Bölüm 15: Eskisi Gibi
Ertesi sabah Gon gözlerini açtığında aklına ilk gelen şey görev değildi.
Dün söyledikleri geldi.
"Kıskandım."
Gon birkaç saniye tavana baktı.
Sonra yüzünü yastığa gömdü.
"Ben gerçekten bunu söyledim."
Bir süre öyle kaldı.
Aslında utanması gereken bir şey yoktu.
Ama yine de garip hissediyordu.
Çünkü artık kendi davranışlarını inkâr edemiyordu.
Killua'nın başkasıyla yakınlaşması hoşuna gitmiyordu.
Killua'nın ona bakması hoşuna gidiyordu.
Onun yanında olmak istediğini sürekli fark ediyordu.
Ve en önemlisi...
Killua'yı düşündüğünde içinde eskisinden farklı bir heyecan oluşuyordu.
Gon yavaşça yatağından kalktı.
Pencereye doğru yürüdü.
Kendi yansımasına baktı.
"Ben Killua'dan hoşlanıyor muyum?"
Bu kez soruyu sorarken cevaptan kaçmadı.
Bir süre düşündü.
Sonra çok sessiz bir şekilde konuştu.
"Evet."
Gon'un yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Ama ne kadarını bilmiyorum."
Bu cevap ona yetti.
Henüz her şeyi anlamasına gerek yoktu.
En azından artık bir şeyin değiştiğini biliyordu.
Killua'ya karşı hissettiği şeyin yalnızca eski dostluğun devamı olmadığını kabul edebiliyordu.
Gon kapıya yöneldi.
Sonra bir an durdu.
Dün Killua'yı kendisinin uyandırdığını hatırladı.
Bugün de uyandırmak istedi.
Kapıyı açıp Killua'nın odasına girdi.
Killua yine derin bir uykudaydı.
Gon yatağın yanına geldi.
"Killua."
Cevap yoktu.
"Killua, kalk."
Killua yastığa biraz daha gömüldü.
"Beş dakika."
Gon güldü.
"Yine mi?"
"Hı hı."
"Olmaz."
Gon hafifçe yatağın kenarına dokundu.
"Kalk artık."
Killua gözlerini yarım açtı.
"Gon..."
"Evet?"
"Sen neden bu kadar erken kalktın?"
"Bilmem."
Gon omuz silkti.
"Canım istedi."
Killua ona baktı.
Sonra gözlerini biraz daha açtı.
Gon'un yüzündeki ifadede farklı bir şey vardı.
Daha canlı.
Daha rahat.
Daha...
Eski Gon gibi.
Killua farkında olmadan gülümsedi.
"Ne?"
Gon kaşlarını kaldırdı.
"Hiç."
"Niye gülümsüyorsun?"
"Senin yüzünden."
Gon şaşırdı.
"Ben ne yaptım?"
"Hiçbir şey."
Killua yataktan kalktı.
Gon kapıya doğru giderken bir anda arkasına dönüp:
"Çabuk ol!"
dedi.
Sonra koridorda koşmaya başladı.
Killua birkaç saniye kapıda öylece kaldı.
Sonra istemeden güldü.
"İşte bu..."
Gon merdivenlerden inerken seslendi.
"Killua!"
"Geliyorum!"
"Çok yavaşsın!"
"Sabah sabah başlama!"
Gon güldü.
Ve o anda farkında olmadan eski hâline dönmüştü.
---
Kahvaltı boyunca Gon normalden çok daha konuşkandı.
Bir şey anlatıyor, sonra başka bir konuya geçiyor, ardından aklına yeni bir şey gelip tekrar konuşmaya başlıyordu.
Killua onu izliyordu.
Dört yıl boyunca özlediği şeylerden biri buydu.
Gon'un hiçbir şeyi fazla düşünmeden heyecanlanması.
Bir şey gördüğünde hemen tepki vermesi.
Kendi dünyasının içine çekilip sonra aniden:
"Killua, baksana!"
demesi.
Gon masanın karşısından ona seslendi.
"Killua!"
"Hm?"
"Şuna bak."
Elindeki küçük haritayı açtı.
"Burada bir göl varmış."
"Ee?"
"Gidip bakabiliriz."
"Bugün görevimiz var."
"Sonra gideriz."
Killua gülümsedi.
"Sen hiç değişmemişsin."
Gon başını kaldırdı.
"Değiştim."
"Biraz."
"Çok değiştim."
Killua ona baktı.
"Yanımda değilken değil."
Gon birkaç saniye sustu.
Sonra gülümsedi.
