Wilorth evreninde dünyamızın neredeyse aynısı bir gezegene, 100 ışık yılı uzaklıktan patlamış bir gezegenin küçük bir parcası doğrudan dünyaya yaklaşıyordu. Meteor doğrudan dünyaya çarptı ve neredeyse tüm canlıları öldürdü. Meteorun içinden milyonlarca kristal dünyanın dört-bir tarafına saçıldı. Her biri farklı renklerde ve Enerjilere sahipti. Meteorun çarpmasından uzun yıllar sonra tuhaf kristaller yerin altına gömülmüştü.
Geçen yılların ardından insanlar doğdu ve gelişerek medeniyetler kurdular. Başlarda her biri barışçıl canlılardı, fakat kristaller bulunduktan sonra işler değişti.
İnsanoğlu nesiller boyu kristalleri araştırdı, içinde saklı olan gücü keşfettiler ve bu gizemli gücü kendi işlerinde kullanmaya başladılar. Kimisi tarım işlerinde, kimisi avlanmak için, kimisi madencilik ve niceleri için kullanıldı. Dünya bir süreliğine âdeta cennetten farksızdı.
Fakat cennetleri başlarına yıkılmaya başladı. Güce aç kimseler, bir-birleriyle savaşmaya başladı, daha fazla bölge için kendi türlerini katletmeye başladılar. Bu güç yarışı sadece vahşet ve korku getiriyordu.
Bir çok masum can bu savaş yüzünden acı çekerek hayatlarına veda ettiler, kalplerinde büyük bir yarayla birlikye göğe yükseldiler.
İnsanoğlunun yarattığı bu yıkımdan sadece belirli kimseler hayatta kalabilmişdi, Enerjiden ve Kristallerden bihaber cahil kesim. Yıllar bir-birini solladı, seçilmiş kişinin doğumuyla dünya bir kez daha ayaklanacaktı!
Ormanın derinliklerinde kasvetli bir fırtına gecesinde, William Willenger ismi bahşedilen bebek dünyaya gözlerini açtı. Onun Mutlak kaderi çizilmiş ve alacağı her karar, bu bebeği o yola götürecekti.
Bir gün genç William kendi başına ormanda gezerken, gizemli bir his içini bürür ve gittiği yoldan sapmasına neden olur. Küçük bir mağaraya kadar gelir ve içinde onu kendine çeken bir Kristal onu bekliyordu. İçindeki gizemli gücü hiç bilgisi olmamasına rağmen kendi içine çekip kontrolü altına alabilmuşti.
Kısa sürede bu güç yaşadığı kıtada çok popilerleşir ve o gücü kullanmayı öğrenen insanlar türer. Her şey eski Cennetleri gibi olacaktı. Fakat, insanoğlu her dâim kötülüğü içinde barındırır.
Kalbi karanlık tarafa geçmiş, nefret ve hiddeti kendine çekmiş birisi, çok güçlü bir iblis çağırmaya kalkışır ve başarılı olur. Bu iblis o kadar güçlüydü ki, istediği kurbanların hâddi hesabı yoktu. Adam onu kendisinin yükselmesi için kullanacaktı, herkesi ezip en üstte olmak istiyordu.
İblisi bir tılsıma mühürler ve gücünün bir kısmını kullanmayı başarır. Fakat bunlar sadece iblisin dünya ile arasında bir kapı inşâ etmesine vesile oldu. Tılsımdaki mühürü parçalarına ayırarak fiziksel dünyada kendi şekline kavuşur.
Bulunduğu bölgedeki herkesi yer ve gücüne güç katar. Kısa sürede devâsa bir ordu toplar ve tüm dünyayı ayakları altına almayı hedefler. Kendine rakip olabilecek bir insanoğlu arıyordu, onu tatmin edebilecek kadar güce sahip birini.
Küresel savaşa dönen İblis ve İnsan savaşı çoktan başlamıştı. Onlara karşı savaşmak için Klanlar bir olur ve dünyanın belirli bölgelerinde direniş birlikleriyle birlikte savaşırlar.
William Willenger ise, yıkımı kendiyle getiren Litch isimli iblisle savaşıyordu. Onun yoldaşları ise Litch'in Kaos ordusuna karşı savaşmaktaydı.
Uzun süren savaşın ardından William Litch'i kendi geliştirdiği özel bir mühürle hapseder. Ruhu ve bedeni ayrı mühürlere hapsedilir. Savaşın bitmesinden sonra, geri kalan canavarlar öldürülür, bazıları kaçmayı başarır ama asla yüzeye çıkmazlar.
William o savaştan sonra tamamen güçten düşer ve savaş alanında canını Tanrıya teslim eder. Fakat tüm mârifeti, yetenekleri, gücü ve dahası dünyada kalıp gelecekteki kurtarıcıyı seçmek üzere reenkarne olur.
