Ankara sıcağı sertti. Asfalt kokusu güneşle birlikte yükseliyor, sokakların üstüne beton gibi çöküyordu. Mahalle, öğleden sonraları neredeyse sessizliğe gömülürdü. Kaldırımlar gölgeye hasret, çocuk sesleri azalmıştı.Efe, köşedeki kıraathanenin önünde ayaklarını uzatmış, sigarasını yarı bitirmişti. Gözleri kısık, tıpkı duyguları gibi. Dünya umrunda değildi gibi görünüyordu — her zamanki gibi. Ama göz ucuyla alt sokağa çekilen beyaz arabaya baktı.Yeni taşınanlar, diye geçirdi aklından. Umursar gibi değil, sadece Gözleri oradaydı ama bedeni kıpırdamadı.Bagaj açıldı. Genç bir kız indi arabadan. Siyah bol pantolon, beyaz gömlek. Güneş gözlüğünü saçına iliştirmiş, bir yandan çevreye bakıyor bir yandan kulaklığını takıyordu. İstanbul havası vardı üzerinde — yürüyüşü farklıydı, bakışı daha serin.Efe biraz doğruldu. Kaşları çatıldı. Kendi bile farkında olmadan, sigarasını daha sık nefesledi.> “İstanbul’dan,” dedi içinden. “Kesin.”Kız, kapıyı kapatırken bir an başını kaldırdı. Efe'yle göz göze geldiler. Bir saniyelik bir şeydi. Ama Efe fark etti. Bir yabancının gözlerinde kalan ilk merakı. Sanki kendi üstüne yapıştı.Sonra bakışını kaçırdı. Baktığını belli etmek istemedi. O hiçbir şey umrunda değilmiş gibi yaşayan adamlardan biriydi sonuçta. En azından herkes öyle sanıyordu.> “Ne bakıyorsun lan? Kız işte, gelmiş,” dedi kendi kendine. Ama ayağını yere daha sert bastı.---AkşamüstüMahalle hâlâ sıcaktı. Elif, yeni evin penceresinden dışarıyı izliyordu. Alışamadığı bir sessizlik vardı. İstanbul’un karmaşasından sonra burası neredeyse ürkütücüydü.Karşı çatıda biri oturuyordu. Onu hemen tanıdı. Gündüz gördüğü çocuk. Gözleri yerdeydi ama sanki Elif’in penceresini hissediyordu.> "Kim bu çocuk?" diye düşündü. "Bakıyor mu, yoksa hep böyle mi durur?"---Ertesi GünElif markete giderken Efe köşe başında arkadaşlarıyla ayakta durmuş, sigara içiyordu. Gözleri Elif’e iliştiğinde başını hemen çevirmedi, ama bir anlığına dikkat kesildi.Elif göz göze gelince hafifçe gülümsedi. Efe karşılık vermedi. Sadece onu süzdü. Ölçerek, yorumlamadan, sessizce.Kız yanından geçerken bir cümle fısıldar gibi ağzından çıktı. Ne alaycı ne de samimiydi. Sadece düz.— “İstanbul havası ağırdır buraya.”Elif döndü. Şaşırmıştı.— “Tanımadığın biri hakkında bu kadar çabuk fikir mi yürütürsün hep?”— “Yok. Ama yürüyüşünden belli. Sen bu mahallenin ritmine uymuyorsun.”Elif bir saniye sustu. Gülümsedi ama bu seferki gülümsemesinde meydan okuma vardı.— “Ben ritmi değiştiririm, uyumam.”Efe'nin yüzünde belli belirsiz bir ifade oynadı. Gülümseyecek gibi oldu ama kendini tuttu. Başını çevirdi, yere tükürdü. Cevap vermeden arkasını döndü.---Efe’nin İç Sesi (Ama Bilinçsiz Bir Tonla)> “Farklı bir kız. Ne havası, ne sesi buraya benzemiyor. Ama ilgimi çeken ne bilmiyorum. Belki de sadece başka kokuyor.
Bölüm 1
📖 BÖLÜM 1 – Mahalleye Yeni gelen
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.