maske taktım’
‘Serpil biliyor muydu Fatma Hanım’la olan bağlantımızı’ bunu diyen de Üzeyir Bey’di.
‘Evet, biliyordu’ dedi Polat ‘Bu yüzden de başka bir yere gitmemeleri için hep oyaladı onları’
‘Değdi mi şimdiye kadar yaptıkların’ dedi Üzeyir Bey.
‘İntikam duygusu öyle bir şey ki insanı yakıp kavurur. Gözü hiçbir şey görmez. İşte bende senden ve babamdan intikam almak için bu işlere karıştım’ dedikten sonra da ‘Siz beni tutukladığınızı mı sanıyorsunuz’ dedi tehdit edercesine ‘karakoldan çıktığım an elemanlarım mutlaka kurtaracaktır beni. Ondan sonrasını da siz düşünün’
‘Sen insan değil hayvandan da aşağısın’ dedi Üzeyir Bey.
‘Zübeyr, Zübeyr, ah benim ince düşünen kardeşim. Bundan sonra kendine dikkat et’ dedi Polat ‘O çok sevdiğin kızın var ya benim bir sözüme bakar öldürülmesi için’
‘Seni pislik, kızıma dokunursan seni öldürürüm’ dedi Üzeyir Bey, ardından da öyle bir yumruk attı ki burnu kırıldı Polat’ın.
Polat, burnu kırılmasına rağmen gülüyor, bir taraftan da şunu söylüyordu:
‘Ben sana öyle yakınım ki bilemezsin kötülüğün kimden geldiğini’
Polat Reyzan’ın burnu kırılması üzerine sorgulamasını bitirmek zorunda kaldılar. Dışarı çıktıktan sonra komiser ona:
‘Üzeyir Bey, size sakin olmanızı söylemiştim. Fakat siz ne yaptınız tuttunuz suçlunun burnunu kırdınız. Söyleyin şimdi nasıl sorgulayacağız onu’ dedi sinirle.
‘Komiserim, görmediniz mi beni kızımla tehdit etti’
‘Gördüm, gördüm de yine de davranışınız doğru değildi’
Mahkemeden gelen emir üzerine beş gün daha sorgulama izni verildi. Bu arada beş kişinin emrinden çalışanlar da teker teker yakalanmaya başlamıştı. İçlerinden öyle biri vardı ki yakalanan bu kişi Üzeyir Bey’in en yakın arkadaşı Fikri Bey ve yakın koruması Fahri’ydi. Bu ikisi maskeli beşler çetesinin ismi bilinmeyen üç kişiden ikisiydi. Sonuncusuna gelince o da baş hizmetçileri olan Vahide Hanım’dı. Eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlarla maskeli beşler çetesinin bütün elemanları yakalandı.
Ek sürenin bitmesine bir gün kala maskeli beşler çetesi tamamen çökertildi. Artık Polat Reyzan’ın kaçma imkânı kalmamıştı.
****Son****