Canım "Angel" bebeğimi nasıl özlemişim aga be 😭😭😭😭
İyi okumalar 🦋
____________
F: "Hyunjin! Çantam nerede? Nereye bıraktın?"
Delta, yatakta dağınık saçlarıyla oturmuş gammasının yanına adımlamış ve minik ellerini tutmuştu.
H: "Bak hemen odanın kapısının önünde endişelenme"
Hyunjin, parmağıyla kapının hemen önünde duran çantayı işaret ettiğinde Felix de oraya doğru bakmış ve derin bir nefes almıştı.
Normal doğum riskli olduğu için yarın ameliyata gidecekti ve en az Felix kadar Hyunjin de telaşlıydı. Bu gece ikisi de rahat uyuyacakmış gibi gözükmüyorlardı.
Delta, gammasının kocaman olmuş karnını tişörtün üstünden ufak ufak okşamış ve küçük bir öpücük bırakmıştı.
H: "Endişelenme ben yanındayım, hadi uyuyalım artık hmm?"
Felix başını onaylar anlamda salladıktan sonra eşinin kolları arasına girerek kendini yatağa bırakmıştı.
Henüz ikisi de derin uykuya dalamadan Felix'in sızlanmaları geceyi bölmüştü. Son zamanlarda ufak ufak sancıları oluyordu ama bu hiç de "ufak" sancı gibi değildi. Sanki kalbi parçalanıyormuş gibi hissediyordu.
Vücudu o kadar ağırlaşmıştı ki yanındaki eşini dürtecek kadar hareket bile edemiyordu. En sonunda daha fazla dayanamayıp herkesi ayağa kaldıracak çığlığını atmıştı küçük beden.
Endişe ve kalp çarpıntısıyla uyanan delta yatakta kıvranan eşini gördüğünde dünyası başına yıkılmıştı. Doğuma daha vardı ve yarın ameliyat için gelmesini söylemişti doktorlar...
F: "H-hyun.."
H: "Sakin ol bebeğim bir şey yok hemen hastaneye gidelim"
Hyunjin, sarı, yumuşak saçları okşayarak ortamı yumuşatmaya çalışmıştı... ama sadece çalışmıştı.. sancıdan kıvranan biri saçları okşanarak sakinleştirilemez dimi?
Delta, eşini kucağına almak için yorganı kaldırdığında, işte o zaman tekrar dünyası başına yıkılmıştı, bembeyaz çarşafı kanlar içinde gördüğünde.
Zaten sancı yüzünden bilincini açık tutamayan küçük beden de karşılaştığı manzarayla şoka uğramıştı resmen.
Bu sefer gözyaşlarına boğulan Hyunjin hemen Felix'i kollarına almış ve hızlı bir şekilde hastaneye doğru fırlamıştı.
Koskoca saray içinde kucağındaki bedenle saniyeler içinde hastane kısmına varmış ve Felix için özel olarak uyanık olan doktorların odasına dalmış, kucağındaki kanlar içindeki bedenle...
Sonraki olaylar ise hızlı gerçekleşmişti, küçüğünü kolları arasından almış, baygın bedeni sedyeye yatırmış ve kapalı kapılar ardına götürmüşlerdi..
Şimdi delta saatlerdir eşinin kanına bulanmış eline bakıyordu, etraf kulağını delecek bir sessiliğe sahipti, duvarlar ise onu boğmak için üzerine geliyordu.
Neden kimse yoktu yanında? Neden yalnızdı? Neden boşlukta hissediyordu? Neden ağlayamıyordu? Neden odadan miniğinin ağlama sesi gelmiyordu?
Neden? Neden odadan üstü beyaz çarşafla örtülü cansız beden çıkıyordu?
"Ölüm saati 03.41"
Neden konuşan doktorun yüzü siyahtı?
Hyunjin, sanki dakikalardır suyun altında nefessiz kalmış gibi derin bir nefes alarak rüyasından pardon kabustan uyanmıştı. Ani hareketi ise göğsünde yatan sarışını da uyandırmıştı.
F: "Hyunjin?"
Felix, başını güvenli bölgesinden kaldırmadan uykulu sesiyle konuştuğunda, delta soğuk terler içinde derin ve rahat bir nefes almıştı. Küçüğü kolları arasındaydı...
Mis kokulu yumuşacık tutamlara durmadan kokulu öpücükler bıraktı Hyunjin, aynı zamanda kollarını sıkıca ince bele dolayarak.
H: "Yok bir şey güzelim sadece kötü bir kabus gördüm"
Gamma uykusunu bozmadan başını kaldırmış ve sadece deltasının çene hattına yetişebildiği için küçük bir öpücük bırakmış ve başını Hyunjin'in göğsüne kedi gibi sürterek uykusuna devam etmişti.
Güneş doğmuştu, çok erken olsa da hava aydınlıktı ve Hyunjin, kabusu tekrar görmemek adına uyuyamamış sadece kollarındaki bedenin mırıltılı seslerini dinlemiş her saniye kollarını daha da sıkı sarmıştı ruh eşine.
İki gün önce Felix'in 3 haftalık hamile olduğunu öğrenmişlerdi ve o gündendir Hyunjin bırak Felix'in yanından ayrılmayı, adımlarını bile takip ediyordu. Gammasına bir şey olmasından korkuyordu ki bu yüzden saçma kabuslar görüyordu.
...
Felix yüzünü buruşturarak gözlerini kahvaltı masasında gezdiriyordu ta ki istediğini bulana kadar. Sıcacık yeni pişmiş üstü çikolata ile kaplı olan krepleri gördüğünde zafer gülücüğü atmış ve çatalını onu bekleyen kreplere doğru uzatmıştı.
