İçeriğe geç

Anılar✨🌟

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Anılar✨🌟

Bölüm 1

Bölüm 1

— HATIRLAMADIĞIM GECE

Bazı anılar insanın peşini bırakmaz.

Bazıları ise insanın peşinden gelmek için yıllarca bekler.

Milena, üç yıl önce yaşanan geceyi hatırlamadığını düşünüyordu.

Daha doğrusu, herkes ona bunu söylemişti.

“Çok korkmuştun.”

“Beyninin bazı şeyleri silmesi normal.”

“Üzerinden zaman geçti, artık geçmişte kaldı.”

Milena bütün bu cümlelere inanmıştı.

Ta ki o kutuyu bulana kadar.

Kutuyu, odasının dolabını temizlerken bulmuştu. Eski, kahverengi bir kutuydu. Üzerinde toz birikmiş, köşeleri yıpranmıştı. Kutunun kapağında küçük bir çizik vardı. Milena o çizği görünce garip bir şekilde duraksadı.

Sanki daha önce görmüştü.

Ama nerede?

Kutuyu yere koydu ve kapağını açtı.

İçinde eski defterler, birkaç fotoğraf, kurumuş bir yaprak, kırılmış bir kalem ve küçük bir ses kayıt cihazı vardı.

Milena cihazı eline aldı.

Cihazın üzerinde tarih yazıyordu.

14 Ekim.

Milena'nın yüzündeki ifade değişti.

14 Ekim.

Üç yıl önce kaybolan kızın kaybolduğu gün.

Kızın adı Elena'ydı.

Kasabadaki herkes onu tanırdı.

On dört Ekim gecesi ortadan kaybolmuş, bir daha da bulunamamıştı.

Milena o geceyle ilgili hiçbir şey hatırlamıyordu.

En azından öyle sanıyordu.

Fotoğraflardan birini aldı.

Fotoğrafın ön yüzünde kasabanın eski ormanı vardı. Ağaçların arasından dar bir yol uzanıyordu. Fotoğraf karanlıkta çekilmişti.

Milena fotoğrafı çevirdi.

Arkasında tek bir cümle vardı.

“Bunu hatırlamaman gerekiyordu.”

Milena'nın eli titredi.

Yazıyı tanıyordu.

Bu onun el yazısıydı.

“Hayır...” diye fısıldadı.

Fotoğrafı tekrar çevirdi.

Bu kez fotoğrafa daha dikkatli baktı.

Ağaçların arasında dört kişi vardı.

Elena.

Milena.

Ve tanımadığı iki kişi.

Milena fotoğrafı gözlerine yaklaştırdı.

Kendi yüzüne baktı.

Üç yıl önceki haliydi.

Fakat yüzündeki ifade normal değildi.

Korkuyordu.

Hem de fotoğrafı çeken kişiden korkuyor gibiydi.

Milena'nın zihninde aniden bir görüntü oluştu.

Karanlık bir koridor.

Duvarlarda titreyen sarı bir ışık.

Sonunda kapalı bir kapı.

Ve kapının arkasından gelen üç vuruş.

Tak.

Tak.

Tak.

Milena fotoğrafı yere düşürdü.

Görüntü kayboldu.

Bir süre hareketsiz kaldı.

Nefesini düzene sokmaya çalıştı.

Sonra kendi kendine bunun sadece bir hayal olduğunu söyledi.

Ama o sırada telefonuna mesaj geldi.

Bilinmeyen bir numara.

Mesajda yalnızca dört kelime vardı.

“Hatırlamaya başladın, Milena.”

Milena'nın kalbi hızlandı.

Numarayı aradı.

Telefon birkaç saniye çaldı.

Sonra kapandı.

Tekrar aradı.

Bu kez telefon doğrudan kapalıydı.

Milena mesajı sildi.

Ardından telefonu masanın üzerine bıraktı.

Tam arkasını döneceği sırada ses kayıt cihazı çalıştı.

Kendi kendine.

Cızırtılı bir ses odanın içinde yayıldı.

Milena yavaşça cihaza döndü.

Sonra genç bir kızın sesi duyuldu.

Kendi sesi.

Üç yıl önceki sesi.

“Eğer bunu dinliyorsam...”

Kayıt birkaç saniye kesildi.

Ardından ses devam etti.

“...demek ki unuttum.”

Milena'nın gözleri büyüdü.

Kayıttaki ses titriyordu.

“Biri bana bunu dinletmeli. Çünkü yarın hiçbir şey hatırlamayacağım.”

Kayıt tekrar kesildi.

Sonra genç Milena çok daha alçak bir sesle konuştu.

“Ve eğer Elena bulunamadıysa...”

Uzun bir sessizlik oldu.

“...sakın ormana gitme.”

Kayıt sona erdi.

Milena cihazı elinden düşürdü.

Odanın içinde yalnızca yağmurun sesi vardı.

Bir süre sonra yerdeki fotoğrafı tekrar aldı.

Bu kez arkasındaki yazıya baktı.

Altında daha önce görmediği başka bir cümle vardı.

“İlk anını hatırladığında, ikinci kapıyı bul.”

Milena fotoğrafı masaya koydu.

Ne demek olduğunu anlamıyordu.

Ama bir şeyden emindi.

Bu kayıt üç yıl önce hazırlanmıştı.

Ve bunu hazırlayan kişi kendisiydi.

