İçeriğe geç

amatör

Bölüm 1 · 3 dk okuma

amatör

Bölüm 1

1🩸Burada Kaldık Yeeun

Normal insanlar alarmları çalınca usul usul yataktan çıkar ve uyanmış olur. Ben genelde yataktan düşerek uyanırım.

Bugün nedense gayet normal bir şekilde -yani benim için anormal- uyandım. Bu sık olmaz, yani bugün şanslı günüm. Yatağımdan çıktım ve üniformamı giymeye başlamıştım. Bu yıl yeni bir okula yazıldım. Gölge Akademisi Lisesi… Adını okuyunca bile niye böyle mistik bir isim seçtiklerini düşünüyorsun. Garip bir ağırlık bırakıyor yani. Ayrıca neden bu kadar kapsamlı bir ihtiyaç listesi var, anlamıyorum. Sanki Hogwarts’a gidiyoruz.

Neyse, işte hazırlandım ve mutfağa indim. Ailem, Amerika’da her zaman gözdesi olan Eun-woo’yu okuluna bırakmaya gitti. Bu yüzden uzmanlık alanım olan tostu yapacağım. Tostumu yaptım ve evden çıktım.

Otobüse bindim. Son durakta inecektim. Oraya kadar neredeyse bütün yolcular inmişti. Sadece sarışın bir kız kalmıştı. Yavaşça görüş alanımıza giren Hae-dong’u izliyordu. Onunla tanıştım ve gerçekten tatlı bir kızdı. Adı Park Rosé’ymiş. O da benim gibi Gölge Akademisi Lisesi’ne gidiyordu.

Beraber indik ve devasa binaya bakakaldık. Hemen yanımızda durup yürümeyle 10 dakika sürmesi, ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyordu. Girişte gruplaşmış öğrenciler vardı. Rosé bir anda kayboldu.

Ben de binaya girip sınıfımı aramaya başladım.

Yürürken bir anda yere kapaklandım. Evet, bu sık olan bir şeydi ama bu sefer ben düşmemiştim. Biri beni düşürmüştü.

Başımı kaldırdığımda sırıtan siyah saçlı bir çocuk gördüm. İsim etiketinde Jeon Jungkook yazıyordu.

Ama şu var ki ben elin çocuğuna kendimi ezdirmem.

“Bakın, yeni kız gelmiş.”

“Gücü var mıdır sizce?”

“Bahse varım şu Yeon gibi olacak sonu.”

Ne dediklerinden zerre anlamıyordum. Yeon kim? Güç derken neyi kastetti?

Birazdan ağzının ortasına bir şeyler yiyecek, o zaman gücüm var mı görür.

Böyle düşünüp ağzının ortasına yapıştırdım.

Ama siz siz olun, Gölge Akademisi’nde gördüğünüz ilk kişiye yumruk atmayın. 🤓 Çünkü benim bu yumruğu atmamla Jungkook saliseler içinde benim arkama doğru ışınlandı. Ve yakama yapışıp beni duvara yapıştırdı.

“Napıyorsun sen?! Az önce yaptığın neydi?!”

“Bir şey yapmıyorum, güzelim. Ama bundan sonra hareketlerine dikkat et. Yoksa-”

“Ne yapıyorsunuz!?”

Bir erkeğin bağırışıyla Jungkook beni bıraktı ve eğilip selam verdi.

Bu gelen Bang Chan’dı. Yani isim etiketinde öyle yazıyordu.

“Daebak! Noluyor burada!?”

"Ne mi oluyor? Adam beni duvara yapışt-"

Jungkook bi anda ağzımı kapatıp rahatça konışmaya başladı.

"Bi şey yok chan sen işine bak."

"Gel sana sınıfını göstereyim"

Gelirim de bu çocuk niye ağzımı bırakmıyor.

Neden bu kadar güçlü bu adam-Lan bıraksana!

Elinden kurtulmayı başardım. Zaten daha bu ışınlanma şeylerini hazmedemediğim için başımı tutup iki saniye durdum. Kafam allak bullaktı. Ailemin beni neden bu harika okula yazdırmaya karar verdiğini çözemiyordum cidden. Bilmiyorlardır. Yada bu okul hakkında düşünmemişlerdir zaten. Ne kadar ki okulun fiyatı. Neden buradayım. Eun-woo neden amerikada ve ben burada ışınlanan öğrencilerin arasındayım?...

"Kang Yeeun?"

Biri bana mı seslendi, tabii ki bana seslendiler dalmışım.

"E-evet."

"İyi misin?"

"İyi mi?" Bu çocuk niye gülüyordu ki? "Sence bu akademide iyi olan bir kişi var mı? Burada tıkıl-"

"Sen ona aldırma. Sana okulu gezdireyim."

Sesimi çıkarmayıp onu takip ettim. Bir müddet koridorlarda ilerledik. Ardından o jungkook denen çocuğun ortalarda olmadığından emin olunca makineli tüfek gibi sorularımı sormaya başladım.

"Bu çocuk nasıl ışınlandı?! Neden kimse normal değil? Yeon kim?! Okula tıkılmak derken ne kasteddi?!"

"Yeeun sadece sakin ol."

"Sakinim ben."

"Eminsin"

"EMİNİM!"

"Tamam...şey, biz bu okuldan çıkamıyoruz"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.