Creon Anka'yı bulmak için Theron ve Damien ile bulmaya çalışıyorlardı. Nikolaos ise gökyüzünü korumaya ant içen kraldı. Ne olursa olsun Anka'yı bulacağına ant içmişti. O sırada yanına Elias gelmişti.
"Kralım beni emretmişsiniz."dedi Elias.
"Evet Elias seni çağırdım. Neden çağırdımı merak ediyorsundur?" dedi Nikolaos.
"Evet efendim merak ediyorum." dedi Elias.
"Biliyorsun ki prens Creon yeryüzüne inip Anka'yı buraya getirecek." dedi Nikolaos .
"Ama kralım Anka'yı bulmak çok zor hem bulduğumuzda ne olacak biliyor musunuz? Daha doğrusu ne yapmayı düşünüyorsunuz? dedi Elias.
"Sence ne yapabilirim Elias? Bana bunu soruyor musun cidden?" dedi Nikolaos.
"Evet efendim soruyorum sonuçta bir Anka kuşunu arıyoruz ve o tehlikeli bir canavar farkındasınız değil mi?" dedi Elias.
"Farkındayım ama bişey olmayacak o Anka kimseye zarar veremez." dedi Nikolaos.
"Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz? Anka'dan bahsediyoruz bu evrenin hatta kainatın en güçlü varlığından bahsediyoruz." dedi Elias.
"Farkındayım ama ondan daha tehlikeli varlıklar da var herneyse Elias prens Creon ve diğerleri Anka'yı bulup getirecek senin de yapman gereken bişey var." dedi Nikolaos.
"Nedir efendim?" dedi Elias.
"Anka'nın ailesini bulup öldürmen." dedi Nikolaos.
"Anlamadım efendim Anka'nın ailesini mi öldürmemi istiyorsunuz?" dedi Elias.
"Evet." dedi Nikolaos.
"Ama kralım ben bir papazım ve birini öldüremem." dedi Elias
"Papaz olduğun halde benim emrimde çalışıyorsun Elias bu yüzden dediğimi yapmak zorundasın." dedi Nikolaos.
"Peki efendim o zaman izninizle gidiyorum ben." dedi Elias.
"Elbette." dedi Nikolaos.
Elias kral Nikolaos'ın yanından ayrılıp gider. Elias kral Nikolaos'ın yanından ayrılıp gittikten sonra odasında gitmişti. Elias odasında yalnız kaldığında içindeki çatışma daha da derinleşti. Kral Nikolaos'un emri ona karşı kendi inançlarıyla büyük bir çelişki yaratıyordu. Papaz olarak başkalarına zarar vermek, ona tamamen aykırıydı ayrıca Anka'nın ailesi onun en iyi dostlarından biriydi. O sırada İlyada rüya görüyordu. İlyada rüyasında geçmişi görüyordur insanların çatışmasına şahit oluyordu en duyduğu bir cümle ile yatağından zıplayarak uyanmıştı. İlyada o cümleyi hatırlamaya çalışmaya başlar en sonunda hatırlar.
"Το παρελθόν θα είναι η ελπίδα του μέλλοντος. Ενώ η Άνκα προσπαθεί να καταστρέψει τον κόσμο, η ψυχή της δεν θα το επιτρέψει."
İlyada bunun anlamını düşünmeye başlar ama bir türlü ne anlam ifade ettiğini anlayamaz. Yunanca dersleri görse bile böyle cümlelerin onun için bir anlamı hiç olmamıştı.
*Sabah*
İlyada Kuzey ile buluşmuştu. Gördüğü rüyayı arkadaşına anlatmak istiyordu.
"İlyada bu saatte niye benimle konuşmak istiyorsun?" dedi Kuzey.
"Önemli bir konu hakkında konuşmak için çağırdım seni." dedi İlyada.
"Bu saatte ne önemli konusu olabilir yoksa aşkını mı itiraf edeceksin?" dedi Kuzey.
"He Kuzey bu saatte sana aşkımı itiraf etmeye geldim ben oğlum nasıl bir cins olamıyorsun herneyse anne ve babam ile bir an önce konuşmam gerekiyor." dedi İlyada.
"Niye? Ne oldu yine mi bişeyler söyledin?" dedi Kuzey.
"Aynen ama bu sefer rüyamda ayrıca ben değil başkasıydi." dedi İlyada.
"Nasıl başkası? Anlamadım." dedi Kuzey.
"Geçmişi gördüm ama ne kadar geçmiş bilmiyorum o yüzden bir an önce ailem ile görüşmem gerekiyor." dedi İlyada.
"Elbette en yakın zamanda ailen ile görüşeceğiz Ada." dedi Kuzey
"Teşekkür ederim." dedi İlyada.
YABANCI KELİMENİN ANLAMI
-Geçmiş geleceğin umudu olacak. Anka dünyayı yok etmeye çalışırken ruhu buna izin vermeyecek.