"Etrafınız sarıldı, teslim olun."
Murat polislere yaklaşarak kimliğini gösterdi.
" İstanbul Cinayet Masasından Komiser Murat ben, konu nedir? "
"Komiserim bir cinayet ihbarı üzerine buradayız. Bu otel altı aydır kapalı. Fuhuş operasyonu düzenlendikten sonra mühürlendi ancak iki gündür otelin ışıklarının yandığı ve dünden beri kendisinden haber alınamayan otel sahibinin burada öldürülmüş olabileceği, zanlının da otelde olduğuna dair istihbarat aldık."
Duydukları karşısında gözleri yuvalarından fırlayan Derin bir ileri bir geri gidip duruyor, bakışları Murat ve diğer polis memurları arasında mekik dokuyordu. Olup biteni anlamakta zorlanan kadın sonunda dayanamayarak konuşmak için atıldı.
" İyi de nasıl olur. İki hafta önce bir e-posta aldım çekilişle bu otelde iki gün iki gece tatil kazandığıma dair. Hangi kaçık böyle bir yer için beni buraya çağırır aklım almıyor."
Benzer bir hikaye de Murat'ta mevcuttu, kendisinin bu otele bilerek çekildiğini hissediyor ancak bu genç kadının varlığına bir anlam yükleyemiyordu.
Uzayan kapı önü sohbetine bir dur demenin zamanı geldiğini düşünen polis memurlarından iri olanı" Komiserim müsaadenizle içeriyi kontrol etmemiz gerekiyor" diyerek temkinli bir şekilde otele girdi.
Murat silahının emniyet kilidini açarak polislerin peşlerinden adımlarken arkasından gelen kadına ani bir dönüş yaptı. Bu beklenmedik hareket ikilinin burun buruna gelmesine neden olurken genç kadının korkuyla yerinde sıçrayıp durmasını sağladı.
"Siz gelmiyorsunuz Derin hanım, içeride ne göreceğimizi bilmiyoruz. Burada kalın lütfen!"
"Burada tek başıma hayatta kalamam ya siz yokken başıma bir şey gelirse " diye cırlayan kadının haklı endişesini kafasında kısaca ölçüp tartan Murat ciddi bir ifadeyle, ihbarın doğruluk payını da göz önünde bulundurarak fikrini değiştirdi.
"Pekala, arkamda kalın ve lütfen hiç bir şeye elinizi sürmeyin. Bu çok önemli anlıyor musunuz?"
Dudakları düz bir çizgi halini alan Derin bir yandan adama onaylarcasına başını sallarken küfretmemek için içinden ona kadar saymaya başladı.
Bir.. iki.. Sanki salağız.. Üç.. dört tamam daha önce böyle şeyler beş... Altı.. Başıma gelmemiş olabilir yedi... Sekiz.. Ukala ne olacak dokuz.. On
Otelin her katını tek tek dikkatle dolaşan polis memurları Derin ve Murat'ın kaldıkları kata geldiklerinde bir anlığına hepsinin burnunu aynı keskin koku sardı. Derinin odasında gördüğü fare leşinden sonra anlaşılan kokunun kaynağını yanlış hesap etmişti Murat. Tabi bunda iki odanın ortasına yerleştirilen ve on saniyede bir koku püskürten oda spreyinin de katkısı büyüktü. Sık aralıklarla baskın koku dağılıyor böylece ortada dikkat kesilecek bir durum kalmıyordu. Diğer katlarda böyle bir oda spreyinin olmayışı bunu fark etmesini kolaylaştırdı.