Ama Hyunjin Felix'in elini tutarak geri çekmiş ve gamma'nın krep hayallerini yıkma uğratmıştı.
H: "Önce doğru düzgün kahvaltı, sonra tatlı"
Küçük olan hayal kırıklığı ile sandalyesine geri oturmuş ve önünde küp küp doğranmış peynirden bir tanesini ağzına atmıştı.
IN: "Ne var?"
Felix, sakince kahvaltısını yaparken eşinin teşefonundan Jeongin'in sesini duymuş ve hemen yerinden fırlamıştı. Hyunjin, Jeongin'i görüntülü aramıştı.
Her ne kadar belli etmese de bu duruma Jeongin şaşırmıştı, Hyunjin hiç görüntülü aramayı kullanmazdı ki...
F: "Jeongin hyung günaydınnn. A Rowoon-ah sana da günaydın"
Omega 3 aylık olmuş oğluna yemek yedirmeye çalışırken bir taraftan da Felix'in parlak gülüşünü izliyordu.
IN: "Sana da günaydın küçük fasulye. Nasılsın? Kendini nasıl hissediyorsun?"
Felix, telefon ekranına biraz daha yaklaşmış ve öyle konuşmaya devam etmişti.
F: "İyiyim hyung"
Gamma kahvaltısına devam etmek için sandalyesine geri oturduğunda, delta boğazını temizlemişti konuşmaya başlamadan önce.
H: "Şey Jeongin sen normal doğum yapmıştın dimi? Yoksa ameliyat mıydı? Tam hatırlamıyorum da"
Sorulan soruya Felix de, Jeongin de hatta Hyunjin'in kendisi de şaşırmıştı. Sanırım delta biraz fazla endişeliydi hamilelik konusunda.
Kısa süren bir sessizlik sonunda Jeongin Hyunjin'in endişesini anlamış olacak ki sesini alçaltarak sakin tonda konuşmuştu.
IN: "Normal doğum tabii ki! En sağlıklısı böyle. Hem bu bizim doğamızda var, vücudumuz bunun için hazır oluyor zaten"
Delta kara kara düşüncelere dalarken krizi fırsata çeviren Felix, bulduğu tüm krepleri ağzına tıkmaya çalışıyordu.
IN: "Gitmem gerekiyor, dikkat et kendine Lix"
Jeongin aniden telefonu kapatmıştı ama Hyunjin hala gözünü bir noktaya dikmiş düşünüyordu.
Gamma, eşine her dokunduğunda onun endişesini anlıyordu, en ince detayına kadar hissediyordu ama ne yapması gerektiğini bilmiyordu ki.
Sonunda delta derin bir nefes alarak onu izleyen gammaya taraf dönmüş ve ağzının kenarlarına kadar hatta burnuna kadar çikolata olmuş sima ile karşılaşmıştı.
H: "Krepler mi seni yedi yoksa sen mi krepleri?"
Felix, ağzındaki son lokmaları da güç bela yuttuktan sonra gülümsemiş, hemen peçeteyle ağzını temizlemişti.
F: "Ben krep falan görmedim"
J: "HAYVAN HERİF YAPMA DEDİM SANA"
Oluşan sessizliği Jisung'un ciyaklayarak çığlıklar atması bozmuştu. Sesi uzaktan geliyordu ama net bir şekilde anlaşılıyordu.
Felix arkadaşının sesini duyduğunda heyecanlı bir şekilde sandalyesinden inmiş ve saray kapısına doğru koşmaya başlamıştı.
H: "Koşma Felix!"
Hyunjin de hemen eşinin ardından sandalyesinden inmiş ve onu takip etmişti.
...
J: "KÖPEK GİBİ ISIRDIN RESMEN MİNHO ŞUNA BAK YA"
Jisung cırtlak sesiyle sarayın kapısı önünde Minho'ya bağırmaya devam ederken alfası onu sadece sırıtarak izliyordu.
O sırada Felix koşarak kollarını arkadaşının boynuna dolamıştı bile. Yaklaşık bir haftadır Minho'nun bazı işleri var diye Jisung da eşiyle birlikte Japonyadaydı ve Felix arkadaşını çok özlemişti.
J: "Ah Felix sarışın bebeğim"
Jisung da Minho'nun ısırık acısını unutarak kollarını arkadaşına dolamıştı. Hyunjin de çok geçmeden Minho ile tokalaşarak selamlaşmıştı bile.
J: "Şuna baksana kuzenin yanağımı ne hale getirdi"
Omega dudaklarını büzerek yanağındaki Minho'ya ait olan ısırık izini göstermişti Felix'e. Felix ise sırıtarak alfaya taraf dönmüş, boyu yetmediği için Minho'nun gövdesine sarılarak selam vermişti.
Alfa ise tek eliyle gamma'nın sırtını sıvazlarken diğer eliyle de saçlarını karıştırmıştı.
J: "ŞU AN ODAK NOKTAMIZ BENİM YANAĞIM!"
Jisung tekrar cırtlak sesini fullediğinde herkes ona taraf bakmıştı. Gerçekten de birazcık sert ısırmış olabilirdi, alfa.
J: "Bugün Minho'yu ailemle tanıştırmaya böyle mi gideceğim. Yanağımda ısırık iziyle mi?"
C: "Elleme götümü Seungmin!"
Tam herkes Jisung'un derdine odaklanacaktı ki uzun koridorun başında Seungmin ve Chan ikilisi gözükmeye başlamıştı.
Chan hala fizyoterapi tedavileri aldığı için hızlı bir şekilde yürüyemiyordu ve bunu fırsat bilen Seungmin ise her fırsatta dolgun kalçaları elliyordu.
