Geceyi boğmamak için Kübra, Burak, Fadime ve Yusuf arabaya atladılar. Hedef, şehirdeki ünlü bir kafe-bar. Burak (direksiyonda, hafif gülümseyerek Fadime’ye): “Biliyor musun, saçların gece lambası gibi parlıyor. Böyle turuncu saçlı kızlar çok nadir olur.” Fadime (utanarak, gözlerini yoldan ayırmadan): “Abartma Burak, sadece doğal rengim bu…” Burak (alaycı): “Doğal diyor ama sanki bir film yıldızı gibi parlıyor, inanmıyorum ben buna.” Bu sırada Yusuf ve Kübra başka arabada birbirlerine bakıp gülüşüyorlardı. Kübra (alaycı): “Yusuf, keko, guzel sur bence kaza falan yaparsak abim sakat bırakır seni” Yusuf (kekelemeli, hafif utanarak): “Biraz... yavaş sürüyorum işte. Sakin ol, sen de relax ol biraz lâ. ” Kafeye geldiklerinde, dörtü de şehrin ışıkları altında biraz daha yakınlaştı. Burak ve Fadime, aralarındaki havayı bastırmakta zorlanıyordu. Fadime, hafif rüzgarda saçlarını eliyle toplarken Burak gözlerini ondan alamıyordu. Burak (fısıldayarak): “Seninle böyle yalnız kalınca... ne çok şey söylemek istiyorum aslında.” Fadime (hafif gülümseyerek): “Biraz zamana bırak, acele etmeye gerek yok.” Öte yandan, galeride Kübra ile Yusuf arabaların yanındaydı. Yusuf hafif kışkırtıcı bir şekilde Kübra’ya dokunuyor, Kübra da ona karşılık veriyordu. Kübra (gülerek): “Sen olmasan bu arabalar çok sıkıcı olurdu.” Yusuf (alaycı): “Sen benimle uğraşmayı seviyorsun, itiraf et.” Gecenin sonunda, dört genç arasında yeni başlangıçların ve küçük sırların temelleri atılıyordu... ---
Bölüm 11
Gece Gezmesi
Bölüm sonu
3 yorum
En sevdiğim em sevdiğim dörtlüü
Sonunda dili acıldı bu kızın he
Ya ölürüm ölürrr nasıl iltifat ediyor ağzını yediğim