Şimdiye kadar gezdikleri bütün katlar temizdi bir kaç, kesinlikle bir kaçtan fazla, ölü fareyi saymazlarsa. Kontrol etmedikleri tek yer sarmal merdivenlerin sonundaki, yedinci katta bulunan suitti. Son odaya yaklaştıkça koku dayanılmaz bir hal almaya başladı. Neyle karşılaşacağının aşinalığını bunca yılın tecrübesiyle omuzlarında eskimeyen bir ceket gibi taşıyan Murat görmese de emindi içeride ceset/cesetler olduğundan. Basamakların başında öğürüp duran kadına iyi olup olmadığını anlamak için kısa bir bakış attıktan sonra önünde ilerleyen polislerinse kadından farksız olduklarını gören genç adam bir adım öne geçerek içeri ilk giren olma görevini üstlendi. Cebinden çıkardığı kağıt mendille kapının topuzunu tutup açtıktan sonra altın yaldızla işli oyma kapıyı ayağıyla itekleyerek ilerledi. Emniyet kilidi açık silahıyla içeri dalan Murat yüzüne çarpan kokudan korunmak ister gibi boştaki kolunu kendine siper etti. Her ne kadar cinayet mahallîlerinde görmeye alışık olduğu bir durum olsa da bazı şeylere alışılmıyordu. Kısa koridoru geçip solda kalan odaya kontrollü bir şekilde atıldığında karşılaşmayı beklediği manzara kesinlikle bu değildi.
45 ila 50 yaş aralığında olduğunu tahmin ettiği bir adam çift kişilik yatakta, ellerinden ve ayaklarından sıkıca bağlanmış gözleri tavanda bir noktaya asılı kalmış bir şekilde öylece yatıyordu, çırılçıplak. Süitin içinin güvenli olup olmadığını hızlıca kontrol ettikten hemen sonra polislere dönüp olay yeri inceleme ekiplerini çağırmalarını söyledi. Kendi çalışma alanı olmasa da mesleğin vermiş olduğu öğrenme arzusuyla cesede yaklaşıp ilk yüzeysel incelemeyi yaptı .
Hiçbir şeye dokunmamaya özen göstererek yatağın başına geldi. Adamın vücudunda her hangi bir darp veya yara izi olup olmadığına baktı. En azından cesedin üst kısmında yerinde olmayan cinsel organın dışında, başka bir şeye rastlamadı. Uzuvsuz boşluğun üzerinde iki cansız fare haricinde bir de jilet veya lanset gibi küçük kesici bir cisimle yapıldığını düşündüren derin kesikler vardı. Çiziklere dikkatle baktığında rastgele atılamayacak kadar kusursuz olduklarını fark etti. Kurumuş kandan tam olarak anlaşılamasa da maktülün kasığına bir kelime ya da bir isim yazıldığı belli oluyordu. Yatağın etrafında biraz daha oyalandıktan sonra kalça bölgesi kan gölünde kalan cesedin altındaki dışkıların fazla oluşu dikkatini çekti. Maktülün korkudan altına mı kaçırdığı yoksa ölümün yaklaşık yirmi dört saat önce gerçekleşmesinden kaynaklı organların patlayıp dışarı taşımasından dolayı mı olduğu soruları aklına takıldı. Bu durum adli tıpta netlik kazanacaktı.
Cesedi incelemeyi bırakıp yatağın sol yanındaki gri duvara dayalı, kapıdaki yaldızlı işlemlerle aynı mobilyaya sahip şifonyerin uzun aynasının önündekilere odaklandı. Sıra sıra dizilmiş küçük mumlar neredeyse tamamen eriyip yaldızlı oymaların üzerine akmıştı. Biri boş diğeri dolu olan şarap kadehlerinden hiç dokunulmamış gibi duranın üstündeki ruj lekesine takıldı bakışları. İyice yaklaşıp aralı duran ilk çekmeceyi, dokunmamaya gayret göstererek meslek alışkanlığı yanından ayırmadığı feneriyle incelemeye koyuldu. Kesik organın nereye atılmış olduğunu da bulmuş oldu böylelikle. Yerde yatan bir kaç farenin üzerine basmamaya özen göstererek ekiplerin geldiğini gösteren polis sirenlerini karşılamak üzere kapıya yöneldi.