Peki neden gelecekteki haline bir mesaj bırakmıştı?

Ve neden hatırlamamasını istemişti?

O gece Milena uyumadı.

Saatler boyunca eski fotoğraflara baktı.

Her fotoğraf başka bir soru ortaya çıkarıyordu.

Bir fotoğrafta Elena ile birlikteydi.

Bir diğerinde ormanın girişinde duruyordu.

Başka bir fotoğrafta ise kasaba sinemasının önündeydi.

Fakat Milena bu yerlerin hiçbirine gittiğini hatırlamıyordu.

Sabaha karşı masadaki son fotoğrafı eline aldı.

Fotoğrafta yalnızdı.

Arkasında eski sinemanın binası vardı.

Milena fotoğrafın tarihine baktı.

14 Ekim, 23.17.

Tam o anda zihninde başka bir anı belirdi.

Koşuyordu.

Ayakkabıları çamura batıyordu.

Birinin onu takip ettiğini düşünüyordu.

Elinde küçük bir anahtar vardı.

Arkasından Elena'nın sesi geliyordu.

“Milena, dur!”

Milena zihnindeki görüntüde arkasına dönüyordu.

Fakat Elena'nın yüzünü göremiyordu.

Görüntü bir anda kesildi.

Milena sandalyesinden kalktı.

Kalbi hızla çarpıyordu.

“Bu gerçekti.”

İlk kez bunu yüksek sesle söyledi.

“Bu gerçekten oldu.”

Telefonu tekrar çaldı.

Aynı numara.

Milena bu kez telefonu açtı.

Karşı tarafta uzun süre kimse konuşmadı.

Sonra çok hafif bir nefes sesi duyuldu.

Milena, “Kimsin?” dedi.

Cevap gelmedi.

“Bana neden bunları gönderiyorsun?”

Sessizlik.

“Ben o gece ne yaptım?”

Karşı taraftaki kişi sonunda konuştu.

Sesi boğuk ve sakindi.

“Yanlış soruyu soruyorsun.”

Milena'nın kaşları çatıldı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Sen ne yaptığını hatırlamıyorsun.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Çünkü hatırlamanı engelleyen kişi sendin.”

Telefon kapandı.

Milena birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Sonra odasının kapısından bir ses geldi.

Tak.

Milena başını kaldırdı.

Tak.

Bir kez daha.

Tak.

Üçüncü vuruş.

Milena'nın yüzündeki kan çekildi.

Kayıttaki kapı.

Aynı ses.

Aynı üç vuruş.

Yavaşça kapıya yaklaştı.

Elini kapı koluna uzattı.

Fakat kapıyı açmadan önce yerde bir şey fark etti.

Kapının altından içeri küçük bir kâğıt itilmişti.

Milena eğilip kâğıdı aldı.

Üzerinde tek bir cümle vardı.

“Bu gece hatırladığın her şeye inanma.”

Milena kâğıdı sıkıca tuttu.

Tam o anda kapının diğer tarafından bir ses geldi.

“Milena.”

Milena dondu.

Ses tanıdıktı.

Çok tanıdık.

Üç yıldır duymadığı bir sesti.

Elena'nın sesi.

“Milena, kapıyı aç.”

Milena geri çekildi.

Gözleri kapıya kilitlendi.

Çünkü Elena üç yıl önce kaybolmuştu.

Ve Milena, o geceye dair hiçbir şey hatırlamıyordu.

Kapının ardından ses yeniden geldi.

Bu kez daha alçaktı.

“Beni neden bıraktın?”

Milena'nın zihni bir anda görüntülerle doldu.

Orman.

Karanlık yol.

Eski sinema.

Elindeki anahtar.

Elena'nın yüzü.

Ve son olarak...

Kendi elleriyle kilitlediği bir kapı.

Milena çığlık atmadan önce görüntü kayboldu.

Odanın içi sessizliğe gömüldü.

Kapının ardında artık kimse yoktu.

Milena kapıya baktı.

Sonra yerdeki ses kayıt cihazına.

Cihaz yeniden çalıştı.

Genç Milena'nın sesi son kez duyuldu:

“Eğer Elena geri gelirse...”

Bir süre sessizlik oldu.

“...ona inanma.”

Kayıt sona erdi.

Milena'nın yüzünde korku vardı.

Çünkü artık geçmişte bir şeyleri unuttuğunu biliyordu.

Ama daha korkunç olanı şuydu:

Hatırladığı ilk şey, belki de gerçek değildi.

Milena pencereye yöneldi. Dışarıda yağmur hâlâ yağıyordu. Camdaki yansımasına baktığında bir anlığına arkasında başka bir siluet gördü. Hızla döndü, fakat oda boştu. Tekrar cama baktığında siluet kaybolmuştu. Masadaki fotoğraf ise artık ters duruyordu. Milena onu çevirdiğinde yeni bir yazı fark etti. Az önce orada olmayan bu cümle, siyah mürekkeple aceleyle yazılmıştı: “Hatırladığın kişi Elena değil.” Milena geri çekildi. Çünkü fotoğraftaki kızın yüzüne tekrar baktığında, üç yıl boyunca Elena sandığı kişinin aslında kim olduğunu ilk kez merak etti. Ve cevabı, kendi geçmişinin içinde, unuttuğu son gecede, bir yerde saklıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.