İçeriğe geç

Anka'nın Varisi

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Anka'nın Varisi

Bölüm 1

1. Bölüm : Geçmişin Tozları

Öneri şarkı: I like the way you kiss me Ölüm. Her insan ölmek zorunda mı gerçekten? İnsan gittiği her yere ölümüde götürmek zorunda mı? Kraliçe'nin aklından bunlar geçiyordu gördüğü manzara karşısında. Yine insanlar, yine savaş ve yine ölüm. "Zavallı insanoğlu" diye geçirdi Kraliçe içinden. "Keşke bilseniz uğruna savaştığınız toprakların canlarınızdan daha kıymetli olmadığını. ". Sonra ekledi Kraliçe " Ama insanoğlu işte; acı gerçekleri , karşılarına çıkmadıkları sürece sanki gerçek değillermiş gibi yok sayıyorlar... " Kraliçe tekrar baktı etrafına; kan vardı, hemde her yerde. İnsanların yaşamlarına devam edebilmesi için vücutlarında dolaşan kan toprağı suluyordu şimdi. Sonra kılıçları gördü Kraliçe; kılıçlar, oklar, yaylar ve bıçaklar, insanların kendilerini tehlikelerden korumak için yaptıkları silahlar şimdi yerde uzanıyorlardı sahipsizce. Sonra bedenleri gördü Kraliçe; bir zamanlar insan olan ama artık sadece soğuk et parçaları olan bedenler, ruhları süzülüp giderken yeryüzünde kalmaları gereken bedenler... Kraliçe adım sesleri duyunca başını kaldırdı; karşısındaki kişiye baktı, bir adam. Kraliçe'ye aklındaki "insan" tanımını sorgulatan adam, Kraliçenin anlamayı en çok arzuladığı insan. İnsan, etrafındaki manzaraya bakarken Kraliçe ise ona bakıyordu, aynı anda da içinden geçiriyordu, "Sende bir insansın, aynı şu etrafımızdaki et parçalarının bir zaman önce olduğu gibi. Onlar, diğerleri gibi birkaç parça toprak uğruna ruhlarını teslim edip öldüler ve sende bir insansın... Bakalım sen ne zaman-" "Kraliçem" dedi adam, Kraliçe'nin zihnindeki düşüncelerden habersizce. Adam dizinin üzerine çöktü Kraliçe'nin karşısında, yüzünde aynı ay gibi bir gülümseme ile... Sol elini uzattı Kraliçe'ye doğru; Kraliçe, elleri birbirine değmeyecek bir şekilde sağ elini uzattı ona. Adam nazikçe aldı Kraliçe'nin elini, sanki biraz bile baskı uygularsa zarar vermekten korkar gibiydi, tüy gibi tuttu Kraliçe'nin elini, Kraliçe neredeyse hissetmiyordu adamın elini, o kadar narin o kadar nazik, ama bu narinliğe rağmen Kraliçe hâlâ adamın elinin sıcaklığını hissedebiliyordu. Sanki adam ona bir şeyler söylüyordu dokunuşlarıyla, "Buradayım Kraliçem, tüm bedenimle, tüm ruhumla ve tüm kalbimle buradayım, ama size zarar vermek için değil..." "Hayır" dedi Kraliçe içinden, "Hayır, sen bir insansın. Bu dokunuşlar bana böyle hissettirmemeli. Senin türün önemsiz şeyler için bile birbirini öldürürken sen bana böyle davranamazsın... İnsan, sen nesin böyle? " Kraliçe kendi içinde bu düşüncelerle savaşırken adam aynı hassasiyetle Kraliçe'nin elini kendi dudaklarına kondurdu. Pamuk gibi yumuşacık ama sıcaklığıyla tüm duyguları açığa çıkaran bir öpücük. Adam, Kraliçe'nin elini dudaklarında tuttu bir süre ama gözleri Kraliçe'nin gözlerinden hiç ayrılmadı. Adamın gözlerinde saflık vardı; saf güven, saf sadakat, saf bağlılık; Kraliçe'nin gözlerinde ise kocaman bir karmaşa... Adam yavaşça ayağa kalktı, yüzündeki ay gülümsemesi hâlâ yerli yerinde duruyordu. "Şimdi ne yapıyoruz Kraliçem? " Kraliçe tekrar etrafındaki manzaraya döndü. "İnsanlar yüzyıllardır yaptıkları şeyi yine yaptılar. Yine bir avuç toprak için birbirlerini katlettiler." "Bir avuç toprak dediğiniz yerde eskiden bir imparatorluk vardı Kraliçem." "Evet, eskiden vardı. Ama dediğimiz gibi, eskiden. Bu vücutlar da eskiden insanlardı." "Herkes öldü Kraliçem. Bu imparatorluk artık tarihe karıştı. Aslında bu topraklara bakıyorumda, Kraliçem, tamda sizin aradığınız ,istediğiniz gibi bir yer." Kraliçe bir an durdu ve topraklara tekrar baktı. Onun bir avuç olarak tanımladığı toprak insanlar için epey büyük ve önemli bir yerdi belliki. Adam tekrar konuştu, yüzündeki ay gülümsemesi dahada büyüdü, sahada parladı. "Peki, güzeller güzeli Kraliçem, şimdi ne yapıyoruz?" Kraliçe'nin yüzünde kendisi gibi güçlü bir gülümseme belirdi. "İnsanlar, yaşamlarını sürdürebilmeleri için Tanrı'nın onlara bahşettiği kanka toprağı suladılar. Kendilerini korumak için yaptıkları silahlarla birbirlerini katlettiler. Tanrı'nın onlara insan olabilmeleri için bahşettiği ruhlar artık bedenleri sahipsiz bıraktılar... İnsanlar yok artık, ama bak, uğruna savaştıkları toprak hâlâ burada. Bu toprakları daha iyi bir sebep için kullandığımdan emin olacağım." Kraliçe ve adam sonlarını göremedikleri topraklara baktılar, artık savaşın hüküm sürmeyeceği topraklars, Kraliçe ve adamın birlikte huzur getirecekleri topraklara...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.