Chan vurulduktan sonraki bu 3 ay içinde Seungmin içgüdüsel olarak alfayı yalnız bırakamyordu. Alfa her ne kadar gitmesini söylese de omega onu bırakmıyordu. Araları biraz garipti. İkisi de bir şeyler hissediyordu ama iki taraf da söyleme gereği duymuyordu sanki...
Uzun süren beklemeler sonunda Chan ve Seungmin de diğerlerinin yanına gitmiş ve selamlaşma işlemlerini halletmişlerdi.
Ama Seungmin, Jisung ve Felix hala birbirlerine sarılıyorlardı...
J: "Pişt seviştiniz mi?"
Jisung, fısıldayarak eğilmiş ve pişkin suratını Seungmin'e göstermekten çekinmemişti. Seungmin arkadaşının bu sorularına alıştığı için bıkkın nefes vermişti. Felix ise onların arasında kalmaktan memnundu, arladaşlarını seviyordu...
S: "Adam yürüyemiyor bile Ji, nasıl sevişsin?"
Felix, tatlı kıkırdamalarını tutamamış birazcık sesli gülmüştü. Ama siyaset konusuna dalan Hyunjin, Chan ve Minho onları farketmiyordu bile.
J: "Çekeceksin yatağa, şak diye iyileşecek hemen. 3 aydır fizyoterapi mi ne mi yapıyor bi boka yaradığı yok. 3 dakikada iyileşir"
Bu sefer küçük gamma arkadaşlarının arasından çekilmiş ve sesli bir şekilde gülmeye başlamıştı. Anlaşılan sonunda diğer üçlü de çok sıkıcı olan sşyaset konularını bitirmişlerdi.
M: "Gidelim Jisung"
Jisung ve Minho, Jisung'un ailesşyle tanışmak için saraydan ayrılmışlardı.
H: "Biz de doktora görünelim"
C: "Daha dün doktora gitmemiş miydiniz siz?"
Hyunjin Chan'ın sorusunu görmezden gelirken Felix bıkkınlıkla omuzlarını sallamıştı.
Sarayın hastane kısmına ulaşmak için bir süre yürüdükten sonra, Felix adımlarını durdurmuş ve Hyunjin'in de durmasını beklemişti.
H: "Bir şey mi oldu bebeğim? Yoruldun mu?"
F: "Hayır sadece hava çok güzel, biraz arka bahçede oturabilir miyiz?"
Delta, gamma'sının tatlı sorusuna hayır söylememiş ve arka bahçeye açılan kapıdan çıkmış, güneş'in yüzlerini parlatmasına izin vermişlerdi.
Biraz daha sessizce bahçede dolaştıktan sonra Felix'in isteği üzerine banklardan birine oturmuşlardı.
Gamma yerinde kıvranıyor, cümlesine nasıl başlaması gerektiğini bilemiyordu.
F: "Hyunjin hatırlıyor musun.."
Felix, deltasının büyük ellerini kendi küçük elleriyle kavramış ve kendine bakmasını sağlamıştı.
Delta anında gözleri mutlulukla parlayan küçüğüne dönmüş ve sarı tutamları okşamaya başlamıştı.
F: "İlk geldiğimde de burada oturuyorduk ve ben sana kızgınlığa girmek istemediğimi, tedavi olmak istemediğimi söylemiştim. Sen de.."
H: "Bunun sizin vücudunuzun ve doğanızın parçası olduğunu korkmaman gerektiğini aksine vücudun için daha sağlıklı olduğunu söylemiştim"
Gamma sanki tam da duymak istediğini duymuş ve biraz daha dönmüştü parlak bakışlarıyla eşine taraf.
F: "Evet! Şimdi de durum aynı"
Bu sefer büyük elleri daha sıkı kavramıştı Felix, sanki hisslerini daha derinden hissetmek istermişcesine. Hyunjin ise kaşlarını çatarak eşinin sohbeti nereye getireceğini bekliyordu.
F: "Hyunjin kaç gündür çok endişelisin, geceleri uyuyamadığını, işlerin olmasına rağmen yanımdan ayrılmaman, her hareketimi takip etmen hepsini görüyorum. En önemlisi de endişeli olduğunu hissediyorum."
Sona doğru eşinin sesinin kısıldığını gören delta daha fazla dayanamamış, küçük bedeni belinden kavrayarak kendi kucağına çekmiş ve Felix'in başını omzuna yaslatmıştı.
H: "Özür dilerim meleğim.. benim hissettiklerimi senin de hissettiğini unutuyorum. Seni de endişelendirdiğim için özür dilerim."
Felix küçük burnunu Hyunjin'in boynuna gömdüğünde delta mesajını almış ve rahatlatıcı feromonlarını salgılamaya başlamıştı bile.
F: "Endişelenmeni istemiyorum. Herkes hamile kalır ve doğum yapar burada endişelenecek bir şey yok ki. Hem sen demiştin bu bizim doğamızın bir parçası."
Hyunjin, başını eğerek dudaklarının dibinde duran küçük kırmızı buruna hafif bir öpücük kondurmuştu.
H: "Sen böyle konuşacak kadar ne zaman büyüdün?"
Gamma da gülümseyerek daha çok gömmüştü kendini rahat kucağa.
F: "O zaman günde elli kere doktora gitmek yok"
H: "Ama burada emirleri benim vermem gerekmez mi?"
İkisi de gözleri mutlulukla parlarken güneş ışıkları altında birbirlerine gülümsüyordu.. gülücükleri bile aşk kokuyor.
F: "Hyunjin pasta yiyelim"
Delta kucağındaki küçüğünü sıkıca tutarken ayağa kalkmış ve yola koyulmuştu.
