Küçükken çok isterdim kitap yazmayı ama olmuyordu bir türlü, doğru kelimeleri bulamıyordum ya da kurgum belli değildi. Çocuk aklıydı benimkisi. 11 yaşındayken günlükle tanıştım. O zamandan beri günlük tutuyorum. İçimden geçen neler varsa döküyordum, kötü ya da iyi fark etmezdi benim için bu derdini en yakın arkadaşına anlatıyormuş gibi bir şeydi.
Benim ise en yakın arkadaşım günlüğümdü. Arkadaş hiç olmadık bir günde arkanızdan hançerleyebilendir. Günlüğünüz öyle değil ama bir kere yazıp o kitabı kapattığınızda her şey orada saklı kalırdı.
Ben Açelya Karakoç hayatın olumsuzluklarına karşı hep pozitif kalan, yardımsever ama bir o kadarda yalnız olan kızdım. Kendini kitaplara kaptıran ve epilepsi rahatsızlığı yüzünden dalga geçilen kişiyim.
Olumsuz düşüncelerimi zihnimden atıp günlüğümün kapağını kapattım. Çalışma masamdan kitaplarımı ve tabi ki günlüğümü de alarak sandalyemden kalktım. Kitaplığıma okuma kitaplarımı defterlerimi yerleştirdikten sonra günlüğümü de saklamak için okuma kitaplarımın arkasına koydum.
Banyonun yolunu tuttuğum sırada annemin bana seslenmesiyle mutfağa gitmek zorunda kaldım.
" Açelya hala hazır değil misin sen ?"
" Hazırım anne birazdan çıkarım."
Banyoya geri döneceğim sırada küçük kardeşim Arden' i koridorun ortasında oturmuş arabalarıyla oynadığını gördüm.
" Arden, ablacım hadi kalk buradan üşütürsün yoksa."
" Hayıy, hayıy istemiyoyum ben. Buyada oyun oyunucam."
Bu konuşmasına kahkaha atarak onu yerden aldım. Arden kucağımda debelenip durmasa da birazcık gıdıklamayla o da hemen gülmeye başladı. Onu odasına bırakarak banyoya geri döndüm. Yüzüme avuç avuç soğuk su attıktan sonra havluyla kurulamaya başladım.
Ben banyodan çıkarken babam da banyoya doğru yönelmişti. Her şeyden habersiz çantamı almak için eğilirken babam da bu fırsattan yararlanarak elini ıslatıp hızlıca yüzüme sürünce çığlık attım.
Babam gülerek banyoya kaçarken bende yüzümü silmekle uğraşıyordum. Annem çığlık sesimi duyar duymaz telaşla yanıma geldiğinde o da halime bakıp telaşlı halinden sıyrılarak gülmeye başladı.
Babam bir yandan, annem bir yandan gülmeye devam ederken bende daha fazla kızgın kalamadan onlarlar birlikte kahkaha atmaya başladım.
Sağlık sorunlarım olabilirdi ama ailem hiçbir zaman beni yalnız bırakmadı. Yaşadığım olumsuz durumlarda bile beni güldürmeye çalışırlardı. Böyle bir aileye sahip olduğum için çok şanslıydım.
Annem artık gülmekten yorulunca " Hadi bakalım bu kadar gülmek yeter herkes sofraya." Diyerek mutfağa yöneldi.
Babam da bir kolunu omzuma atarak askerlik arkadaşı gibi beni mutfağa doğru sürükleyerek götürdü.
