“Ne demek ne? Alkollüyken normaldir oğlum, o korkuyla, o adrenalinle. Kadın benimle konuştu bile. Hahaha! Ben ona uzaktan bakıp kaçarken bi şey demişti.. Tam hatırlayamadım ya. Ben.. Sen.. Neydi.. Heh! ‘Benden sana, senden bana.’ Ne demek istedi garibim acaba. Hahaha!”
Taner ve Mert şaşkınlıkla Hamit Bey’e baktı.
“Ne diyorsun baba?!”
Hamit Bey şaşırdı. Ona göre gülüp geçtiği bir hikayeydi. Taner’in tepkisi onu da ciddileştirdi.
“Ne oldu oğlum? Etkiledi mi seni? Merak etme oğlum ben çok gençken yaşandı bitti. Hiçbir şey olmadı. Alkol etkisi işte.”
Taner endişeli bir şekilde Mert’e baktı ve sonra nefes alışverişleri arttı.
Mert, Taner’in bu konuyu ailesine söylemediğini zaten anlamıştı. Eğer söyleseydi Hamit bey bu konuyu bu kadar rahat bir şekilde anlatmazdı. Bunu fark ettiği için;
“Size afiyet olsun, ben de Taner de doyduk. Hadi Taner gel odana geçelim biraz dinlen.”
dedi.
Hamit Bey de Lara Hanım da ne olduğunu anlamadan şaşırarak birbirlerine baktılar.
”Hâlâ ergenlik çağında, bir şey olmaz. Daha çok genç, korkmuştur.” dedi Hamit Bey.
“Ama canım gelmiş geçmiş şey için bu tepki neden? Garip..” diye devam etti Lara Hanım.
O sırada Taner ve Mert odadaydı.
“Nasıl olur? Hani sadece rüyaydı Mert?! Adam birebir tarif etti!”
Mert daha sakin bir şekilde yatağa oturdu. Tanere de yatağa oturması için işaret yapıp kolunu ona attı.
“Mantıklı açıdan bakmak lazım. Bunlar sadece bir rüya ve sana hiçbir şekilde zarar vermiyor. Ayrıca yüksek ihtimalle bu olayı sen daha çok küçükken baban bir arkadaşına anlatmış olabilir ve senin de aklında kalmış ve seni korkutmuş olabilir. Belki de o yüzden küçüklüğünden beri görüyorsundur. Olayı ‘Babam da aynı kadını anlattı bu nasıl tesadüf?’ diye yorumluyorsun, ben ise ‘Tamam işte tesadüf burada! Adam bunu yaşamış, sen küçükken birine bahsetmiş, sen de yanlarındaymışsın, senin de aklında kalmış işte’ diye yorumluyorum. Biraz daha pozitif tarafından bak. Gerçek bir şey yok yani. Aslında babanın bunu anlatması seni korkutmaktan ziyade rahatlatması gerekir. Rüyaların sebebini öğrenmiş oldun, küçükken duyup aklında kalmış olan bir hikaye o kadar”
Mert’in bu sözleri Taner’i düşündürdü. Çünkü olaya hiç o açıdan bakmamıştı. Aslında doğru olabilirdi. Çünkü babasının gençken yaşadığı bir olayı başkasına sohbet arasında anlatması olasıydı. Belki de küçükken aklında kalmış ve onu korkutmuş bir hikayeydi.
“Haklısın.. Hiç böyle düşünmemiştim. Aniden çok tepki verdim. Şimdi daha çok soracaklar. Kendi başımı yaktım yine boş bir şey için.”
“Korkma be oğlum bir şey olmaz. Bahsedersin böyle böyle diye olur biter işte.”
Mert yataktan kalktı. Biraz esnedi.
“Birkaç saat kalacaktım ama akşam oldu ben gideyim. Geçen gün bahçede kardeşimle top oynarken bahçe kapısının camını kırdık. İki gün cezalıyız. Ben bulaşıkları halledeceğim kardeşimse yerleri silecek. Küçük bi kızla futbol oynarsan olacağı bu işte.”
İkisi de gülüştüler. Mert’in gülümsemesi biraz sahteydi fakat Taner yere baktığından bunu farketmemişti.
Mert Hamit Beyle ve Lara Hanımla da vedalaştı ve evden ayrıldı.
Onun dediklerini düşünen Taner rahatlamış bir yüz ifadesiyle üstündekileri çıkardı ve yatağına geçti. Derin bir iç çekti. “Buymuş he.. Senelerce kendi kendimi korkuttum.”
Rahatça yatağına uzandı ve gözleri yavaş yavaş kapandı.