H: "Yiyelim meleğim"
....
Jisung, gerginlikten tırnaklarını köküne kadar yerken, Minho sakin bir şekilde arabasını kullanıyordu. Jisung'un ailesi ile tanışmaya gidiyordu ama gergin olan taraf Jisungdu.
J: "Yanağımdaki at ısırığı geçti mi?"
Omega yüzünü, gözünü yoldan ayırmayan alfaya taraf yaklaştırmıştı. Minho ise fırsatı kullanarak bal yanaktan kaçak öpücük almıştı.
M: "Gözükmüyor geçti"
Jisung, yol yaklaştıkça daha da gergin olduğu için Minho'nun öpücüğüne kızamıyordu bile. İlk kez ailesiyle birisini tanıştıracaktı. Jisung'un Seungmin'den başka kimsesi olmamıştı ki ailesi de omega'nın artık yeni birisiyle tanıştığına mutlu olmuştu.. tabii bu kişinin Japonya kralı olduğundan habersizlerdi.
Eve vardıklarında her şey o kadar hızlı gelişmişti ki Jisung hala heyecandan kıpkırmızı kesilip kalmıştı.
Kısa bir isim tanışmasından sonra Jisung'un babası bay Han keskin bakışlarının yanında sorularını da Minho'ya iletmekten çekinmiyordu. Ne de olsa ilk defa oğlu bir alfa ile bu kadar yakın oluyordu.
"Nerede tanıştınız?"
J: "Camide namaz kılarken"
M: "Barda, götünü köpek ısırmıştı"
Bay Han'ın sorusuna ikisi de aynı anda farklı cevaplar verirken ortam bir anda iki kat daha gergin olmaya başlamıştı. Sanırım Jisung bayılma moduna geçiş yapmıştı bile.
"İlişkiniz ne kadar derin"
J: "Her şey çok yeni"
M: "Mühürlendik"
Minho arkasına yaslanarak sorulara rahat ve doğru bir şekilde cevap verirken bay Han sinirden kıpkırmızı olmuş, Jisung ile annesi ise fenalık geçiriyordu.
"Ne çalışıyorsun işin ne senin çocuğum"
J: "Mahallede esnaf"
M: "Japonya kralıyım"
Omega daha fazla kendini tutamayıp bayılıyormuş gibi koltuğa uzandığında bay ve bayan Han bir hışımla ayağa fırlamışlardı.
Onların ayağa kalktığını gören Minho da hemen ayağa kalkmıştı.
M: "Jisung ile ilişkimiz öyle çocuk oyuncağı değil. Ki bir aydan fazla süredir mühürlendik kendisi eşim sayılır. Sizinle bizzat tanışmak istedim, oğlunuzun bana emanet olduğunu ona canımdan iyi bakacağımı benden duyun istedim. Umarım sizin için sorun olmamıştır"
"Y-yok efendim ne sorunu. Biz gerçekten bilmiyorduk asla kameralar önünde olmadığınız için yüzden tanımıyorduk gerçekten özürlerimizi iletiriz. Oğlumuz size emanet"
Babasının yumuşak tavrını gören Jisung yaklaşık bir saattir tuttuğu nefesini vermişti.
İşte bundan sonra olaylar daha iyi gitmeye başlamıştı. Birlikte yemek yemiş, bolca sohbet etmişlerdi. Akşama kadar bayan Han, Jisung'un yaramazlıklarından anlatmış ve Minho'yu saatlerce güldürmüşlerdi. Alfa da kendini sıcak aile ortamında hissetmenin nasıl bir şey olduğunu anlamıştı. Her şey olması gerektiği gibiydi...
....
H: "Felix gitmesen olmaz mı?"
Jisung, Seungmin ve Felix, Seungminlerin evinde buluşacaklardı ve geceyi orada geçireceklerdi. Tabii ki buluşmayı Jisung ayarlamıştı çünkü saatlerce ailesini Minho ile nasıl tanıştırdığını anlatacaktı arkadaşlarına.
Hyunjin ise küçüğünden ayrı gece geçirmek istemiyordu ama Felix'e onu sıkmayacağına dair de söz vermişti.
F: "Hadi Hyunjin yarın sabah görüşürüz"
Gamma kapıyı açıp araçtan inecekti ki, delta kolundan tutarak kendine doğru çekmişti onu.
H: "Öpücüğüm peki?"
Felix biraz daha yaklaşmış ve eşinin dudaklarını sesli bir şekilde öpmüştü. Hyunjin ise memnun bir şekilde gülümsüyordu.
H: "Dikkatli ol en ufak sorunda beni ara tamam mı?"
Hyunjin hala konuşurken Felix çantasını da alarak arabadan inmiş ve soğuktan titreyerek kapıda onu bekleyen arkadaşlarının yanına koşmuştu.
J: "Arabada biraz daha kalsaydın hipotermi geçirecektim."
Üçlü kahkahalarla içeri girdiğinde Hyunjin de arabasıyla yavaşça uzaklaşmıştı oradan. Felix olmadan bu gece nasıl uyuyacağını düşünüyordu kara kara...
Felix, kendini koltuğa atmış ve sırt üstü yaylanarak uzanmıştı hemen.
J: "Hadi ama Lix uyumak yok daha çok şey anlatacağım"
S: "Rahat bırak onu, hamile çocuk. Boş ver onu Lix istediğin zaman uyu sen"
Jisung, Seungmini tabii ki dinlememişti ve Felix'i kolundan tutarak kaldırmış, yatak odasına sürüklemişti. Hepsi sıcacık pijamalarını giyindikten sonra yatakta toplaşmış, Jisung'u dinliyorlardı.