Hızlı adımlarla merdivenleri inerken az önce genç kadının bıraktıkları yerde olmadığını farketti. Kokuya daha fazla dayanamayan Derin polislerle aşağıya inmiş tedirgin gözlerle etrafı seyrediyordu. Olay yeri ekipleri geldiğinde Murat Derin'in yanına gidip iyi olup olmadığına bakmak istemişti.
" İyi misiniz Derin hanım?"
" İyi miyim? Bu durumda nasıl iyi kalınır söyler misiniz bana? Kim neden böyle birşey yapar? Yukarıda ne gördünüz diye sormaya cesaret bile edemiyorum.. Hem ya bu olanlar üstümüze kalırsa.."
söylediği son cümlenin idrakiyle yüzüne dehşet ifadesi yerleşen kadının o ana kadar bunu ilk kez düşündüğü belli oluyordu.
Genç adam ister istemez makineli tüfek gibi konuşan Derin'in yaşadığı anlık şokla sözcükleri yutup susmasına minnettardı.
" Sizi anlıyorum ancak telaş edilecek bir durum yok, ifade verdikten sonra serbest bırakılırsınız muhtemelen" dedi Murat kızın esmer saçlarıyla oynayışındaki çocuk masumiyetine bakarken.
İfade lafını duyan Derin paniklemiş koğuş bahçesinde volta atan mahkumlar gibi oradan oraya yürümeye başlamıştı.
Hay lanet daha önce hiç ifade vermedim ki ben!
"Murat, devrem!"
Sesin geldiği yöne sırtı dönük olan Murat, devrem lafını duyunca tanıdık bir komiserle karşılacak olmanın rahatlığıyla adama döndü. Hemen tanıdığı genç komisere
" Vay Ahmet dünya sahiden de küçük ha" deyip kollarını uzattı.
Kendi gibi genç komiser olan arkadaşıyla akademiden aynı dönemde mezun olmuşlar, kısa bir süre birlikte çalışmışlardı. Sonrasında eşinin işi dolayısıyla Nevşehir'e yerleşmişti Ahmet komiser.
O da geçmişi başarılarla dolu bir polisti ve eski dostunu görmenin sevinci yüzünden okunuyordu.
Murat'a gelen telefonla ikilinin sohbetleri kısa sürdü. Zaman kaybetmek istemeyen Ahmet de bu fırsatı değerlendirip cinayetin işlendiği süite doğru adımladı.
Şimdi bittin oğlum ayıkla pirincin taşını bakalım.
Gelen aramayı cevaplasa bir dert cevaplamasa ayrı bir dertti zira arayan uçaktan iner inmez sıkı sıkı kendisini aramasını tembihleyen Kerem'den başkası değildi.
Sesine tüm sevecenliğini kattığını umarak gelen çağrıyı yanıtladı Murat
"Hayatım! "
Kerem'den gelen kükreme sesini bertaraf eder diye düşünerek telefonu kulağından uzaklaştırarak konuşmaya devam etti.
"İnan açıklayabilirim neden aramayı unuttuğumu bebeğim.. "
Hay dilini eşek arısı soksun Murat unuttum ne lan..
"Bir de unuttum diyorsun abi pes yani" sitemini ortaya koyan Kerem bir an önce konuya girmek için sabırsızlanıyordu.
İstemeden de olsa telefon konuşmalarına kulak misafiri olan Derin genç adamın eşi ya da sevgilisiyle konuştuğunu düşündü.
Gerçi bu kadar kırılacak gibi konuştuğuna göre kesin sevgilisidir. Yoksa hödüklüğü tutardı.
Kendi düşüncesine kıkırdayan kadın genç adamın dikkatini dağıtmış olacak ki yerinde huzursuzca kıpırdandığını gördü. Utanarak oradan uzaklaşan Derin kendine küfür etmekle meşgulken adamın neden öyle bir tepki verdiğinden habersizdi. Duydukları karşısında donup kalan Murat ise konuşmayı sonlandırarak ilk uçakla İstanbul'a dönmek için bilet bakmaya başladı.