İçeriğe geç

ANKARA RÜZGARI

Bölüm 9 · 2 dk okuma

ANKARA RÜZGARI

Bölüm 9

Akşam

Akşam, Karakuşların evi… Burak spor sonrası duştan çıkmış, üstüne sade bir siyah tişört ve eşofman geçirmişti. Fadime mutfakta dolanıyor, salata tabağı hazırlıyordu. Turuncu saçları yüzüne düşmüş, boynunun ince kıvrımında hafif ter damlaları vardı. Burak sessizce arkasından yaklaştı, bir an duraksadı. Fadime’nin o ince beli, bembeyaz teni... Elini uzatıp yavaşça beline dokundu. Burak (kısık bir sesle, fısıltı gibi): "Dur... elini kesersin, bıçağı dikkatli tut." Fadime birden irkildi, Burak’ın parmaklarının beline değdiğini hissedince titredi. Bıçak elinden düşecek gibi oldu. Burak, refleksle bıçağı tutarken diğer eli istemsizce Fadime’nin beline sıkıca sarıldı. Burak (gözlerini kısmış, fısıltıyla): "Sen... insanın aklını alırsın, Fadime. Şu turuncu saçların, şu belin... bir de bana abla demeye kalkma sakın." Fadime’nin nefesi kesildi, dudakları aralandı. İçinde bir şeyler kıpırdandı. Fadime (boğuk bir sesle, kısık bir nefesle): "Ben... ben bir şey yapmadım ki..." Burak’ın gözleri alev alev yanıyordu, elini belinden çekmeden yüzüne eğildi, birkaç saç telini nazikçe kulağının arkasına aldı. Burak (kısmış gözlerle, kısık sesle): "Senin hiçbir şey yapmana gerek yok... yeter ki bu mutfağa böyle girme bir daha." Fadime’nin kalbi deli gibi atarken, o an içeriden bir ses yükseldi: --- Kübra & Yusuf cephesinde... Kübra odasında ayna karşısında makyaj yaparken Yusuf kapıyı tıklatmadan içeri daldı. Kübra (bağırarak): "Yusuf! Ne yapıyorsun ya, çık dışarı!" Yusuf (sırıtarak, Kübra’nın saçlarının bir tutamını parmaklarına dolayarak): "Vayyy, sarı saçlı prenses... buraya mı saklandın? Şu saçların yok mu... insanın elini bırakmıyor be. Ne bu? Paris defilesi mi, ne makyajı bu?" Kübra yüzü alev alev kızarmış şekilde Yusuf’un elini ittirmeye çalıştı ama Yusuf, bir anda hızlıca Kübra'nın beline sardı. Yusuf (fısıltıyla, alaycı bir sesle): "Bak... belin bu kadar inceyse, itmeye çalışma. Kırarım sandım vallahi. Ama korkma, kırmam... daha çok sıkmak isterim." Kübra gözlerini büyütüp nefesini tuttu, bir an Yusuf’un gözlerinin içine baktı. Korkuyla karışık bir heyecan, yüzüne sıcak bir dalga gibi yayıldı. Yusuf’un yüzünde bir gülümseme belirdi, elini yavaşça Kübra’nın saçlarından çekti ama belini bırakmadı. Kübra (zorlukla, sesi titreyerek): "Yusuf... bırak." Yusuf (kısık sesle, dudaklarının kenarında bir sırıtışla): "İstemiyorsun ama... dilinle kalbin ters düşüyor sarı saçlı." ---

Bölüm sonu

10 yorum