J: "Sonra bu mal demesin mi bar'da götünü köpek ısırdığında tanışmıştık diye. Babam inme geçirecekti resmen. Sonra üstüne çaat diye mühürlendiğimizi söyledi. Tabii o sırada annem baygın. En son da yapıştırdı Japonya kralıyım diye. Kral diye annemle babam göt korkusundan bir şey diyemedi tabii. Ama sonra canım annem beni kenara çekip sorgu sual ateşine tuttu. Neyse ki ailem Minho'yu çok sevdi yani arkadaşlar panik yok."
Omega kaç saattir bıkmadan usanmadan konuşuyordu saat gecenin ikisinde Seungmin ve Felix'in gözleri kapanıyordu ama Jisung sanki yeni uyanmış gibi dinamikti.
S: "Hadi uyuyalım artık"
Cümle Seungmin'in ağzından çıkar çıkmaz Felix yorgun bedenini yorganın altına sokmuştu hemen. Herkes odasına uyumaya çekildiğinde Felix çoktan uykuya dalmıştı. Öyle yorulmuşti ki eşine uyuduğunu haber etmemişti bile.
Gamma uyuduktan sonra Omega arkadaşlar aşağı katta sessizce takılma kararı almışlardı. Seungmin belki içindekileri Jisung'a açarsa biraz rahatlayacaktı.
J: "Chan ile nasıl gidiyor? Bakışların bana bu soruyu sormam için yalvarıyor resmen Seung"
Seungmin zor da olsa gülümsemeye çalışmıştı çünkü arkadaşı haklıydı.
S: "Bana karşı bir şeyler hissetseydi çoktan adım atardı dimi? Demek ki tektaraflı benim hissler.."
Jisung, arkadaşını ilk defa böyle üzgün görüyordu. Hiç böyle zamanlarda ne yapılır, teselli olarak ne söylenir bilemiyordu.
J: "O zaman ilk adımı sen atacaksın"
Omega bakışlarını elindeki bardağından kaldırmış ve Jisung'a bakmıştı.
S: "Hayır... kalbimin kırılmasını istemiyorum. En azından böyleyken ona yakın durabilirim. Ama adım atarsam ve reddederse asla yüzüne bakamam"
Ortam kulak delecek sessizliğe bürünmüştü ama neyse ki bu sessizliği kapının tıklatılması bozmuştu.
Omegalar saatlerini kontrol etmiş ve bu saatte kim olduğunu merak etmişlerdi. Jisung tabii ki kapıyı öyle çat diye açmamış dış kapı kamerasını açarak dışarıda Kralı ve eşini gördüğünde saniyesinde kapıyı açmıştı.
J: "Minho!!!"
Jisung sanki eşini aylardır görmüyormuş gibi bağırmış ve boynuna atlamıştı. Alfa ise halinden gayet memnundu.
H: "Felix nerede? Neden telefonlarıma cevap vermiyor?"
S: "Üst katta uyuyor"
Delta telaşla soru sorunca Seungmin de hemen parmağıyla üst katı göstererek cevap vermişti. Minho ve küçük omegası sarmaş dolaş birkaç saatin özlemini giderirken Hyunjin de üst kata yavaş adımlarla çıkmıştı, uyuyan eşini uyandımamak için.
Seungmin ise hala açık kapıda bekliyordu belki Chan da gelmiştir diye ama bir süre sonra kimse olmadığını anladığında derin nefes vererek kapıyı kapatmıştı.
...
Felix midesinin ağzına gelmesiyle yataktan fırlamış, hava karanlık olmasına rağmen evde koşarak tuvalete yetiştirmişti kendini. Tabii mardivenleri inerken zor tutmuştu kendini kusmamak için.
Klozetin kenarlarına sıkıca tutunarak gün boyunca yediği her şeyi tek seferde çıkarmıştı. Bu kadar öğürme sonucu midesini de çıkaracak raddeye gelmişti artık.
H: "Felix iyi misin"
Gamma, Hyunjin'in sesini duyduğunda zaman ve yer kavramını yitirmişti. Uyuduğunda Seungminlerdeydi ve yalnızdı. Şimdi ise kapıda Hyunjin vardı.
F: "Gelme Hyunjin iğrenç"
Felix duvara tutunarak ayağa kalkmış ve sifonu çeker çekmez musluğu açmıştı elini yüzünü yıkamak için. O sırada delta çoktan girmişti lavaboya.
F: "İyiyim Hyunjin çık sen"
Küçük bedenini ayakta zor tutmasına rağmen elini yüzünü yıkamaya çalışıyordu gamma.
Hyunjin küçüğünün durmunu anladığı için hemen elini ince bele sarmış ve ayakta durmasına yardım etmişti. Sonrasında ise musluğu soğuk tarafa çevirerek soğumasını sağlamıştı.
Delta büyük eline doldurduğu soğuk su ile gamma'nın küçücük yüzünü ıslatmış ve azıcık da olsa kendine gelmesini sağlamıştı. Hemen ardından tek hamlede güçsüzlükten yorgun düşmüş bedeni kolları arasına almıştı.
Felix de artık alıştığı için hemen bacaklarını eşinin gövdesine sarmış ve burnunu boynuna gömmüştü.
H: "Şimdi iyi misin?"
Gamma daha çok sokulmuştu büyük bedene.
F: "Başım dönüyor"
Hyunjin, küçüğünü sarsmamak için yavaş adımlar atıyor ve bir eliyle sırtını okşuyordu. Koltuğun önüne vardığında ise yavaşça oturmuş, başını yana doğru çevirerek eşinin durumunu kontrol etmişti.
