Babamın anneme olan bağırışlarını duymamak için kulaklarımı ellerimin arasına almış, dizlerimi karnıma doğru çekmiş bir şekilde bir öne bir geri sallanıyordum.Konu yine diğer krallıkların tehditleriyle ilgiliydi.Annem sihirli olduğundan onun kraliçe olmasını kabullenemiyorlardı.Bu yüzden annemi birçok kez benle tehdit etmişlerdi.Annem babama bu konuyu her açtığında, umrunda olmadığım babamın beni başka krallıklara verme teklifiyle karşılaşıyordu.Annem bir kere daha bu konudan dolayı babama yakınınca babamın öfkesi bir anda boşalmıştı.
Babamın bağırışlarını nasıl oluyorda saray halkı duymuyor diye düşündüm.Şimdiye kadar anneme yardım etmek çabalamaları gerekmez miydi?Bir anda kapı nazik bir şekilde tıklatırdı.İçeri girmek için izin isteyen kişi babam olamazdı.O olsaydı büyük ihtimalle kapıyı sert bir biçimde açar ve odaya dalardı."Girin"dedim merakla.Ne kadar küçük olsamda bir prenses oluşumdan bana saygı duymaları gerekiyordu.Kapının kolu yavaş bir biçimde aşağı doğru itildiğinde.İçeriyi görmek için kapı aralığından başını uzatan o kadını gördüm,Sofia'yı.Koştum ve çelimsiz kollarımı onun bedenine doladım.Sofia şefkatli bir biçimde onun bedenine yasladığım başımı okşadı ve beni kucağına aldı.
"Sana biraz masal anlatmamı ister misin küçük prenses" Bunları söylerken her ne kadar mutlu görünmeye çalışsada ben onun üzgün olduğunu anlayabiliyordum.Başımı hayır anlamında salladım.
"İlk önce gidip annemi kurtaralım" dedim Sofia'nın yaşlı yüzüne bakarak.Yaşlı kadının yüzündeki tebessüm hızla solarken acıyla yutkundu.Belliki benim böyle şeyleri düşünmek için küçük olduğumu düşünüyordu.Bir anlığına dalıp gitsede hemencecik kendine geldi ve mümkün olduğu kadar mutlu görünmeye çalıştı.
"Aaa küçük prenses, annenler sana küçük bir şaka yapıyorlar.Ben senin bu şakaya kanmayacağını düşünüyordum" dedi beni telaşla yatağıma yatırırken."ben sana burda hikaye anlatırken onlarda şakaya devam etsinler, senin şakaya kandığını sansınlar olur mu? "Başımı evet anlamında salladığımda gülümsedi.Ardından kitaplığımdan bir prenses masalı seçerek başucuma çektiği tabureye oturdu.Babamın bağırışları ve annemin çığlıkları gitgide yükselirken ben çoktan Sofia'nın anlattığı masalın rüyasını görüyordum.
13 yıl sonra bugün...
Babamın kardeşim olduklarını söylediği kızlara bakmayı sürdürdüm.Odada benden başka hiç kimsenin şaşkın olmadığına bakılırsa bu durumdan haberleri vardı.
"Eee odana çıkıp kardeşlerinle biraz sohbet etmeye ne dersin? "diye sordu babam heyecanla.Bu soruyu bana sormuştu ancak ben cevap vermeye fırsat bulamadan beyaz saçlı kız öne atıldı.
" Bence oda ister,sonuçta varlıklarından bile haberi olmadığı kardeşlerini bulmuş"bunu söylerken beyaz saçlu kız doğrudan bana bakmış ve küçük bir tebessüm bahşetmişti.Onu başımla onayladığımda samimi bir gülümseme takınmaya çalıştım.Ardından babam ve kim olduğunu bilmediğim kadının önünde reveransla eğilip izin istedim.Sonrada kardeşim oldukları söylenen kızların peşimden geldiğinden emin olarak odama doğru ilerledim.
Önünde iki adet muhafızın beklediği odamın kapısını iterek açtığımda kızların geçmeleri için yana kaydım.En önde olan beyaz saçlı kız büyülenmiş gibi etrafı incelemeye başladı.Onun ardından gelen hatırladığım kadarıyla Diana adlı kız ise odaya normal gözüyle bakmış ve inceleme ihtiyacı bile duymamıştı.İkisi çok farklı karakterler diye düşündüm.
"Bu avize gerçek altından mı?" Beyaz saçlı prenses tavanda asılı duran avizeyi gösteriyordu.Bu sorusunu garipsemiş bir şekilde doğruladım.Ardından kız hoplayarak kitaplığımın olduğu tarafa yöneldi.
"Benim odam tamamen gümüşten, altını tercih ederdim doğrusu" eline aldığı bir kitabı incelemeye koyuldu.Onu izlemekten sıkılınca Diana'ya döndüm.Kız bıkkın bir tavırla etrafa göz gezdiriyordu.Dudak bükmesinden odamı pek beğenmediği belli oluyordu.Bakışları beni bulunca onu izlediğimi farkettiğinden rahatsız olucak ki gözlerini kısıp gözlerini hızlı bir şekilde beyaz saçlı prensese çevirdi.
"Bu saçmalıklarla uğraşma Moon, şu zavallı prensese her şeyi anlatta bize daha fazla tarihi esermişiz gibi bakmasın"
Zavallı mı? Diana benim hakkımda ne cüretle bu şekilde bahsedebiliyordu?Benim yerimde herkes olsa böyle davranırdı.Onun bu iğneleyici sözlerinden hiç memnun değildim.Şimdiden bile Diana'yla iyi anlaşamayacağımı anlamıştım.Olayları farkeden Moon, hızla elindeki kitabı kitaplığa yerleştirdi.Ve gözleriyle izin isteyerek koltukları gösterdi.Üçümüz birden odanın ortasına konulmuş olan koltuklara otururken ben anlatacakları şeyleri bekliyordum.
Kız kardeşlerim anlatıp anlatmamakta kararsız kalmışlardı ki birbirlerine bakıp duruyorlardı.Fakat sonra karar vermiş olacaklar ki Moon derin bir nefes vererek anlatmaya koyuldu...













