Bugün babam için en önemli günlerden biriydi çünkü bugün bölge liderleri belli olucaktı.
Normalde babam gibi adamların fazlaca bulunduğu ortamlara girmekten ne kadar hoşlanmasamda babam için katlanmalıydım.
Ne giyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dolabımdaki şık elbiselerin bulunduğu kısmı açtım. Karşıma çeşit çeşite elbise çıktı. Dolapta biraz göz gezdirdikten sonra bordo renginde derin yırtmaclı ve bedeni tamamen saran elbisede karar kıldım.
Normalde böyle elbiseler giymezdim ama dolabımda fazlasıyla bulunurdu. Çünkü tıpkı bugün gibi babamın işi yüzünden davet edildiğim bir çok yer oluyordu.
Çoğu davete gitmesemde bugünki davet için babam baya dil dökmüştü onun için önemli bir davet olduğunu benide yanında istedini söylemişti.
Babamı kırmamak için kabul ettim ama içten içe gitmek istemiyorum çünkü orda bulunacak çoğu kişi mafya olacak ve bu beni korkutuyo ne kadar belli etmemeye çalışsamda çoğu davete bu yüzden gitmiyordum.
Aslında göründüğü gibi biri değildim. Dışardan gören beni güçlü ve duygusuz bir olduğumu düşünür ama aslında öyle biri değildim. Çoğu şeyi içimde yaşardım korkumu, üzüntümü, kırgınlığımı, hatta sevincimi bile bir tek güvendiğim kişilerin yanında kendimi tamamen olduğu gibi gösteririm.
Dolaptan çıkardığım elbiseyi hemen üstüme giydim. Aynanın karşısına geçip nasıl bir makyaj yapabileceğimi düşünmeye başladım . Tam nasıl bir makyaj yapacağıma karar vermiştim ki annem odaya girdi.
Odanın kapısını arkasından kapatım yanıma geldi "Eeee daha hazır değilsin birazdan çıkıcaz geç kalmamamız lazım " dedi.
O an fark ettim ki tam takır hazırdı. Üzerine siyah dar bir elbise giymişti elbise vücudunda o kadar güzel duruyordu ki yaptığı diyetlerlerin işe yaradığını belli ediyordu.
Saçına maşa yapmış ve sanki boyu uzun değilmiş gibi onu daha uzun yapacak topukluları giymişti.
Ailemizin çoğu kadın üyesi 1.74 civarında oluyor ama işin garip tarafı bu boy özelliği bende yok. Evdeki en kısa insan benim ve bu benim kendimi minyon gibi hissetmemi sağlıyor.
Şuan annemin topuklu giydiğini görünce üzüldüm çünkü bir umut giymez ve ben ondan uzun görünürüm diye düşünmüştüm. Bunun beni mutlu etmesinin sebebi hayatım boyunca hiçbir insana kafamı kaldırmadan bakamamıştım
Annemin konuşmasına kadar daldığımı fark etmemiştim."Hadi Talya hazırlan oyalanma "
"Anne ne oyalanması hazırlanıyorum işte "
Oyalandığımın farkındaydım bilerek oyalanıyordum. Belki onları çok bekletirsen beni beklemeden giderler diye.
İçimde kötü bir his var sanki kötü birşey olcakmış gibi bu his çoğu davete hazırlanırken oluyo galiba huzursuz olduğum için ama bugün ayrı bir his. Eğer anneme içimde kötü bir his var dersem annem saçmalama derdi. Bu yüzden anneme söylemedim.
Gene düşüncelere dalmıştım. Annem daha fazla dayanamayıp makyaj malzemelerimi bir araya topladı. Bana doğru dönüp "sen mi yaparsın yoksa ben yapim mi"
Bu benim için tehdit gibi bir şeydi çünkü annem makyaj yapmaya başlarsa harap olurdum. Annem öyle bir makyaj yapar ki sanki halı çıkarcasına sürür malzemeleri .
Hemen "Hayır gerek yok ben hemen hallederim "
"Eğer seni yarım saat içinde aşağıda görmezsem benimle birlikte spor yaparsın"
"Yok yok sen yap kendi sporunu bana gerek yok. 10 dakikaya aşağıdayım"
Söylediklerime güldü çünkü biliyorki onun yaptığı şekilde spor yapmak bir işgence. Sabahın beşinde kalkar malikanenin etrafında 2 saat döner o da yetmezmiş gibi hiç mola vermeden plates yapar. Tamam bende düzenli olarak spor yapıyorum ama annemin ki kadarda değil.
"Hadi 10 dakikaya aşağıda ol" dedi ve kapıya doğru yürüdü kapıyı açtı önce bana bir bakış attı bu bakış uyarı doluydu gözleri daha fazla oyalanma diyordu.