Felix, başı döndüğü için gözlerini sımsıkı kapamış ve Hyunjin'in göğsüne sokulmuştu. Pencereden içeri dalan ay ışığı gamma'nın tatlı yüz ifadesini ortaya çıkarıyordu ve delta, onu ısırmamak için kendi dişlerini sıkıyordu.
Hyunjin başını biraz daha yana doğru çevirmiş ve minicik dolgun dudaklara sulu bir öpücük bırakmıştı. Felix anında kastığı yüz kaslarını gevşetmiş ve istemeden gülümsemeye başlamıştı.
H: "Şimdi nasıl daha iyi mis-"
Delta, cümlesini tamamlayamadan kulakları delecek şekilde şiddetli sesler duyulmuştu. Evin camları sanki önceden anlaşmışlar gibi bir anda parçalara arılmaya başladığında Hyunjin olayı anlamış ve kucağındaki bedeni sarmalayarak koltuğun arkasına geçmişti.
Silah sesleri asla durmuyordu, mermilerin evin duvarlarında bıraktığı izin sesi bile net bir şekilde duyuluyordu. Çok kısa bir sürede kocaman evde tek bir cam bile kalmamış, çelik kapı çoktan pesetmişti bile. Beton duvarlar ise zor dayanıyordu.
F: "Hyunjin"
H: "Bir şey yok bebeğim sakin ol"
F: "Seungmin..."
Delta silah seslerine odaklandığı için duymuyordu ama Felix arkadaşının çığlığını çok net bir şekilde duyuyordu. Üst katta Minho ve Jisung beraberlerdi. Minho, Jisung'u koruyacaktı ama alt kattaki odada tek başına kalan Seungmin için olaylar hiç iyi değildi.
H: "Burada dur. Ne olursa olsuk sakın buradan ayrılma"
Hyunjin istemeden de olsa kucağında kıvrılan küçük bedeni yere bırakmış ve koltuğun arkasından çıkmamasını söylemişti.
Kendisi ise zor bela camlardan gelen kurşunlardan kaçmak için eğilerek odaya girmiş ve yatağın kenarında kıvrılan, korkudan titreyen omegayı kolları arasına almıştı. Tam camın önünde duruyordu ve bu çok tehlikeliydi.
Seungmin'i kapar kapmaz oradan ayrılan delta sırtını odanın kapısının girişine yaslamış, kollarını da elinden geldiğince omegaya sarmıştı korumak için.
Şu an Hyunjin'in aklında tek bir sahne vardı... o da Chan'ın Felix'i sarmalayarak kurşunlardan koruduğu sahne. Alfa o gün orada ağır şekilde yaralanmıştı ama asla Felix'i bırakmamıştı. O yüzden Kral kendi canını küçük omega için ortaya koyuyordu. Çünkü küçük bir omega'nın en yakını olan alfa için ne kadar önemli olduğunu biliyordu.
Delta kolları ile omegayı korurken bakışları hep koltuğun arkasında oturan gammasındaydı. Şu an Felix güvenli bir yerde olduğu için rahattı. Felix ise dizlerini kendine doğru çekmiş, küçülebildiği kadar küçülmüş ve dolu gözleriyle bir eşine bir de kolu kan içinde kalan arkadaşına bakıyordu.
Dakikalar birbirini kovaladıkça silah sesleri artmaya başladı... Bu sefer saray muhafızlarının silah sesleri geceyi şenlendirmeye başlamıştı. Hyunjin seslerin kendi askerlerine ait olduğunu anladığında derin bir nefes almıştı.
Çok geçmeden silah sesleri susmuş, yerini gür sesleriyle konuşan alfalara vermişti. Askerler dışarıyı temizledikten sonra kontrol için içeri girmişlerdi. Hemen ardından ise ambulans sesleri karışmıştı şimdiki seslere.
H: "Burada yaralı var"
Kral, kolu kanlar içinde kalmış omegayı askerlerden birinin kollarına bırakmıştı ambulansa götürmesi için. Çok ciddi bir yaraya benzemiyordu ama ilk yardımla kanamanın durdurulması lazımdı.
Hemen sonrasında delta yerde oturan eşini ayağa kaldırmış ve parmak uçlarına kadar kontrol etmişti bir yarası var mı yok mu diye.
H: "İyi misin?"
Gamma dolu gözlerini kırpmadan başını onaylar anlamda salladığında Jisung ve Minho da üst kattan sağ salim inmişlerdi.
H: "Sakın hiçbir yerde oturmayın ve yürümemeye çalışın. Her yer cam kırıkları ve mermi"
Hyunjin ve Minho eşlerini evde bırakmış ve ne olup bittiğiyle ilgilenmek için dışarı çıkmışlardı. Seungmin ise ambulanstaydı. Durumu ciddi değildi kurşun sadece sıyırıp geçmişti. O yüzden sadece yara temizlenecek ve sarılacaktı.
Askerler bölgeyi denetim altında tutmak için yolu kapatmış ve arabaların girişini yasaklamışlardı. Ama bu sefer gelen arabanın Chan'a ait olduğunu gördüklerinde hemen yolu açmış ve tek sıra haline dizilerek hepsi aynı zamanda baş eğerek selamlarını vermişlerdi. O sırada arabadan inen Chan ise birazcık sinirli gibiydi.
C: "Bana neden haber verilmedi!!!"
Chan önünde dizlen askerlerine bağırdığında hepsi dik başlarını öne eğmişti.
"Efendim siz yaralı oldu-"
C: "Kes!!"
Chan kendi eğittiği askerlerine sonra ceza vermeyi beyninin bir kenarına yazmış ve hızlı adımlarla ambulansa doğru adımlamıştı.