"Belki."
---
Görev sırasında Gon daha da enerjikti.
Ormanda ilerlerken sürekli etrafına bakıyor, bulduğu izleri heyecanla gösteriyor, bazen Killua'nın önüne geçiyor, bazen onu beklemeden birkaç metre ilerliyordu.
Killua ise her seferinde onu takip ediyordu.
"Yavaşla biraz."
"Yetişirsin."
"Ben yetişirim de sen kaybolursun."
"Kaybolmam."
"Geçen sefer kayboldun."
"O farklıydı."
"Nasıl farklıydı?"
"Çünkü sen yanımda değildin."
Killua bir an sustu.
Gon ise hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.
Killua'nın yüzünde yavaşça bir gülümseme oluştu.
Gon bunu fark edip döndü.
"Neden gülümsüyorsun?"
"Hiç."
"Bugün sürekli gülümsüyorsun."
"Sen de bugün sürekli konuşuyorsun."
Gon kahkaha attı.
"Canım öyle istiyor."
Killua başını salladı.
"Devam et."
"Neyi?"
"Böyle davranmaya."
Gon şaşırdı.
"Nasıl?"
Killua birkaç saniye düşündü.
"Eski Gon gibi."
Gon'un gülümsemesi biraz yavaşladı.
"Hoşuna mı gidiyor?"
Killua hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Sonra daha sakin bir sesle ekledi.
"Çok."
Gon ona baktı.
Killua'nın yüzündeki ifade gerçekten samimiydi.
Gon'un içinde yine o tanıdık sıcaklık oluştu.
"Ben de senin yanında böyle olmayı seviyorum."
Killua'nın kalbi hızlandı.
"Öyle mi?"
"Evet."
Gon gülümsedi.
"Senin yanındayken fazla düşünmüyorum."
Killua birkaç saniye cevap veremedi.
Çünkü Gon'un söyledikleri basit görünse de onun için çok daha fazlasını ifade ediyordu.
Gon artık yanında rahat hissediyordu.
Eskisi gibi.
Belki eskisinden bile daha fazla.
---
Görevin sonunda ikisi yüksekçe bir tepenin üzerinde durdu.
Aşağıdaki şehir görünüyordu.
Gon ellerini ensesinin arkasında birleştirdi.
"Bugün güzeldi."
Killua başını salladı.
"Evet."
"Uzun zamandır böyle hissetmemiştim."
"Nasıl?"
Gon düşündü.
"Çocukkenki gibi."
Killua ona baktı.
"Çocukken seninle olduğum zamanları çok özledim."
Gon ona döndü.
"Ben de."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Gon hafifçe gülümsedi.
"Sanırım nedenini anlıyorum."
Killua'nın bakışları ona çevrildi.
"Neyin nedenini?"
Gon birkaç saniye düşündü.
Sonra gözlerini başka tarafa çevirdi.
"Senin yanında neden böyle olduğumu."
Killua bekledi.
Gon devam etti.
"Çünkü seni seviyorum."
Killua'nın kalbi bir an duracakmış gibi oldu.
Gon hemen ekledi:
"Yani..."
Biraz düşündü.
"Hoşlanıyorum."
Killua'nın gözleri büyüdü.
Gon yüzünü ona çevirdi.
"Sanırım senden hoşlanıyorum."
Bu kez kaçmadı.
Söylediği şeyden utanmıştı ama geri adım atmadı.
"Tam olarak ne kadarını bilmiyorum. Ama artık bunun sadece arkadaşlık olmadığını düşünüyorum."
Killua birkaç saniye konuşamadı.
Sonra yüzünde yavaşça bir gülümseme oluştu.
"Bu..."
Sesi hafifçe titredi.
"Bu benim için fazlasıyla yeterli."
Gon da gülümsedi.
"Ben de acele etmek istemiyorum."
"Etmeyelim."
Killua onun yanında durdu.
Gon da geri çekilmedi.
Bir süre ikisi de aşağıdaki şehre baktı.
Killua'nın içindeki duygu artık eskisinden çok daha güçlüydü.
Çünkü Gon yalnızca yanında kalmayı seçmemişti.
Kendi hislerini anlamaya başlamıştı.
Ve bugün, dört yıl boyunca özlediği o eski Gon'u yeniden görmüştü.
Ama artık onu eskisi gibi sevmiyordu.
Daha derin.
Daha bilinçli.
Ve belki de ilk kez gerçekten umut ederek.
Not;yoruldum bu gün 3 bölüm yazdım😔
-DEVAM EDECEK-