Eve orman yolundan yürüyordu Mert. Yürürken etraftaki ambiyansın da etkisiyle Taner’in yaşadıklarının gerçek olabileceğini düşündü ve tüyleri ürperdi. Silkelendi ve yoluna devam etti.
Eve vardığında karşılaştığı şey yıkaması gereken bulaşıklar değildi ve o bunu zaten biliyordu. Alkol ve bazı ‘şeylerden’ kaynaklı koltukta bayılmış gibi uzanan bir anne ve baba vardı. Kız kardeşi ise televizyondan çizgi film izlerken acıktığı için dolaptan aldığı mısır gevreğini kuru bir şekilde yiyordu. Süt hemen yanındaydı ama belli ki kapağını açamamıştı.
“Abi!” dedi heyecanla ve koşarak abisine sarıldı.
“Neredeydin? Sütü açamadım. Benim için açar mısın?” dedi, sarılırken abisine bakarak.
Mert gülümsedi.
“Geç yerine, bırak o mısır gevreğini bakayım. Çıtır tavuk mu istersin yoksa patates kızartması mı?”
Kız kardeşi düşünüyordu.
“Yoksaa, ikisini de mi istersin?”
Kız kardeşi kollarını havaya kaldırdı. “Evet!” dedi heyecanla. Mert kız kardeşini öptü ve mutfağa gitti. Hafif dağınık olan mutfağı görmezden gelerek hazır tavuğu ve patates kızartmasını yağda kızartıp pişirdi. Tabağa koydu ve kız kardeşinin önüne serdi.
Kız kardeşi onu yerken o da dağılmış evi toparladı. Annesini ve babasını yataklarına götürdü. Üstlerini örttü. Kendi yemeğini yedi. Kız kardeşi ve yemeğini bitirmişti ve uykuluydu. Ona sıcak bir duş aldırdı. Saçlarını tarayıp ördü. Pijamalarını giyindirdi ve ona bir öpücük verip uyuttu.
Bahçeye geçip bir sigaya yaktı. Taner’in evindeki aile hayatını düşündü. Sıcak bir yemek. Toplu bir ev. Kafası yerinde anne ve baba. Endişesiz bir hayat.. Böyle gökyüzüne bakarak saatler geçirdiğinin farkında değildi. Telefonundan saate baktı ve çok geç olduğunu farketti. Uyumak üzere odasına geçti.
Gece 03.05
Taner uyandı. Genelde de bu saatlerde ara ara rüyasındaki korkudan kaynaklı uyanırdı. Ama bu sefer öyle bir rüya görmemişti. Hatta rüyasında ne gördüğünü bile hatırlamıyordu. Uyandı ve mutlu bir şekilde telefonuna baktı. Mert’in dediklerini düşündü ve mesaj bölümüne gidip Mert’e bir mesaj attı.
‘Harbiden doğru söylüyormuşsun kanka. Senin açından düşündüğümden beri içim rahat. Ve bu gece rüyamda görmedim onu biliyor musun?’
Mesajı gönderdiği anda odanın köşesinden bir kıkırtı duydu. Önce bahçenin önünden biri geçiyor sandı. Göz ucuyla bahçeye baktı fakat kimse yoktu. Arkasına geri yaslandığında odanın köşesinde bir silüet gördü. Karanlıktan dolayı tam çıkarılmıyordu ama… Dağınık saçlar.. Yamuk vücut hatları.. Tam seçilmese de düzgün olmadığı belli olan cilt. Bu ‘O’ydu.
Aniden uyandı. Ter içinde ve nefes nefese kalmıştı. Daha önce onu hiç bu kadar yakından görmemişti. Yine yüzünü tam olarak görmemişti fakat fiziken bu kadar yakın olması Taner’i çok korkuttu. Vücudu buz gibiydi. Lavaboya gidip yüzünü yıkadı. Aynadan kendine baktı.
“Bu gerçek değil, küçüklükten aklında kalmış bir travma! O sana zarar veremez!”
“Korkma, korkma, korkma..” diyerek odasına geçti.
‘Senelerdir bende travma kalmış ve rüyamda gördüğüm şeyi bir günde atlatamam tabii ki…’
diye düşündü ve yatağına geçti. Kendini teselli etmek için kendine birkaç teselli cümlesi daha kurdu ve yavaş yavaş korkusu geçti. Tam tekrar uyuyacağı sırada telefonuna bir bildirim geldi telefonu alıp ekrana baktığında gözleri faltaşı gibi açıldı.
Bildirim şu şekildeydi;
Mert: Oğlum gece gece ne yazıyorsun be uykumdan uyandırdın. (2 dakika önce)