C: "Seungmin"
Omega duyduğu tanıdık sesle bakışlarını bandajla sarılan kolundan çekip alfaya dikmişti. Anında yüzüne masum köpek bakışlarını kondurmuş ve dolu gözlerini serbest bırakmıştı.
Alfa biraz daha yaklaşarak sarılmakta olan yaraya bakmış sonra da doktora bakmıştı.
C: "Ciddi bir sorun yok değil mi?"
"Hayır efendim. Dikiş atılmasına bile gerek yok. Ama geç müdahale edildiği için barut zehirlenmesine karşıt panzehir iğnesi yapacağız"
Chan rahat nefesler almaya başlarken doktor da iğneyi hazırlamak için kenara çekilmişti. Chan içinde delicesine çırpınan alfayı dinleyip omegaya sıkıca sarılsa mı yoksa mesafesini korusa mı diye düşünüyordu.
Neyse ki çok düşünmemiş ve küçük omegayı kaslı kolları arasına alarak sıkıca sarılmıştı. Seungmin ise gözyaşlarını serbest bırakmış kollarını alfasına dolamıştı.
C: "Geç kaldığım için özür dilerim vanilyalı dondurma. Bana haber verilmemişti."
Omega daha sıkı dolamıştı kollarını alfasına, güvenli hissettiği bölgesine sığınmak çok güzeldi. Ama doktorun elinde iğne ile tekrar gelmesi bu anı çok uzun sürdürmemişti.
"Panzehir, barut zehirlenmesini engeller ama bazı yan etkiler var. Başınız dönebilir, ciddi şekilde küt bir ağrı olabilir, kusmalara hatta burun kanamalarına da neden olur. Ve çoğu zaman da alt ırklarda kızgınlığı düzensizleştirir. Endişelenmenize gerek yok etkiler en fazla 48 saat sürüyor."
Doktor bir yandan konuşurken, bir yandan da iğneyi yapmış ve işini bitirmişti. Seungmin ise yan etkileri umursamıyordu tek istediği tekrardan alfasına sarılmaktı.
...
Jisung'un komik konuşmalarına rağmen, Felix kendini kötü hissediyordu. Uzun süredir Hyunjin kapıdaki askerlerle konuşuyor bir sürü kağıt inceliyorlardı.
Gamma her yer cam olduğu için oturamıyordu ve artık sabah olmak üzereydi. Tüm vücudu yorgundu, yediği her şeyi kustuğu için açtı, azıcık başı dönüyordu ve çok fazla uykusu vardı.
Omega, arkadaşının ağlamak üzere olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyor dikkatini dağıtmaya çalışıyordu ama bir süre sonra o da yorulmuştu.
J: "Oturacak yer bulmamı ister misin?"
Felix nazıkçe başını sallamış ve istemediğini belirtmişti. Sadece sıcak bir yatakta uyumak istiyordu.
Gamma daha fazla dayanamamış yerdeki camlara basmamaya dikkat ederek eşinin yanına doğru adımlamıştı. Omega ise onu durdurmak girişiminde bile bulunmamıştı.
Küçük beden eşinin yanına vardığında, Hyunjin o kadar dalgındı ki küçüğünü farketmemişti bile. Artık dizleri esmeye başlayan gamma daha fazla dayanacağını zannetmiyordu.
Felix, büyük bedene doğru biraz daha adımlamış ve küçük eliyle delta'nın tişörtünün ucunu çekiştirmeye başlamıştı. Ancak o zaman farketmişti Hyunjin, bebeğini ve yorgun gözlerini.
F: "Hyunjin.. ben çok yoruldum. Uyumak istiyorum"
Sonlara doğru sesi kırılan gamma başını deltasının gövdesine yaslamıştı. Hyunjin, hemen elindeki kağıtları askerlerden birinin eline tutuşturmuş ve küçüğünü kucağına almıştı.
H: "Meleğim, uyu sen kucağımda ben götüreceğim seni"
Felix başını kedi gibi eşinin göğsüne yaslamış ve kollarını sıkıca boynuna dolamıştı.
F: "Eve gidelim. Sen yorulursun böyle"
Gamma o kadar yorgundu ki sesi istemsizce kısık çıkıyordu.
H: "Şimdi gidemeyiz yollar güvenli değil. Minicik bebeksin sen, ben yorulmam istediğin kadar uyu kucağımda"
Felix daha fazla karşı çıkmamış, ki zaten çıkacak gücü de yoktu. Kendini güvenli kollarda huzurlu bir uykuya bırakmıştı.
O kadar huzurlu bir uyku ki gözlerini açtığında güneş en tepedeydi ve sarayda kendi odalarındaydı. Gamma yavaş yavaş doğrulmuş ve boş yatağı kontrol etmişti.
Üstünde kalın, içi polarlı, sarı pijamaları vardı. Anlaşılan Hyunjin üstünü değiştirmişti, ona bile uyanmamıştı gamma.
H: "Meleğim uyanmış"
Delta altında gri eşorfman, üstünde hiçbir şey olmadan ıslak saçlarını havluyla kurutarak banyodan çıkmış ve yatağa eşinin yanına oturmuştu. Tabii Felix fırsatı değerlendirmiş ve hemen eşine sokulmuştu.
Hyunjin, küçük bedeni kontrollü bir şekilde iterek sırt üstü yatağa yatırmış ve üstüne çıkarak yüzünün her noktasına sulu, sesli öpücükler bırakmaya başlamıştı. Felix'in tatlı kıkırdamaları Hyunjin'in içinde çiçekler açmasına neden oluyordu.
Sonunda Felix küçük ellerini Hyunjin'in göğsüne yaslamış ve ittirerek kendisinden uzaklaştırmıştı.