Zaten bu bakıştan sonra istesemde oyalanamazdım.
Hemen doğal görünen makyaj yaptım. Ağır makyajları kendime yakıştırmıyorum bu yüzden çoğunlukla maskara ve ruj sürerdim.
Ama bugün ayriyetten azda olsa far sürmüştüm.
Makyaj masaldan kalkıp boy aynasına doğru yürüdüm. Zaten odam küçüktü büyük odaları hep gereksiz bulmuştum tek bir kişi için neden kocaman oda yapılsınki.
Aynadan kendime baktım. Fena durmuyordum saçlarımı normal halinde bıraktım. Saten saçlarım kötü görünmüyordu dalgalı saçlarım vardı.
Telefonumu ve küçük elbiseyle aynı renk olan çantamı aldım. Çantama sadece telefonumun sığabileceği kadar küçüktü.
Telefonumu hemen çantama koydum ve aşağı inmeye başladım 10 dakika olmak üzereydi eğer geç kalırsam annem kesin bana spor yaptırırdı.
Merdivenleri hızlı hızlı indim en alt kata varınca herkesin hazır bir şekilde ayakta beklediğini gördüm. Bu durum beni utandırdı herkes benim hazır olmamı bekliyormuş .
Geldiğini gören herkes bana bıkmış bir şekilde baktı. Sadece bir kişi hariç abim. Herkez bana bıkmış şekilde bakarken abim sevgi dolu bakıyordu.
Annemin daha daha fazla tahammülü kalmamış olmalıki "Hadi artık ağaç olduk yakında meyve verecez "
"Biz meyvelerimizi çoktan verdik hayatım " dedi babam bize bakarak. Artık bu hallerine alışmıştık. Her fırsatta birbirlerine imalar yaparlar.
Annem babamın sözüne karşılık cilveli bir gülüşle dışarı çıktı. Babamda hiç vakit kaybetmeden arkasından gitti bizde abimle onların meyvesi olduğumuz için peşlerinden gitmek zorundaydık. Hayır niye meyve oluyorduk ki. Çocukları ,bebekleri hadi hiç olmadı yavruları olabilirdik ama neden meyve.
*
Yarım saattir yoldaydık hayır anlamıyorum niye dağ başında yapıyorlar bu daveti.
Yaklaşmış olmalıyızki müzik sesleri geliyordu.
Araba durunca hemen indik.Bar gibi biryere gelmiştik ama bardan kat ve kat büyük bir yerdir.
Babam hepimize tek tek bakıp yürümeye başladı.
İçeri girdiğimizde bir kaç kişi babamla selamlaştı.
Sonra bizim için ayırdıkları masaya geçip oturduk. İnsanları izlemeye başladım. Etraftaki adamların hepsi takım elbiseliydi kadınlarsa şık elbiseleri ile dikkatleri üzerlerine çekiyordu.
Birşey dikkatimi çekti bir adamla kadın .Kadın kıvırcık saçlıydı, güzel bir kadındı. Yanındaki adama öyle bir bakıyorduki aşkla. Adamda ona aynı şekilde bakıyordu birbirlerine bakarlarken gözlerinin içleri ışıldıyordu. Birbirlerin çok aşık olmalılar. Kadın başını adamın göğsüne yasladı. Çok tatlı görünüyorlardı.
Onlara bakmayı bıraktığımda birisi ile göz göze geldim.
Göz göze geldiğim kişiyi tanıyordum bu kişi Kuzey Aybars Kılıç'tı babamın düşmanıydı.
Duyduğuma göre en tehlikeli mafyalardandı. Buda beni biraz ürküttü eğer ona uzun süre bakarsam yanlış anlayabilirdi bu yüzden hemen ona bakmayı bıraktım.
Davetin geri kalanını sadece dans eden insanları izleyerek geçti. Bazen gözüm Kuzey'e kaydı ne zaman ona baksam göz göze geliyorduk. Davet boyunca bende gözlerini hiç çekmemişti. Bu beni ne kadar rahatsız etsede sesimi çıkarmadım. Şükürler olsunki artık eve gidiyorduk.
Bir anda araba durdu ne olduğunu bile tam anlamadan oturduğum taraftaki kapı açıldı . Beni zorla dışarı çıkardılar. Babamı göremiyordum . Annem ve babam başka arabaya binmişlerdi abim ise arkadaşları ile gitmişti. Tek kalmıştım ve şuan beni sürüklüyerek götürüyorlardı ne kadar direnmeye çalışsamda hiç bir işe yaramıyordu. Noluyordu beni nere götürüyorlardı?
*
İyiki doğdun iyiki varsın Melisa ❤
