İyi okumalar 🦋
_________
Felix, yüzüne doğru acımasızca parlayan güneş ışınları yüzünden gözünü kırpıştırarak, yavaş yavaş açmaya başlamıştı.
Kısık gözlerini ilk açtığında güneş ışınlarına inat açık pencereden dışarı bakmıştı. Birkaç saniye sonra jeton düşmüş olmalıydı ki, kralın odasında olduğunu anlamış ve telaşla tam önünde uyuyan Hyunjin'e bakmıştı.
Yine onun odasında uyumuştu... yine onu rahatsız etmişti...sırf kendi canı yanıyor diye onu gece uykusundan uyandırmıştı.
Dün gece...dün gece. Bir tane jeton daha düşmüş olmalıydı ki Felix gece en son Hyunjin'in kucağında olduğunu hatırlamış ve telaşla küçük elleriyle ağzını kapatmıştı çığlık atmamak için.
Bir süre sonra şaşırmayı bırakmış ve karşısında kusursuz bir şekilde uyuyan deltayı izlemeye başlamıştı , Felix. Hyunjin'e hiç bu kadar yakından, dikkatli bakmamıştı.
Gözünün altında küçük bir ben vardı. Çok mükemmel gözüküyordu. Yanakları yumuşacık hamur gibiydi. Dudakları kalemle çizilmişti sanki.
Dün gece Felix için doktoru aramış, onunla bebeği gibi ilgilenmişti. Gamma bunları düşündükçe hızlanmaya başlayan kalbine söz geçiremiyordu.
Hep acı çekmişti, hep canı yanmıştı ama ilk defa şefkat görmüştü. İlk defa birinin omzunda huzurlu bir şekilde uyumuştu. Ve ilk defa bu kadar yakışıklı birini görüyordu.
Düşünceleri birbirine karışmış şekilde hala kusursuz suratı izliyordu Felix. Gözlerini Hyunjin'in dudaklarından çekemiyordu. Nasıl bu kadar mükemmel olabilirdi ki?
Gamma, yatakta kıvranmış ve biraz daha yaklaştırmıştı kendini deltaya. Daha yakından bakmıştı dudaklarına. O zaten uyuyordu dimi? Bir kerecik öpebilirdi? Uyuyor zaten haberi olmayacaktı ki. Bir kere öpmekten sorun çıkmaz ki.
Felix, içinde biriktirdiği cesaret kırıntılarını bir araya getirmiş ve biraz daha yaklaşmıştı Hyunjin'e. Artık burun burunaydılar ve sanki mümkünmüş gibi Felix'in kalp atışları her saniye daha da hızlanıyordu. İki katına çıkıyordu.
Derin bir nefes aldı ve başını yastıktan kaldırarak, gözlerini sımsıkı kapattı ve kusursuz dudaklarla kendi küçük dudaklarını birleştirip, küçük bir öpücük kondurduktan sonra geri çekilmişti.
Şimdi de bir terslik vardı.. sanırım şimdi heycandan kalbi hiç atmıyordu bile. Sakin olmalısın Felix, sadece küçük bir öpücük kimsenin haberi olmayacak. Hem bu teşekkür öpücüğüydü dimi? Dün gece yaptıkları için ona teşekkür olarak vermişti bu öpücüğü.
Kendi düşünceleriyle kalbini normal haline getimeye çalışıyordu küçük gamma.
H: "Uslu gamma ol"
Hyunjin, gözlerini açmadan sabahın verdiği derin sesiyle, mırıldanarak konuşmuştu. Hyunjin'in uyumadığını anlayan Felix, az önce sakinleştirdiği kalbini tekrar maratona çıkarmıştı.
Gamma telaşla yatakta geriye gitmiş ve yüzlerini uzaklaştırmıştı. Her saniye yatakta biraz daha geriye gidiyor ve panikten ne yapacağını bilmiyordu.
En sonunda Hyunjin, gözlerini açmış ve ilerleyerek elini Felix'in beline atarak vücutlarını birbirine yaklaştırmış, Felix'in yatakta daha da geriye gitmesine mani olmuştu.