F: "Hyunjin dün gece ne oldu öyle"
H: "Benim suçumdu bebeğim, hiçbir güvenlik önlemi almadan sırf senin için oraya geldim ve sizleri de tehlikeye attım. Elbette kralı tahttan indirmek için fırsat kollayan terörcüler vardır. Hepsi benim dikkatsizliğim yüzündendi. Endişelenecek bir şey yok."
Gamma ellerini ıslak siyah tutamların arasına daldırmış ve dolgun dudaklara kendi dudaklarını bastırmıştı. Hyunjin ise küçüğünün öpücüğüne karşılık vererek alt dudağını kendi dudakları arasına alarak emmeye başladı. En büyük bağımlılığıydı küçük kiraz dudaklar...
F: "Kendini suçlama. Ben de gitmemeliydim. Senin dediğin gibi sarayda buluşmamız daha iyi olurdu"
Hyunjin daha fazla can sıkıcı konuları eşelemek istemiyordu o yüzden hemen konuyu değiştirmişti.
H: "Hadi hemen kahvaltıya"
F: "Aç değilim ben"
Gamma yüzünü buruşturarak konuştuğunda delta en güçlü kozunu kullanma kararı almıştı.
H: "Oysaki Jeongin Hyung'un da kahvaltı için aşağıda seni bekliyordu"
F: "GERÇEKTEN Mİ?"
Felix, yataktan fırladığı gibi koşmaya başlamıştı. O kadar seri hareket ediyordu ki kedi gibi hızlı koşuyordu.
Gamma heyecanla adımlarını daha hızlandırmış, merdivenleri ikişer ikişer inmişti.
Kendini kocaman salona atan küçük beden Jeongin hyungunu görür görnez sarılmıştı.
IN: "Fasulyem nasıl bakalım"
F: "Hyung çok özledim seniii"
IN: "Sadece üç gün görüşmedik Lixie'm"
Felix, kocaman gülümsemesiyle Jeongin'den ayrılmış ve Changbin'in kucağında kendi dilinde mırıldanarak parmağını yemeye çalışan Rowoon'a taraf koşmuştu.
F: "Rowoon-ah"
Gamma kollarını bebeğe uzattığında Changbin miniğini yukarı kaldırmış ve Felix'in uzanmasını engellemişti.
F: "Yaah Changbin hyung ver bebişimi"
CB: "Bana selam yok mu?"
Felix hemen yüzüne tatlı bir gülümseme kondurmuştu.
F: "Günaydın Changbinnie hyung~ bebişimi alabilir miyim?"
Alfa kahkahalara boğularak kucağındaki miniği Felix'in kollarına bırakmıştı. Felix bebeişine kavuşur kavuşmaz kendini koltuğa atmış ve Rowoon ile konuşmaya başlamıştı.
O sırada salona Hyunjin, Minho ve Jisung da girmişti. Jisung ve Minho ayı gibi kahvaltı masasına çökmüş olan Changbin'in yanına koşmuş ve yemeye başlamışlardı bile.
Delta ise koltukta, kucağında minik alfayla oturan eşine doğru yaklaşmıştı.
H: "Koşmaman konusunda ne söylemiştim sana Lix"
F: "Ama Hyunjin yavaş koşuyorum ki ben"
Hyunjin, koltuğun önünde tek dizi üstüne çökmüş ve eşine biraz daha yaklaşmıştı.
H: "Senin için yavaş olabilir ama burada sarsılan bir eleman var"
Delta önce işaret parmağıyla eşinin karnını göstermiş sonra da kocaman eliyle karnını okşamıştı. Felix ise bir daha koşmamak adına hızla kafasını sallamıştı.
Ah, Rowoon mu.. o da Felix'in tatlı kokusunu seviyordu ve onun kollarında olmaktan mutluydu. O kadar mutluydu ki kendi kendine mırıldanmaya devam ediyordu.
H: "Küçük alfa! Eşimin kollarındayken bu kadar mutlu olmanız beni kıskandırıyor!"
Hyunjin gülümseyerek bal yanaktan küçük bir öpücük çalmış ve bebeği onun için ayrılmış yere bıraktıktan sonra masaya geçmişlerdi.
Herkes sessiz bir şekilde kahvaltısını yapıyordu, odada sadece yemek çubhkları sesi bir de Rowoon'un mırıltıları duyuluyordu. Ta ki Jisung konuşana kadar...
J: "Bir dakika Seungmin ve Chan nerede?"
Herkes bu soru üzerine başını kaldırmış ve sorgular bakışlarla birbirlerine bakmışlardı. Sonrasında ise hepsi tek ağızdan kahkahalara boğulmuştu. Hepsi neler olduğunu gayet iyi biliyordu...
"Gece flashback"
S: "Chan...."
C: "Sana daha neler hissettireceğim hakkında hiçbir fikrin yok"
Alfa kendini dar duvarlardan tamamen geriye çekmiş ve sert bir şekilde tekrar içeri girmişti. O kadar sert davranıyordu ki odanın her yerinde tenin tene çarpma sesleri duyuluyordu..
S: "A-ahh"
C: "Seni tamamen kendimin yapmama izin ver"
__________
Çoook uzun bir özel bölümün sonuna hoş geldiniz 🤭🤭🤭
Başka özel bölüm gelsin mi?
Umarım bölümü bepenmişsinizdir 🫠🫠
Mr.Mafia okurları için en kısa zamanda bölüm atmaya çalışacağım ama şu an çok kilit noktadayım. Çok dersim var ve yazacak zamanım ve ilham yok.
Neyse hepinizi götünüzden öperim baaay 👋
Bu arada 110K okunma olmuşuz bile 😭😭
Rowoon bebiş 🥺











