İçeriğe geç

Altın Kan

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Altın Kan

Bölüm 1

MEKTUPUN GELİŞİ

Odanın içi loş bir ışığa sahipti. Oda sadece dışarıdan gelen ışık ile aydınlanıyordu. Gelen ışığın hepsi yatağın üstünde duran kağıda vuruyordu. Gözlerim uzun bir süre kağıtta takılı kaldı. Ayaklarım resmen ahşap zemine işkence ediyordu. Ellerim titriyor, kağıda ulaşmak için heyecanla terliyordu. Aklım daha ne olduğunu kavrayamamıştı.

Aniden öne atıldım, ellerim ile kağıda uzandım. Üstünde yazan yazıyı bir daha ve birkaç kez daha okudum. Aklım halen tam olarak ne olduğunu anlamamıştı. Kim? Neden? böyle bir yazıyı gece yarısı camdan odama atardı. Benden ne isteniyordu. Korkarak veya korkmayarak her türlü ecele kendi ayaklarım ile gitmem isteniyordu.

Ellerimdeki kağıt iyice buruşmuştu. Üstünde yazan hiçbir yazı tamamen okunmuyordu. Kağıdı aldım ve bende aynı şekilde camdan dışarı fırlattım. Onların isteklerini kendime uyarlayacaktım. Benim notum ise klişe ama anlamlı bir not " son gülen iyi güler" olacaktı.

.

Derin düşüncelerin aklımı bulandırmasıyla uyuyakalmıştım. Sabah olmuştu, güneş yeryüzünü mutlulukla selamlarken ben ise karanlığın ortasında güneş görmeyen yerdeydim. Hiçbir şeye hiçbir anlam yükleyemiyordum. Olağan dışı şeyler bir anda belirmişti hayatımda. Bu kadar takılı kaldığıma inanamıyordum. Belki de çok düşünmemeli ve hayatıma bir hafta önceki gibi devam etmeliyim. Bunun için yapacağım ilk adım aşağıya inip bir şeyler yemek olacaktı.

Mutfağa indiğimde tanıdık olmayan bir yüz ile babam keyifli bir şekilde yemek yiyordu. Yanlarına yaklaşıp" afiyet olsun." Dedim. Babamın karşısındaki kırklı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim adam kafa selamı verip "sağ ol genç Altınsoy" dedi. İsmimi bilmediği için soyadım ile hitap etmişti ama ben soyadımı hiç sevmezdim. Adamın irislerine kilitlenip

"Araf" dedim. Göz hapsimdeki adam "Memnun oldum Araf" dedi. Ama Araf derken vurgulayarak söylemişti." Sizi tanıyabilir miyim?" diyerek bir hamlede ben atmışım.

"Ben tanınacak bir adam değilim Araf" dedi. Yine Araf derken vurgulamıştı. Bu tavırları beni iyice sinir etmişti ama çok takılmamaya kararlıydım. Babamların yanından geçmiş ve kahvaltılık bir şeyler bakındım ama canım hiçbir şey yemek istememişti. Belki canım sadece sahil kıyısında oturarak kahve yudumlamak istiyordur diyerek evden çıkmak için kapıya yöneldim. Geniş gösterişli kapıdan geçerek arabama doğru ilerledim. Arabaya bindiğimde tek başına kahve içmenin sıkıcı olduğunu düşündüğüm için ilk hedefim Kuzey'in evi olmuştu.

Kuzeyi evinden aldım ardından sahil kenarında bir kafeye oturduk. O daha şekerli bir kahve tercih ederken ben hiç şaşmadan Ice Amerikano istedim. Kuzey halimdeki değişiklikleri fark etmiş olmalı ki" Araf bir şey mi oldu?" diye sürekli soruyordu. Hakkımda çıkan haberi herkes biliyordu ama dün odamın camından atılan mektubu kimseye anlatmamıştım. Anlatıp anlatmamak konusunda kararsızlığımı bitirmek zorundaydım. Anlatmanın ve en yakın arkadaşımdan fikir almak mantıklı gelmişti." Kuzey" dedim ve yutkundum. Tüm dikkatini bana vermiş gözlerimin içine kilitlenmişti." Hakkımda çıkan haberlerden sonra iyice gerildim. Bunu biliyorsun ama dün gece eve vardığımda tam yatacakken camdan içeriye bir mektup atıldı. Mektupta korkunun ecele faydası yoktur yazıyordu" dedim. Kuzey duyduklarının üstüne uzun bir süre düşünde bu sürede martılar denizin üstünde süzülüyor Çocuklar sahilde gülerek oyun oynuyordu. Kuzey düşüncelerini söylemek için ağızını araladığında göz pınarlarından bir kaç tane gözyaşı firar etti. " Araf, beni bu gün Maral aradı ve senin söylediğin cümlenin aynısını söyledi" dedi. Maral Kuzeyin kuzeni idi. Ben Bu mektubun babamın düşmanlarından geldiğini ve kaza ile ilgili olduğunu düşünmüştüm ama aynı mektup benimle, babamla ve kaza ile hiçbir ilgisi olmayan Marala da gitmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.