H: "Biraz daha gidersen düşeceksin"
Gamma, heycan yüzünden sonuna kadar açık olan gözlerini Hyunjin'in yüzünde gezdiriyordu.
F: "N-neden uyuyor numarası yapıyordun ki?"
H: "Beni öp diye"
Felix, elleriyle belinde duran Hyunjin'in ellerini itmiş ve yatakta gerilemeye devam ederek aşağı inmiş, küçük adımlarıyla kapıya doğru ilerlemişti.
H: "Nereye?"
F: "Odama!"
Gamma'nın "sinirli" sesi, deltayı gülümsetmişti.
H: "Odana gitmen için biraz geç oldu artık sanırım ama sen bilirsin"
Hyunjin gülümseyerek, fısıltıyla Felix'in arkasından konuşmuş ve gammanın odadan çıkışını izlemişti.
....
IN: "Ciddi bir sorun yok. Dediğim gibi bastırıcı almaya alışık vücudu normal fonksiyonları yadırgıyor. O yüzden bazı sorunlar olabilir ama ciddi değil. Bunlar vücudunun iyileştiği haberini veriyor aslında"
Felix, yatağın kenarında oturmuş, Hyunjin ise kapının kenarına yaslanmış dikkatle Jeongin'i dinliyorlardı.
IN: "Sana söylediğim çayı içiyorsun dimi"
Gamma hızla başını aşağı ve yukarı sallayarak, doktoru onaylamıştı. O kadar gergindi ve utanıyordu ki başını yan tarafa çevirip kapının önünde dikilen deltaya bakamıyordu bile.
IN: "Böyle haşmetli duruşuyla seni etkileyip mühürlemesine izin verme"
Jeongin, eşyalarını çantasına doldurarak eliyle Hyunjin'i işaret etmiş ve konuşmuştu. Hyunjin ise başını iki yana sallayarak gülümsemişti.
Omega, elini gamma'nın saçlarına atmış karıştırarak okşadıktan sonra topladığı çantasını da almış kapıya doğru adımlamıştı. Odadan çıkmadan başını Hyunjin'e taraf yaklaştırmış ve fısıldayarak konuşmuştu.
IN: "Feromon bezi yeterince darbe, yara almış. Tamamen iyileşmeden mühürlemeyi aklının ucundan bile geçirme"
Hyunjin de başını, ona fısıldayan omegaya doğru çevirmiş ve onaylamıştı.
H: "Merak etme"
IN: "Evet artık her hamile insanın yaptığı gibi benim de dinlenmem gerekiyor. Umarım uzun bir süre görüşmeyiz kralım"
Son cümlelerini sesli bir şekilde söylemiş ve kıkırdamaya başlamıştı Jeongin. Felix de gülümseyerek omegaya bakmış ve hoşcakal niyetine başını sallamıştı.
H: "Şu kocana hamile olanın sen olduğunu açıkla artık. Dün gelmiş doğumuma 3 ay kaldı ne zaman izine çıkacağım diye soruyor bana"
Jeongin bıkkınlıkla nefes vermiş ve umutsuzca başını sallamıştı.
IN: "3 gün önce canı çilek çekiyor diye 8 tane manav gezmiştik. 9cu manava girdiğimizde hamile olan kişinin ben olduğumu hatırlamıştım."
Herkes kıkırdayarak güldükten sonra Jeongin odadan çıkmıştı. Hyunjin ise yaslandığı kapıdan uzaklaşarak, yatakta oturan Felix'e doğru adımlamıştı.
Kendine doğru adımlayan deltayı gören gamma panikle ayağa kalkmış ve heycandan nereye koyması gerektiğini bilmdeiği ellerini arkasında birleştirmişti.
F: "Özür dilerim"
Hyunjin, tam gammanın önünde durdurmuş adımlarını ve konuşmaya başlamıştı.
H: "Neden?"
F: "Seni izinsiz öptüğüm için"
Delta başını önüne eğmiş ve bıkkın tonda nefes vermişti. Sonrasında ise başını eğerek boyları eşitlemiş ve yüzünü gammanın yüzüne yaklaştırmıştı.
Aralarındaki yakınlığa alışamayan Felix, belinde hissettiği Hyunjin'in iri eliyle irkilmiş ve bir anda kendini Hyunjin ile dipdibe bulmuştu.
Yüzleri ve vücutları o kadar yakındı ki, Birbirlerinin aldıkları nefesi bile hissediyorlardı.
Hyunjin, boşta kalan eliyle Felix'in çenesini kavramış ve yüzlerini biraz daha yaklaştırmıştı.
H: "Peki ya sana temas ettiğimde, içimde kopan fırtınaları ve sana olan hislerimi de anlayabiliyor musun?"
Delta her konuştuğu kelimede, yüzlerinin yakın olması nedeniyle dudakları gammanın dudaklarına çarpıyordu.
Felix, ağır çekimde başını sallayarak Hyunjin'i onaylamıştı. Hissedebiliyordu. Birine dokunduğunda onun neler hissettiğini, Felix de hissedebiliyordu.
Hyunjin, aralarında kalan 1 milimlik mesafeyi de kapatarak dudaklarını, küçük dudaklarla birleştirmişti. Dolgun dudaklarını yavaşça hareket ettirerek, Felix'in üst dudağını emiyordu.
Geri çekilmek için kendini hazırladığında küçük dudakların hareket ederek ona karşılık verdiğini anlamış, bu sefer gammanın alt dudağına geçerek daha tutkulu bir şekilde öpmüştü.
Eğer Hyunjin'in eli Felix'in belinde olmasaydı, gamma çoktan yerlerdeydi heycandan. Kalbi kulaklarında atıyordu ve hiçbir şey duymuyordu.
Arkasında sakladığı ellerini ne zaman, Hyunjin'in omuzlarına dolamıştı onu bile bilmiyordu. Bildiği tek şey vardı bu anın bitmesini hiç istememesi.
....
{J: "Anne Seungmin'lerde kalsam olmaz mı?"
"Oğlum sen artık 12 yaşında kocaman bir adam oldun. Biz yarın sabah erkenden döneceğiz. Seungminleri rahatsız etme. Yat uyu bebeğim"
J: "Sabah erkenden geleceksiniz dimi?"
"Evet kuzum. Sen uyanmadan evde oluruz. Kapıyı kilitle, üstünü güzelce ört ve yat"
J: "Tamam anneciğim iyi geceler"
Jisung telefonu kapatmış ve yatağına doğru ilerlemişti. Ama onu durduran şey kapının çalmasıydı. Yoksa anne ve babası ona süpriz yapmış ve erken mi dönmüşler?
Küçük beden heycanlı ve zıplayan adımlarla kapıya doğru koşmuş ve birazcık bile beklemeden kapıyı açmıştı. Ne de olsa anne ve babasını bekletmek istemezdi.
Kapı kilidi açılır açılmaz, kapı duvara sertçe çarpmış, hatta kapı kolu duvarda küçük bir delik bile açmıştı.}
Jisung terler içinde rüyasından uyanmış ve kendini sakinleştirmek için elini kalbine götürmüştü. Normalde gecenin körü olmasına bakmaz ve Seungmin'i arardı ama şu an araları bozuktu.
Bugün de terslikten ailesi iş için Busan'a gitmişti ve Jisung evde yalnız kalmayı hiç sevmezdi. Ama en azından kabusun devamını görmemişti. Yoksa şimdi daha kötü durumda olabilirdi.
Telaşlı gözlerle etrafına bakan omega karanlık hava yüzünden daha da gerilmiş ve hava almak için telefonunu da eline alarak evin arka bahçesine çıkmıştı.
Belki cesaret eder ve Seungmin'i arardı. Özür dilerse barışırlar mıydı ki? Yoksa Seungmin, Jisung'dan bıkmış mıydı?
_________
Umarım bölümü beğenmişsiniz.
Oy vermeyi unutmayın 🦋






